Haberler :::
-
13.07.2026YeniTürk Medyası Başarılı Bir Sınav Verdi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) 15 Temmuz demokrasinin ve milli iradenin zaferinin yıl dönümü kapsamında anlamlı bir panel gerçekleştirildi. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin moderatörlüğünde düzenlenen "15 Temmuz Gecesinde Medyanın Rolü" başlıklı panelde; Türk medyasının direnişteki stratejik önemi, tarihi canlı yayınların perde arkası ve hafızalara kazınan gazete manşetleri kronolojik ve sosyolojik bir perspektifle ele alındı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu’nun akademik, Anadolu Ajansı (AA) İzmir Bölge Müdürü Ahmet Caner Baysal’ın ise sektörel sunumlarıyla katkı sağladığı panelde, Türkiye’nin kendi geleceğini tayin etme kararlılığının en somut nişanesi olan 15 Temmuz direnişinin en önemli aktörlerinden Türk medyasının devlet-millet kenetlenmesinde üstlendiği role dikkat çekildi. Panelin açılış ve moderatörlük konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Batı dünyasının İslam ülkelerine yönelik stratejilerini "içeriden yönetme" modeline kaydırdığına dikkat çekti. FETÖ’nün bu amaca hizmet etmek için insanların temiz dini duygularını sömürdüğünü belirten Prof. Dr. Köse, Sosyolog Erol Güngör’ün "Kitleleri harekete geçirmede en etkili araç dindir" sözünü hatırlattı. Prof. Dr. Köse, örgütün bu gücü kullanarak milleti hipnotize etmeye çalıştığını ancak Türkiye'deki güçlü kurumsal din eğitimi engeline takıldığını belirtti. Cumhurbaşkanımızın Dirayeti Tarihin Akışını Değiştirdi Rektör Prof. Dr. Köse, “Batı, Doğu toplumlarını yönetmek, çerçevelemek ve sömürmek için sosyoloji, psikoloji, antropoloji gibi bilim dallarını araçsallaştırdı. Batı merkezli hegemonik zihniyet, kendisi gibi inanmayan bütün insanları sapkın görüyor. Gerekirse yok etmeyi görev olarak kabul ediyorlar. Farklılıklar üzerinden problemler çıkarmak üzere kendilerini konumlandırmışlar. Farklılıkları çatıştırıyorlar. Bunu da din, mezhepler, ırklar üzerinden yapıyorlar ve maalesef başarıyorlar. Bugün Nijerya'da Boko Haram'ı, bu coğrafyada DAEŞ'i, Haşdi Şabi'yi ve FETÖ'yü kuran, fonlayan ve büyüten akıl aynı küresel akıldır. Bunu zaten kendi devlet başkanları da itiraf etmektedir. Eğer dini sağlıklı bir zeminde insanlara öğretmezseniz, bu durum çok tehlikeli sonuçlar doğurur. Dünyada tarikat şeyhlerinin emriyle topluca intihar eden topluluklar gördük. Fethullah da bu yöntemi kullandı ama ülkemizde başarılı olamadı. Çünkü İlahiyat Fakültelerimiz, Diyanet Teşkilatımız ve din eğitimi veren okullarımız sayesinde bu milletin zihnindeki dini bilgi sağlıklıydı. O zifiri karanlık gecede, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın hiçbir tehdide boyun eğmeyen liderlik vasfı, yüksek dirayeti ve milleti meydanlara çağıran cesur duruşu, tarihin akışını değiştirmiştir. Bu tarihi çağrıya anında yanıt veren aziz milletimizin sarsılmaz vatanseverliği, canından aziz bildiği istiklali uğruna tankların önüne gövdesini siper eden imanı, küresel senaryoları bir gecede yerle yeksan etmiştir. Örgüt gerçek kimliğini ortaya koyduğunda; devletinin yanında saf tutan milletin sağduyusu, feraseti ve gerçek inancı harekete geçerek bu hain girişimi bitirdi. Bu yüzden hem milli ve manevi değerlerimizi koruyan kurumlarımıza hem de bu asil vatanseverlik ruhuna sonuna kadar sahip çıkmalıyız" dedi. Algı Operasyonları ve Medya Üzerinden Yürütülen Psikolojik Harp 15 Temmuz gecesi yaşananların sadece yerel bir ihanet şebekesinden ibaret olmadığını, küresel bir senaryonun sahneye konulduğunu vurgulayan Prof. Dr. Köse, Edward Said’in Oryantalizm eserine atıfta bulunarak; Batı dünyasının ve oryantalizmin Doğu toplumlarına faydacı ve ayrıştırıcı bir amaçla yaklaştığını kaydetti. Rektör Prof. Dr. Köse, 'Darbe girişimi sırasında CIA’in uzantısı olarak faaliyet gösteren küresel bir özel istihbarat şirketinin, Cumhurbaşkanımızın uçağının rotasını anlık olarak dünyaya servis etmesi ve eş zamanlı olarak ABD merkezli NBC News’in "Cumhurbaşkanı Erdoğan Almanya’dan sığınma talep etti" şeklinde asılsız iddialar yayması tesadüf değildir. Bu hamleler, milli iradeyi kırmak ve darbecilere psikolojik üstünlük sağlamak için planlanmış organize birer algı operasyonudur. Yaşanan bu somut örnekler, karşımızdaki kirli yapının köklerini, sınırları aşan bağlantılarını ve arkasındaki küresel üst aklı tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir.” diye konuştu. Hainlerin Zamanlama Planını Milletin Doğal Refleksi ve Sağduyusu Bozdu Panelde medyanın ve toplumsal reflekslerin sosyolojik boyutunu açıklayan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, 15 Temmuz gecesi Türk milletinin gösterdiği direnişin dünya tarihinde bir eşi daha olmadığını söyledi. Darbe girişiminin zamanlamasına ve kriz yönetimine dair çarpıcı teknik detaylar paylaşan Prof. Dr. Bulduklu, örgütün planlarının nasıl altüst olduğunu resmi raporlar ve itirafçı beyanları üzerinden aktardı. Prof. Dr. Bulduklu, "Krizin genel karakteri belirsizliktir ve belirsizlik insanı ürkütür. Biz toplum olarak kriz anlarında planlı hareket etmekten ziyade kültürel kodlarımızla, doğal bir refleksle bir araya toplanıyor ve hızlı kenetleniyoruz. 15 Temmuz'da da böyle oldu. FETÖ’cü hainlerin kendi ifadelerine göre kalkışma saati aslında gece 03,00 olarak planlanmıştı. Eğer o saatte başlasalardı, millet sabah darbe ortamına uyanacaktı ve zayiat çok daha ağır olabilirdi. Ancak MİT'e yapılan ihbar ve örgüt içindeki sızıntılar nedeniyle panikleyip planı saat 20.30 sularına çektiler. Millet henüz ayaktayken bu işe kalkışmaları, planlarının erkenden deşifre olmasını sağladı. Tabii ki saat 03.00'te de olsaydı bu milletin sağduyusu onlara geçit vermezdi ama zamanlamanın öne kayması oyunlarını tamamen bozdu” dedi. Eski Darbelerin Ezberi İletişim Teknolojileri ve Medyanın Dik Duruşuyla Bozuldu Eski darbeler ile 15 Temmuz arasındaki en büyük farkın iletişim teknolojileri ve medyanın duruşu olduğunu belirten, o gece yürütülen başarılı iletişim stratejisine değinen Prof. Dr. Yasin Bulduklu, sergilenen devlet-millet kenetlenmesiyle hainlerin başarısız olduğunu ifade etti. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Geçmiş darbelerden alışkın oldukları için askerler ilk olarak TRT’ye yürüdü ve kurumu tamamen tahliye edip yayını kestiler. Eskiden sadece televizyonu susturduğunuzda herkes susuyordu. Ancak bu kez farklı bir tablo vardı; başta TRT’nin hızla toparlanması, yerel ve ulusal kanalların kesintisiz yayına devam etmesi kırılma noktası oldu. Dönemin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım’ın süreci ilk andan itibaren bir 'darbe' değil, başarısızlığa mahkûm bir 'kalkışma' olarak nitelendirmesi, psikolojik üstünlüğü millete verdi. Ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın ekranlardan yaptığı o tarihi çağrı, halkın topyekûn sokaklara dökülmesini ve darbenin ilerlemesini engelledi. Türk medyası o gece vatan savunmasında muazzam bir sınav verdi; koordinasyon ve mobilizasyon tamamen medya üzerinden başarıyla yürütüldü. Hiçbir millet yok ki böyle bir girdaptan tek yürek olarak çıkabilsin. Kendisine doğrulan tankların üzerine yürüyen, sopa ile direnen, mermilere göğsünü siper eden başka bir halk yoktur. O geceye ait videoları her izlediğimde derinden etkileniyorum; evinde bebeği olan anneler babalar meydanlara koştu, gencecik evlatlarımız da hainlerin üzerine yürüdü. Biz bu şanlı direnişi ve tuttuğumuz yasları konuşurken, aslında kazandığımız o muazzam başarıyı farkında olmadan küçümsüyoruz. Bu algının kırılmasında ve o gecenin hakkıyla idrak edilmesinde medyanın rolü hayati bir önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. Uluslararası Medyanın Kirli Propagandası Uluslararası ana akım medyanın ve FETÖ destekli küresel yayın organlarının o gece yürüttüğü çok katmanlı kara propagandayı somut örneklerle deşifre eden Prof. Dr. Yasin Bulduklu, küresel medyanın iki yüzlü tavrını eleştirdi. Prof. Dr. Bulduklu, "Uluslararası medya, kalkışmanın ilk saatlerinde habercilik ilkelerini bir kenara bıraktı. Fox News gibi küresel kanallar ekranlarında adeta darbe seviciliği yaparak savunurken, Daily Times gibi mecralar iradesine sahip çıkmak için tankların önüne atlayan kahraman halkı 'koyun' olarak niteleyecek kadar küstahlaştı. Ne zaman ki Sayın Cumhurbaşkanımızın tarihi çağrısı ve hükümet yetkililerimizin net duruşuyla ibre tersine döndü, darbenin gidişatını gözleyen bezgin bir üslup takınıldı ve kalkışmanın başarısız olacağını anladıkları anda ise psikolojik harbin yönünü değiştirdiler. Organize bir dezenformasyon mekanizması devreye sokuldu. Uluslararası mecralarda satılık kalemlere sipariş makaleler yazdırarak, meşru hükümeti 'baskıcı ve intikamcı' göstermeye çalıştılar. FETÖ medyasının ve siber alandaki manipülasyon hesaplarının ürettiği argümanları küresel kamuoyuna taşıdılar. Yürüttükleri sistematik algı operasyonunun temel hedefi; Türkiye’nin bu direnişle modern dünyadan kopacağı, hızla dindarlaşacağı ve kaos içindeki bir Ortadoğu ülkesine dönüşeceği korkusunu yayarak darbecileri masumlaştırmaktı” dedi. Mevzu Vatansa Gerisi Teferruattır Diyen Türk Medyası Küresel ölçekteki devasa algı operasyonunun ve dezenformasyon kuşatmasının Türk medyasının sergilediği tarihi dayanışma sayesinde çöktüğünü belirten Prof. Dr. Bulduklu, yerel medyanın milletin sesi olma işlevini hakkıyla yerine getirdiğini belirtti. Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Batı medyası bu kirli senaryoyu yazarken, Türk medyasının ideolojik farklılıkları bir kenara bırakıp 'Mevzu vatansa gerisi teferruattır' diyerek tek yürek olacağını hesaba katmamıştı. O gece Türk medyası, uluslararası şebekelerin iddia ettiği gibi sadece pasif bir haber iletici değil, bizzat milli iradenin koordinasyon ve mobilizasyon merkezi haline geldi. Ulusal ve yerel yayın organlarımızın hiçbiri haddini aşan, darbecileri meşrulaştıran tek bir yayına müsaade etmedi. Sosyal medya ve televizyonlar üzerinden halkın sokaklarda kalmasını sağlayan kesintisiz bir bilgi akışı yönetildi. Dahası, doğru zamanda doğru isimlerin ekranlara çıkarılması; sahayı, sokağı ve ordu içindeki vatansever subayların sesini millete ulaştırması müthiş bir iletişim zekasıydı. Uluslararası medyanın 'Türkiye'de iç savaş var' veya 'Hükümet düştü' yalanlarına, Türk medyası çıplak gerçeği anında dünyaya haykırarak yanıt verdi. Demokratik meşruiyeti koruma altına alan bu kararlı yayıncılık, sokağın motivasyonunu diri tuttu ve küresel şer odaklarının Türkiye’yi kendi silahıyla vurma planını tamamen boşa çıkardı" ifadelerini kullandı. Konuşmasının sonunda hafızanın ve sürekliliğin önemine vurgu yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, "Aradan 10 yıl geçti. O dönem henüz 8-10 yaşlarında çocuk olan evlatlarımız bugün üniversite sıralarında oturuyor. Bu hain girişimin öncesini, sonrasını ve o büyük uluslararası kuşatmayı gençlerimize bıkmadan anlatmalı ve asla unutmamalıyız. Bu sadece bir darbe değil, ülkemizi bir iç savaşa sürükleme girişimiydi" diyerek milli bilincin taze tutulması gerektiğinin altını çizdi. Türk Medyası O Gece Vatan Savunmasında Kusursuz Bir Sınav Verdi Panelde sektörel deneyimlerini ve medyanın operasyonel gücünü paylaşan Anadolu Ajansı (AA) İzmir Bölge Müdürü Ahmet Caner Baysal, 15 Temmuz gecesi Gaziantep Bölge Müdürü olarak görev yaptığını belirterek, ilk anlarda yaşanan şaşkınlığı ve ardından hızla alınan millî aksiyonu anlattı. Gazetecilerin o gece canları pahasına tarihi bir sorumluluk üstlendiğini ifade eden Baysal, "Olayın ilk dakikalarında kendi iç iletişim gruplarımızda öğrendik. Başlangıçta bir şaşkınlık oldu ama mesleki refleksimiz ile durumu hızlıca anlamaya çalıştık. 'Böyle bir askeri darbe girişimi bu çağda nasıl olabilir?' diye konduramıyorsunuz başlangıçta ama hafızamızı ve profesyonelliğimizi çok çabuk toparladık. Türk medyası olarak o gece hakikaten kusursuz ve çok başarılı bir sınav verdik" dedi. Her Bir Vatandaşımız Bizim İçin Sahadaki Bir Muhabirdi Darbe girişiminin kırılma noktalarında Anadolu Ajansı ve yerel medyanın üstlendiği "hakikati gösterme" misyonuna değinen AA İzmir Bölge Müdürü Baysal, halkın direnişini dünyaya duyurmak için mobil teknolojileri etkin kullandıklarına işaret etti. Baysal, "Bugün hafızalara kazınan, az önce ekranlarda izlediğimiz o tarihi ve çarpıcı görüntülerin tamamı bizim kanallarımız aracılığıyla dünyaya servis edildi. O gece adeta her bir vatandaşımız sahada bizim için birer muhabir gibi çalıştı. Sahadan gelen anlık görüntüleri abonelerimize servis ettik. Bizim o anki tek ve en büyük amacımız; Türk milletinin bu hain darbeye karşı gösterdiği o asil duruşu ve sarsılmaz iradeyi dünyaya anında ilan edebilmekti. Sosyal medyanın bu kadar yaygın olduğu bir dönemde doğru ile yanlış; dezenformasyon ile hakikat birbirine çok çabuk karışıyor. Cuntacılar TRT’de zorla bildiri okutup CNN Türk’ü basarken, Anadolu Ajansı binasına da yöneldiler. Ancak emniyet güçlerimizin aldığı kararlı önlemler ve çalışanlarımızın dik duruşu sayesinde içeri sızamadılar. Çünkü biz o sırada çok stratejik bir görev yürütüyorduk: Hakikati tüm çıplaklığıyla ortaya koymak mecburiyetineydik ve bunun için ölmeye de hazırdık" şeklinde konuştu. Mobil Teknolojiler Etkin Şekilde Kullanıldı İletişim teknolojilerinin ve sonrasında medya yoluyla yapılan açıklamaların darbenin seyrini değiştirdiğini belirten AA İzmir Bölge Müdürü Baysal, 15 Temmuz’un geçmiş askeri darbelerle mukayese edildiğinde medyanın milleti birleştiren yönünün ön plana çıktığını söyledi. Baysal, “1960 ve 1980 darbelerinde iletişim imkânları bu kadar güçlü değildi. Cuntacılar radyoya veya TRT’ye gidip tek bir bildiri okutuyor, orayı durdurunca iletişim ağlarını kapatıyor ve halkı kaderine razı olmaya zorluyordu. Toplumun organize olması engelleniyordu. Fakat 15 Temmuz'da çok büyük bir avantajımız vardı: İletişim altyapısı artık çok güçlü ve yayınları kesemediler. Eğer o gece iletişim hatları koparılsaydı, süreç çok daha karanlık ve farklı noktalara evrilebilirdi. İletişim kesilmeyince bizler cep telefonlarımızla canlı yayınlar yaptık, haberlerimizi mobil olarak geçtik ve müthiş bir mobilizasyon sağladık. Sayın Cumhurbaşkanımızın Facetime üzerinden televizyonlara bağlanarak halkı meydanlara davet etmesi, dönemin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım’ın 'Bu bir kalkışmadır' diyerek irade göstermesi bu sayede dalga dalga yayıldı. Hemen ardından İstanbul’da 1. Ordu Komutanı’nın ve peş peşe vatansever subayların net açıklamaları Anadolu Ajansı üzerinden servis edildi. Bu açıklamalar, darbe cuntasının psikolojik harbinde çok büyük bir kırılma yarattı ve milletimiz 81 ilde meydanları doldurdu" dedi. Yakın Tarihin Gerçekleri Genç Kuşaklara Doğru Kanallarla Anlatılmalı Gaziantep’te görev yaptığı dönemde bölgesel krizleri ve terör operasyonlarını çok yakından tecrübe ettiğini hatırlatan AA İzmir Bölge Müdürü Baysal, yakın tarihin objektif bir şekilde genç kuşaklara aktarılmasının hayati olduğunu söyleyerek konuşmasını tamamladı: "Gaziantep’te görev yaparken Suriye’deki iç savaşı 2011 yılından itibaren tam 6 yıl boyunca çok yakından, sınır hattında takip ettim. Suriye'nin iç savaştan önceki halini de biliyorum, şimdiki yıkılmış durumunu da. Keza Güneydoğu'da PKK terör örgütünün hendek barikat operasyonlarıyla yaratmak istediği o kalkışma iklimini ve halkımıza yaşattığı büyük acıları da bizzat sahada soludum. Bütün bu yaşadıklarımız aslında uzak değil, çok yakın tarihler. Bu ülkenin geleceği olan gençlerimize, üniversite öğrencilerimize hiçbir siyasi kaygı ve yaklaşım gütmeden, tamamen objektif ve yalın gerçeklerle bu süreçleri anlatmak zorundayız. Türkiye'nin nasıl bir uçurumun kenarından döndüğünü bilmeliler ki bir daha böyle acı olaylarla, hain pusularla karşılaşmayalım. Bu noktada medyanın gücünü, hafızayı taze tutmak ve gerçekleri gelecek kuşaklara doğru kanallarla aktarmak için çok daha etkin kullanmalıyız." Konuşmaların ardından Rektör Prof. Dr. Köse; panelistler AA İzmir Bölge Müdürü Baysal ile Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu’ya teşekkür belgesi takdim etti. -
03.07.2026
Geleceği Tasarlayacak Mühendislere Görkemli Uğurlama
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi (İKÇÜ MMF) 2025-2026 eğitim-öğretim yılı mezuniyet töreninde 314 genç mühendis diplomalarını alarak kep attı. Yüzde 100 İngilizce eğitim veren ve MÜDEK akreditasyonlarıyla öne çıkan fakültenin mezuniyet törenine aileler, akademisyenler, sektör temsilcileri ve mühendislik meslek odalarının yöneticileri yoğun katılım gösterdi. Fakülte bünyesindeki dokuz bölümü başarıyla bitiren öğrenciler, spor salonunda iki oturum halinde gerçekleştirilen mezuniyet töreniyle mühendislik mesleğine uğurlandı. İlk oturumda Biyomedikal, İnşaat, Elektrik-Elektronik ve Bilgisayar Mühendisliği bölümleri; ikinci oturumda ise Harita, Makine, Metalurji ve Malzeme, Mekatronik ile Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği bölümlerinin öğrencileri mezuniyet sevinci yaşadı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut, MMF Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar, bölüm başkanları ve akademisyenlerin ev sahipliği yaptığı törenlerde; Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Nejat Toscalı ve yönetim kurulu üyeleri, İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Ozant, Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri Necmi Varlık, Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Emre Baran ve Petrol Mühendisleri Odası Başkanı İnanç Alptuğ Hidiroğlu da genç mühendislerin mezuniyet heyecanına ortak oldu. Araştırma Üniversitesi Yolunda Kararlı İlerleyiş Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin "Araştırma Üniversitesi" olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini vurguladı. Kuzey İzmir TEKMER ve Teknoloji Geliştirme Bölgesi (Teknopark) gibi yapılarla sanayi iş birliklerini güçlendirdiklerini belirten Prof. Dr. Akbulut, “Üniversitemiz, araştırma üniversitesi olma doğrultusunda stratejik bir yönetim benimsemiş ve bu amaçla farklı alanlarda önemli adımlar atmayı sürdürmektedir. Kuzey İzmir TEKMER A.Ş., TTO A.Ş. ve son olarak şirketi kurulan ve faaliyetlerine başlayan Kuzey İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi gibi yapılar aracılığıyla bilimsel bilginin teknolojiye dönüştürülmesine yönelik çalışmalar artarak devam etmektedir. Üniversitemizin iki büyük sanayi bölgesinin merkezinde yer alması ve İzmir’in kuzey aksındaki sanayi bölgelerine yakınlığı da farklı sektörlerden firmalarla yakın iş birliği içerisinde olmamıza ilave katkı sağlamaktadır. Rektörlüğümüz, Dekanlığımız, Proje Genel Koordinatörlüğümüz, Kariyer Merkezimiz, Uygulama ve Araştırma Merkezlerimiz, öğrenci topluluklarımız ve diğer ilgili birimlerimizle ortak çalışarak sanayimizin önde gelen firmalarını üniversitemizde akademisyenlerimiz ve öğrencilerimizle buluşturmak için yoğun bir gayret içerisindeyiz. Bu sinerjinin ve teknoparkımızın Mühendislik ve Mimarlık Fakültemizdeki akademisyenler ve öğrenciler için ne kadar önemli olduğunun farkındayız. Üniversitemiz, genç bir yükseköğretim kurumu olmasına rağmen kısa sürede önemli akademik başarılara imza atarak gelişimini kararlılıkla sürdürmekte ve farklı olduğunu göstermektedir. Fakültemizde bulunan yedi bölümün MÜDEK tarafından akredite olması hem üniversitemizin hem de fakültemizin kalite yolculuğunda çok kıymetli bir gelişme olmuştur. Bu çalışmalarda görev alan tüm akademik ve idari personele çok teşekkür ediyorum” dedi. Değişimin İzleyicisi Değil, Tasarlayıcısı Olacaksınız Prof. Dr. Akbulut, mezunlara hitaben yaptığı konuşmada çözümler arayan ve üreten mühendislerin ülkemizin gelişmesinde çok önemli roller üstleneceğini kaydetti. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Akbulut, “Gelişimin ve değişimin çok hızlı olduğu bir teknoloji çağında yaşıyoruz. Yapay zekâ, veri bilimi, sürdürülebilir enerji gibi alanlar geleceği şekillendirecek. Birer Türk mühendisi olarak sizler, küresel ölçekteki bu teknolojik değişimi sadece dışarıdan izleyen değil; ülkemizin yerli ve milli teknoloji hamlesini sırtlayan, dışa bağımlılığı azaltacak yerli çözümleri tasarlayan ve uygulayan asıl güç olacaksınız. Ülkemizin, kendi kaynaklarıyla katma değeri yüksek fikirler ve yerli teknolojiler geliştirecek mühendislere her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Attığınız her imzada dürüstlüğü, çevreye duyarlılığı ve insan odaklı olmayı ilke edinin. Hepinize ömür boyu sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum. Yolunuz ve bahtınız açık olsun” diye konuştu MÜDEK Akreditasyonları Eğitim Kalitesini Tescilledi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar, dokuz bölümden 314 genç mühendisi daha ülkeye kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. İlk mezunlarını 2016 yılında vermeye başlayan MMF’nin bugüne kadar 2 bin 416 mezununu sektöre kazandırdığını aktaran Prof.Dr. Bombar, fakültenin öğrenci odaklı dönüşüm stratejilerinin güçlü sonuçlarını aldıklarını ve uluslararası standartlardaki eğitim kalitesine dikkat çekti. MMF Dekanı Prof. Dr. Bombar, “Fakültemizde yedi programımızın MÜDEK tarafından tam akreditasyon sahibi olması, sunduğumuz mühendislik eğitiminin küresel geçerliliğini ve yüksek kalitesini tescilleyen, Türkiye genelinde nadir görülen bir başarıdır. Fakültemizde Elektrik-Elektronik Mühendisliği ve Makine Mühendisliği Programlarının akreditasyonu 3 yıl daha uzatılmıştır. Biyomedikal Mühendisliği ilk başvurusunda akredite olmuştur. Harita Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Mekatronik Mühendisliği ve Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Programları ise tam akreditasyon sahibi olmuştur. Bilgisayar Mühendisliği Bölümü mezunlarını verdikten sonra Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği Bölümü ile birlikte akreditasyon sürecindeki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Akreditasyon süreçleri, eğitim kalitemizin sürdürülebilirliği açısından en büyük güvencemizdir. Sizler için çalışan emek veren ve burada mezuniyetinizde sizi yalnız bırakmayan değerli bölüm başkanlarımıza ve akreditasyon komisyonu üyelerimize yürekten teşekkürlerimi sunarım. Onlar imkânsız denileni başardılar” dedi. Vatanını En Çok Seven, İşini En İyi Yapandır Son olarak meslektaşlarına seslenen Prof.Dr. Bombar,” Sizler eğitim–öğretim faaliyetlerimizi geliştirirken görüşüne başvuracağımız başlıca paydaşlarımızdan birisi olacaksınız. Ayrıca iş hayatındaki tecrübelerinizi, yeni öğrencilerimizle paylaşmanız ve onları yönlendirmeniz de büyük katkı sağlayacaktır. Bu nedenle üniversitemizin mezun iletişim sistemine üye olmanızı, üniversitemizin sizler için hazırladığı mezun kartını kullanarak üniversitemizde gerçekleştirilecek etkinliklere katılmanızı bekliyoruz. İKÇÜ ailesinin bir üyesi olarak, kapımız sizlere her zaman açık olacaktır. Sizleri hayata, bilimi, ahlakı, meslek sevgisini, memleket sevdasını, ülkemizin büyük ideallerini, kuşanmış olarak uğurluyoruz. Hangi görevi yaparsanız yapın en iyisini yapmaya çalışın, mütevazi olun kibre yenilmeyin, etik kurallara uyun, toplumun her ferdine karşı nazik ve memleketimize faydalı mühendisler olun. Sadece kendi kariyerini düşünen değil; sahip olduğu bilgi birikimini, mühendislik dehasını ve ürettiği teknolojileri memleketimizin kalkınması, sanayimizin güçlenmesi ve insanımızın refahı için seferber eden, ülkesine katma değer sağlayan faydalı mühendisler olun. Şuna eminim ki kariyer hayatınız boyunca başladığınız işi bitireceksiniz, yılmayacaksınız, vazgeçmeyeceksiniz. Asla unutmayın, vatanını en çok seven, işini en iyi yapandır” ifadelerini kullandı. Asıl Mesele Başarılı Olmak Değil, Faydalı Olmaktır Fakülte ve Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Birincisi Sılagül Erol ise tüm mezunlar adına yaptığı konuşmada mezuniyetin bir bitiş değil, yeni bir sorumluluğun başlangıcı olduğunu vurguladı. Bilimin ancak özgür düşünce ve sorgulama ortamlarında gelişebileceğini ifade eden Erol, “Bizler hangi şartlarda olursak olalım; akıldan, bilimden, fikir özgürlüğünden, adaletten ve vicdandan ayrılmadan yürümeye devam edeceğiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma idealini hatırlamak gerektiğine inanıyorum. Ülkesine karşı sorumluluk duyan her genç için asıl mesele yalnızca başarılı olmak değil; aynı zamanda faydalı olmaktır. Bugün burada fakülte derecesiyle mezun olmanın gururunu taşıyor olsam da bu başarının yalnızca bir kişiye ait olmadığını çok iyi biliyorum. Bu başarıda ailemin sonsuz desteği, dostlarımın varlığı, hocalarımın emeği ve fakültemizin bana kattığı her şeyin payı var. Bu nedenle başta ailem ve her daim yanımda olan dostlarım olmak üzere, üzerimde emeği bulunan bütün hocalarıma ve fakültemizin tüm mensuplarına içten teşekkürlerimi sunuyorum. Özellikle anneme; bana küçük yaşlardan itibaren hak ve adalet duygusunu öğrettiği, en umutsuz anlarımda bile bana güç ve cesaret verdiği için sonsuz teşekkür ediyorum. Mezuniyet sevincini yaşayan tüm arkadaşlarımı gönülden kutluyorum. Yolumuz açık, vicdanımız güçlü, hedeflerimiz büyük olsun. Üreten, geliştiren, sorumluluk alan, ülkesine ve insanlığa fayda sağlayan bireyler olarak hayat yolculuğumuza devam etmemizi diliyorum” dedi Konuşmasının ardından fakülte birincisi Erol, mezuniyet kütüğüne dönem plaketini çakarak başarısını ölümsüzleştirdi. Fakülte İlk Üçü Bilgisayar Mühendisliğinden Mezuniyet töreninde fakülte ve bölümlerinde dereceye giren öğrencilere başarı belgeleri ile çeşitli hediyeler, protokol üyeleri, akademisyenler ve sektör temsilcileri tarafından takdim edildi. Fakülte genelinde ilk üç dereceyi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğrencileri elde ederken, Sılagül Erol fakülte birincisi, Özlen Yudum Besleme fakülte ikincisi ve Sarp Sünbül fakülte üçüncüsü olarak ödüllerini aldı. Bölüm derecelerinde ise Biyomedikal Mühendisliği Bölümünde Mariama Bah birinci, Esin Bilge Kıymetli ikinci, Beyza Şen ise üçüncü oldu. İnşaat Mühendisliği Bölümü birincisi Hilmi Kuşpaz'ın başarı belgesi; İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökçen Bombar, Taykon Çelik Firması Temsilcisi Anıl Karabulut ve İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Temsilcisi Melike Yıldırımtarafından takdim edildi. Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü birincisi Emirhan Marifet, Makine Mühendisliği Bölümü birincisi Ozan Aygün ile bölüm ikincisi Asude Keskin ve Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümü birincisi Melike Yeğin de başarı belgelerini alarak mezuniyet sevincini yaşadı. Mekatronik Mühendisliği Bölümünde ise Büşra Neva Çelebi birinci, Mehmet Emin Koç ikinci ve Ceren Kahraman üçüncü olarak ödüllendirildi. Harita Mühendisliği ile Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği bölümlerinden mezun olan öğrenciler de diplomalarını alarak mezuniyet coşkusuna ortak oldu. Mühendislik meslek andını hep birlikte okuyan mezunlar, geleneksel kep atma seremonisiyle mezuniyet sevinçlerini paylaşarak meslek yaşamlarına ilk adımlarını attı. -
02.07.2026İİBF, Geleceğin Liderlerini Uğurladı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde (İİBF) lisans eğitimlerini başarıyla tamamlayan, ülkemizin geleceğine yön verecek onuncu dönem mezunları düzenlenen görkemli bir törenle meslek hayatına uğurlandı. İktisat, İşletme, Uluslararası İlişkiler, Maliye, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi ile Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik bölümlerinden mezun olan 129 öğrencinin sevincine, spor salonunu dolduran yüzlerce davetli ortak oldu. Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölümü öğrencisi Azranur Ergün, fakülte birinciliğinin yanı sıra elde ettiği üstün başarıyla üniversite birincisi olarak da İİBF'ye büyük gurur yaşattı. İİBF Dekanı Prof. Dr. Sevtap Ünal'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen 2025-2026 eğitim-öğretim yılı mezuniyet törenine Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, dekanlar, bölüm başkanları, akademik ve idari personel ile mezun öğrencilerin aileleri katıldı. Geleceğin Dönüşümüne Yön Verecek Mezunlar Mezunları ve ailelerini üniversite yönetimi adına tebrik eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, İİBF'nin 2011 yılında kurulan genç ve dinamik bir fakülte olmasına rağmen kısa sürede akademik başarılarıyla öne çıktığını söyledi. Fakültenin sürdürülebilirlikten veri analitiğine kadar geniş bir yelpazede, donanımlı sosyal bilimciler yetiştirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Akbaş, "Bilim, onu öğrenmeye, geliştirmeye ve paylaşmaya adanmış insanların özverili çabaları ile gelişir. Fakültemizin kuruluşundan itibaren geçen kısa sürede, başarılı bilimsel çalışmalar yürüterek Üniversitemizin adını ulusal ve uluslararası düzeyde duyuran; bunların yanı sıra ailelerinin bizlere emanet ettiği öğrencilerimizi alanlarında başarılı birer iktisatçı, işletmeci, maliyeci, sağlık yöneticisi, siyaset bilimci, kamu yöneticisi, uluslararası ilişkiler uzmanı, uluslararası ticaret işletmecisi ve veri analisti olarak yetiştiren; bilgi, beceri ve tecrübeleriyle olgunlaştıran siz kıymetli hocalarımıza Üniversitem adına teşekkür ediyorum. Her bir mezunumuz; eleştirel bakış açısına sahip, analitik düşünebilen, veriye dayalı karar alabilen, değişimi zamanında ve yerinde doğru analiz edebilen nitelikli değerler olarak iş sahalarında başarılı olmaya namzettir” dedi. Mezuniyet Yeni Bir Başlangıç Mezunların, geleneksel alan bilgisi yanında günümüzde öne çıkan başlıklarda güçlü bakış açıları kazandığını aktaran Prof. Dr. Akbaş, gençlere gelecek yolculuklarında başarılar dileyerek konuşmasını şöyle sürdürdü: "Gençlerimiz üniversitemizden ayrılırken sürdürülebilirlik, girişimcilik, yönetişim, dijital dönüşüm, finansal istikrar, sosyal adalet, kamu politikalarının etkinliği ve veri analitiği gibi konularda güçlü bir sosyal bilim perspektifi ile donanımlı olarak mezun olmaktadırlar. Öncelikle Üniversite sınavını kazanarak geldiğiniz Fakültenizden, harcadığınız emeklerin karşılığında yükseköğretiminizi başarıyla tamamlayıp mezun olmanızdan dolayı her birinizi tebrik ediyorum. Siz de artık İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunusunuz. Lisans öğreniminiz boyunca edindiğiniz bilgi, beceriler ve toplumsal sorumluluk bilinciyle; yetişmiş, nitelikli birer insan olarak milletimizin her zaman yanında olacağınıza güvenimiz tam. Bilimle, öğrenmeyle bağınızı hiçbir zaman koparmayın. Hayat boyu kendinizi geliştirmeye devam edin. Günümüzde bilgi tarihte hiç olmadığı kadar hızlı gelişiyor ve yayılıyor. Alanınızda başarılı ve verimli olmak için üniversitenizdeki eğitiminizde edindiğiniz çalışma disiplinini koruyarak çok ve sıkı çalışmaya devam etmeniz yararınıza olacaktır. Mezuniyetinizin sizlere, ailelerinize, Üniversitemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Yolunuzun açık, başarılarınız daim olsun” şeklinde konuştu. Eğitimden İstihdama Güçlü Köprü İİBF Dekanı Prof. Dr. Sevtap Ünal, fakültenin ilk mezunlarını verdiği 2016-2017 eğitim-öğretim yılından bu yana 2 bini aşkın mezun verdiğini belirtti. Öğrenci odaklı eğitim anlayışıyla hareket ettiklerini ve öğrencileri yalnızca mesleki bilgiyle değil, iş hayatına ve toplumsal yaşama hazırlayan bir eğitim modeli benimsediklerini ifade eden Prof. Dr. Ünal, fakültede hayata geçirilen yenilikleri ve öğrenci başarılarını şu sözlerle paylaştı: “Son 5 yıl içinde 400’e yakın öğrenci uzun süreli işbaşı eğitim imkanından yararlandı ve bu öğrencilerin yüzde 40’ı henüz mezun olmadan iş teklifi aldı. 2026 eğitim döneminde 20'ye yakın TÜBİTAK 2209 öğrenci projesi ile ÜNİDES bünyesinde 2 proje destek aldı. II. SUBAİ Öğrenci Kongresi, Business Summit ve bu yıl 8'i bulan toplam 16 sosyal sorumluluk projesi öğrencilerimizin gayretleriyle hayat buldu. Fakültenin uluslararası arenadaki yerini sağlamlaştırmak adına akreditasyon süreci başlatılırken, ilk mezun buluşması gerçekleştirildi ve Mezun İletişim Sistemi aktif hale getirildi. Ulusal ve uluslararası düzeyde geleceğe yön verecek bireyler yetiştirme hedefiyle akademik ve idari kadromuz büyük bir özveriyle çalışıyor. Desteklerini esirgemeyen başta Rektörlüğümüz olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” Üniversiteniz Her Zaman Yanınızda Mezunlara gururla seslenen Dekan Prof. Dr. Ünal, İKÇÜ'nün bundan sonraki yaşamlarında da her zaman yanlarında olacağını hatırlatarak, “Bugün ilk mezunumuzu verdiğimiz heyecanla, aydınlık yarınlarımızın mimarı siz gençlerimizi yeni başlangıçlara uğurlamanın mutluluğu içerisindeyiz. Sizlere sunulan imkanları istek ve gayretle değerlendirip, gelişme süreçlerinizi tamamlayarak bugün burada hayata hazır olmanızdan dolayı sizleri canı gönülden tebrik ediyoruz. İhtiyaç duyduğunuz bütün donanıma sahipsiniz. Ancak bu bir veda değil, yeni başlangıçlar için atmanız gereken bir adımdır. Üniversiteniz bundan sonraki hayatınızda da en büyük destekçiniz olacaktır. Sizinle ilgili hayallerimizin ve umutlarımızın sınırı yok. Başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyanın size ihtiyacı var. Vatanınıza ve insanlığa faydalı bireyler olun. Aileniz başta olmak üzere hepimizin gurur kaynağı olun. Yolunuz ve bahtınız açık olsun” diye konuştu. Üç Yıldır Değişmeyen Başarı Törende 2026 yılı mezunları adına konuşma yapan Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölümü öğrencisi Azranur Ergün, sadece fakülte birincisi olmakla kalmayıp elde ettiği yüksek dereceyle üniversite birinciliğini de göğüsleyerek büyük bir başarıya imza attı. Konuşmasında yoğun bir çabanın ardından bu gururu yaşamanın mutluluğunu paylaşan Ergün, "Uluslararası Ticaret okurken sadece ders çalışmadım, ülkemizin dünyayla ticaretini nasıl geliştirebileceğimizi, burada öğrendiklerimle nasıl bir fark yaratabileceğimi de düşündüm. Üniversitemiz ve fakültemiz bize sadece diploma değil, ülkeye faydalı olma bilinci de aşıladı. Ayrıca bugün burada bireysel bir başarının ötesinde, çok anlamlı bir geleneğin de devamıyım. Fakültemizden üç yıl üst üste kadın öğrencilerin birinci olarak mezun olması, kadın azminin, zekasının ve liderliğinin en net göstergesidir. Bu gurur dolu zincirin bir halkası olmaktan ayrıca büyük bir onur duyuyorum. Bu yolculukta bana vizyon katan kıymetli hocalarıma, her koşulda yanımda olan değerli aileme ve beni destekleyen arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim. Kendi sınırlarını zorlayan, hedefleyen ve başaran bir mezun olarak hepimize başarı dolu bir gelecek diliyorum" ifadelerini kullandı. Ergün, konuşmasının ardından başarı plaketini alarak üniversite kütüğüne ismini çaktı ve başarısını ölümsüzleştirdi. Başarı Belgeleri ve Plaketler Sahiplerini Buldu Protokol konuşmalarının ardından mezuniyet töreni, ödül takdim bölümüyle devam etti. Törende ilk olarak fakülte genelinde dereceye giren öğrencilere plaketleri takdim edildi. Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölümü öğrencisi Azranur Ergün fakülte ve üniversite birincisi olurken; Maliye Bölümü öğrencisi Süleyman Emre Ulaka fakülte ikinciliğini, Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi Rana Namlı ise fakülte üçüncülüğünü elde etti. Fakülte derecelerinin ardından bölüm başarı sıralamasında dereceye giren öğrenciler, başarı belgelerini bölüm başkanları ve öğretim üyelerinin elinden aldı. İktisat Bölümünde Ethem Bartu Fidan bölüm birincisi olurken, Mesutalp Ernas ve Sezen Irmak Ulusoy bölüm ikinciliğini paylaştı. Bölüm üçüncüsü Amirah Nura Bello oldu. İşletme Bölümünde Irmak Turgut bölüm birincisi, Gonca Aslan ise bölüm ikincisi olarak başarı belgesini aldı. Maliye Bölümünde Süleyman Emre Ulaka bölüm birincisi olurken, Sena Şahsi bölüm ikincisi, Bora Mehmet Sancakdar ise bölüm üçüncüsü oldu. Sağlık Yönetimi Bölümünde Sena Nur Demirayak bölüm birinciliğini kazanırken, Aycan Karadağ bölüm ikincisi oldu. Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde Cemre Özyıldız bölüm birincisi, Taha Arslan bölüm ikincisi, Sude Nur Aydıner ise bölüm üçüncüsü olarak başarı belgelerini aldı. Uluslararası İlişkiler Bölümünde Rana Namlı bölüm birincisi olurken, Beyza Güz bölüm ikincisi, Leman Hümeysa Baydemir ise bölüm üçüncüsü olarak ödüllendirildi. Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölümünde Azranur Ergün bölüm birincisi olurken, Damla Yener ile Efe Tuna bölüm ikinciliğini paylaştı. Ertuğrul Başkürkçü ise bölüm üçüncüsü olarak başarı belgesini aldı. Bölümlerini başarıyla tamamlayan tüm mezunlar, mezuniyet belgelerini hocalarının elinden aldı. Tören, tüm mezunların katılımıyla büyük bir coşku ve gurur içinde gerçekleştirilen geleneksel kep fırlatma seremonisiyle sona erdi. -
01.07.2026
Diş Hekimliği Fakültesi Mezunlarını Uğurladı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Diş Hekimliği Fakültesi, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı mezuniyet törenini coşkuyla gerçekleştirdi. Zorlu beş yıllık eğitim sürecini başarıyla tamamlayan 140 genç diş hekimi, törende meslek andını okuyarak sağlık ordusuna katıldı. İKÇÜ’lü diş hekimlerinin bu mutlu günlerinde; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ender Akan ve İzmir Diş Hekimleri Odası Genel Sekreteri Cenker Aktaş’ın yanı sıra dekanlar, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci yakını yalnız bırakmadı. Nitelikli Hekimler Yetiştirmenin Gururunu Yaşıyoruz Törenin açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, kuruluşundan bu yana istikrarlı büyümesini sürdüren, çağdaş eğitim altyapısı ve güçlü akademik kadrosuyla marka haline gelen Diş Hekimliği Fakültesi mezunlarını sağlık ordusuna kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Üniversite yönetimi olarak en büyük önceliklerinden birinin, öğrencilere teorik bilginin ötesinde onları meslek hayatına eksiksiz hazırlayacak pratik ve teknolojik imkanları sunmak olduğunu dile getiren Prof. Dr. Bulduklu, "Kuruluşundan bu yana hızla gelişen, çağdaş eğitim anlayışı ve güçlü akademik kadrosuyla öne çıkan Diş Hekimliği Fakültemiz, sağlık sistemimize nitelikli hekimler kazandırmanın haklı onurunu yaşamaktadır. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, son yıllarda eğitim-öğretim faaliyetlerinin ötesine geçerek bölgesel sağlık hizmetlerine doğrudan katkı sunan, toplumla güçlü bağ kuran ve sağlık hizmetinin niteliğini yükselten bir merkez haline gelmiştir. Balatçık Kampüsünde hayata geçirilen modern Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi bu dönüşümün en somut göstergesidir. İleri teknolojiyle donatılan bu yapı sayesinde hem vatandaşlarımız daha nitelikli sağlık hizmetine erişmekte hem de öğrencilerimiz mesleki tecrübeyi sahada güçlü biçimde kazanmaktadır. Bu gelişme, üniversitemizin eğitimde kaliteyi ve hizmette mükemmelliği birlikte yürütme iradesinin açık bir sonucudur. Bu büyük dönüşümde emeği geçen dekanımıza, hocalarımıza ve tüm ekibe üniversitemiz adına teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Genç hekimlerin omuzlarında artık İKÇÜ’nün kurumsal kimliğini, etik değerlerini ve bilimsel mirasını taşıdığını hatırlatan Rektör Yardımcısı Bulduklu, mezunlara önemli tavsiyelerde bulundu. Prof. Dr. Bulduklu, “Bugün bir son değil, güçlü bir başlangıçtır. Diş hekimliği, insanın yaşam kalitesini doğrudan etkileyen, ağrıyı gideren, özgüveni yeniden inşa eden ve toplumsal sağlığa yön veren bir meslektir. Ağız ve diş sağlığı, genel sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır; bu nedenle üstlendiğiniz sorumluluk son derece kritiktir. Sizler, Türk sağlık sisteminin güçlenen yapısında önemli bir rol üstleneceksiniz. Artan sağlık ihtiyacı, koruyucu hekimlik yaklaşımının yaygınlaşması ve toplumun sağlık bilincinin yükselmesi, sizin katkınızla daha ileri bir noktaya taşınacaktır. Göreviniz, yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil, aynı zamanda sağlığı koruyan bir bilinç inşa etmektir. Bugünden itibaren İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin bilimsel birikimini, etik değerlerini ve kurumsal kimliğini taşıyorsunuz. Mesleğinizin her anında hasta haklarına, insan onuruna ve meslek ahlakına bağlı kalmanız en temel ilkeniz olmalıdır. Sözlerimi tamamlarken, Türkçe ve İngilizce programlarımızda dereceye giren öğrencilerimiz başta olmak üzere tüm mezunlarımızı tebrik ediyorum. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, yetiştirdiği hekimlerle sağlık istemimize katkı sunmaya devam edecektir. Sizler de bu güçlü yapının geleceğe uzanan en değerli temsilcileri olacaksınız. Yolunuz açık, mezuniyetiniz kutlu olsun” ifadelerini kullandı. Fakültemiz Güçlü Altyapısıyla Eğitimine Devam Ediyor Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ender Akan, fakültenin gelişim süreci, modern altyapısı ve güncel yapısı hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Akan, "2010 yılında kurulup 2012 yılında geçici yerinde lisans eğitimine başlayan fakültemiz, bugün yeni yerinde çağdaş bir ortamda 30 öğretim üyesi, 126 asistan hekim ve 715 lisans öğrencisi ile Diş Hekimliği Eğitim Programları Akreditasyon Derneği tarafından; akredite edilmiş programıyla eğitim öğretim hayatına devam etmektedir. Bizlere bu imkânları sağlayan Sayın Rektörümüze, Rektör yardımcılarımıza ve çalışma ekibine destekleri için şükranlarımı sunarım. Öğrencilerimizi geleceğe hazırlamasında büyük etkisi olan, eğitimleri boyunca öğrencilerimizin yanında olan, özveri ile çalışan hocalarımıza ayrıca asistanlarımıza ve idari personelimize teşekkür eder, sizinle birlikte çalışmaktan gurur duyduğumuzu belirtmek isterim” dedi. Konuşmasında mezunların omuzlarındaki mesleki ve etik sorumluluklara özel bir vurgu yapan Dekan Prof. Dr. Akan, "Artık yeni bir döneme adım atıyor ve mesleğinizin büyük sorumluluklarını üstleniyorsunuz. Diş hekimliği, sadece teorik bilgi ve klinik beceriden ibaret değildir; topluma karşı şefkat, dürüstlük ve yüksek bir sosyal sorumluluk bilinci taşımayı gerektirir. Bundan sonra karşınıza çıkacak zorlukları cesaretle ve özgüvenle karşılayın. Her zaman etik değerlere sadık kalın, hasta haklarına ve mahremiyetine en üst düzeyde saygı gösterin. Bilimin hızla değiştiği günümüzde, sürekli öğrenmeye ve kendinizi geliştirmeye açık olmak da en önemli mesleki ödevlerinizden biridir. Bugün sizleri bir diş hekimi olarak uğurlarken mezun olduğunuz fakültemizin eviniz olarak bilmenizi isterim. Tam donanımlı Diş hastanemizde Tüm uzmanlık alanlarında eğitim verme yeterliliğimizi tekrar sağladık ve uzmanlık kontenjanlarımızı artırdık. Sizinle aynı sıralarda eğitim almış ve uzmanlık sınavında Türkiye birincisi olmuş mezunumuz gibi sizin de uzmanlık sınavında yüksek başarılara ulaşacağınıza inanıyoruz. Tüm mezunlarımızı bir kez daha yürekten kutluyorum, yolunuz açık olsun” şeklinde konuştu. Mesleki Dayanışma Mesajı İzmir Diş Hekimleri Odası Genel Sekreteri Cenker Aktaş da genç meslektaşlarını kutlayarak mesleki dayanışmanın önemine dikkat çekti. Aktaş, "Bugün yalnızca bir diplomayı değil; bilgiye, emeğe ve sorumluluğa dayanan önemli bir mesleğin temsilcisi olma unvanını alıyorsunuz. Mesleğimizin gelişimine katkı sağlayacak, etik değerlere bağlı diş hekimleri olarak yetiştiğinizi görmek bizler için büyük bir mutluluktur" diyerek mezunları tebrik etti. Hekimliğin Vicdan, Sabır ve Empati Gerektirdiğini Anladık Mezunlar adına söz alan Fakülte Birincisi Kübra Çifci, beş yıllık eğitim serüvenini ve klinik deneyimlerini aktardığı duygusal konuşmasında, "Birinci sınıfta mis kokulu sabunlardan dişler yaparken, üçüncü sınıfta uykusuz gecelerle teorik sınavlara hazırlandık. Dördüncü sınıfta ise gerçek hastalarla buluşmanın tatlı heyecanını yaşadık" dedi. Hekimliğin yalnızca bilgi ve beceriden ibaret olmadığını yaşayarak öğrendiklerini ifade eden Çifci, "Bir hastanın ağrı ile gelip tedavi sonrası bizlere teşekkür ederek ayrılışında tüm yorgunluğumuzun yok olduğunu anladık. Çocuk hastalarımızın kahraman doktor ablaları, abileri; yaşlı hastalarımızın ise evlatlarının yerine koyduğu doktor kızları, oğulları olduk. İşte o zaman hekimliğin vicdan, sabır ve empati gerektiren çok değerli bir meslek olduğunu gördük" şeklinde konuştu. Konuşmasında hocalarına, asistanlara, idari personele ve ailelerine teşekkür eden Çifci, özellikle birlikte TÜBİTAK projesi yürütme fırsatı bulduğu, akademik vizyonuyla kendisine ilham veren Dr. Öğr. Üyesi Selçuk Savaş’a ve her koşulda yanında olan anne ve babasına şükranlarını sundu. Çifci konuşmasını, "Bilimin ışığında ilerleyen, etik değerlerinden ödün vermeyen, Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı çağdaş yolda ilerleyen hekimler olarak mezun oluyoruz. Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğim and içerim, varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene" sözleriyle tamamladı. Ödül takdiminin ardından Kübra Çifci, isim plaketini gururla fakülte kütüğüne çaktı. Başarılı Mezunlar Ödüllendirildi Fakültenin Türkçe ve yüzde 100 İngilizce lisans programlarında ilk üç dereceyi elde eden mezunlara başarı belgeleri takdim edildi. Türkçe lisans programında fakülte ve program birincisi Kübra Çifci olurken, Yiğit Bölük ikinci, Naz Özdemir üçüncü oldu. Yüzde 100 İngilizce lisans programında ise Eylem Şeker birinci, Nisanur Tülü ikinci, Aysima Özbaş üçüncü olarak ödüllerini aldı. Mezuniyet belgelerini alan genç diş hekimleri, Prof. Dr. Onur Şahin eşliğinde Meslek Andı’nı hep bir ağızdan okudu. Tören, keplerin coşkuyla havaya fırlatılmasıyla son buldu. -
01.07.2026
Mavi Vatan İçin Sahaya Çıkıyorlar
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Su Ürünleri Fakültesi, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı mezunlarını coşkulu bir törenle uğurladı. Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonunda düzenlenen mezuniyet törenine İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tevfik Tansel Tanrıkul, bölüm başkanları, akademik ve idari personel ile mezunların aileleri katılarak genç mühendislerin heyecanına ortak oldu. Su Dünyasını İyi Anlayan Yetişmiş İnsan Gücüne İhtiyacımız Var Mezunları ve ailelerini tebrik eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut, küresel iklim değişikliği, kuraklık ve gıda güvenliği gibi krizlerin yaşandığı günümüzde su kaynaklarının ve su ekosistemlerinin korunmasının hayati bir zorunluluk haline geldiğini vurguladı. Üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye'de su ürünleri sektörünün önemine dikkat çeken Prof. Dr. Akbulut, genç mezunlara seslenerek şu ifadeleri kullandı: " Bu 'Mavi Vatan' coğrafyası, sadece birer su kütlesi değil; ülkemizin gıda güvenliğinin, ekonomisinin ve sürdürülebilir kalkınmasının en stratejik kalelerinden biridir. Denizlerimizin yanı sıra, ülke içindeki iç sularımız; yani devasa baraj göllerimiz, doğal göllerimiz ve akarsularımız da bu ekosistemin karasal uzantıları olarak çok büyük bir potansiyeli barındırmaktadır. Bugün Türkiye, onlarca ülkeye su ürünleri ihraç eden ve milyarlarca dolarlık katma değer üreten bir konuma ulaşmıştır. İşte tam da bu yüzden; su dünyasını iyi anlayan, ekolojik dengeyi koruyan, sucul canlıları tanıyan ve en önemlisi bu kaynaklardan doğru, bilimsel ve sürdürülebilir yöntemlerle faydalanmasını bilen yetişmiş Su Ürünleri Mühendislerine olan ihtiyaç her geçen gün daha da netleşmektedir. Sizler, sadece birer mezun değil; bu devasa potansiyeli geleceğe taşıyacak olan vizyoner liderlersiniz. Üniversitemizde aldığınız teorik ve uygulamalı eğitimlerle sektöre yön verecek donanıma sahip olarak mezun oluyorsunuz. Mavi Vatanımızın bereketini bilimsel temellerle, çevreye duyarlı yöntemlerle işlemek, korumak ve geleceğe aktarmak artık sizin omuzlarınızdadır. Mesleki etik değerlerinizden asla ödün vermeyin." Genç ve dinamik bir üniversite olarak İKÇÜ'nün başarı çıtasını her geçen gün yükselttiğini de sözlerine ekleyen Prof. Dr. Akbulut, öğrencilerin yetişmesinde büyük emekleri olan ailelere ve öğretim elemanlarına teşekkür etti. Sektöre Değer Katan Saygın Bir Fakülteyiz Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tevfik Tansel Tanrıkul ise 2010 yılında kurulan fakültenin, güçlü akademik kadrosu ve uygulama odaklı eğitim anlayışıyla Türkiye'nin saygın fakülteleri arasında yer aldığını belirtti. Mezuniyetin bir son değil, yeni bir başlangıç olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tanrıkul, şu değerlendirmelerde bulundu: " Bizler her alanda, öğrencilerimize sadece bir diploma değil; sektörü yönlendirecek, küresel gelişmeleri okuyabilecek vizyoner bir mühendislik nosyonu kazandırmayı hedefledik. Sizler artık İKÇÜ ailesinin birer mezunu, sahadaki en güçlü elçilerisiniz. Unutmayınız ki mezuniyet bağları kopan değil, aksine daha da güçlenen bağlardır. Sizlerin sahada göstereceğiniz her başarı, bizleri gururlandıracaktır. İKÇÜ kimliğini, onun değerlerini ve bilimin ışığını her zaman en yüksekte taşıyacağınıza olan inancım tamdır. Bugün sizlere diplomanızı teslim ederken, ülkemizin su ürünleri sektörüne, bilime ve sürdürülebilir geleceğe önemli katkılar sunacağınıza yürekten inanıyoruz” dedi. "Gazi Oldum, Vazgeçmedim; Şimdi Mavi Vatan İçin Çalışacağım" Törende mezunlar adına dönem birincisi olarak konuşma yapan Behçet Pusmak, hayat hikayesi ve azmiyle salondakilere duygusal anlar yaşattı. Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde 17 yıl vatanına hizmet ettiğini ve bu süreçte gazi olduğunu belirten Pusmak, şöyle konuştu: "Hayatımın o döneminde birçok kişi için bazı kapılar kapanmış gibi görünebilirdi. Ancak ben her kapanan kapının ardından yeni bir kapı açılabileceğine inandım ve eğitim yolculuğuma devam ettim. Bugün aynı zamanda Çiğli İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nde Balıkçılık ve Su Ürünleri alanında görev yapıyorum. Sahada çalışırken su kaynaklarımızın ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anladım. Bizler su ürünleri mühendisi olarak sürdürülebilir balıkçılığın, su kaynaklarının korunmasının ve gelecek nesillere sağlıklı bir çevre bırakılmasının sorumluluğunu taşıyoruz. Yolumuz açık, vicdanımız rehber, bilim ise ışığımız olsun." Konuşmasının ardından fakülte birincisi Behçet Pusmak, mezuniyet kütüğüne plaket çakarak adını fakülte tarihine yazdırdı. Dereceye Giren Öğrenciler Ödüllendirildi Törende, fakülteyi ikincilikle tamamlayan Ozan Ateş’e, fakülte üçüncüsü Ali Mamadli’ye diploması ve plaketi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tevfik Tansel Tanrıkul tarafından takdim edildi. Meslek Yemini eden genç su ürünleri mühendisleri, törenin sonunda keplerini coşkuyla havaya fırlatarak mühendislik hayatına ilk adımı atmanın mutluluğunu aileleri ve hocalarıyla paylaştı. -
01.07.2026
SBBF Mezunları Geleceğin Dünyasına Yön Vermeye Hazır
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi 2025-2026 eğitim-öğretim yılı mezuniyet töreni, Spor Salonunu dolduran yüzlerce konuğun katılımıyla büyük bir coşkuyla yapıldı. Bilgi ve Belge Yönetimi, Coğrafya, Felsefe, Medya ve İletişim, Psikoloji, Sosyoloji, Tarih, Türk Dili ve Edebiyatı ile Türk-İslam Arkeolojisi bölümlerinden başarıyla mezun olan toplam 410 öğrencinin heyecanına; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ruhi Can Alkın, dekanlar, bölüm başkanları, akademik ve idari personel ile mezun gençlerin aileleri ortak oldu. Törende, üniversiteyi birincilikle tamamlayan Psikoloji Bölümü öğrencisi Eslem Sude Ballı’nın elde ettiği başarı gururla alkışlandı. Sosyal ve Beşerî Bilimlerin Farklılığı Törende mezunlara ve konuklara hitap eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İKÇÜ’nün "Farkındayız, Farklıyız" mottosunu bir felsefe olarak benimsediklerini ifade etti. Sosyal ve beşeri bilimlerin bu farklılığı göstermedeki en önemli alan olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bulduklu, "Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesinin farkı nedir diye sorarsanız, dekan yardımcımızın da belirttiği gibi ulaşılabilir olmasıdır. Tüm hocalarımızın, öğrencilerimizin hayatına dokunma noktasındaki çabalarına bizzat şahidim. Başarı; tesadüflerin değil, planlı bir takvimin, ortak bir vizyonun ve güçlü bir ekip ruhunun ürünüdür. Bu fakültede idari personelimizden yönetimimize, araştırma görevlilerimizden profesörlerimize kadar herkes, sizlerin en iyi şekilde yetişmesi adına kenetlenmiş bir takım gibi hareket etti. Sizler de bu kurumsal sinerjiye, uyuma ve ortak çalışma kültürüne ayak uydurarak bu büyük başarının en değerli parçası oldunuz. Eğitim hayatınız boyunca gösterdiğiniz azim, sınıflarda ve kütüphanelerde geçirdiğiniz uykusuz geceler, döktüğünüz alın teri bugün bu salonda yükselen gururun en sağlam harcıdır. Bu başarı tablosunu hocalarınızın rehberliğinde, birbirinize omuz vererek, büyük bir aile bilinciyle ve var gücünüzle çalışarak hep birlikte inşa ettiniz" ifadelerini kullandı. Teknolojiyi Geliştirenler Kadar İnsani Etkilerini Sorgulayanlar Da Dünyayı İnşa Edecektir Konuşmasında küresel krizlerin çözümünde sosyal bilimlerin üstlendiği stratejik role değinen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, "Bugün dünyanın yaşadığı krizlerin, göç dalgalarının, çevre sorunlarının ve sosyo-ekonomik çıkmazların pek çoğu, sosyal bilimleri devre dışı bırakarak yönetme anlayışından kaynaklanıyor. Dünyayı sadece teknik ve mühendislik bakışıyla yönetmeye kalkarsanız, olası kaosları ve krizleri mikro ölçekte, sadece rakamlardan ve formüllerden ibaret görürsünüz; insani trajedileri ıskalarsınız. Ancak toplumsal ve insani boyutları dikkate alarak bakarsanız, bu dünyayı geçmişten devralınan bir mülk değil, gelecek kuşakların kutsal bir emaneti olarak kabul edersiniz. Dolayısıyla sosyal ve beşerî bilimler alanına yön veremeyenler, toplumlara, cana ve canlıya hak ettiği önemi veremezler, krizleri öngöremedikleri gibi toplumsal kırılmaları da tamir edemezler. Çözüm; teknolojiyi üretirken insan ruhunu ve toplum dinamiklerini de hesaba katmaktan geçer"dedi. Ülkemize Ve İnsanlığa Karşı Büyük Sorumluluklarınız Var Mezunların eğitim hayatları boyunca kriz yönetiminden stratejik iletişime, davranış bilimlerinden tarihsel analize kadar çok geniş bir yelpazede üst düzey yetkinlikler kazandıklarını ifade eden Prof. Dr. Bulduklu, mezunların geleceğin dünyasının inşasında üstlendikleri kritik role değindi. Prof. Dr. Bulduklu, "Küresel ölçekte geleceğin dünyasını inşa edecek olanlar; sadece algoritmalara hükmedenler değil, o algoritmaların yöneldiği insanı ve toplumu derinlemesine anlayanlardır. Güçlü akademik kadromuzla bizim tüm çabamız, sizleri bu disiplinlerarası vizyonla donatmak yönünde olmuştur. Biz çok iyi biliyoruz ki bu çağda teknolojiyi geliştirenler kadar, o teknolojinin insani ve toplumsal etkilerini sorgulayanlar, felsefi ve sosyolojik boyutunu masaya yatıranlar da dünyayı yeniden inşa edecektir. Sizler; adaletin, merhametin, toplumsal barışın ve insan onurunun en güçlü savunucuları olacaksınız. Unutmayınız ki, güçlü toplumlar sadece teknik altyapılarıyla ya da mühendisleriyle değil; aynı zamanda o mühendisliğin, o teknolojinin hangi toplumsal amaçlara hizmet etmesi gerektiğini tartışabilen, yönlendirebilen ve denetleyebilen sosyal bilimcileriyle yükselir. Bu vizyoner dönüşüm noktasında her bir mezunumuza hem ülkemize hem de insanlığa karşı büyük sorumluluklar düşüyor"şeklinde konuştu. Fakültemizin Kapıları Öğrencilerimize Her Zaman Aracısız ve Kesintisiz Açık Oldu Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan’ın, kültürel mirasla ilgili saha çalışmaları ve resmi görevlendirmesi nedeniyle yurt dışında bulunmasından dolayı katılamadığı törende; dekanın selam ve tebriklerini Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ruhi Can Alkın iletti. Fakültedeki akademik kadronun öğrencilere gösterdiği itinaya değinen Doç. Dr. Alkın, “Fakültemizdeki akademik kadronun en ayırt edici özelliği, her bir öğrencimize gösterdiği hasbi, samimi ve karşılıksız itinadır. Profesöründen araştırma görevlisine kadar tüm hocalarımız, dört yıl boyunca sadece sınıfa girip müfredatı anlatıp çıkan figürler olmadılar; evlatlarınızın alanlarında en iyi, en donanımlı şekilde yetişmesi için yeri geldi bir mentor gibi yol gösterdiler, yeri geldi bir anne, bir baba şefkatiyle rehberlik yaptılar. Gençlerimizin sadece mesleki bilgiyle değil, ahlaki ve insani değerlerle de kuşanması adına kendi zamanlarından, enerjilerinden fedakârlık ettiler. Odalarının kapısı da gönüllerinin kapısı da öğrencilerimize her zaman sonuna kadar açık kaldı" diyerek akademik kadroya şükranlarını iletti. Yönetim anlayışlarının temelinde insana verilen değerin olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Alkın, " Görev süremiz boyunca yüzlerce öğrenci arkadaşımızı dekanlık katında, dekan yardımcısı odasında, idari personelimizin ve fakülte sekreterimizin odasında ağırladık. Onlarla aramıza hiçbir hiyerarşik duvar örmeden, aracısız, engelsiz ve kesintisiz şekilde görüştük; her birinin derdine derman, heyecanına ortak olmaya çalıştık. Öğrencilerimizin taleplerini dinlemeyi, onlarla omuz omuza yürümeyi hiçbir zaman bir lütuf olarak görmedik, bu yoğunluktan asla yüksünmedik. Çünkü bizler; insanı merkeze alan, adaleti ve empatiyi rehber edinen ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, onun 'Eğitimde feda edilecek tek bir fert dahi yoktur' sözünü kurumsal bir emir telakki etmiş bir fakülteyiz. Bizim için her bir öğrencimiz, geleceğin Türkiye'sini ve dünyasını aydınlatacak ayrı birer değerdir" ifadelerini kullandı. Fakülte ve üniversite birincisi olarak tarihi bir başarıya imza atan Psikoloji Bölümü mezunu Eslem Sude Ballı ise dönem birincisi olarak yaptığı konuşmada tarifsiz bir gurur ve sorumluluk taşıdığını ifade etti. İKÇÜ’de aldığı eğitimin kendisine bireyi yalnızca davranışsal düzeyde değil; kültürel, tarihsel ve sosyal bağlamda ele almayı öğrettiğini söyleyen Ballı, meslek hayatında insani ve etik değerlere bağlı kalacağını belirtti. Konuşmasında Cumhuriyet değerlerine ve kadın haklarına vurgu yapan Eslem Sude Ballı, "Bugün bu yol haritasını esas alma cesareti gösterebiliyorsam; bunu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun önderliğinde kurulan Cumhuriyet’e borçlu olduğumu bir kere daha dile etmek istiyorum. Cumhuriyet’in aydınlığı; yalnızca bir eğitim imkânı değil, biz kadınlara kendi hayatımızı kurabilme ve hayallerimize sahip çıkma cesareti vermiştir. Cumhuriyet’in yetiştirdiği bir Türk kadını olarak; başta Ata’mız olmak üzere tüm Cumhuriyet değerlerimize sonsuz minnet duyuyorum. Herkesin aynı imkânlara sahip olmadığının bilinciyle; bu konuşmayı hikâyesi yarım kalan tüm kadınlara ithaf ediyorum" diye konuştu. Ballı, eğitim hayatı boyunca desteğini esirgemeyen ailesine, dostlarına ve İKÇÜ’nün ulaşılabilir yönetici ve hocalarına teşekkür ederken, mezun arkadaşlarına da bağlarını koparmamaları için İKÇÜ MİS Mezun İletişim Sistemi’ne kayıt olma çağrısında bulundu. Dereceye Giren Mezunlar Ödüllendirildi Konuşmaların ardından üniversite ve fakülte birincisi Eslem Sude Ballı, hem fakülte hem de üniversite mezuniyet kütüğüne isim plaketini çakarak başarısını ölümsüzleştirdi. Büyük bir coşkuya sahne olan törende, fakülte genelinde ve bölümlerinde dereceye giren öğrenciler tek tek sahneye davet edilerek başarı belgeleri ve plaketlerini protokol üyeleri ile hocalarının elinden aldı. Fakülte düzeyinde büyük bir başarı göstererek ilk üç sırayı paylaşan isimlerin tamamı Psikoloji Bölümü mezunları oldu. Eslem Sude Ballı fakülte birincisi olarak ödülünü alırken, İlayda Karahan fakülte ikincisi, Elif Yağmur Pektaş ise fakülte üçüncüsü olarak başarılarını taçlandırdı. Törende daha sonra bölümlerini dereceyle bitiren gençlerin ödül takdimine geçildi. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümünde Zümrüt Vardar birinci, Eren Eroğluer ikinci, Nida Laçinkaya üçüncü olurken; Coğrafya Bölümünde Meltem Güngör birincilik, Ümmi Meryem Güneş ikincilik, Ülkü Kutlu ise üçüncülük gururu yaşadı. Felsefe Bölümünün birincisi Betül Aysu Yıldız, ikincisi Öznur Pehlivan olurken, üçüncülüğü ise Aysun Kılıç ve Melisa Yılmaz paylaştı. Medya ve İletişim Bölümünde Görkem Batuhan Özçınar birincilik kürsüsüne çıkarken, Manaaj Wajid ikinci, Shehab Abdulhakim Aslhaarani ise üçüncü olarak sahnedeki yerini aldı. Psikoloji Bölümünde Eslem Sude Ballı birinci, İlayda Karahan ikinci ve Elif Yağmur Pektaş üçüncü olarak mezun oldu Sosyoloji Bölümünde Meliha Kurt birinci, Sıla Kısaoğlu ikinci, Ayşe Varol üçüncü sırayı alırken; Tarih Bölümünde Mehmet Emin Bahar birincilik, Fatih Ceylan ikincilik, Mert Germencik ise üçüncülük plaketinin sahibi oldu. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde Şevval Dinsever birincilik, Helin Ürün ikincilik ödülünü alırken, Dilara Gedik ve Tümay Karaca üçüncülük derecesini paylaşan isimler oldu. Son olarak Türk-İslam Arkeolojisi Bölümünde Süheyla Hekimoğlu birinci, Ayşe Çetiner ikinci ve Burcu Kübra Erdoğan üçüncü olarak mezuniyet heyecanını paylaştı. Bölümlerini dereceyle tamamlayan mezunların plaketlerini hocalarının elinden aldığı tören, İKÇÜ’lü sosyal bilimcilerin coşkuyla kep atmasıyla sona erdi. -
30.06.2026
Eczacılık Fakültesi 4. Dönem Mezunları Sağlık Ordusuna Katıldı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı mezuniyet töreniyle genç eczacılarını meslek hayatına uğurladı. Büyük bir coşkuya sahne olan törene, Manisa Vali Yardımcısı Mustafa Harputlu, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Şenyiğit, Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Bayrı Eraç, İzmir Eczacı Odası Başkanı Ecz. Fatih Savaş Kılıççıoğlu, Manisa Eczacı Odası Başkanı Uzm. Ecz. Duygu Elmas Mutlu, Aydın Eczacı Odası Başkanı Ecz. Sefa Karaarslan, İstanbul Eczacılar Kooperatifi İzmir Satış Müdürü Rabia Erdoğan ve Bursa Eczacılar Kooperatifi Yönetim Kurulu Üyesi Ecz. Serhat Uraş, ilaç kooperatifleri ile ecza depolarının temsilcileri, akademik ve idari personel ile mezunların aileleri katıldı. Geleceğimiz İçin Yerli İlaç Sektöründe Üstleneceğiniz Roller Çok Kritik Törende konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Eczacılık Fakültesinin güçlü akademik kadrosu, modern araştırma laboratuvarları ve AR-GE odaklı altyapısıyla Türkiye'nin en prestijli fakültelerinden biri haline geldiğini vurguladı. Eczacılığın sadece bir meslek değil, büyük bir ekosistemin çok boyutlu bir bileşeni olduğunu belirten Prof. Dr. Bulduklu, mezunların yerli ilaç sanayisinde üstlenecekleri liderlik rollerine dikkat çekti. Prof. Dr. Bulduklu, “Müfredatımızı ve uygulama alanlarımızı her geçen gün çağın ötesine taşıyarak, öğrencilerimizi sadece teorik bilgiyle değil; ulusal ve uluslararası ölçekte rekabet edebilecek pratik yetkinliklerle, merhametle ve insan sevgisiyle donatıyoruz. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Bölgenin sağlık ihtiyaçlarına ve ilaç sanayisinin dinamik yapısına bilimsel çıktılarıyla yanıt vermektedir. Ekonomik ve sağlık sisteminin sürdürülebilirliği, eczacıların etik, bilimsel ve toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmesine bağlıdır. Eczacılığın yalnızca ilaç hazırlayan ya da reçete kontrolü yapan bir meslek olmadığını, onun asıl gücünün üretmekten geldiğini bilerek mezun oluyorsunuz. Uluslararası alanda rekabet edebilmemiz ve toplumsal refahı artırabilmemiz için kendi yerli ilaç sektörümüzü büyütmek ve dışa bağımlılığı azaltmak zorundayız. Bu doğrultuda, yerli ve millî ilaç Ar-Ge çalışmalarında, biyoteknoloji üretim süreçlerinde üstleneceğiniz yenilikçi roller ülkemiz için kritik bir öneme sahiptir. Toplumun tam iyilik haline katkı sunacak ve giderek yaşlanan nüfusumuzun kamu kaynakları üzerindeki yükünü bu üretim vizyonuyla azaltacaksınız. Mezunlarımız olarak ülkemizin sağlık altyapısına, bilimsel gücüne ve özellikle de millî ilaç sanayimizin geleceğine yön verecek genç beyinlerisiniz” dedi. Vicdanınız ile İletişim Becerinizi Birleştirmek Durumundasınız Genç eczacıların halkın en kolay erişebildiği sağlık profesyonelleri olduğuna değinen Prof. Dr. Bulduklu, mesleğin teknik yönü kadar iletişim ve danışmanlık boyutunun da hayati önem taşıdığını belirtti. Sürekli gelişen sağlık alanında güncel kalmanın bir zorunluluk olduğunu aktaran Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, “Halkın en kolay eriştiği sağlık profesyonelleri olarak yaptığınız işin önemli bir boyutu da danışmanlık hizmeti sunmaktır. O halde sizler aynı zamanda iyi birer iletişimci olmak mecburiyeti ile de karşı karşıyasınız. Vicdanınızla, iletişim becerinizle ve toplumsal duyarlılığınızı birleştirmek durumundasınız. Sürekli gelişen bir alanın genç temsilcileri olarak bilimsel gelişmeleri yakından takip etmeli, güncel kalmalı ve merakınızı her daim canlı tutmalısınız. Hasta ya da yakınlarına sadece ilaç değil, moral ve bilgi de vermeniz gerektiğini, sözünüzün şifa olduğunu, teknolojiye direnmenin imkânsız olduğunu, güvenin en büyük sermayeniz olduğunu ve ülkemizin gelişmesinde her birinizin çabasının kıymetli olduğunu asla aklınızdan çıkarmayın. Sektörde bir İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi mezunu olarak farkınızı ve farklılığınızı ortaya koyacak donanımınızın sizlere rehberlik etmesi temennisiyle, sizleri üniversitemiz mezun topluluğunun birer parçası kılan Mezun Takip Sistemimize kayıt olmaya davet ediyor; her birinizi yürekten tebrik ediyorum. Yolunuz, bahtınız ve ufkunuz açık olsun” ifadelerini kullandı. 6 Yıllık Tam Akreditasyon Alan En Genç Eczacılık Fakültesiyiz Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Şenyiğit, konuşmasında fakültenin 2018 yılında başlayan eğitim yolculuğunda kısa sürede çok önemli bir vizyon kazandığını ve dördüncü dönem mezunlarını vermenin heyecanını yaşadıklarını ifade etti. Eğitimin niteliğini kurumsal bir başarıyla taçlandırdıklarını aktaran Prof. Dr. Şenyiğit, “Eğitim ve araştırma altyapımızı güçlendirmek amacıyla büyük bir kararlılıkla çalıştık. Bu çabaların önemli bir sonucu olarak fakültemiz, bu yıl ECZAKDER tarafından verilen 6 yıllık tam akreditasyon belgesini almaya hak kazanan en genç eczacılık fakültesi olmuştur. Bizler için akreditasyon, sürekli gelişim anlayışının kurumsal kültürümüzün ayrılmaz bir parçası haline geldiğinin göstergesidir. Bu vesileyle, desteklerini esirgemeyen Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse’ye, üniversite yönetimimize, akademik ve idari personelimize ve değerli sektör paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca İzmir Eczacı Odası Başkanı Sayın Ecz. F. Savaş Kılıççıoğlu'na, Manisa Eczacı Odası Başkanı Sayın Uzm. Ecz. Duygu Elmas Mutlu'ya, Aydın Eczacı Odası Başkanı Sayın Sefa Karaarslan’a, İstanbul ve Bursa Eczacı Kooperatifleri ‘ne ve Selçuk ve As Ecza Depolarına değerli iş birlikleri ve destekleri için teşekkür ediyorum. Eczacılık yalnızca ilaç sunmak değil, aynı zamanda güven vermek, yaşam kalitesini artırmak ve bir hastaya umut olmaktır. İnanıyorum ki meslektaşlarım olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda; bilgi, vicdan ve sorumluluk bilinciyle mesleğinizi icra edeceksiniz” diye konuştu. Yapay Zekâ Ne Kadar Gelişirse Gelişsin, Eczacının Verdiği Güven İkame Edilemez Törende genç meslektaşlarına seslenen İzmir Eczacı Odası Başkanı Ecz. Fatih Savaş Kılıççıoğlu, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin vizyoner yapısına dikkat çekerek öğrencilerin sektörel farkındalığına vurgu yaptı. Eczacılığın yalnızca bir ilaç alım satımından ibaret olmadığını, temelinde bilgi, bilim ve insana dokunma sanatı barındırdığını ifade eden Ecz.Kılıççıoğlu, mesleki örgütlenmenin önemine değinerek mezunların odalarına ve meslek örgütlerine sahip çıkması gerektiğini belirtti. Ecz. Kılıççıoğlu, " Eczacılık bilgiye, bilime ve insana dokunma sanatıdır. Sağlık sistemimizin ilk ulaşılabilir ve hatta bazen de tek ulaşılabilir sağlık danışmanlığımız. Önümüzde kolay bir yol olmadığını hepimiz biliyoruz. Sağlık sisteminde değişen mevzuatlar, ekonomik zorluklar, teknolojiler ve yapay zeka sizi tabii ki etkiliyor. Ama şunu hiç unutmayın. Geleceğin dünyasında yapay zekâ teknolojileri ne kadar iddialı bir şekilde ilerlerse ilerlesin, eczacılık mesleğinin ruhunu oluşturan insani dokunuşu ikame etmesi imkânsızdır. En gelişmiş algoritmalar bile, bir eczacının hastasıyla yüz yüze kurduğu doğrudan iletişimin, ona bir sağlık danışmanından öte bir insan olarak yaklaşmasının ve göz temasıyla pekiştirdiği o benzersiz şifa ve güven duygusunun yerini asla tutamaz. Sağlık ordusunun bu kıymetli meslek grubuna bu büyük aileye aramıza hoş geldiniz” şeklinde konuştu. Cumhuriyetin ve Bilimin Işığında İlerleyeceğiz Mezunlar adına dönem birincisi olarak kürsüye çıkan Eczacı Gamze Kişioğlu, beş yıllık zorlu ve bir o kadar da anlamlı eğitim yolculuğunun sonuna geldiklerini belirtti. Eczacılık eğitiminin kendilerine sadece bilimsel bilgiyi değil, insan hayatına dokunmanın ağır sorumluluğunu da öğrettiğini vurgulayan Kişioğlu, “Bizlere yalnızca akademik bilgi kazandırmayan; mesleğimizi doğru, etik ve insan odaklı bir şekilde yapabilmenin önemini gösteren tüm hocalarımıza teşekkür ediyorum. Bu süreçte bir danışmandan çok daha fazlası olan, akademik yolculuğumda bana değerli bakış açıları katan danışman hocam Doç. Dr. Seda Rençber’e de şükranlarımı sunuyorum. Bugün fakülte birincisi olarak aldığım bu diploma, yalnızca benim emeğimin değil; beni her zaman destekleyen ailemin sevgisinin, sabrının ve inancının bir sonucudur. Bugün burada bu gururu özgürce yaşayabiliyor, bilimle ve eğitimle yolumuzu çizebiliyorsak; bunu bizlere çağdaş ve aydınlık bir Cumhuriyet armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyuz. Meslek hayatımız boyunca bilimin ışığından ayrılmadan, etik değerlerimizi koruyarak ve insan sağlığını her zaman önceliğimiz yaparak ilerleyeceğiz. Mezuniyetimiz hepimize hayırlı olsun. Yolumuz açık, mesleğimiz onurlu, başarılarımız daim olsun” dedi. Başarı Ödülleri ve Kep Atma Coşkusu Protokol konuşmalarının ardından fakültede dereceye giren öğrencilere plaket ve ödülleri takdim edildi. Fakülte üçüncülüğünü paylaşan Ecz. Deren Özdüzenciler ve Ecz. Meryem Saadet Sekban’a plaketlerini Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Bayrı Eraç takdim etti. Fakülte ikincisi Ecz. Görkem Karadeniz plaketini Dekan Prof. Dr. Zeynep Şenyiğit’ten alırken; Fakülte Birincisi Ecz. Gamze Kişioğlu’na başarı plaketi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu tarafından verildi. Dereceye giren mezunlara ayrıca İzmir Eczacı Odası Başkanı Ecz. Fatih Savaş Kılıççıoğlu, Manisa Eczacı Odası Başkanı Uzm. Ecz. Duygu Elmas Mutlu, Aydın Eczacı Odası Başkanı Ecz. Sefa Karaarslan, İstanbul Eczacılar Kooperatifi İzmir Satış Müdürü Rabia Erdoğan ve Bursa Eczacılar Kooperatifi Yönetim Kurulu Üyesi Ecz. Serhat Uraş tarafından özel hediyeler takdim edildi. Ödül töreninin ardından Fakülte Birincisi Ecz. Gamze Kişioğlu, Dekan Prof. Dr. Zeynep Şenyiğit eşliğinde okul anı kütüğüne dönem plaketini çaktı. Tüm mezun öğrencilere diplomalarının dağıtılmasının ardından, Dekan Prof. Dr. Şenyiğit yönetiminde hep bir ağızdan "Eczacılık Meslek Andı" okundu. Tören, mezun 87 genç eczacının keplerini coşkuyla fırlatmasıyla son buldu. -
30.06.2026
Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulunda Mezuniyet Coşkusu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı mezuniyet töreniyle geleceğin sağlık profesyonellerini sahaya uğurladı. Fizyoterapi, Ağız ve Diş Sağlığı, Tıbbi Laboratuvar Teknikleri, İlk ve Acil Yardım ile Yaşlı Bakımı programlarından mezun olan 197 İKÇÜ’lü genç sağlıkçılar kep atarak mezuniyet gururu yaşadı. Törene Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Melek Pehlivan, akademik ve idari personelin yanı sıra mezun öğrencilerin aileleri katılarak gençlerin heyecanına ortak oldu. Sağlık Sektörü, Bilgiyle Birlikte Yüksek Bir Empati Yeteneği Gerektirir Törenin açılışında konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulunu üniversitenin en dinamik, en üretken ve topluma dokunan en hassas damarlarından biri olarak nitelendirdi. İKÇÜ'nün sağlık alanındaki kurumsal başarısına ve sektörde üstlendiği sorumluluğa dikkat çeken Prof. Dr. Bulduklu, “Kurulduğu günden bu yana sağlık alanı, üniversitemizin lokomotifi rolünü üstlenmiş, sağlık hizmeti sunumu ve sağlık programları ile kısa zamanda bölgenin liderliğine konumlanmıştır. Gelinen noktada üniversitemiz, özellikle tercih edilen kurumsal bir marka haline gelmiştir. Bu başarı elbette emek yoğun çabaların bir sonucudur. Sokrates der ki: ‘Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama bilim insanının eserine değer biçilemez.’ Bugün burada gururla uğurladığımız tüm öğrencilerimiz, aynı zamanda değerli akademisyenlerimizin de en büyük, en kıymetli eserleridir. Bu vesile ile çok kıymetli hocalarımıza, yöneticilerimize ve idari personelimize gayret ve fedakârlıkları dolayısıyla teşekkür ediyorum. Bugün buradan uğurladığımız gençlerimiz, sadece teknik birer uzman olarak değil; insan hayatına dokunmanın ağır sorumluluğunu omuzlarında taşıyan birer sağlık profesyoneli olarak mezun oluyorlar. Üniversitemizde aldıkları güçlü teorik altyapıyı ve modern laboratuvarlarımızdaki uygulamalı eğitimleri, sahada en yüksek faydaya dönüştüreceklerine olan inancımız tamdır” dedi. 'Kâtip Çelebi' Ekolünü Gittiğiniz Her Yere Taşıyacaksınız Konuşmasında küresel ölçekteki değişimlere, yaşlanan dünya nüfusuna ve küresel sağlık krizlerine de değinen Prof. Dr. Yasin Bulduklu, nitelikli ve etik değerleri özümsemiş sağlık profesyonellerine olan ihtiyacın evrensel bir mesele haline geldiğini belirterek mezunlara şu sözlerle seslendi: “Bugün adım attığınız dünya, küresel ölçekte çok büyük değişimlerden geçiyor. Nitelikli, yetişmiş ve etik değerleri özümsemiş sağlık profesyonellerine olan ihtiyaç, artık sadece ülkemizin değil, tüm insanlığın en öncelikli ve evrensel meselesidir. Yaşlanan dünya nüfusu, küresel sağlık krizleri ve her geçen gün karmaşıklaşan tedavi süreçleri, sizlerin üstleneceği rolün küresel değerini bir kat daha artırmaktadır. Sizler, sadece yerel düzeyde değil, evrensel standartlarda birer sağlık neferisiniz. Sağlık hizmeti, her bir çarkın bir diğerini döndürdüğü hassas bir mekanizmadır. Bu mekanizmada hiçbir görev küçük, hiçbir rol önemsiz değildir. Hızınıza, dinamizminize ve yetkinliğinize bu dünyanın her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Bir araya gelmek bir başlangıç, yan yana durmak bir ilerleme, birlikte çalışabilmek ise gerçek başarıdır. Sizlerin, insana hizmetin hakka hizmet olduğu anlayışıyla, en değerli varlığımız olan sağlığın korunması ve geliştirilmesinde gönülden hizmet sunacağına eminim. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde edindiğiniz 'Kâtip Çelebi' ekolünü, yani araştıran, sorgulayan ve öğrenmeyi hayatın merkezine alan o evrensel anlayışı gittiğiniz her yere taşıyacaksınız. Mesleğinizi icra ederken rehberiniz her zaman bilim, ahlak, vicdan ve insan sevgisi olsun. Unutmayın ki sağlıkta en büyük şifa, güler yüz ve şefkatle başlar. Önce bu millete, sonra insanlığa ve nihayet doğadaki tüm canlılara şefkat ve fayda sağlamayı şiar edineceğinizden şüphem yok. Mezuniyetiniz kutlu olsun!” En Değerli Sermayeniz Bilgi, En Güçlü Rehberiniz Vicdan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Melek Pehlivan, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında ilk öğrencilerini kabul eden yüksekokulun, geçen yıllar içinde akademik kadrosunu güçlendirerek ve eğitim kalitesini sürekli yükselterek nitelikli sağlık profesyonelleri yetiştirmeye devam ettiğini vurguladı. Mezunlara seslenen Doç. Dr. Pehlivan, diplomanın sadece bir eğitim belgesi değil, aynı zamanda toplumun duyduğu güvenin bir simgesi olduğunu söyledi. Doç. Dr. Pehlivan, "Sağlık alanında görev yapmak; bilgi kadar vicdan, teknoloji kadar merhamet ve beceri kadar etik sorumluluk gerektirir. Unutmayın; sağlık alanında en değerli sermaye bilgi, en güçlü rehber ise vicdandır. Burada edindiğiniz bilgi ve deneyimlerin yanında ekip çalışmasını, empatiyi, sabrı ve insana hizmet etmenin değerini de öğrendiniz. Üniversitemize adını veren büyük bilim insanı Kâtip Çelebi'nin araştıran, sorgulayan ve öğrenmeyi hayatının merkezine alan anlayışını sizlerin de meslek yaşamınız boyunca sürdüreceğinize yürekten inanıyorum. Her biriniz farklı zorluklarla mücadele ederek bugünlere ulaştınız. Kimi zaman yoruldunuz, kimi zaman vazgeçmeyi düşündünüz; ancak azminiz ve emeğiniz sayesinde bugün mezun olmanın haklı gururunu yaşıyorsunuz. Bundan sonra görev yapacağınız her ortamda yalnızca kendinizi değil, üniversitemizi de temsil edeceksiniz. Bugün sizleri uğurlarken aslında sizlere veda etmiyoruz. Sizler bundan sonra da İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ailesinin ayrılmaz bir parçası olmaya devam edeceksiniz. Başarılarınızı her zaman gururla takip edecek, kapımızı sizlere daima açık tutacağız. Sözlerime son verirken, sizlere sadece başarılı bir meslek hayatı değil; aynı zamanda sağlıklı, mutlu, huzurlu ve anlamlı bir yaşam diliyorum” dedi. Doç. Dr. Pehlivan, konuşmasında ayrıca öğrencilerin yetişmesindeki katkılarından dolayı başta Rektör Prof. Dr. Saffet Köse olmak üzere rektör yardımcılarına, akademik ve idari personele ve fedakâr ailelere teşekkür etti. Sağlık Sisteminin Değerli Kahramanları Olacağız Mezunlar adına söz alan Önlisans alanında Yüksekokul Birincisi ve Fizyoterapi Programı öğrencisi Aylin Kavak ise konuşmasında sağlık alanında eğitim almanın sadece bir meslek öğrenmek değil, insan hayatına dokunmayı ve en zor anlarda bile güçlü kalabilmeyi öğrenmek olduğunu dile getirdi. Kavak, "Bizler bazen bir hastanın umudu, bazen bir ailenin güveni, bazen de sağlık sisteminin görünmeyen ama çok değerli kahramanları olacağız. Unutmayalım ki sağlık hizmetleri alanında görev almak, insana hizmet etmektir. Bu sorumluluğun bilinciyle çalışmak, bugün aldığımız diplomanın en büyük gereğidir. Bugün bir dönemi kapatıyor, yeni bir hayata adım atıyoruz. Öğrenme yolculuğumuz burada bitmiyor. Kimimiz çalışma hayatına başlayacak, kimimiz eğitim yolculuğuna devam edecek. Bilimin, teknolojinin ve sağlık hizmetlerinin sürekli geliştiği bir dünyada kendimizi yenilemeye, mesleğimizi en iyi şekilde icra etmeye ve topluma faydalı bireyler olmaya devam edeceğiz. Fakat hangi yolda ilerlersek ilerleyelim, bu okulda edindiğimiz değerleri yanımızda taşıyacağız. Mesleğimizi insan sevgisiyle, sorumluluk bilinciyle ve etik ilkelerden ayrılmadan yapacağımıza inanıyorum. Bizleri yetiştiren değerli hocalarımız olmak üzere, okul yönetimimize, ailelerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Mezuniyet Kürsüsünde Başarı Ödülleri Büyük bir coşkuyla devam eden törende, konuşmaların ardından bölümlerini dereceyle bitiren öğrencilere plaket ve belgeleri takdim edildi. Yüksekokul Birincisi Aylin Kavak, başarı plaketini aldıktan sonra geleneksel yüksekokul kütüğüne plaket çaktı. Mezuniyet kürsüsünde büyük gurur yaşayan diğer başarılı isimlerden Yüksekokul İkincisi Fizyoterapi Programı öğrencisi Esra Eskimergen ve Yüksekokul Üçüncüsü Ağız ve Diş Sağlığı Programı öğrencisi Burçin Tosuner de sahnede ödüllerine kavuştu. Program birinciliği elde eden; Aylin Kavak (Fizyoterapi), Burçin Tosuner (Ağız ve Diş Sağlığı), Edanur Bayraktar (Tıbbi Laboratuvar Teknikleri), Begüm Serbest (İlk ve Acil Yardım) ve Maide Karaalp (Yaşlı Bakımı) da başarı belgelerini teslim alarak sevinçlerini hocaları ve aileleriyle paylaştı. Tören, tüm mezun öğrencilere diplomalarının takdim edilmesinin ardından, hep bir ağızdan söylenen meslek yemini ve coşkulu kep atma seremonisi ile son buldu. -
30.06.2026Orman Fakültesi Mezunları Yeşil Bir Gelecek İçin Ant İçtiler
Ege Bölgesi’nin ilk ve tek orman fakültesi olma özelliğini taşıyan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Orman Fakültesi, 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Mezuniyet Töreniyle genç mühendislerini sektöre kazandırdı. Orman Endüstri Mühendisliği Bölümünde 5’inci, Orman Mühendisliği Bölümünde ise 3’üncü dönem mezunlarını uğurlayan fakülte, toplam 45 öğrencisini mezun etmenin gururunu yaşadı. Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonuna coşkulu alkışlar eşliğinde giren genç mühendislerin mezuniyet törenine; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Eşen, İzmir Orman Bölge Müdürü Mahmut Yılmaz, Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hasan Türkyılmaz, Türkiye Ormancılar Derneği İzmir Şube Temsilcisi Ahmet Kenan Öztan, akademisyenler, öğrenciler ve aileler katıldı. Türkiye’deki Orman Fakülteleri Arasında İlk Sıralardayız Törende Rektörlüğü temsilen ve aynı zamanda Orman Fakültesinin bir mensubu olarak söz alan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut, fakültenin kısa sürede yakaladığı başarıya dikkat çekti. Prof. Dr. Akbulut, “Her geçen gün büyüyen bir Orman Fakültesi olma yolunda ilerliyoruz. Çok kısa sürede Türkiye’deki Orman Fakülteleri arasında tercihlerde ilk üçe, hatta birinci sıraya yerleşmiş durumdayız. Genç ve dinamik bir üniversiteyiz. Üniversitemiz genç bir üniversite olmasına rağmen oldukça başarılı işlere imza atmaya devam ediyor ve farklı olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda çok daha iyi olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Üniversitemizin bu başarısına olan katkılarınız ve mezunların yetiştirilmesinde gösterdiğiniz çaba, özveri ve rehberlik için tüm akademik personelimize, bu başarıların gerçekleşmesinde her zaman desteklerini gördüğümüz idari personelimize şükranlarımı sunuyorum” dedi. Küresel Tehditlere Karşı Stratejik Meslek: Ormancılık İçinde bulunduğumuz yüzyılda yaşanan afetler, kuraklık ve diğer çevresel felaketlerin ormancılığın stratejik önemini acı tecrübelerle gösterdiğini belirten Prof. Dr. Akbulut, mezunlara seslenerek, ormancılık mesleğinin, günümüz dünyasında hiç olmadığı kadar kritik bir öneme sahip olduğunu aktardı. Prof. Dr. Akbulut, “Bugün mezun olarak yaşamınızdaki yeni bir döneme adım atıyorsunuz. Sahip olduğunuz mesleğin kıymetini bilin. Ormancılık, sahada fedakârlık ve vizyon gerektiren, hata kabul etmeyen bir meslektir. Yapacağınız her faaliyetin sadece kendi geleceğinize değil, aynı zamanda insanlığın geleceğine de etki edeceğinin farkında olun. Burada aldığınız eğitimle, görev yapacağınız her ortamda doğa ile insan arasında birer köprü olacaksınız. İçinde bulunduğumuz yüzyılda iklim krizi, kuraklıkla mücadele, biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir yeşil alanların artırılması insanlığın en büyük sınavıdır. Sizler de bu sınavın başrol oyuncuları olacaksınız. Üniversite sıralarında edindiğiniz teorik bilgiyi, sahada vicdanınız ve meslek etiğinizle harmanlayarak harikalar yaratacağınıza eminim. Unutmayın, dikeceğiniz her fidan, koruyacağınız her karış toprak bu ülkenin geleceğidir. Yaşadığımız çağda her şey çok hızlı değişiyor ve yenileniyor. O nedenle, bilim ve teknolojideki güncel gelişmeleri yakından takip ederek yeni bilgi ve yetenekler kazanmaya ve kendinizi geliştirmeye mutlaka devam edin. Zamanınızı çok iyi değerlendirin ve kişisel disiplin sahibi olun. Dürüst, ülkesini seven, kendine inanan ve güvenen meslek sahibi gençler olarak kendiniz, aileniz ve ülkeniz için çok önemli işler yapabilecek kapasiteye sahip olduğunuzu asla unutmayınız. Hepinize ömür boyu sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum. Yolunuz ve bahtınız açık, ormanlarınız her daim yeşil olsun”ifadelerini kullandı. Küresel Krizlere Karşı Bilimsel Çözüm Mezuniyet kürsüsünde genç meslektaşlarına hitap eden Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Eşen ise ormancılık ve orman ürünleri endüstrisinin tarihi bir virajdan geçtiğini ifade etti. Sektörün önündeki ekolojik ve endüstriyel zorlukları; İklim Krizi ve Kuraklık, Değişen Yangın Rejimi, Döngüsel Ekonomi ve Sıfır Atık, Stratejik Karbon Yutağı Olarak Ahşap ile Hammadde ve Tedarik Güvenliği başlıklarıyla sıralayan Prof. Dr. Eşen, “Bugün buradan sadece birer diploma alarak ayrılmıyorsunuz; aynı zamanda yaşadığımız dünyanın, ülkemizin ve geleceğimizin en hayati unsuru olan ormanlarımızı koruma ve geliştirme, orman kaynaklarımızı da en verimli ve sürdürülebilir şekilde işleyerek topluma kazandırma sorumluluğunu da omuzlarınıza alıyorsunuz. Sahada görev yapacak orman mühendislerimiz ve endüstriye yön verecek orman endüstri mühendislerimiz olarak adım attığınız bu meslekler, sıradan bir kariyer yolunun çok ötesinde, doğaya ve insanlığa adanmış bir yaşam biçimidir. Fakültemizde aldığınız teorik ve pratik eğitim, sizlere bu sorunlarla baş edebilecek donanımı kazandırdı. Sizlerden beklentimiz, sahada ve fabrikada geleneksel yöntemlere bağlı kalırken, aynı zamanda yenilikçi, doğaya yakın ve ekosistem tabanlı yönetim modellerini benimsemenizdir. Kuraklıkla mücadelede su hasadı tekniklerinden, yangına dirençli orman yapılarının kurulmasına; hammaddeyi en az fireyle işleyen yeşil teknolojilerden, yenilikçi ahşap mühendisliğine kadar her alanda bilimin ve tekniğin savunucusu olacağınıza inancım tamdır. Ailenizin gururu, ormanlarımızın ve endüstrimizin umudusunuz. Yolunuz açık, yeşil ve her zaman bilimin aydınlığında olsun. Doğayı koruma ve kaynaklarımızı sürdürülebilir bir şekilde yönetme mücadelemizde en ön saflarda yer alacağınız bu kutlu yolda hepinize başarılar diliyorum” diye konuştu. İKÇÜ İle Güçlü İş birliği İçindeyiz Törende konuşan İzmir Orman Bölge Müdürü Mahmut Yılmaz, ormancılık mesleğinin büyük bir sevda ve gönül işi olduğunu vurgulayarak, "Araziyi sevmezseniz, doğayı sevmezseniz, orman köylüsünü sevmezseniz başaramazsınız. Ben orman mühendislerini, ülkesini, milletini, memleketini seven insanlar topluluğu diye düşünüyorum. Dünyaya tekrar gelme şansım olsa yine orman mühendisi olmak ve bu ülkeye hizmet etmek, orman teşkilatında görev yapmak isterdim" dedi. İKÇÜ ile yürütülen güçlü iş birliğine ve 7+1 eğitim modelinin sahada yarattığı büyük avantaja dikkat çeken Yılmaz, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Biz İzmir Orman Bölge Müdürlüğü olarak Kâtip Çelebi Üniversitesiyle gayet güzel bir iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Son dönemi de işletmelerimizde geçiriyorlar; arkadaşlarımızı, meslektaşlarımızı aramıza alarak onlara arazideki yaptığımız faaliyetleri birebir uygulamalı olarak gösteriyoruz. Bu gerçekten diğer fakültelere de örnek bir uygulama. Çünkü hepimiz biliyoruz ki teorik bilgilerin arazide uygulamada zaman zaman karşılığı olamayabiliyor. Olsa da arazideki yapacağınız uygulamalar daha farklı olabiliyor. Buradaki meslektaşlarımız gerçekten şanslı, çünkü bir dönemi uygulamacı olarak geçiriyorlar. Ben bunu sağlayan fakülte yönetimimize ve üniversite rektörlüğümüze bir orman mühendisi olarak teşekkür ediyorum. Bu uygulamaların da artarak devam etmesini diliyorum. İnşallah önümüzdeki dönem değerli meslektaşlarımızı aramızda görürüz. Ülkemizin çeşitli coğrafyalarında hizmet bayrağını kendileri alır, bizlerin bulunduğu görevlere kendileri gelirler inşallah ve ülkemize hizmet ederler. Gerçekten o ışığı kendilerinde görüyoruz. Donanımlı yetişiyorlar. Biz gençliğimize, meslektaşlarımıza güveniyoruz. Bizim yaptığımız hizmetleri daha iyi noktalara taşıyacaklarına canı gönülden inanıyorum” Ormanı Yalnızca Ağaçtan İbaret Sanıyorduk 2026 yılı mezunları adına konuşma yapan Fakülte ve Bölüm Birincisi Esra Bayırlı, dört yıl önce adım attıkları fakültede ormanın toprağı, suyu ve tüm canlılarıyla bir bütün olduğunu öğrendiklerini dile getirdi. Son yıllarda Ege Bölgesi'nde yaşanan orman yangınlarının sorumluluklarını daha da artırdığını söyleyen Bayırlı, “Diploma bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Bugün burada; doğaya, ülkemize ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzun bilinciyle bir söz veriyoruz” diyerek ailelerine ve hocalarına teşekkür etti. Fakülte Birincisi Bayırlı, alkışlar eşliğinde mezuniyet kütüğüne dönem plaketini çakarak başarısını ölümsüzleştirdi. Protokol konuşmalarının ardından eğitim hayatlarını başarıyla tamamlayarak dereceye giren öğrencilerin ödüllendirilmesine geçildi. Fakülte Birincisi Bayırlı, Fakülte İkincisi Berkan Özer ve Fakülte Üçüncüsü Dilan Gündüz’e başarı plaketleri takdim edildi. Dereceye Giren Başarılı Mühendislere Ödül Törende, bölümlerini ilk üç sırada bitiren öğrencilerin heyecanına sektörel paydaşlar da ortak oldu. Orman Mühendisliği Bölüm Birincisi Esra Bayırlı, Bölüm İkincisi Dilan Gündüz ve Bölüm Üçüncüsü Sefacan Kocabaş; ödül ve hediyelerini Orman Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Altay Uğur Gül, Orman Mühendisleri Odası Genel Merkez Üniversite Temsilcisi Arş. Gör. Muhammed Ali Aydın ile Türkiye Ormancılar Derneği İzmir Şube Temsilcisi Ahmet Kenan Öztan’ın elinden aldılar. Fakültenin bir diğer önemli bölümü olan Orman Endüstrisi Mühendisliği Bölümünde dereceye giren Bölüm Birincisi Berkan Özer, Bölüm İkincisi Canan Ulaşır ve Bölüm Üçüncüsü Fahriye Gökçeoğlu da başarılarını taçlandıran hediyelerini yine aynı isimlerden teslim aldılar. Tören, tüm mezunlara diplomalarının takdim edilmesi ve ardından öğretim üyeleriyle birlikte anı fotoğraflarının çekilmesiyle devam etti. Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Özkan eşliğinde "Meslek Andı’ni" büyük bir gururla okuyan İKÇÜ’lü mühendisler, coşkuyla kep atarak yeşil bir gelecek ve sürdürülebilir bir dünya için meslek hayatlarına ilk adımı atmanın mutluluğunu yaşadı. -
29.06.2026
Sağlık Bilimleri Fakültesinde 12. Dönem Mezuniyet Gururu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi, 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Mezuniyet Töreni ile 12’nci dönem mezunlarını meslek hayatına uğurladı. Büyük bir coşkuyla mezun öğrencilerin salona davet edilmesiyle başlayan törene; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, bölüm başkanları, akademisyenler, idari personel ve mezunların aileleri katılarak gençlerin gururuna ortak oldu. Ülkemizin Sağlık Ordusuna Donanımlı Güç Törende mezunlara ve konuklara hitap eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Sağlık Bilimleri Fakültesinin güçlü akademik kadrosu ve modern eğitim altyapısıyla Türkiye'nin en prestijli kurumlarından biri haline geldiğini vurguladı. Prof. Dr. Bulduklu, "Gerek küresel ölçekte yaşanan gelişmeler gerekse ülkemizin dinamik nüfus yapısı ve sağlık vizyonu, nitelikli, analitik düşünebilen ve pratik yetkinliği yüksek sağlık profesyonellerine olan ihtiyacı her geçen gün artırıyor. Sadece teknik bilgiyle değil, insani değerler ve kriz yönetimi becerileriyle donatılmış bireylerin sağlık sistemine katılması, toplumsal refahın ve sağlık hizmet kalitesinin sürdürülebilirliği açısından kritik bir önem taşıyor. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, tam da bu noktada üstlendiği stratejik misyonla, ülkemizin ihtiyaç duyduğu yüksek donanımlı, merhametli ve vizyoner sağlık gücünü yetiştirerek geleceğe güçlü bir yatırım yapıyor. Müfredatımızı ve uygulama alanlarımızı her geçen gün çağın ötesine taşıyarak, öğrencilerimizi sadece teorik bilgiyle değil; ulusal ve uluslararası ölçekte rekabet edebilecek pratik yetkinliklerle, merhametle ve insan sevgisiyle donatıyoruz. Fakültemiz, gösterdiği bu üstün gayretin neticesinde, bugün sağlık sektöründe fark yaratan liderler yetiştiren, başarılarıyla adından söz ettiren ve mezunlarının gururla aidiyet hissettiği marka bir eğitim kurumu konumundadır. Bölgenin sağlık ihtiyaçlarına yanıt veren stratejik yatırımları ve uluslararası düzeydeki bilimsel çıktılarıyla İKÇÜ, sadece teorik eğitimde değil, sahada ve klinik uygulamalarda da lider bir rol üstleniyor. Bu vizyonun en güçlü sac ayaklarından biri olan Sağlık Bilimleri Fakültesi de sürekli güncellenen çağdaş eğitim müfredatı ve dinamik yapısıyla bu başarı grafiğini her yıl daha yukarıya taşıyor" dedi. Tıbbi Bilginin Ötesinde Bir İhtiyaç: Şefkat ve Bir Tatlı Tebessüm Konuşmasında ailelere ve öğretim üyelerine teşekkür eden Prof. Dr. Bulduklu, genç mezunlara meslek hayatlarında rehberlik edecek şu sözlerle seslendi: "Sağlık alanı; bilgi ve tecrübenin yanı sıra doğrudan insan hayatına dokunmayı, acıya ortak olmayı ve yüksek bir fedakarlığı gerektirir. Sağlık sektörü, sadece en modern tıbbi cihazları kullanmak ya da en güncel teorik bilgiye sahip olmaktan ibaret kalmıyor. İnsan hayatının en kırılgan, en hassas anlarına dokunan bu meslek grubu için manevi değerler, şefkat, merhamet ve empati en az teknik donanım kadar hayati birer şifa unsuru olarak öne çıkıyor. Çoğu zaman bir hastanın acısını hafifleten ilk şey tıbbi bir müdahaleden önce, yüzdeki samimi bir gülümseme ve güven veren bir çift söz oluyor. Manevi değerlerin de bir şifa kaynağı olduğu bilinciyle hareket eden İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, ülkemizin ihtiyaç duyduğu bu yüksek ahlaklı, manevi yönü güçlü ve vizyoner sağlık gücünü yetiştirerek geleceğe en anlamlı yatırımı yapıyor. Meslek hayatınız boyunca insan onurunu ve sağlığı merkeze alan bir anlayışla hareket edeceğinize inancım tamdır. Yapacağınız işin ve elde edeceğiniz başarıların arkasında üç temel öge yer alacaktır: İnsan sevgisi, sabır ve empati. Karşılaşacağınız zorluklarda mesleğinizin kutsallığını hatırlayın ve her zaman bu köklü fakülteden mezun olmanın getirdiği o kurumsal özgüven ve başarı azmiyle hareket edin. Yolunuz ve bahtınız açık, mezuniyetiniz kutlu olsun." 373 Genç Sağlık Ordusuna Katılıyor Törende konuşan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, fakültenin Hemşirelik, Beslenme ve Diyetetik, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon ile Sosyal Hizmet bölümlerinin mezuniyetlerini kutlamanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Eğitim ve öğretimin devamında büyük emekleri olan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse'ye, üniversite çalışanlarına ve klinik uygulamalara destek veren İl Sağlık Müdürlüğü ile paydaşlara teşekkür eden Dekan Prof. Dr. Derya Özer Kaya, "2011-2012 Eğitim-Öğretim yılından beri Sağlık Bilimleri alanında nitelikli sağlık elemanı yetiştiren fakültemizden şimdiye kadar toplamda 2933 kişi mezun olmuştur. Bugün burada mezuniyete hak kazanan 162 Hemşire, 66 diyetisyen, 99 fizyoterapist ve 46 sosyal hizmet uzmanı olmak üzere 373 kişi daha sizlerin huzurunda ant içerek meslek hayatına atılacaktır. Bu başarıdan payı olan başta ailelerimiz, üniversitemiz yönetimi, tüm akademik ve idari personelimiz ve siz değerli öğrencilerimiz bulunmaktadır" dedi. Konuşmasında öğrenci ailelerine ve öğretim kadrosuna şükranlarını sunan Dekan Prof. Dr. Derya Özer Kaya, "Bugün buraya evlatlarınızın bu özel gününe şahitlik etmeye geldiniz. Buradaki başarıların ve bu güzel günün en önemli mimarı sizlersiniz. Her biri sağlık alanında kilit rol oynayan bu meslekleri seçen ve zorlu eğitim süreçlerini başarıyla tamamlayan evlatlarınızla ne kadar gurur duysanız az. Dünyaya geldikleri andan itibaren üzerine titrediğiniz, emek verdiğiniz, özenle ve zorluklarla yetiştirdiğiniz evlatlarınızın kazandıkları mesleklerin sizlere, vatanımıza ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Sizleri tebrik ediyor ve en derin şükranlarımı sunuyorum. Bizlere emanet edilen bu evlatlarımıza sadece mesleki bilgileri öğretmekle kalmadınız, aynı zamanda bir birey olarak sorumluluklarını, ekibin bir parçası olarak paylaşmayı ve dayanışmayı, bir üniversite mezunu ve sağlıkçı olarak topluma karşı görevlerini öğrettiniz. Onlar için yaşamları boyu örnek alacakları bir model oldunuz. Zorlu eğitim sürecinde büyük bir gayret gösterdiniz. Biliyoruz ki bir üniversitenin gerçek gücü öğretim üyelerinin öğrencileriyle kurduğu akıl ve gönül bağlarında kendini gösterir. Bu bağları kurduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum. Öğrenim hayatları boyunca öğrencilerimizin her türlü problemine destek oldunuz ve çözüm ürettiniz. Üniversitemizi ve Fakültemizi çok kısa zamanda Türkiye'de en çok tercih edilen Fakülteler arasına soktunuz. Emekleriniz için teşekkür ediyorum. Mezuniyet Komitemiz, organizasyonda gösterdiğiniz çabalar için sizlere de şükranlarımı sunuyorum" şeklinde konuştu. "Kâtip Çelebili Olma Ruhunu Hep Taşıyın" Mezunların eğitim hayatları boyunca karşılaştıkları zorlukları aşarak büyük bir idrak düzeyine ulaştıklarını belirten Dekan Prof. Dr. Derya Özer Kaya, ailelerin bu büyük başarının en önemli mimarı olduğunu vurguladı. Konuşmasında öğretim elemanlarına ve idari personele teşekkür eden Prof. Dr. Kaya, genç sağlık profesyonellerine seslenerek, gelecek hayatlarında rehberlik edecek tavsiyelerde bulundu. Dekan Prof. Dr. Kaya, "Bugün hayatınızın en önemli zaman dilimlerinden birini sonlandırıyorsunuz ve yeni bir döneme geçiş yapıyorsunuz. Bu cennet vatanın değişik köşelerinde ya da dünyanın herhangi bir yerinde size ihtiyacı olan her cana meslekleriniz doğrultusunda destek olmak için mezun oluyorsunuz. Bugün aldığınız diploma ve sürekli öğrenme ilkesi ile karşınıza çıkacak olan engelleri aşacak, başarılarınızla adınızdan söz ettirecek ve topluma faydalı bireyler olacaksınız. Sizlere güveniyoruz, başarılı olacağınıza inanıyoruz ve her zaman yanınızda olacağımızı bilmenizi istiyoruz. Mesleklerinize olan sevginizi ve sadakatinizi hiçbir zaman kaybetmemenizi diliyoruz. Bir Kâtip Çelebili olarak yaptığınız her işte şefkat, merhamet, sabır gösterme, sır tutma, cömertlik, sadakat, şükür ve doğruluk ile etik ve ahlaki değerlerden ayrılmayacağınıza inancım tamdır. Bu ilkeleri gözeterek Kâtip Çelebili olma ruhunu hep taşımanızı, Mezun Takip Sistemimize kayıtlanmanızı ve bizlerle iletişimi devam ettirmenizi temenni ediyoruz. Tüm öğrencilerimi tekrar tebrik ediyorum. Yolunuz ve bahtınız açık, Allah yardımcınız olsun" dedi. "Başarılarımız Gösterilen Emek, Sabır ve Kararlılıkla Anlam Kazandı" Fakültenin 2026 yılı mezunları adına dönem konuşmasını gerçekleştiren Fakülte birincisi ve Sosyal Hizmet Bölümü mezunu Fatma Özen Gür, üniversitelerin sadece meslek elemanı yetiştiren değil, aynı zamanda düşünce üreten ve toplumsal gelişime katkı sunan kurumlar olduğunu vurguladı. Lisans eğitiminin kendilerine insan onurunu merkeze alan bir yaklaşım kazandırdığını ifade eden Gür, "Geride bıraktığımız yıllar boyunca hepimiz farklı koşullar altında eğitimimizi sürdürdük. Ben de eğitim hayatımı çalışma yaşamıyla birlikte sürdürmüş bir öğrenci olarak, üniversite yıllarının yalnızca derslerden ve sınavlardan ibaret olmadığını yakından deneyimledim. Bugün burada kutladığımız başarıların, sadece ulaşılan sonuçlarla değil, o sonuçlara ulaşırken gösterilen emek, sabır ve kararlılıkla da anlam kazandığını düşünüyorum. Bizler bilimsel düşünceden uzaklaşmadan, etik ilkelerden taviz vermeden ve liyakati temel alan bir anlayışla çalışacağız" şeklinde konuştu. Gür; desteklerinden dolayı Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’ye, Dekan Prof. Dr. Derya Özer Kaya’ya, Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Melike Tekindal’a, tüm hocalara, ailelere ve eğitim hayatı boyunca yanında olan eşine teşekkürlerini sundu. Dereceye Girenler Ödüllendirildi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu’nun mezunları tebrik eden ve gelecek hayatlarında başarılar dileyen hitaplarının ardından dereceye giren öğrencilere plaket ve belge takdimine geçildi. Fakülte birincisi Fatma Özen Gür, mezun öğrenciler anısına mezuniyet kütüğüne birincilik plakasını çaktı. Törende bölümlerinde dereceye giren öğrencilere belgeleri bölüm başkanları tarafından takdim edildi: Beslenme ve Diyetetik Bölümü: Bölüm birincisi Esra Selin Özatay, ikincisi Elif Akbayrak ve üçüncüsü Merve Uysal’a belgelerini Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gülşah Kaner Tohtak takdim etti. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü: Bölüm birincisi Marawan Marawan, ikincisi Hasret Deniz Yüksekol ve üçüncüsü Rumeysa Güler’e belgelerini Bölüm Başkanı Prof. Dr. İlknur Naz Gürşan verdi. Sosyal Hizmet Bölümü: Bölüm birincisi Fatma Özen Gür, ikincisi Huriye Gürpınar ve üçüncüsü Nurgül Gökten’e belgelerini Bölüm Başkanı Prof. Dr. Melike Tekindal takdim etti. Hemşirelik Bölümü: Bölüm birincisi Sude Akdağ, ikincisi Zehra Bulut ve üçüncüsü Günce Tanış’a belgelerini Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hatice Yıldırım Sarı verdi. Ayrıca dereceye giren öğrencilere hediyelerini Türk Hemşireler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hemşire Gizem Arslan Tiren takdim etti. Meslek Andı ve Coşkulu Kapanış Ödül takdimlerinin ardından Hemşirelik, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon ile Sosyal Hizmet bölümleri mezunları, kendi meslek antlarını içerek meslek hayatına ilk adımlarını attılar. Diplomalarını alan 373 genç sağlık profesyoneli, törenin sonunda hep birlikte yapılan geri sayımla keplerini coşkuyla havaya fırlatarak mezuniyet sevincini aileleriyle paylaştı. -
29.06.2026
İlahiyatçılar Coşkuyla Kep Attı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) İlahiyat Fakültesi, 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Mezuniyet Törenini büyük bir coşku ve gururla gerçekleştirdi. Fakültenin 8’inci dönem mezunlarını verdiği bu anlamlı törende, 105 öğrenci mezuniyet cübbelerini giyerek yeni hayatlarına ilk adımı attı. Saygı duruşu, İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan törene Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Dirik, akademisyenler, idari personel ve mezun öğrencilerin aileleri katıldı. Onlar Bizim İçin Birer Sadaka-i Cariye Mezuniyet Töreninde konuşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, mezun öğrencilere ve ailelerine anlamlı mesajlar verdi. Beş yıl önce kendilerine emanet edilen öğrencileri birer "sadaka-i cariye" (kesintisiz hayır kaynağı) olacak donanımla yetiştirdiklerini belirten Prof. Dr. Köse, öğrencilerin yorucu ve uzun bir eğitim sürecini başarıyla taçlandırdıklarını ifade etti. Konuşmasında Tabiun döneminden Kesir bin Kays ve sahabe Ebu'd-Derda arasında geçen tarihi bir hadise atıfta bulunan Prof. Dr. Köse, ilim tahsil etmenin manevi değerini bir hadis-i şerifle hatırlattı. İlahiyat mezunlarının peygamberlerin varisleri olma yolunda ilerlediklerini belirten Rektör Prof. Dr. Köse, "Her kim ilim tahsil etmek amacıyla bir yola girerse, Allah onu cennet yollarından birine kılavuzlamış olur. Peygamberler miras olarak para pul bırakmazlar. İlim bırakırlar. Kim o ilmi elde ederse çok büyük bir nasip elde etmiş olur. Alimler peygamberlerin varisleridir. İşte biz de bu ruhla bu çocuklarımıza Allah'ın sonsuz ilminden bazı şeyleri anlatmaya çalıştık ve belki peygamberlere varis olacak düzeye gelmemiş olabilirler ama o yolda oldukları bilinciyle bütün meleklerin ve canlıların dua ettiği insanlar olarak bu kapıdan çıkıyorlar. Bundan beş yıl önce bize emanet ettiğiniz göz aydınlığı yavrularınızı, bugün bizde sadaka-i cariye olacak şekilde bir donanımla yetiştirerek sizlere tekrar emanet ediyoruz. Onlar zorlu bir eğitimden geçerek bugün mezuniyetle yükseköğrenimlerini taçlandırdılar. Hepsini yürekten tebrik ediyorum” şeklinde konuştu. Sahih Bilgiye ve İslam’ı Doğru Temsil Etmeye İhtiyacımız Var Günümüz dünyasında zihinlerin bulandığına dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Köse, genç ilahiyatçılara büyük bir sorumluluk düştüğünü vurguladı. İslamiyet'in korunmuş kitabı, sünneti ve alimlerin tutarlı yöntemiyle eşsiz bir mirasa sahip olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Köse, hayatlarının yeni bir dönemine adım atan mezunlara rehber olacak 5 temel ilkeden bahsetti. Prof. Dr. Köse, “Allah'ı asla unutmayın. Her an O'nun gözetimi altında olduğumuzu bilerek sorumluluk bilinciyle hareket etmek ve elde edilen başarılarda çalışmanın yanı sıra Allah’ın lütfuna şükretmek gerekir. Anne ve babasının rızasını kazanamayanın, Allah’ın rızasını da kazanamayacağını bilin. Yaşamın her alanında aile içi huzuru koruyun. Başarının anahtarı olan disiplini hayat tarzı haline getirin. Kendiniz dışındaki insanlar için her gün fedakarlıkta bulunun ve faydalar üretin. İnsanların kafalarının karıştığı bu dönemde sahih bilgiye ve İslam’ı en güzel şekilde temsil etmeye ihtiyacımız var. Muhammed ümmetinin diğer ümmetlerden üç farklı ayrıcalığı var. Birincisi kitabı korunmuştur. İkincisi Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın yaşantısı ve sünneti tespit edilerek kayda geçmiştir. Üçüncüsü de alimlerimiz tutarlı bir yöntemle bu iki kaynak üzerinden bilgi üreterek eşsiz bir miras bırakmıştır. Elbette bunlara sahip çıkmak bizim görevlerimizdendir. Ben bu emaneti ifa edeceğinize olan inancımı özellikle ifade etmek istiyorum. Sizlerin bu emanete en iyi şekilde sahip çıkacağınıza inanıyorum” dedi. Konuşmasının sonunda, mezuniyet kürsüsüne çıkan gençlerin yetişmesinde emeği geçen akademisyenlere ve büyük fedakarlıklar gösteren velilere şükranlarını sunan Rektör Prof. Dr. Köse, "Sevgili meslektaşlarım, yeni hayat yolculuğunuzda hepinize muvaffakiyetler diliyorum. Allah’a emanet olun" sözleriyle konuşmasını noktaladı. Zorlu Sınavlardan Geçerek Mezun Oldunuz İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Dirik, mezunların eğitim hayatları boyunca önce pandemi, ardından 6 Şubat depremleri gibi büyük ve tarihi sınavlardan geçtiklerini hatırlatarak; olumsuzluklara rağmen büyük bir kararlılık göstererek mezuniyet kürsüsüne çıkan her bir öğrenciyi yürekten kutladı. Akademik kadro olarak öğrencileri geleceğe en iyi şekilde hazırlamak için çalıştıklarını ifade eden Dekan Prof. Dr. Dirik, “Bizler, sizin sadece bilgiyle değil; analitik düşünen, hayatı doğru anlamlandırıp çözümler üreten, ahlaklı ve araştırmacı birer bilim ve meslek insanı olarak yetişmeniz için gayret ettik. Şimdi bu donanımla yeni bir hayata adım atıyorsunuz. Bu başarıda payı olan başta Kurucu Dekanımız ve Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Saffet Köse olmak üzere, öğrencilerimizi işini aşkla yaparak geleceğe hazırlayan fedakâr akademisyenlerimize ve idari personelimize teşekkür borçluyuz. Aynı zamanda, evlatlarını maddi ve manevi olarak daima destekleyen kıymetli ailelerimize ve mezuniyet komisyonumuza şükranlarımı sunuyorum” dedi. Konuşmasında genç mezunlara "Sizler, kendi kültür ve medeniyet kodlarıyla evrensel değerleri özümsemiş İlahiyat mezunlarısınız" sözleriyle seslenen Prof. Dr. Dirik, gençlerin daima iyiliği emreden, kötülüğe karşı duran ve İslami değerleri hayatlarının merkezine alan bireyler olmalarını temenni etti. En temel görevin, Peygamber Efendimizin ilahi mesajını önce doğru anlamak, sonra yaşamak ve en doğru şekilde anlatmak olduğunu ifade eden Dekan Prof. Dr. Dirik, “Daima iyiliği emreden, kötülüğe karşı duran ve İslami değerleri hayatının merkezine alan bireyler olun. Kendini iyi yetiştirmiş, ahlaklı ve takva sahibi bireyler olarak, milletimize ve devletimize her şartta sadakatle sahip çıkın. En önemli görev Müslümanlığımızdır. Peygamber Efendimizin ilahi mesajını önce doğru anlamak, sonra yaşamak ve en doğru şekilde anlatmaktır. Eseriniz sözünüz olsun. Hangi işi yaparsanız yapın, en iyisini yapmaya gayret edin. Fakültemizle ve birbirinizle olan bağlarınızı asla koparmayın. Üniversitemizin kapıları, lisansüstü eğitimleriniz için sizlere her zaman açıktır. İmanlı, adaletli ve ahlaki erdemlerle dolu bir ömür sürmeniz en büyük temennimizdir. Mezuniyetinizin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Yolunuz ve bahtınız açık olsun” diye konuştu. Ayrıştıran Değil, Birleştiren Bir Dil İnşa Edeceğiz Mezunlar adına dönem konuşmasını yapan Fakülte birincisi Atiye Kübra Dilek, eğitim hayatı boyunca kendilerinden desteklerini esirgemeyen ailelerine ve hocalarına teşekkür etti. Aldıkları eğitimin sadece akademik bilgiden ibaret olmadığını vurgulayan Dilek, "Bu yolculuk boyunca bizlere bilginin ancak ahlakla anlam kazandığını yaşayarak gösterdiniz. Bugün aldığımız diplomalar, aslında bizlere yüklenen bir emanettir. Bu emaneti adaletle, merhametle ve samimiyetle taşımak en büyük vazifemizdir. Çağımızda biz ilahiyat mezunlarına düşen görev; ayrıştıran değil birleştiren, yargılayan değil anlayan ve uzaklaştıran değil davet eden bir dil inşa etmektir" şeklinde konuştu. Dilek, konuşmasında ayrıca henüz 1. sınıftayken vefat eden hocaları eski dekan merhum Prof. Dr. Sıddık Korkmaz’ı da rahmetle anarak ahde vefa örneği sergiledi. Dereceye Giren Mezunlar Ödüllendirildi Protokol konuşmalarının ardından fakülteyi başarıyla bitiren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Fakülte birincisi Atiye Kübra Dilek, ikinci Ayşe Nur Dabanoğlu ve üçüncü Fulya Rana Çelik’e plaket ve başarı belgeleri verildi. Ödül takdiminin ardından Fakülte birincisi Atiye Kübra Dilek, mezunlar anısına fakülte kütüğüne isim plaketini çaktı. Tüm mezun öğrencilere diplomalarının takdim edilmesinin ardından, törenin en heyecanlı anı olan kep atma seremonisine geçildi. Geri sayımlarla birlikte keplerini coşkuyla havaya fırlatan İKÇÜ İlahiyat Fakültesi mezunları, 5 yıllık zorlu ve başarılı eğitim sürecini gururla noktaladı. -
26.06.2026
Rektör Köse, Yeni Hizmete Açılan İKÇÜ Diş Hekimliği Fakültesinde İncelemelerde Bulundu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, yapımı tamamlanarak hizmet vermeye başlayan İKÇÜ Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi'nde incelemelerde bulundu. Fakülte dersliklerini, hastanenin polikliniklerini, tedavi ünitelerini ve teknik altyapısını yerinde inceleyen Rektör Köse, sağlık hizmetlerinin en yüksek standartlarda sunulması amacıyla büyük bir özveriyle yürütülen çalışmalara katkı sağlayan tüm personele teşekkür etti. İnceleme sırasında akademik ve idari personelden yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan Prof. Dr. Saffet Köse, yeni hastanenin yalnızca üniversite için değil, İzmir ve bölge halkı için de önemli bir sağlık yatırımı olduğunu vurguladı. İncelemeler kapsamında yapımı tamamlanan işleri yerinde inceleyen Rektör Prof.Dr. Köse, diş hastanesinin sadece İzmir'in değil bölgenin önemli bir boşluğunu doldurduğunu söyledi. Rektör Prof.Dr.Köse "Bugün gurur verici bir eserin hizmet verir hale geldiğini görmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Bu hastane, sadece modern bir fiziki yapıdan ibaret değildir; uzun soluklu bir emeğin, güçlü bir ekip çalışmasının ve ortak bir idealin ürünüdür. Planlama aşamasından yapım sürecine, teknik altyapının oluşturulmasından sağlık hizmetlerinin sunulacağı son hazırlıklara kadar emeği geçen akademik ve idari personelimize, katkı sunan tüm paydaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum.İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak eğitim, araştırma ve sağlık hizmetlerini birbirini tamamlayan üç temel unsur olarak görüyoruz. Yeni Diş Hastanemiz, öğrencilerimizin uygulama eğitimine güçlü katkı sunarken, akademik çalışmalarımıza da önemli imkânlar sağlayacaktır. En önemlisi ise vatandaşlarımıza çağdaş teknolojiyle donatılmış, nitelikli ve erişilebilir ağız ve diş sağlığı hizmeti sunacak olmasıdır. Bu yatırımın üniversitemize, şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Ziyaret sonunda hastanenin hizmete açılmasında görev alan tüm çalışanlarla bir araya gelen Prof. Dr. Saffet Köse, özverili çalışmaları dolayısıyla ekibe teşekkür ederek, hastanenin uzun yıllar boyunca bilimsel üretime ve toplum sağlığına önemli katkılar sunacağına olan inancını ifade etti. -
26.06.2026
Tıp Fakültesi 10’uncu Dönem Mezunlarını Gururla Uğurladı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Tıp Fakültesi, 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Mezuniyet Töreni’nde 197 genç hekimi meslek hayatına uğurladı. Bornova Aşık Veysel Rekreasyon Alanı Amfi Tiyatro’da düzenlenen törende mezunlar ve aileleri büyük gurur yaşadı. Mezunların kortej yürüyüşüyle başlayan törene Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Manisa İl Emniyet Müdürü Adnan Karayel, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut, İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bülent Çalık, İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yaprak Üstün, Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Adnan Yamanoğlu, Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Melih Kaan Sözmen, Prof. Dr. Esra Meltem Koç, Fakülte Sekreteri Cem Katırcı, dekanlar, öğretim üyeleri ve çok sayıda aile katılarak gençlerin coşkusuna ortak oldu. Başarılarımız Ulusal Düzeyde Tescillendi Törende üniversite yönetimi adına konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, İKÇÜ Tıp Fakültesinin gelişim sürecine ve elde ettiği başarılara dikkat çekti. 2010 yılında kurulan Tıp Fakültesinin nitelikli eğitim altyapısı ve başarılı akreditasyon süreçleriyle Türkiye'nin en çok tercih edilen tıp fakülteleri arasında yer aldığını kaydeden Prof. Dr. Muhsin Akbaş, "Tıp Fakültemiz temel tıp eğitimlerini Çiğli Balatçık Yerleşkesinde; klinik bilimlerde ise Sağlık Bakanlığına bağlı İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve bu yılbaşında imzalanan protokol çerçevesinde İzmir Şehir Hastanesi’nde faaliyet göstermektedir. Fakültemizin Türkiye Mezuniyet Öncesi Tıp Eğitimi Ulusal Standartlarını eksiksiz karşıladığı Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu (TEPDAD) tarafından kabul edilerek 2031 yılına kadar tam akredite edilmesi başarılarımızın tescili mahiyetindedir. Bu durum fakültemizin yüksek puanlarla en çok tercih edilen programların başında gelmesinin bir rastlantı olmadığını; sürekli, özverili bir takım çalışmasının sonucu olduğunu göstermektedir. Kısa zamanda önemli başarılara imza atan fakültemiz hem akademik hem eğitsel hem de klinik uygulamaları ile güzel İzmir’imizin ve Türkiye’mizin en önemli yükseköğretim ve sağlık kuruluşlarından biri olmuştur. Eğitim kadromuzun hastanedeki yoğun iş yükü, yürüttüğü teorik dersler, laboratuvar çalışmaları, klinik uygulamalar, ulusal ve uluslararası projeler, araştırma faaliyetleri, yayınlar ve insanımızın farkındalığının artırılması için gerçekleştirdikleri toplumsal katkı etkinlikleri düşünüldüğünde gayretlerinin ve fedakârlıklarının her türlü takdirin üzerinde olduğu aşikârdır. Bu vesileyle, yaptığınız büyük özverili çalışmalarla üniversitemizin adını ulusal ve uluslararası düzeyde duyuran; saygıdeğer ailelerin emanet ettiği öğrencilerimizi meslek hayatlarında ihtiyaç duyacakları bilgi, beceri ve tecrübeleriyle olgunlaştıran siz kıymetli hocalarımızı, öğretim elemanı arkadaşlarımı Üniversitem adına can-ı gönülden tebrik ediyor; ortaya koyduğunuz bütün güzel çalışmalar için çok teşekkür ediyorum” dedi. Bir Doktor Babası Olarak Sizleri Çok İyi Anlıyorum Kendisinin de bir doktor babası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Muhsin Akbaş, ailelerin yaşadığı duygusal süreci çok iyi anladığını ifade ettiği konuşmasında, hekimliğin insan hayatını koruma gayesiyle hem Hak katında hem de insanlar nazarında değeri en yüksek mesleklerden biri olduğunu belirtti. Mezun öğrencilerin ailelerine seslenen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, “Gözlerini dünyaya açtıkları andan itibaren üzerlerine titrediğiniz, gücünüzün yettiğinin en iyisini kendilerine sunmaya çalıştığınız, bin bir emekle büyüttüğünüz, kendileri hakkında hep iyiyi güzeli istediğiniz, vatana, millete, insanlığa hayırlı hizmetler sunmak üzere hazırladığınız çocuklarınızın doktor olarak mezun oldukları bugün, kendilerine ve tabii onlar aracılığıyla sizlere dua edilecek değerli insanlar yetiştirdiğiniz için ne kadar öğünseniz azdır. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olan değerli doktorlarımızın, edindiğiniz bilgi, beceri ve erdemlerle insanlığa en iyi şekilde hizmet edeceğinize olan inancımız tamdır. Doktorlukta başarının ve harcanan emekten duyulan hazzın kaynağı insana verilen değerdir. Karşılaşabileceğiniz maddi ve manevi sorunlarda, yaptığınız işin iyi yönlerine odaklanmak ve sabretmek sizlere güç verecektir. Mezuniyet sonrası hayatınızda hepinize mutluluklar dilerim. Yolunuz açık olsun" diye konuştu. Hekimlik Yalnızca Bilgiyle Yapılan Bir Meslek Değildir Törende mezunlara ve ailelere seslenen Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut, fakülte için gurur dolu bir gün yaşandığını belirterek 10. dönem mezunlarını uğurlamanın mutluluğunu paylaştı. Bir eğitim kurumunun en büyük başarısının yetiştirdiği mezunlar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bulut, genç hekimlerin Hipokrat’tan Galen’e, İbn Sina’dan günümüze uzanan köklü bir mirasın parçası olduklarını hatırlattı.Tıp tarihinde teknolojinin ve tanı yöntemlerinin değiştiğini, ancak insanın hekimin bilgisine, dürüstlüğüne ve merhametine olan ihtiyacının değişmediğini vurgulayan Prof. Dr. Tuğrul Bulut, genç meslektaşlarından meslek hayatlarındaki kararlarda yalnızca bilimin ışığını ve etik değerleri rehber edinmeleri gerektiğinin altını çizdi. Dekan Prof. Dr. Bulut, "Tıp tarihinde pek çok şey değişti. Hastalıkları açıklama biçimimiz değişti, tanı yöntemlerimiz gelişti, teknolojilerimiz dönüştü. Ancak değişmeyen bir gerçek var: İnsanın, hastalandığında hâlâ bir hekimin bilgisine, dürüstlüğüne ve merhametine ihtiyaç duyması. Karşınıza çıkan her hasta, bir laboratuvar sonucundan ya da bir görüntüleme raporundan ibaret değildir; her biri bir hayatın, bir ailenin, bir umudun temsilcisidir. Bu nedenle hekimlik, bilimin yanında vicdanı; aklın yanında insan sevgisini de gerektirir. Hastalarınız yazdığınız reçeteleri unutabilir, istediğiniz tetkikleri hatırlamayabilir. Ancak kendilerine nasıl davrandığınızı, onları dinleyip dinlemediğinizi, korkularını anlayıp anlamadığınızı asla unutmayacaklardır. Bazen bir sözünüz, bazen bir bakışınız, bazen de sessizce tuttuğunuz bir el, uyguladığınız tedavi kadar değerli olacaktır. Sizlerden tek bir isteğimiz var: Bilginiz sürekli artsın, kendinizi sürekli geliştirin; ancak vicdanınız hiçbir zaman bilginizin gerisinde kalmasın. Bilginizi vicdanınızla birleştirdiğiniz sürece, hastalarınızın yaşamında unutulmaz izler bırakacaksınız. Hipokrat’ın dediği gibi, “Hayat kısa, sanat uzun, karar vermek ise zor.” Bu nedenle meslek hayatınız boyunca her kararınızda bilimin ışığını ve etik değerlerinizi rehber edinin. Karar vermek noktasında ihtiyaç duyduğunuz tek şeyin yalnız ve yalnız bilimin ışığı ve etik değerler olduğunu asla unutmayın" dedi. Başarının Mimarları: Aileler ve Öğretim Üyeleri Konuşmasında mezunların yetişmesinde en büyük pay sahibi olan ailelere ve öğretim üyelerine de teşekkür eden Prof. Dr. Bulut, anne ve babaların fedakarlıklarına değinerek, "Evlatlarınızın başarıları için yıllarca emek verdiniz. Bu diplomalarda onların adı yazıyor olabilir; ancak satır aralarında sizlerin emeği, sabrı ve sevgisi de var. Değerli hocalarımız; öğrencilerimize tıp bilgisini aktarmanın yanında, hekimlik mesleğinin etik değerlerini, sorumluluğunu ve insan odaklı yaklaşımını da kazandırdı, onların gelişimlerine rehberlik etti ve mesleki yolculuklarında yanlarında oldu. Bugün mezun ettiğimiz her genç hekimde emeğiniz, sabrınız ve özveriniz bulunmaktadır. Fakültemizin akademik gücünü ve bilimsel niteliğini temsil eden siz değerli hocalarımıza, öğrencilerimiz ve fakültemiz adına içten teşekkürlerimi sunuyorum. Bugün mezunlarımızla gurur duyuyorsak, bu başarının en önemli mimarlarından biri de sizlersiniz" diye konuştu. Beyaz Önlüğü Giydiğiniz İlk Günü Hep Hatırlayın Genç hekimlerin sadece bir diploma değil, büyük bir sorumluluk ve meslek onuru devraldıklarını hatırlatan Prof. Dr. Tuğrul Bulut, "Beyaz önlüğü giydiğiniz ilk günü hep hatırlayın. O gün kurduğunuz hayalleri, bu mesleği seçmenize neden olan idealleri ve insanlara yardım etme isteğinizi hiçbir zaman kaybetmeyin. Dünyanın neresinde olursanız olun, her zaman bu fakültenin bir parçası olarak kalacaksınız. Yolunuz açık olsun. Bilim yolunuzu aydınlatsın, vicdanınız size rehberlik etsin" sözleriyle konuşmasını tamamladı. Fakülte Birincisinden "Bilgi ve Vicdan" Mesajı Mezunlar adına dönem konuşmasını gerçekleştiren fakülte birincisi Dr. Beyza Buse Delice ise çok fazla fedakârlık isteyen, zorlu, yorucu ama bir o kadar da heyecan verici olan altı yıllık tıp fakültesi yolculuğunu başarıyla tamamlamanın onurunu yaşadıklarını ifade etti. İnsan hayatına dokunmanın ve iyileştirmenin kutsallığına değinen Dr. Delice, konuşmasında intörnlük sürecinde yaşanan mesleki ve sistemsel zorluklara değinerek, sağlık çalışanlarının yükünü hafifletmek adına intörn doktorların asıl görev tanımlarına odaklanması gerektiğine dikkat çekti. Dr. Delice, "Beyaz önlüklerimizi giydiğimiz ilk gün hepimizin içinde büyük bir heyecan vardı; insan hayatına dokunmanın, iyileştirmenin, umut olmanın hayaliyle başladık yolumuza. Bu süreçte ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide görevimizin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anladık. Umuyorum ki yıllar sonra dönüp baktığımızda yalnızca başarılı hekimler olduğumuzu değil, aynı zamanda vicdanını koruyabilmiş insanlar olduğumuzu da görebiliriz. Karamsarlığa kapıldığımızda, onca olumsuzluğun içinde 'Beni Türk hekimlerine emanet ediniz.' diyen Atamızın sesi yolumuzu aydınlatsın. Bu emanete layık olabilmek dileğiyle; yolumuz açık, kalbimiz daima hastalarımıza ışık olsun. Hiçbir hekimin kendi hayatından endişe etmediği, kendini tıbbın gelişimine adadığı, sağlıkta şiddetin önlendiği, güvenli ve aydınlık yarınlar umut ediyoruz " dedi. Fakülte Temsilcisinden Yönetime ve Akademik Kadroya Teşekkür Törende dönem arkadaşları adına söz alan Fakülte Temsilcisi Dr. Emre Maslak da altı yıllık emeğin, mücadelenin ve sınavların ardından mezuniyet kürsüsünde yer almaktan gurur duyduğunu belirtti. Eğitim hayatları boyunca öğrencilerin her sorunuyla yakından ilgilenen fakülte yönetimine teşekkür eden Dr. Maslak, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Öğrencilerin sorunlarını çözmek için her zaman büyük çaba harcayan ve fakültemizi hep daha ileriye taşımaya çalışan Dekanımız Prof. Dr. Tuğrul Bulut’a; bizlerin çalışma koşullarını ve haklarını iyileştirmek için günün her saatinde ulaşılabilir olan Dekan Yardımcılarımız Prof. Dr. Melih Kaan Sözmen ve Prof. Dr. Esra Meltem Koç hocalarımıza en içten şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca desteklerini her zaman hissettiğimiz Prof. Dr. Mustafa Agah Tekindal ile fakültemizin akreditasyon sürecinde büyük emekleri olan Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz ve bizlere bir öğretmenden çok daha fazlası olan Doç. Dr. Osman Sezer Çınaroğlu hocalarımıza, tüm asistanlarımıza ve öğrenci işleri personelimize sınıfım adına çok teşekkür ederim." Altı yıllık eğitim sürecinde kendilerini yalnız bırakmayan ailelerine, sınıf ve dönem temsilcilerine de teşekkürlerini ileten Dr. Maslak, yeni mezun meslektaşlarına çağrıda bulunarak, "Umarım hepimiz üniversite hayatından çıkardığı derslerle beraber meslektaşlarıyla rekabet eden değil, meslektaşıyla birlik ve yardımlaşma içinde çalışan hekimler oluruz. 'Beni Türk hekimlerine emanet ediniz' sözüyle bize olan inancını ifade eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarının bizler için kurduğu cumhuriyetin yol göstericiliğinde, ilmin ve fenin ışığında hekimlik mesleğini icra etmeye gururla devam edeceğiz" sözleriyle konuşmasını tamamladı. Dr. Emre Maslak, konuşmasının sonunda bir yıldır sürdürdüğü temsilcilik görevini yeni fakülte temsilcisi İlayda Şimşek’e devretti. Dereceye Girenlere Plaket Takdim Edildi Törende fakülte birincisi Dr. Beyza Buse Delice, ikinci Dr. Atakan Uzun ve üçüncü Dr. Hüseyin Göktuğ Vural’a plaketleri takdim edildi. Birinci olan Delice ayrıca mezuniyet kütüğüne isimliğini çaktı. Tüm mezunlara diplomalarının verilmesinin ardından, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut’un yönetiminde Hipokrat andını okuyan İKÇÜ’lü genç hekimler, keplerini fırlatarak hekimlik mesleğine ilk adımı attılar. -
26.06.2026
İKÇÜ TÖMER’de Mezuniyet Zamanı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezinin (TÖMER) 2025-2026 öğretim yılı mezuniyet töreni, düzenlenen renkli etkinliklerle coşku içinde gerçekleştirildi. Dünyanın dört bir yanından gelerek Türkçenin çatısı altında buluşan 36 uluslararası öğrenci, bir yıl süren zorlu ve keyifli eğitim süreçlerini başarıyla tamamlayarak mezuniyet gururu yaşadı. Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı’nın okunmasıyla başlayan törene öğretim elemanları, idari personel ve çok sayıda öğrenci katıldı. Törenin açılış konuşmasını yapan TÖMER Müdürü Doç. Dr. Ali Osman Abdürrezzak, dünyanın farklı coğrafyalarından eğitim görmek amacıyla Türkiye’ye ve İzmir’e gelen öğrencileri en iyi şekilde mezun etmekten duydukları mutluluğu paylaştı. Uluslararası öğrencilerin üniversitenin kültürel zenginliğine önemli katkılar sağladığını belirten Doç. Dr. Abdürrezzak, Türkçe öğrenmenin sadece dil bilgisi kurallarını edinmenin ötesinde, zengin bir medeniyet birikimini tanımak anlamına geldiğini vurguladı. Türkçe Öğrenmek Yeni Bir Düşünme Biçimidir Konuşmasında mezunların gösterdiği azim ve kararlılığa dikkat çeken Merkez Müdürü Doç. Dr. Abdürrezzak, “Bugün burada, yalnızca bir eğitim sürecinin tamamlanışını değil, aynı zamanda farklı kültürleri ortak bir dil etrafında buluşturan anlamlı bir yolculuğun başarıyla sonuçlanışını kutlamak için bir araya geldik. Türkçe öğrenmek, dil bilgisi kurallarını ve kelime dağarcığını edinmenin ötesinde; yeni bir düşünme biçimini, farklı kültürel kodları ve zengin bir medeniyet birikimini tanımayı da içerir. Bugün mezun ettiğimiz öğrencilerimiz, sadece yeni bir dil öğrenmediler; Türk milletinin misafirperverliğini, hoşgörüsünü, tarihini ve kültürünü de bizzat yaşayarak hissettiler. Sizler, gösterdiğiniz emek, sabır ve kararlılıkla bu süreci başarıyla tamamladınız. Bugün almaya hak kazandığınız mezuniyet belgesi yalnızca dil yeterliliğinizin değil, aynı zamanda azminizin ve akademik disiplininizin de bir göstergesidir” dedi. Türkiye’nin Dünyadaki Gönüllü Kültür Elçileri Dilin insanları birbirine yaklaştıran en güçlü araçlardan biri olduğunu ifade eden Doç. Dr. Abdürrezzak, mezunların gelecekte Türkiye’nin dünyadaki gönüllü kültür elçileri olarak üstleneceği misyona dikkat çekti. Doç. Dr. Abdürrezzak, “Farklı coğrafyalardan gelerek Türkçeyi öğrenme iradesi gösteren sizler, kültürler arasında kurulan bu köprünün önemli temsilcileri oldunuz. Aylar önce buraya geldiklerinde tek bir kelime dahi etmekte zorlanan öğrencilerimizin, bugün kürsüye çıkıp kendilerini Türkçenin o güzel ahenkiyle ifade edebilmeleri, bizler için en büyük ödül ve gurur kaynağıdır. Sizler artık sadece TÖMER’in birer mezunu değil, Türkiye’nin dünyadaki gönüllü kültür elçilerisiniz. Nereye giderseniz gidin, burada her zaman kapısı sizlere açık bir eviniz olduğunu sakın unutmayın. Edindiğiniz bilgi ve deneyimlerin bundan sonraki eğitim ve meslek hayatınızda sizlere yeni kapılar açacağına inanıyorum. Türkçeyle kurduğunuz bağın yaşamınız boyunca devam etmesini, edindiğiniz bilgi ve birikimi akademik ve mesleki çalışmalarınıza taşımanızı diliyorum. Bizlerin bu başarı yolculuğunda emeği olan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi TÖMER’in tüm idareci ve hocalarına şükranlarımı sunarım” diye konuştu. Türkçe Artık Kalbimizin Bir Parçası Mezun öğrenciler adına kürsüye çıkan Moğolistanlı öğrenci Temuujin Dorjzovd ise törende duygusal bir konuşma yaptı. Türkçe konuşuyor olmanın heyecanını ve gururunu paylaştığı konuşmasında İKÇÜ TÖMER’in kendileri için bir dil kursundan çok daha fazlası olduğunu ifade eden Dorjzovd, “ Bugün burada, hayatımın en özel ve anlamlı günlerinden birinde, sizlerin karşısında Türkçe konuşuyor olmanın heyecanını ve gururunu yaşıyorum. İKÇÜ TÖMER bizim için sadece bir dil kursu olmadı; bizim ikinci evimiz, hocalarımız ve arkadaşlarımız ise ailemiz oldu. Bize sadece kelimeleri değil, bu güzel dilin ruhunu ve Türk kültürünün sıcaklığını öğreten, her hatamızda bize sabırla ve güleryüzle rehberlik eden değerli hocalarımıza şahsım ve tüm uluslararası arkadaşlarım adına sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Farklı ülkelerden, farklı kültürlerden geldik ama bugün hepimiz aynı dilde gülüyor, aynı dilde hayaller kuruyoruz. Türkçe artık bizim için yabancı bir dil değil, kalbimizin bir parçası. Bundan sonraki akademik hayatımızda ya da ülkelerimize döndüğümüzde, her birimiz Türkiye’nin ve bu güzel kültürün birer gönüllü elçisi olacağız. Yolumuz açık olsun. Her şey için çok teşekkür ederim” şeklinde konuştu. Renkli Gösteriler ve Sertifika Heyecanı Açılış konuşmalarının ardından program, uluslararası öğrencilerin hazırladığı Türkçe şiir dinletileri, müzik etkinlikleri ve kendi ülkelerinin kültürlerini yansıtan geleneksel dans gösterileriyle devam etti. Katılımcılardan büyük beğeni toplayan performanslar, salonda renkli görüntülere sahne oldu.Tören, TÖMER bünyesindeki A ve B şubelerinde eğitimlerini başarıyla tamamlayan 36 öğrenciye mezuniyet sertifikalarının takdim edilmesi ve geleceğe dönük başarı dilekleriyle çekilen anı fotoğrafının ardından sona erdi. -
19.06.2026
İKÇÜ’nün En Miniklerinin İlk Mezuniyet Heyecanı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal Tesisler İktisadi İşletme Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Çelebi Anaokulu ve Gündüz Bakımevi, 2025-2026 eğitim-öğretim yılını tamamlayan Gökkuşağı sınıfı öğrencileri için coşkulu bir mezuniyet töreni düzenledi. Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleştirilen törende minik öğrenciler, yıl boyunca edindikleri becerileri sergiledikleri gösterilerle ailelerine ve öğretmenlerine duygu dolu anlar yaşattı. İKÇÜ’nün en minik öğrencileri, düzenlenen coşkulu bir törenle ilk mezuniyet belgelerini aldı. Törene Sosyal Tesisler İktisadi İşletmesi Yürütme Kurulu Başkanı ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Yardımcısı M. Enes Uzun, Çelebi Anaokulu ve Gündüz Bakımevi Birim Sorumlusu Semra Gümüş, Gökkuşağı sınıfının öğretmeni Fatma Koçak, öğretmenler ile öğrenci yakınları katıldı. Eğitimin Temeli Bu Yaşlarda Atılıyor Törende velilere ve öğrencilere hitap eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, üniversite olarak eğitimin yalnızca yükseköğretimle sınırlı olmadığını, bireyin gelişim yolculuğunun en erken dönemlerinden itibaren nitelikli eğitim anlayışını benimsediklerini ifade etti. Eğitim her boyutunda niteliği öncelediklerini belirten ve Çelebi Anaokulu ve Gündüz Bakımevi’nin kısa sürede örnek gösterilen bir eğitim kurumuna dönüştüğünü ifade eden Prof. Dr. Bulduklu, çocukların eğitim hayatına sağlam bir başlangıç yapmalarını sağlayacak güvenli ve kaliteli bir öğrenme ortamı sunmayı hedeflediklerini söyledi. Minik öğrencilerin İstiklal Marşı’nı coşku ve özgüvenle okumalarının kendisini son derece etkilediğini dile getiren Prof. Dr. Bulduklu, ”Çocuklarımızın gözlerindeki heyecanı ve mutluluğu görmek, geleceğe dair umutlarımızı daha da güçlendiriyor. Eğitimin temeli işte bu yaşlarda atılıyor. Biz de İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak bireyin eğitim yolculuğunun her aşamasında yer almayı, en küçük yaştan itibaren kaliteli ve değer odaklı bir eğitim anlayışı sunmayı görev kabul ediyoruz. Çelebi Anaokulu ve Gündüz Bakımevimizde yıl boyunca büyük bir özveriyle çalışan yöneticilerimiz ve öğretmenlerimiz sayesinde bugün gurur duyduğumuz bir noktaya ulaştık. Velilerimizin gösterdiği yoğun ilgi ve güven, doğru bir yolda ilerlediğimizin en önemli göstergesidir. Artan talepleri karşılayabilmek ve çocuklarımıza daha geniş imkânlar sunabilmek için kapasitemizi geliştirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hedefimiz, her geçen gün daha güçlü, daha nitelikli ve daha kapsayıcı bir eğitim ortamı oluşturmaktır. Bir eğitimci ve bir baba olarak şunu içtenlikle ifade etmek isterim ki hayatın en samimi sevinçleri ve en unutulmaz mezuniyet heyecanları bu yaşlarda yaşanıyor. Bugün burada çocuklarımızın attığı bu küçük ama anlamlı adım, onların gelecekteki başarılarının ilk habercisidir. Mezun olan tüm öğrencilerimizi kutluyor, ailelerimize ve eğitim kadromuza teşekkür ediyorum” dedi. Çocuk Gelişiminde Babaların Önemine Vurgu Öğrencilerin yıl boyunca büyük bir özveriyle çalışarak okul öncesi eğitimlerini başarıyla tamamladıklarını beliren ve mezuniyet töreninin çocukların eğitim hayatındaki ilk önemli dönüm noktalarından biri olduğunu ifade eden Çelebi Anaokulu ve Gündüz Bakımevi Birim Sorumlusu Semra Gümüş, “Çocuklarımız bütün bir yıl boyunca büyük bir gayret göstererek çalıştılar. Okul hayatlarının en önemli adımlarından biri olan anaokulu eğitimini başarıyla tamamladılar. Çocuklarımızı ve bizleri bu mutlu günümüzde yalnız bırakmadığınız için hepinize teşekkür ederiz.Rektör Yardımcımız aynı zamanda Sosyal Tesisler İktisadi İşletmesi Yürütme Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Yasin Bulduklu hocamız, Genel Sekreterimiz Nurettin Memur ve Genel Sekreter Yardımcımız Muhammed Enes Uzun başta olmak üzere tüm Yürütme Kurulu üyelerine; Sosyal Tesisler İktisadi İşletmesi Müdürü Ömer Coşgun’a, çocuklarımızın üzerinde büyük emekleri olan öğretmenlerimize, çocuklarımıza bir anne şefkati ile yaklaşan personellerimize ve bize her türlü desteği veren yardımcı öğrenci arkadaşlarıma da ayrıca teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Yaklaşan Babalar Günü vesilesiyle, çocukların gelişiminde babaların üstlendiği güvenli rolün önemine değinen Gümüş, “Çocukların ilk adımı ne kadar kıymetliyse, arkasında duran o güçlü gölge, o güven veren el de bir o kadar değerlidir. Bugün çocuklarınız bu sahnede gururla parlıyorsa, bu onların arkasında sarsılmaz bir dağ gibi duran sizlerin sayesindedir. Sizler onların ilk kahramanı, ilk güven kaynağı ve hayat boyu yürüyecekleri yoldaki en güçlü ışığısınız. Ellerini ilk tuttuğunuz günden bugüne sevginizle ve sabrınızla onların büyümesine ortak oldunuz. Şimdi ise onların ilk mezuniyet heyecanını yine en ön sıradan, gözlerinizdeki o tarif edilemez gururla izliyorsunuz. Bu anlamlı günde çocuklarının her başarısıyla yeniden büyüyen; onlara sadece bir baba değil, aynı zamanda yoldaş, öğretmen ve sığınak olan tüm babalarımızın Babalar Günü'nü en içten dileklerimle kutluyorum” ifadelerini kullandı. “Yolunuz Hep İyiliğe ve Güzelliğe Çıksın” Mezun olan Gökkuşağı sınıfının öğretmeni Fatma Koçak, minik öğrencilerini yeni bir döneme uğurlarken yaptığı konuşmada hem gururu hem de ayrılık burukluğunu bir arada yaşadı. Konuşmasına okul yönetimine ve mesai arkadaşlarına teşekkür ederek başlayan Fatma Koçak, “Bugün burada tarif etmesi zor bir duygu ile karşınızdayım. Bir yanım tarifsiz bir gururla dolu, diğer yanım ise biraz buruk bir veda eşiğinde. Küçücük adımlarla sınıfımıza gelen o minik yürekler, bugün kocaman umutlarla bir adım daha büyüyorlar. Biz aslında kocaman bir ailenin minik parçalarıyız. Bu ailenin bir parçası olmak benim için çok keyifliydi. Hayatlarınıza, tecrübelerinize eşlik etmek, birlikte yol almak, birlikte öğrenmek tarif edilemez bir duygu benim için. Yeri geldiğinde öğretmeniniz, yeri geldiğinde oyun arkadaşınız olmak çok keyifliydi. Beni hayatlarınıza dahil ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Sevgili çocuklarım; gittiğiniz her yerde kalbinizdeki sevgiyi koruyun; iyilikten, merhametten ve umut etmekten asla vazgeçmeyin. Yolunuz zorlaştığında içinizdeki o güçlü ışığı hatırlayın. Bilin ki sizler her an benim kalbimdesiniz. Yolunuz hep iyiliğe ve güzelliğe çıksın sevgili öğrencilerim” dedi. Kep Atma Coşkusu Açılış konuşmalarının ardından sahne alan miniklerin sergilediği gösteriler salondakilere keyifli anlar yaşattı. Tören, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu ve öğretmen Fatma Koçak tarafından öğrencilere ilk mezuniyet belgelerinin takdim edilmesi ve ardından çocukların büyük bir coşkuyla kep atmasıyla son buldu. -
18.06.2026
Küresel Girişimcilik Ağı ‘MANAS E-LAB Çalıştayı’ İKÇÜ’de Başladı
Kırgızistan’daki yükseköğretim kurumlarında sürdürülebilir girişimcilik ekosistemleri kurmayı hedefleyen Avrupa Birliği destekli "MANAS E-LAB" projesinin Yıllık İlerleme Değerlendirme Çalıştayı, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ev sahipliğinde başladı. Avrupa Birliği Erasmus+ Yükseköğretimde Kapasite Geliştirme (CBHE) Programı kapsamında fonlanan ve Kırgız-Türk Manas Üniversitesi koordinatörlüğünde yürütülen MANAS E-LAB (Entrepreneurship Laboratory) Projesi’nin Yıllık İlerleme Değerlendirme Çalıştayı (Annual Progress Review Workshop), 18-19 Haziran 2026 tarihlerinde İKÇÜ’de gerçekleştiriliyor. İki gün sürecek çalıştayda; küresel ortakların birinci yıl faaliyetleri, proje çıktılarının gelişimi ve yükseköğretimde girişimcilik kapasitesinin artırılmasına yönelik stratejik adımlar masaya yatırılıyor. İKÇÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu’nun proje yöneticiliğini üstlendiği; Doç. Dr. İrem Özgören Kınlı, Dr. Öğr. Üyesi Ela Burcu Uçel ve Dr. Öğr. Üyesi Esra Dündar Aravacık’tan oluşan İKÇÜ ekibinin ev sahipliğindeki çalıştayın açılış toplantısı geniş bir katılımla yapıldı. Toplantıya; İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İKÇÜ İİBF Dekanı Prof. Dr. Sevtap Ünal, Proje Koordinatörü Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Azamat Maksudunov, İKÇÜ Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) A.Ş. Genel Müdürü Anıl Baybura ile konuk üniversiteden akademisyen ve uzmanlar katıldı. Bilim Diplomasisi Küresel Barışın Teminatıdır Çalıştayın açılışında konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, hızla değişen dünya düzeninde uluslararası iş birliklerinin, kültürlerarası ortaklıkların ve bilim diplomasisinin üstlendiği stratejik role dikkat çekti. Üniversitelerin artık sadece sınırları içinde bilgi üreten değil, küresel köprüler kuran aktörler olduğunu belirten Prof. Dr. Bulduklu, "Farklı coğrafyalardan, farklı kültürlerden kurumların sahip olduğu bilgi ve deneyimleri bir araya getirmek, sadece akademik bir kazanım değildir. Bu ortak üretim kültürü; daha yenilikçi, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dünyanın inşası için asıl ihtiyaç duyduğumuz zemindir. Kültürlerarası iş birliği, ön yargıları yıkarak toplumları birbirine yaklaştırır. Bilginin serbestçe dolaşımı ve ortak projeler, nihai hedefimiz olan küresel barış ortamına en büyük hizmeti sunmaktadır" dedi. İnsanlığın Ortak Dili Uluslararası ilişkilerin yeni vizyonuna ve bilim diplomasisinin küresel krizlerin çözümündeki kilit rolüne değinen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığı noktalarda akademik iş birliklerinin önemli bir misyon üstlendiğini aktardı. Prof. Dr. Yasin Bulduklu, "Geleneksel diplomasinin, siyasi tıkanıklıkların veya sınırların küresel krizleri çözmede yetersiz kaldığı anlarda; bilim diplomasisi uluslararası ilişkileri canlı tutan ve insanlığı ortak akılda buluşturan en güvenli limandır. İklim krizinden ekonomik sürdürülebilirliğe, dijital dönüşümden bölgesel kalkınmaya kadar karşı karşıya olduğumuz hiçbir sorun artık tek bir ülkenin sınırları içinde çözülemiyor. Bilim, doğası gereği evrenseldir ve insanlığın ortak dilidir. İşte bu yüzden bilim diplomasisi, sadece akademik bir etkileşim değil, aynı zamanda küresel sorunlara ortak akılla çözümler üreten stratejik bir soft-power (yumuşak güç) unsurudur. MANAS E-LAB gibi çok uluslu, çok kültürlü projeler, bilim diplomasisinin kağıt üzerinde kalmayıp sahada yaşayan en somut örnekleridir. Üniversiteler, ürettikleri bilimsel gücü, inovatif yaklaşımları ve girişimcilik reflekslerini toplumsal ve ekonomik değere dönüştürerek bu diplomasinin sahadaki en dinamik uygulayıcıları olmak zorundadır. İKÇÜ olarak bizler de bu sorumluluğun bilinciyle hareket ediyoruz" diye konuştu. Dünyayla Konuşan ve Dünya İçin Değer Üreten Bir Üniversite Bilim diplomasisinin küresel ölçekteki yapıcı gücünün, yönetim felsefesi ve stratejik planlamalarıyla doğrudan örtüştüğünü ifade eden Prof. Dr. Bulduklu, İKÇÜ’nün adını uluslararası arenada da başarıyla duyurulması adına yoğun çaba sarf ettiklerini ifade etti. Prof. Dr. Yasin Bulduklu, "İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak uluslararasılaşmayı, sadece yabancı dilde eğitim vermek ya da öğrenci değişim programları düzenlemek olarak görmüyoruz. Bizim için uluslararasılaşma; bilginin, inovasyonun ve girişimcilik kültürünün küresel ölçekte harmanlandığı dinamik bir vizyonu ifade ediyor. İKÇÜ olarak, uluslararasılaşmayı sadece bir hedef değil, kurumsal kimliğimizin temel bir mottosu olarak kabul ediyoruz. Kurumsal mottomuzun temelinde, 'dünyayla konuşan ve dünya için değer üreten bir üniversite' olma ideali yer almaktadır. Avrupa Birliği projelerine, sınır ötesi akademik ortaklıklara ve küresel ağlara verdiğimiz stratejik önem, bu vizyonun sahadaki en güçlü yansımasıdır. Küresel rekabetin ve dijitalleşmenin sınırları yok ettiği günümüz dünyasında, İKÇÜ’nün adını uluslararası arenada başarıyla duyurmaktan gurur duyuyoruz. Üniversitemiz; araştırma, inovasyon, teknoloji transferi ve girişimcilik alanlarında dünya standartlarını yakalayan, küresel ölçekte fark yaratan her projeye tüm kurumsal altyapısını ve akademik gücünü seferber etmeye kararlılıkla devam edecektir. MANAS E-LAB projesi de bu küresel yürüyüşümüzün en prestijli halkalarından biridir" dedi. İKÇÜ Deneyimini Uygulamalı Eğitimlerle Aktaracak Program kapsamında İKÇÜ adına proje yürütücülüğünü üstlendiği eğitim ve müfredat süreçlerine dair detayları paylaşan Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, üniversitenin girişimcilik eğitimi, yenilikçi müfredat modelleri ve teknoloji transferi alanındaki güçlü birikimini tüm ortaklara aktaracaklarını ifade etti. Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, "MANAS E-LAB Projesi, yalnızca ortak kurumların yan yana geldiği geçici bir çalışma grubu değil; sınırları aşan, üniversiteler arası bilgi transferini kurumsallaştıran ve kalıcı hale getiren stratejik bir platformdur. Günümüzde inovasyon, tek bir merkezin tekelinde değildir; bilginin paylaşıldıkça ve farklı akademik kültürlerle harmanlandıkça katma değere dönüştüğünün bilincindeyiz. İKÇÜ olarak sahip olduğumuz teknoloji transferi, yenilikçi müfredat modelleri ve ekosistem yönetimi tecrübesini bu platform aracılığıyla ortaklarımıza aktarırken, onlardan gelen dinamizmi de kendi yapımıza entegre ediyoruz. Fikir aşamasından ticarileşmeye kadar uzanan bu süreçte kuracağımız mekanizmalar, genç beyinlerin küresel pazarda rekabet edebilecek donanıma erişmesini sağlayacaktır. Bu platform, geleceğin küresel girişimcilik ekosisteminin akademik haritasını yeniden şekillendirmektedir" diye konuştu. Projenin Büyük Hedefi: Yeni Bir "Makerspace" Laboratuvarı Proje Koordinatörü Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Azamat Maksudunov ise bugüne kadar yürütülen çalışmalar ve projenin genel hedefleri hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Maksudunov proje ortaklarının katkılarıyla girişimcilik odaklı eğitim altyapılarının geliştirilmesi, akademisyenlerin kapasitelerinin artırılması ve öğrencilerin fikir aşamasından girişime dönüşen süreçlerde desteklenmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirtti. Projenin en heyecan verici çıktılarından biri olan Makerspace Laboratuvarına değinen Maksudunov, "Bu Erasmus+ projesiyle, üniversite bünyesinde öğrencilerin teorik fikirlerini pratiğe dökebilecekleri tam donanımlı bir Makerspace Laboratuvarı kurulmasını amaçlıyoruz. Bu laboratuvar, öğrenci girişimlerine inovatif bir alan ve güçlü bir mentorluk desteği sağlayacak" ifadelerini kullandı. İki Günlük Yoğun Gündem Çalıştayın ilk gününde proje yönetimi, kalite süreçleri ve performans göstergeleri gibi kurumsal başlıklar değerlendirilirken; ikinci gün Eğitici Eğitimleri" (Training of Trainers) başlığı altındaki uygulamalı oturumlarla devam edecek. Bu kapsamda; EntreComp modelinin müfredatlara entegrasyonu, fikirden ürüne dönüşüm süreçleri, yenilikçi iş modelleri, modern kuluçka merkezi yapıları ve mentorluk mekanizmaları saha deneyimleriyle tartışılarak çalıştay tamamlanacak. -
11.06.2026
Zorlu Süreç Başarıyla Geride Kaldı: İKÇÜ Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi Yeni Binasında
2012 yılından bu yana Aydınlıkevler’deki yerleşkede İzmir ili ve çevre illere modern diş sağlığı hizmeti sunan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi, İKÇÜ’nün Balatçık’taki merkez kampüsüne taşındı. İzmir’in en modern altyapısına sahip sağlık kompleksinde hasta kabulüne başlayacak binadaki açılıştan önceki son aşamayı yerinde inceleyen Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ender Akan, Genel Sekreter Nuretdin Memur, Genel Sekreter Yardımcısı Enes Uzun ve Fakülte Sekreteri Hüseyin Kara, yeni yerleşkedeki öğle yemeğini akademik ve idari personelle birlikte yedi. "Topluma Hizmet" Yeni Sağlık Kompleksinde Hayat Buluyor Yeni yerleşkesinde hem eğitim hem de sağlık hizmetlerini yüksek standartlara taşıyarak kapılarını açacak olan İKÇÜ Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesinde uzun ve yorucu sürecin geride kalmasından duyduğu memnuniyeti paylaşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, "İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin kurulduğu günden bu yana en temel önceliklerinden biri, bilgiyi doğrudan halkımızın refahı için kullanmak, yani topluma hizmet etmektir. Aydınlıkevler Yerleşkemizde hem İzmir’e hem de tüm Ege Bölgesi’ne sunduğumuz nitelikli diş sağlığı hizmetini, Merkez Kampüsümüze taşıyarak toplumsal fayda misyonumuzu bir adım daha ileriye götürüyoruz. Bu taşınma, sadece bir mekân değişikliği değil; aynı zamanda eğitim ve sağlık hizmetlerimizde kalite standartlarını en üst seviyeye çıkarma vizyonumuzun önemli bir parçasıdır. Yeni binamız, İzmir’in en modern altyapısına sahip sağlık komplekslerinden biri olarak tasarlandı. Hastalarımıza modern ve konforlu bir ortamda tedavi imkânı sunarken, geleceğin diş hekimleri olan öğrencilerimize de en son teknolojiyle donatılmış laboratuvarlar ve kliniklerde eğitim alma fırsatı sağlıyoruz" dedi. Geleceğin Diş Hekimlerine Dünya Standartlarında Pratik Eğitim Yeni kampüsteki geniş imkânların eğitim kalitesine ve öğrencilerin mesleki gelişimine sağlayacağı katkıya da değinen Prof. Dr. Bulduklu, İKÇÜ Diş Hekimliğini tercih edecek olan öğrencilerin, yeni komplekste eğitim alma ayrıcalığına sahip olacaklarını kaydetti. Prof. Dr. Yasin Bulduklu, "Genç hekim adaylarımızı buradaki üst düzey imkânlarla karşılayacak olmanın heyecanını yaşıyoruz. Öğrencilerimizin eğitim hayatlarına, en güncel teknolojilerle donatılmış bu yeni binada başlayacak olmaları, onlara hem mesleki hem de sosyal anlamda çok büyük bir avantaj sağlayacak. Kampüs ortamının sunduğu zengin imkânlarla iç içe, aidiyet duygusu yüksek ve tam donanımlı hekimler olarak yetişecekler. Yeni binamızda, diş hekimliği öğrencilerimizin teorik bilgilerini pratiğe dönüştürecekleri preklinik (klinik öncesi) laboratuvarlar, simülasyon merkezleri ve klinik alanlar en güncel teknolojilerle baştan aşağı yenilendi. Genişletilmiş fiziki alanlarımız sayesinde her öğrencimize dünya standartlarında, tam donanımlı ünitlerde uygulama yapma imkânı sunuyoruz. Öğrencilerimiz, dijital diş hekimliğinin en son yapay zekâ ve görüntüleme teknolojileriyle burada tanışacak, henüz mezun olmadan en karmaşık klinik vakaları tecrübeli hocalarımızın gözetiminde deneyimleme fırsatı bulacaklar. İKÇÜ Diş Hekimliği Fakültesi olarak amacımız, sadece diploma veren değil; özgüveni yüksek, el becerisi mükemmel ve mesleki pratik yönü güçlü hekimler yetiştirmektir" diye konuştu. Kamu Sağlığına Katkı Yeni kampüsün İzmir geneline sunulacak sağlık hizmetlerinde stratejik bir rol oynayacağını belirten Prof. Dr. Bulduklu, bölgeye sunulan şifa kapısının da büyütülmesinden mutluluk duyduklarını ifade etti. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, "Kampüsümüzün bütünsel yapısı içinde, hastalarımızı çok daha modern bir altyapıyla karşılayacak olmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu yeni sağlık kompleksimiz sadece üniversitemiz için değil, İzmir’in ve Ege Bölgesi'nin ağız ve diş sağlığı haritası için de büyük bir kırılma noktasıdır. Genişletilmiş fiziki imkânlarımız, artan ünit sayımız ve son teknoloji görüntüleme cihazlarımızla, İzmir’de kamu eliyle sunulan nitelikli sağlık hizmetlerinin payını ciddi oranda artırıyoruz. Özellikle cerrahi müdahaleler, çocuk diş hekimliği ve ileri düzey restoratif tedavilerde kentimizdeki hasta yoğunluğunu azaltacak, randevu ve tedavi süreçlerini çok daha hızlandıracağız. İKÇÜ, bu modern kompleksiyle İzmir’in sağlık turizmi vizyonuna da güçlü bir altyapı desteği sunacaktır" dedi. Sabır ve Özveriyle Titiz Bir Çalışma Bina yapımı, teknik altyapı kurulumu ve teslim süreçlerinde takvimin öngörülenden daha uzun bir süreye yayıldığını, ancak ulaşılan sonucun bu bekleyişe değdiğini belirten Prof. Dr. Bulduklu, "Bu taşınma süreci son derece uzun, titizlik gerektiren ve yorucu bir dönemi kapsıyordu. Ancak idari ve akademik kadromuzun büyük özverisiyle bu zorlu süreci başarıyla geride bıraktık. Hastanemizin inşaat, donanım ve teslim aşamalarında her detayın eksiksiz ve en yüksek kalitede olması için son derece titiz bir çalışma yürüttük. Sürecin teknik hassasiyetler nedeniyle uzaması zaman zaman sabır gerektirse de bugün, İzmir'in en modern sağlık kompleksini üniversitemize kazandırmış olmanın büyük mutluluğunu yaşıyoruz. Sabırla bekleyen, sürecin her anında emeğini esirgemeyen tüm paydaşlarımıza teşekkür borçluyuz. Bu zorlu ve titizlik gerektiren taşınma sürecini büyük bir özveriyle yöneten başta değerli Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse olmak üzere, dekanlığımıza, genel sekreterliğimize, yapı işleri ekibimize, akademik ve idari personelimize teşekkür ediyorum. 'Topluma Hizmet' mottomuzun en somut nişanelerinden biri olan yeni hastane binamızın üniversitemize ve tüm halkımıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. -
05.06.2026
Sosyal Hizmet Uygulama ve Araştırma Şenliği Coşkusu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü ve Sosyal Hizmet Topluluğu iş birliğiyle geleneksel hale getirilen Sosyal Hizmet Uygulama ve Araştırma Şenliği’nin 3’üncüsü yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. 2025-2026 Eğitim-Öğretim yılı boyunca uygulama ve araştırma dersleri çerçevesinde çeşitli sosyal hizmet kuruluşlarında görev alan öğrenciler, mesleğin bilgi, beceri ve değer temelini yerinde deneyimleme fırsatı buldu. Öğrencilerin bu saha tecrübelerinden yola çıkarak hazırladığı ve sosyal hizmetin güncel, kritik sorun alanlarına bilimsel yöntemlerle ışık tutan projeleri, Hekim Hacı Paşa Konferans Salonu Fuaye Alanı’nda poster sunumu olarak sergilendi. İKÇÜ’lü akademisyenler ve öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, geleceğin sosyal hizmet uzmanlarının teorik bilgiyi pratiğe dönüştürme başarısı takdir topladı. Hekim Hacı Paşa Konferans Salonunda düzenlenen açılış programına Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Sevtap Günay Uçurum ve Doç. Dr. Ayşe Akbıyık, Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Melike Tekindal, Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ahmet Ege, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İzmir Şube Başkanı Tufan Fırat Göksel, akademisyenler, kurum ve kuruluş temsilcileri ile çok sayıda öğrenci katıldı. Sosyal Hizmet Bizde Köklü Bir Geçmişe Sahip Şenliğin açılış konuşmasını yapan İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Bu tür organizasyonlar hem teorik bilginin sahada uygulamaya dönüşmesi hem de geleceğe yönelik bir vizyon kazandırması açısından son derece önemli. Bugün Türkiye’de yürütülen pek çok çalışmanın ne yazık ki kâğıt üzerinde kaldığını ya da sadece teorik düzeyde sınırlandığını görüyoruz. Tam da bu noktada, kısıtlı imkânlara rağmen büyük işler başaran bölüm yönetimimizi ve hocalarımızı yürekten kutluyorum. Yeni kurulmuş bir üniversitenin bu denli kapsamlı projeleri hayata geçirmesi muazzam bir başarıdır. Modern yaşamın gereksinimlerinden doğan sosyal hizmet alanının aslında kültürümüzde köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulamak gerekir. Hem bir disiplin hem de bir uygulama alanı olan sosyal hizmet, kadim geleneğimize baktığımızda yabancısı olduğumuz bir saha değildir. Geçmişte 'hayır hizmetleri' çatısı altında şekillenen bu anlayış, günümüzde profesyonel bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu alandaki kurumsal uygulamalar özellikle 20. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren görünürlük kazanmıştır. Bugün ise teknolojinin getirdiği dezavantajlardan, modernizmin ve geleneksel değerlerden kopuşun yarattığı toplumsal kırılmalara kadar pek çok etkenin, 'hassas grupları' daha da artırdığına tanıklık ediyoruz. Bu gruplara yönelik önlemler ülkemizde nispeten geç alınıyor olsa da sosyal hizmet alanının gün geçtikçe çok daha kritik bir önem kazandığını rahatlıkla söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Bulduklu’dan Son Ders: Proaktif Düşünceyi İçselleştirin Adalet Bakanlığı’nın ceza infaz kurumlarındaki yeni bir projesine değinen ve stratejik uyarılarda bulunan Prof. Dr. Bulduklu, “Geçtiğimiz hafta öğrencilerimizin de dikkatini çekmiştir; Ceza ve Tevkifevlerinde ‘Mavi Oda’ adıyla çok kıymetli bir uygulama başlatıldı. Bu uygulama, özellikle mezuniyet aşamasındaki 4. sınıf öğrencilerimizin ‘Nerede iş bulacağız?’ kaygısına umut verici bir yanıt sunarken, müthiş bir istihdam ve çalışma alanı yaratıyor. Bakanlık, bu adımla tüm cezaevlerindeki hassas gruplarla profesyonel görüşmeler gerçekleştirmek adına çok önemli bir hamle yaptı. Bu noktada, bilimsel komisyonda yer alan hocalarımıza ve araştırmacılarımıza büyük görevler düşüyor. Uygulamanın mutlaka stratejik düşünceyi temel alması, her odada bir sosyal hizmet uzmanının görevlendirilmesi ve bu sürecin proaktif bir bakış açısıyla sürdürülmesi gerekiyor. Çağdaş dünya, sorunlar henüz ortaya çıkmadan tedbir alınmasını gerektiren bir vizyona ihtiyaç duyuyor. Bizde genellikle reaktif yönetim tarzı, yani sorun ortaya çıktıktan sonra arkasından koşup onu düzeltmeye çalışma eğilimi yaygındır. Ancak modern dünya, artık bu reaktif adımlarla zaman ve kaynak kaybedecek lükse sahip değildir; çünkü bu tarz yaklaşımlar ülkenin yetkinliklerini devre dışı bırakır. Gelinen noktada stratejik düşünce ve proaktif bakış açısı, dezavantaj yaratan unsurlara yönelik daha sorun filizlenmeden tedbir almayı önümüze net bir hedef olarak koymaktadır. Siz genç sosyal hizmet uzmanlarının; sahaya adım attığınızda sorunu yapısal hale geldikten sonra çözmeye çalışan değil, daha ortada sorun yokken önlem alan profesyoneller olmanız gerekir. Bu durum, her ne kadar sosyal hizmet bağlamında özel bir tavsiye gibi görünse de aslında Türkiye'nin en temel yönetimsel sorunlarından biridir. Bunu unutmamanızı isterim. Bu da size benim ‘son ders’ niteliğindeki tavsiyem olsun: Stratejik bakış açısına sahip olmayı önceleyen bir yönetişim felsefesini ve bu iş yapış biçimini mutlaka içselleştirin.” dedi. İnsan, Biyo-psikososyal Bir Varlıktır Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, fakülte bünyesinde 1800 öğrenci ve 100 kişilik akademik kadroyla dev bir aile olarak eğitim-öğretime devam ettiklerini belirtti. Mevcut sağlık sistemlerinin insanı yalnızca fiziksel ve biyolojik yönüyle ele almasının büyük bir eksiklik olduğunu ifade eden ve sosyal hizmet disiplininin bu noktadaki hayati rolünü vurgulayan Prof. Dr. Kaya, “Sağlık Bilimleri Fakültesi ailesi olarak hepimizin ortak bir amacı var; o da insanın iyilik halini sürdürmek, bozulmuş durumlarda ise optimal seviyeyi yeniden yakalamaktır. İnsanın biyo-psikososyal bir varlık olduğu çok net bir gerçektir. Bireyin ve toplumun iyilik hali; fiziksel, psikolojik ve sosyolojik ayakların hep birlikte desteklenmesiyle mümkündür. Sosyal hizmet uzmanları olarak sizlerin görevi, tam da bu noktada devreye girerek hem sosyal iyilik halini inşa etmek hem de psikolojik sağlamlığı desteklemektir. Sahada çalıştığınız gruplar; şefkate, korunmaya ve doğru müdahaleye ihtiyaç duyan kırılgan kesimlerdir. Bizler bu şefkati bir acıma duygusuyla değil; koruma, kollama ve mesleki profesyonelliği en üst düzeyde göstererek sunmakla mükellefiz. Sizler, sahada çok değerli çalışmalarla en kırılgan gruplara ulaştınız, onlara dokundunuz ve bugün burada adeta bir bilim şenliği oluşturdunuz. Bu süreçte üstün bir gayret gösteren değerli öğrencilerimize, onlara yol gösteren hocalarımıza, sahada dokunduğumuz o kıymetli insanlara ve bizlere hayatın her alanında destek olan fedakar ailelerimize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Mezuniyet kapısındaki tüm gençlerimizin yollarının açık olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Sizlerle Sonsuz Gurur Duyuyoruz Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Melike Tekindal ise, üçüncüsü düzenlenen şenliğin büyük bir gurur vesilesi olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Tekindal, “Biliyoruz ki sosyal hizmet; toplumun dezavantajlı, marjinalleşmiş ve kırılgan kesimleriyle birlikte çalışır, onları güçlendirmeyi ve toplumsal değişimi desteklemeyi hedefler. Merkezine insanı, insan onurunu ve haklarını, toplumsal adaleti yerleştiren bu disiplin; sokakta, ailede, kurumda, kısacası insanın var olduğu her yerdedir. Değerli öğrencilerimiz, bu sıralarda sadece teorik bilgi edinmekle kalmadılar; derin empati, eleştirel düşünme, krize müdahale ve savunuculuk gibi hayati becerileri de kazandılar. En büyük pusulamız olan etik ilkelerimizle yoğrulan bu eğitim sürecinin en kritik aşaması ise sınıf duvarlarını aşıp sahaya inmekti. İşte bugün bu şenlikle, teorinin pratiğe dönüştüğü o somut çıktıları hep birlikte kutluyoruz. Bu dönem 4. sınıftan 55 öğrencimiz; belediyelerden hastanelere, gençlik merkezlerinden denetimli serbestlik müdürlüklerine kadar 17 farklı paydaş kurumda aktif olarak sahaya indi. Topluma değer katan, 8’i genel, 28’i uzun süreli ve bütçeli olmak üzere tam 36 sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirdiler. Aynı şekilde 3. sınıftan 52 öğrencimiz de bilime ve kanıta dayalı sosyal hizmet literatürüne katkıda bulunan 10 değerli araştırmayı bugün bizlere sunuyor. Bu muazzam tablonun ortaya çıkmasında desteklerini esirgemeyen Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse’ye, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Yasin Bulduklu’ya, Dekanımız Prof. Dr. Derya Özer Kaya’ya, paydaş kurumlarda görev yapan meslektaşlarımıza ve sahada öğrencilerimize sabırla rehberlik eden bölümümüzün çok kıymetli hocalarına teşekkür ediyorum. Özellikle bu yıl meslek hayatına adım atacak 4. sınıf öğrencilerimize sesleniyorum: İKÇÜ Sosyal Hizmet Bölümü’nün mezunu olmakla daima gurur duyun, çünkü bizler sizlerle sonsuz gurur duyuyoruz. Yolunuz daima açık olsun” diye konuştu. Dokunduğunuz Her Şeye Değer Kattınız Öğrencilerin ve danışman hocaların büyük emek verdiği projelerin sunumunu gerçekleştiren Sosyal Hizmet Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ahmet Ege, “Bugün, artık tüm çabalarımızın ve emeklerimizin sonucunu somut olarak gördüğümüz o büyük gün. İsterseniz hep beraber rahat bir nefes alıp bir ‘oh’ diyelim; çünkü artık o yoğun süreci başarıyla tamamladık ve geride bıraktık. Dönüp baktığımızda, bu süreçte İzmir’e birlikte ne kadar büyük bir değer kattığımızı çok net görebiliyoruz. Günlük, rutin koşturmacasıyla işleyen saha kuruluşlarımıza gencecik heyecanlar dahil oldu ve tam 9 aydır buralarda çok güzel, çok nitelikli çalışmalar ortaya koydular. Çok keyifli ve üretken bir sürecin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Şunu çok kısaca vurgulamak isterim: İnsan var, dokunduğu şeye değer katar, insan var dokunduğu şeye değer kaybettirir. Bu salondaki herkes, dokunduğu her şeye çok güzel değerler kattı. Sizlerle gurur duyuyoruz” dedi. Sosyal Hizmet Bölümü Uygulamalı Dersler Koordinatörü ve Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ahmet Ege’nin sunumunun ardından törene katılan protokol, fuaye alanındaki sergiyi gezerek öğrencilerden bilgi aldı. -
01.06.2026
Nice Mutlu Bayramlara!
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ailesi, Kurban Bayramı’nın ardından düzenlenen geleneksel bayramlaşma töreninde bir araya geldi. Rektörlük bahçesinde düzenlenen bayramlaşma töreninde Rektör Prof. Dr. Saffet Köse tüm çalışma arkadaşlarının bayramını tek tek kutladı, aileleriyle birlikte huzur içinde nice bayramlar geçirmelerini diledi. Törende; Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Nurettin Memur ile çok sayıda akademik ve idari personel bayram coşkusunu tek yürek olarak paylaştı. Her Geçen Gün Büyüyen Güçlü Bir Aileyiz Bayramların, toplumsal geleneklerimizin müstesna değerlerini yaşatmak ve bu değerleri geleceğe taşımak adına eşsiz birer fırsat olduğunu vurgulayan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, bu özel günlerin toplumsal bağları kuvvetlendirmenin yanı sıra gönül köprüleri inşa eden köklü bir manevi miras olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Köse, "Kurban Bayramı’nın bizlere sunduğu o muazzam manevi huzura, paylaşmanın ve kardeşliğin iklimine bir kez daha kavuşmuş olmanın şükrü içerisindeyiz. Bayramlar, kırgınlıkların unutulduğu, manevi dünyamızı zenginleştiren çok müstesna zamanlardır. Bizler İKÇÜ olarak, her geçen gün daha da büyüyen, gücünü birlik ve beraberliğinden alan çok büyük bir aileyiz. Üniversitemizde büyük bir gayretle görev yapan tüm akademik ve idari personelimizin, onların kıymetli ailelerinin, geleceğimiz olan sevgili öğrencilerimizin ve değerli yakınlarının geçmiş Kurban Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyorum. Bu mübarek günlerin getirdiği manevi uyanışın, birlik ve beraberliğimizin daim olmasına vesile olmasını temenni ediyor; Cenab-ı Allah’tan hepimizi sağlık, mutluluk ve huzur içinde daha nice bayramlara ulaştırmasını niyaz ediyorum" diye konuştu. Bayramlaşma töreni, güzel temennilerin ardından, bu birlikteliği ölümsüzleştiren fotoğraf çekimiyle sona erdi. -
21.05.2026
Genç Hekimlerden Geleceğe "10.000" Vurgusu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Tıp Fakültesi Dönem 1, 2 ve 3 öğrencilerinin bu yıl 6’ncısını düzenlediği "Ulusal Tıp Öğrencileri Kongresi", Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen resmi açılış programıyla başladı. Tıp eğitimine çok yönlü bir bakış sunmayı hedefleyen ve bu yıl sürdürülebilir başarıyı, disiplini ve hekimlik yolculuğundaki kararlı adımları simgeleyen "10.000" teması çerçevesinde şekillenen kongrenin açılışı; İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut, İzmir Bakırçay Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yekta Öncel, İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Berktaş, İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yaprak Üstün, İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Adnan Yamanoğlu, Kongre Eş Başkanları Prof. Dr. Pınar Gençpınar ve Eda Su Korkmaz ile çok sayıda akademisyen ve öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi. Yapay Zekâ Destekleyici Bir Araçtır, En Büyük Şifa Kaynağı Hekimin Empatisidir Dünyanın en eski ve en saygın mesleklerinden biri olan tababetin her dönem zamanın koşulları ve teknolojisiyle şekillendiğini, günümüzde ise yapay zekâ, büyük veri ve dijital sağlık teknolojilerinin tıbbi süreçleri temelden dönüştürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Yasin Bulduklu, yapay zekâ destekli tıp uygulamalarının etik, hukuki ve insani boyutlarının ele alınmasında en büyük görevin genç hekim adaylarına düştüğünü ifade etti. Prof. Dr. Bulduklu, "Gelinen noktada tanı süreçleri yalnızca klinik gözleme değil; algoritmaların analiz gücüne, görüntü işleme teknolojilerine ve öğrenen sistemlere de dayanmaktadır. Bugün en çok kaygı duyulan konuların başında, yapay zekâ ve otomasyon dalgasıyla yerinden edilecek meslekler geliyor. Ancak tıp, asla sadece matematiksel verilerden ibaret bir mühendislik dalı değildir. Genç hekim adaylarımızın yerinden edilmek korkusuna sahip olmak yerine, bu teknolojik devrimi mesleki bir yarara ve hıza dönüştürmeyi öğrenmesi son derece kıymetlidir. Şunu hiç unutmamalıyız: Yapay zekâ sağlıkta asla nihai karar verici olamaz, o sadece hekimin işini kolaylaştıran güçlü bir destekleyici araçtır. Tıbbın asıl karar mekanizması, hukuki ve ahlaki sorumluluğu ve en önemlisi o vicdani süzgeci her zaman hekimin zihninde ve kalbinde kalacaktır. Çünkü laboratuvar sonuçları ya da gelişmiş algoritmalar ne kadar kusursuz olursa olsun, tıptaki en büyük ve ikame edilemez şifa aracı yine hekimin bizzat kendisidir. Bir hastayı ayağa kaldıran tek şey doğru ilaç dozajı değil; hekimin hastaya yaklaşımı, gözünün içine bakarak sunduğu sıcak bir gülümsemesi ve onun acısını paylaşan yüksek empati yeteneğidir. Makineler, veri analizi yapabilir ama acıyı hissedemez ve teselli edemez. Bu nedenle geleceğin hekimleri olarak sizlerden beklentimiz; yalnızca ezberlenmiş tıbbi bilgilere veya önünüze konan hazır dijital verilere hâkim olmanız değil, teknolojiyi insani değerlerle doğru yorumlayan, eleştirel bakabilen ve etik sorumluluğu her şeyin üzerinde tutarak hekimliği bir sanat gibi icra eden bireyler olmanızdır" dedi. Savunma Sanayindeki Yerli ve Milli İvmeyi Sağlık Teknolojilerine de Taşımalıyız Yapay zekâ ve dijital dönüşümün tıp dünyasını yeniden şekillendirdiği bu kritik dönemeçte, Türkiye'nin küresel rekabetteki konumunu genç hekimlerin vizyonunun belirleyeceğini ifade eden Prof. Dr. Yasin Bulduklu, hekim adaylarına önemli sorumluluklar düştüğünü aktardı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, "Bugün Türkiye, savunma sanayiinde tüm dünyanın gıptayla izlediği yerli ve milli bir başarı hikayesi yazmıştır. İHA’larımız, SİHA’larımız, yerli yazılımlarımız ve mühendislik kabiliyetimiz, tamamen kendi insanımızın ürettiği teknolojilerle küresel dengeleri değiştirmiştir. İşte tam da bu noktada, savunma sanayiinde yakaladığımız o büyük vizyoner ivmeyi, sağlık sektörüne ve tıp teknolojilerine de taşımak mecburiyetindeyiz. Tıbbi cihazlardan biyoteknolojiye, yapay zekâ tabanlı tanı algoritmalarından yerli ilaç sanayiine kadar her alanda kendi kendimize yetebilen, hatta dünyaya yön veren bir ülke olma hedefimizin anahtarı sizlersiniz. Sağlıkta dünya lideri ve öncü bir Türkiye vizyonu, sadece başkalarının ürettiği son teknoloji cihazları ya da yazılımları en iyi şekilde kullanabilen hekimlerle inşa edilemez. Bizim, laboratuvardan ve klinikten çıkmayan, mühendislerle omuz omuza çalışan, tıp dünyasının eksiklerini görerek yeni teknolojileri bizzat tasarlayan, patent alan ve literatürü şekillendiren bir akademik yaklaşıma ihtiyacımız var. Sizler, sadece reçete yazan hekimler değil; yapay zekâ destekli tıp uygulamalarının etik, hukuki ve insani sınırlarını çizen, bu alanda küresel kuralları koyan liderler olmak zorundasınız. Bu salondaki her bir gencimizin gözünde, savunma sanayiindeki yerli başarılarımızı sağlıkta çok daha ileriye taşıyacak o azmi ve kararlılığı görüyorum. İnsanlığın geleceğine şifa ve teknoloji üretecek tıp profesyonellerinin bu üniversiteden çıkacağına yürekten inanıyorum." Hem Hekim Hem Akademisyen Yetiştiriyoruz İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut ise konuşmasında, tıp eğitiminin ilk gününden itibaren öğrencilere akademik dünyanın da kapılarını açmayı hedefleyen, bu doğrultuda çalışan bir fakülte olduklarını vurguladı. Kongrenin, eğitim-öğretim programının çok önemli bir parçası olduğunu belirten Dekan Prof. Dr. Bulut, öğrencilerin 2025-2026 eğitim-öğretim yılı boyunca imza attığı akademik başarıları şu verilerle paylaştı: "Aslında burada hep birlikte çok büyük bir emeğin sahnesini izleyeceğiz. Fakülte olarak öğrencilerimizin hem sağlık hizmeti sunumu aşamasında iyi birer hekim olmalarına kıymet veriyor hem de onları akademik hayata hazırlıyoruz. Bu yıl öğrencilerimiz, öğretim üyelerimizin önderliğinde 86 derleme makale ve 35 orijinal araştırma makalesi olmak üzere toplam 121 bilimsel çalışmaya imza attılar. Ayrıca 35 yeni etik kurul onayı alındı. Bu, lisans düzeyindeki öğrenciler için gerçekten çok büyük bir başarıdır ve hepsi kocaman bir alkışı hak ediyor. Bu süreçte motivasyonlarıyla öğrencilerimize profesyonel destek sağlayan tüm öğretim üyelerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum." "10.000" Temasının Arkasındaki İki Büyük Bilimsel ve Felsefi Dayanak Öğrenciler adına söz alan Kongre Eş Başkanı Eda Su Korkmaz ise tıp eğitiminin sadece teorik bilgi ezberlemekten ibaret olmadığını, sürekli sorgulamayı ve araştırmayı gerektiren bitmek bilmeyen bir yolculuk olduğunu ifade etti. Bu yıl seçtikleri "10.000" temasının iki büyük felsefi ve bilimsel temeli olduğunu belirten Korkmaz, şunları aktardı: "Birincisi; tıp literatüründeki ilk 1.000 gün yaklaşımını güncel çalışmalar ışığında bir adım öteye taşıdık. Bugün biliyoruz ki prefrontal korteksin gelişimi 24-25 yaşlarını buluyor; yani insan, gelişim yolculuğunu hayatının ilk 10.000 gününde tamamlıyor. Biz bu kongrede anne karnından gençlik çağının sonuna uzanan bu en dinamik evreye odaklanıyoruz. İkinci anlamı ise geleceğimizle ilgili. Bilimsel olarak kanıtlanmıştır ki bir alanda usta olmak için en az 10.000 saat emek vermek gerekir. Biz henüz o saatleri tüketmeye başlamadık ama bugün burada, o zorlu yola ilk adımı atmaya gönüllüyüz. Gücümüzü Mustafa Kemal Atatürk’ün 'Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar' sözünden alıyoruz. İnsan yaşamının o 10.000 günlük mucizesini korumak ve bilimi ileriye taşımak, yorulmadan yürümeyi göze alan biz genç hekim adaylarının borcudur." Korkmaz, aylar süren yoğun ekip çalışmasının ürünü olan organizasyona destek veren üniversite yönetimine, Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Pınar Gençpınar’a, tüm hocalara ve salonu dolduran katılımcılara teşekkürlerini sunarak konuşmasını tamamladı. "Güzel İzmir'in Güzel Öğrencilerine Bir Parça Dokunabilmek En Büyük Mutluluktur" İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Berktaş, kongrenin açılışında gençlerle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Güzel İzmir'imizin güzel öğrencilerine tıp eğitiminde bir parça dokunup onları daha iyiye, daha ileriye götürebiliyorsak bizler için bundan daha mutlu bir an olamaz. Başta değerli mevkidaşım Dekan Prof. Dr. Tuğrul Bulut olmak üzere tüm akademisyenleri kutluyorum. Bu güzel organizasyonun esas aktörü olan, gerek mutfağında çalışan gerekse salonda bulunarak bu bilimsel şölene ortak olan tüm sevgili öğrencilere yürekten başarılar diliyorum" şeklinde konuştu. "Burada Kazanılan Pratik Tecrübeler Çok Kıymetli" İzmir Bakırçay Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yekta Öncel, İKÇÜ Tıp Fakültesinde 9 yıl boyunca öğretim üyeliği yaptığını hatırlatarak başladığı konuşmasında şunları kaydetti: "İKÇÜ, öğrencilerle birlikte çok güzel işlere imza atıyor. Öğrencilik döneminde bu tarz organizasyonları üstlenmek, düzenleme komitesinde yer alıp bunları tecrübe etmek çok kıymetli. Eğitim ve dersler her zaman alınır ancak pratik hayatta kullanılacak bu tecrübelerin edinilmesi çok değerlidir. Bu tecrübeler sayesinde ileride, 6. sınıfa geldiğinizde kendi mezuniyet törenlerinizi bile hocalarınızla omuz omuza başarıyla organize edeceksiniz. İleride çok güzel anacağınız bu günlerin ve kongrenin başarılı geçmesini diliyorum." "Kuracağınız İletişim Geleceğin Sağlık Sistemini Şekillendirecek" İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yaprak Üstün, öğrencilerin ortaya koyduğu bilimsel üretkenliğe dikkat çekerek, "Sizlerin üreticiliği ve verimliliği ileri dönemde sağlık sistemi için çok kıymetli. Burada paylaşacağınız her sunum, birbirinizle kuracağınız her türlü iletişim geleceğin sağlık sistemini şekillendirecek. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyor, verimli bir toplantı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. "Geleceğe Bu Yaşlarda Başlamak Lazım, Bunu da Kongreler Sağlıyor" İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Adnan Yamanoğlu da Kongre Eş Başkanı Eda Su Korkmaz'ın kürsü performansına atıfta bulunarak genç hekim adaylarının hitabet gücüne hayran kaldığını belirtti. Doç. Dr. Yamanoğlu, "Bizler ancak 30-40 yaşımızdan sonra topluluk önünde bu şekilde rahat konuşmaya, teknolojiyi tam anlamıyla kullanmaya başladık. Demek ki her şeye o yaşlarda, yani daha bu sıralardayken başlamak lazım. İşte bunu da bize bu tür kongreler sağlıyor. Çok güzel bir işe imza atmışsınız, hepinizi tebrik ediyor, teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Teoriden Pratiğe Zengin Kongre İçeriği İKÇÜ Tıp Fakültesi’nin gelenekselleşen öğrenci organizasyonu, açılış konuşmalarının ardından hem akademik hem de pratik kazanımlarla dolu yoğun 3 günlük bir programla devam edecek. Kongre kapsamında yer alan "Uzman Görüşleri" oturumlarında alanında yetkin konuklar, tıp dünyasındaki en güncel gelişmeleri ve meslek hayatına dair ufuk açıcı deneyimlerini genç hekim adaylarıyla paylaşacak. Öğrencilerin teorik bilgilerini pratiğe dökme fırsatı bulduğu "İnteraktif Atölyeler" ile öğretici uygulama oturumları yapılacak. Ayrıca İKÇÜ Tıp Fakültesi öğrencileri, İTS 101, 201 ve 301 müfredatı kapsamında yıl boyunca büyük bir titizlikle hazırladıkları özgün çalışmalarını "Bilimsel Sunumlar" başlığı altındaki akademik oturumlarda sunarak kürsü deneyimlerini yaşayacak.
Toplam 363







