Haberler :::
-
13.03.2026YeniİKÇÜ’de Coşkulu Tıp Bayramı Kutlaması
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Tıp Fakültesince düzenlenen program ile 14 Mart Tıp Bayramı coşkuyla kutlandı. Hekim Hacı Paşa Konferans Salonunda düzenlenen programa, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta, İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut, İzmir Bakırçay Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yekta Öncel, İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bülent Çalık, İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yaprak Üstün, İzmir Bakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Adnan Yamanoğlu, Çiğli İlçe Sağlık Müdürü Dr. Sinem Örsçü Kemerli, Bayraklı İlçe Sağlık Müdürü Dr. Neşe Zeren Nohutcu, Karşıyaka İlçe Sağlık Müdürü Dr. Şamil Buğa, İKÇÜ Genel Sekreteri Nuretdin Memur ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Kutlama programı, Sanat ve Tasarım Fakültesinden Prof.Dr. Ömer Özden, Prof. Dr. Serkan Çelik, Doç. Dr. Mücahit Yalçın Öztüfekci ile İKÇÜ Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Arş. Gör. Dr. Merve Çelik, Arş. Gör. Çisil Özyaman Yılmaz, Can Kaya, Ege Eryılmaz’ın icra ettiği konser ile başladı. Tören, beğeni ile takip edilen konserin ardından protokolün 14 Mart’a ilişkin kutlama konuşmalarıyla devam etti. Birlikte Çok Güçlüyüz İKÇÜ’nün ilk açılan fakültesi olan Tıp Fakültesinin yıllar içinde yakaladığı başarı ivmesine dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, insanlık tarihinin en yüksek ahlaki ideallerinden birini simgeleyen hekimlik mesleğine kazandırdıkları genç İKÇÜ’lü hekimleri övünç kaynağı olarak gördüklerini söyledi. Rektör Prof. Dr. Köse, “Bünyesinde hekimler, uzmanlar, değerli bilim insanları yetiştirmeye devam eden fakültemiz, afiliye hastanelerimizden aldığı güçle başarılarına devam etmektedir. Bizim öğrencilerimiz de empati yeteneği güçlü, başkalarının dertleri ile dertlenen ve hastalıklara çareler üreten, sürekli gelişme ve değişmeyi düstur edinmiş iyi bireylerdir. Her zaman en iyi olmanın ve daha iyisini aramanın gayreti içinde insana ve cana hizmeti ibadet görürler. Bilgi kadar vicdanın da gerekli olduğunun farkındadırlar. İnsan hayatına dokunmanın verdiği büyük manevi tatmini bilirler. Tolstoy'un dediği gibi ‘Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın’ Ben buradan tüm öğrencilerimize başarılı bir eğitim hayatı ve mesleki bir yaşam diliyorum. Emek veren tüm hocalarımıza ve İl Sağlık Müdürlüğümüz ile başhekimlerimize kalbî şükranlarımı sunuyorum. Bu başarı hepimizin ve birlikte çok güçlüyüz” dedi. Sağlık Uğrundaki Her Çaba İbadet Değerinde İnsan hayatına yapılan katkıların, sağlık uğrunda gösterilen her çabanın ibadet değerinde olduğunu kaydeden Prof. Dr. Köse, yüksek emek ve sürekli fedakârlık gerektiren mesleğin yüksek derecede canı sevmeye odaklı olduğuna işaret etti. Hazreti Muhammed'in(asm) sağlıkla ilgili hadislerinden örnekler veren Rektör Prof. Dr. Köse, “İnsanın gönlünü alan, onun duasına nail olanlar, ibadetlerin en güzelini icra etmiş oluyorlar. Hz. Peygamber’in “Allah, ölüm ve ihtiyarlık dışında her derdin şifasını vermiştir tedavinin peşinde olunuz” hadis-i şerifinde verilen hedef, sağlık uğrundaki çabanın ibadet değerinde olduğunu göstermektedir. Bu arada yine Hz. Adem'den itibaren başlayan ve Hz. Muhammed Aleyhisselam'la sona eren süreçteki ilahi mesajda şöyle bir ifade vardır. Bugün Tevrat'ta da geçer, Kur'an-ı Kerim'de de ‘Kim bir insanı yaşatırsa bütün insanlığı yaşatmış gibidir. Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir’ buyurulur. Hazreti Peygamber (asm) ‘Âdemoğlu Allah'ın şaheser yapıtıdır. Allah'ın diktiği bu yapıtı yıkan ise mel'ûndur’ buyurur. Yine Kur'an-ı Kerim'de insanlara şöyle bir talimat verilir: ‘İnsanın yaratılışını inceleyin. Orada bir mükemmel varlık vardır ve o Allah'a götüren bir yol vardır’ O sebepten İslam dininde, Hristiyan kiliselerinde olduğu gibi din ile bilim çatışması için diye bir şey yoktur. Bilim Allah'a götüren bir yol olduğu için bütün bilimler ve o uğurda çalışanlar Allah yolundadır. Dolayısıyla yapılan bütün işler ibadet değerinde bir özellik taşır. İşte böyle bir ortam ve anlayışta hem hizmeti sunan hem de hizmeti alan esasen memnun olmaktadır. Bizim de üniversite olarak bilimsel donanım yanında bu melekeleri kazandırmak her zaman en önemli amacımız oldu. Yalnızca bir mesleğin temsilcisi değil, aynı zamanda insanlığın vicdanı olan sağlık çalışanlarımız, yakın geçmişte yaşadığımız küresel salgın sürecinde, fedakârlıklarıyla insan hayatına olan bağlılığını tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir. Geçmişte olduğu gibi gerektiğinde cephede olmaktan gözünü sakınmayan bu kutsal mesleğin mensupları, salgın hastalıklarla mücadelede de en ön safta yer almışlar, önce toplumun sağlığı için çaba sarf etmişlerdir. Bu başarıda pay elbette siz tıp insanlarının ve ben burada her bir tıp mensubumuza teşekkür ediyor, hayatını kaybeden tüm sağlık çalışanlarına Allah’tan rahmet diliyorum. Hepinizin Tıp Bayramını kutluyor, saygı ve sevgiyle selamlıyorum” ifadelerini kullandı. Üreten ve Geliştiren Bir Sağlık Politikası Yürütüyoruz Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta da hekimliğin özveri ve merhamet gerektiren özelliklerine değindiği konuşmasında, merkezi yönetim olarak tüm sağlık çalışanlarının huzuru, mutluluğu ve daha rahat çalışabilmeleri adına yoğun çaba gösterdiklerini vurguladı. Geleceğin hekimlerine de seslenen Genel Müdür Dr. Usta, “İnşallah sizler de bizlerin bu aşamaya getirdiği konuları çok daha ilerilere taşıyacak ve inşallah tıp tarihinde sağlıkla alakalı konularda çok daha başarılı imzalar atar duruma geleceksiniz. Biliyorsunuz ki üreten ve geliştiren bir sağlık politikası yürütüyoruz, bu anlamda sizler de inşallah üreten geliştiren bir yapıya bürünecek ve artı katkılar da sunacaksınız. Sadece hasta bakmaktan öteye bunun daha pratikliğini, daha gelişmişliğini de hedefleyecek insanlar olmuş olacaksınız. Canımızdan daha çok sevdiğimiz annemiz, babamız, çocuklarımız, kardeşlerimize nasıl yaklaşıyorsak her bir hastamıza da aynı şekilde yaklaştığımızın ifadesi ve nişanesidir empati. Özveriyi, merhameti ön planda tutan bir mesleğe sahipsiniz ve eminim aileleriniz sizlerle bu günlerde daha çok gurur duyuyor. Yarın ki tıp bayramının bugün burada açılıyor olması da benim için rastlantı ve güzel oldu. İnşallah yarın Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte tüm camiamız bir araya gelerek bir Tıp Bayramı kutlama programı yapacağız. Sayın Rektörümüze bu ince düşüncesi için, davet ettiği için ve bize bir konuşma fırsatı verdiği için ayrıca teşekkür ediyorum. Bu vesileyle hem 14 Mart'ımızı hem gelecek Ramazan Bayramımızı şimdiden kutluyorum” şeklinde konuştu. Her Koşulda Milletimizin İmdadına Koşan Bir Mesleğin Mensuplarıyız Hayatını başkalarına adayan, insan yaşamını her şeyin üzerinde tutan hekimliğin uzun ve hiç bitmeyen zorlu bir süreci temsil ettiğini belirten İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, bu onurlu mesleğin mensubu olmaktan duyduğu gururu paylaştı. İl Müdürü Doç. Dr. Kul, “Hekimliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğuna her zaman inanmışımdır. Zorlu ve uzun bir eğitim sürecinde başlayan hekimlik fedakarlığı, sabrı ve büyük bir sorumluluk duygusunu içinde barındıran, insanüstü bir gayretle hizmet etmeyi gerektiren bir meslek. Bu nedenle tarih boyunca kutsal, saygın ve onurlu bir meslek olarak kabul görmüştür. Bizler 1919 yılında İstanbul işgal altındayken tıbbi yeli gençlerin yattığı o bağımsızlık meşalesinin ışığında her zaman ve her koşulda milletimizin imdadına koşan bir mesleğin mensuplarıyız. Dün olduğu gibi bugün de insanımızın sağlığı için en ön safta görev yapmaya devam ediyor, yarın da aynı inanç ve kararlılıkla görevlerimizi sürdüreceğiz. Sağlık çalışanlarımızın büyük bir fedakârlık ve özveriyle yürüttükleri bu kutsal görevin hem toplumun nezdinde hem de özlük hakları bakımından hak ettiği değeri görmesini temenni ediyor, hekimlerimizin ve sağlık sistemimizin ayrılmaz bir parçası olan tüm sağlık çalışanlarımızın bayramını en içten dileklerimle kutluyorum” dedi. Sağlık Sistemimizin En Güçlü Temeli ve Toplumumuzun En Büyük Güvenceleri Sağlık hizmetinin yalnızca bilgi, beceriye değil, aynı zamanda vicdan, sabıra dayanan yapısına dikkat çeken İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bülent Çalık da bu alanda çalışanların sağlıklı toplumların en büyük güvenceleri olduğunu söyledi. Başhekim Prof. Dr. Çalık, “Sağlık çalışanları insanların en zor anlarında, yanlarında olan, güven veren ve hayatın devamı için mücadele eden görünmez kahramanlardır. Her gün büyük bir özveri ile görev yapan hekimlerimiz, hemşirelerimiz ve tüm sağlık çalışanlarımız sağlık sistemimizin en güçlü temeli ve toplumumuzun en büyük güvencelerinden biridir. Bizler hastane olarak bilimsel gelişmeleri takip eden etik değerlere bağlı ve nitelikli sağlık hizmetini önceleyen anlayışımızla çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu başarıda en büyük büyük pay büyük bir özveriyle çalışan siz değerli sağlık çalışanlarısınız. Bu vesileyle başta hekimlerimiz olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızı her alanda emek veren tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramını kutluyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum” diye konuştu. Bir Gün Bu Kürsülerden Sizler Konuşacaksınız İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yaprak Üstün, insan hayatına adanmışlığın ifadesi olan 14 Mart’ın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını aktardı. Genç hekimlerin geleceğin yöneticileri olarak başarılı olacaklarına olan inancını paylaşan Başhekim Prof. Dr. Üstün, “14 Mart sadece Tıp Bayramı değil, bilginin, tıp eğitiminin, insan hayatına adanmışlığın adıdır. Sevgili öğrenciler, bir gün bu kürsülerden sizler konuşacaksınız. Hastaneleri sizler yöneteceksiniz, topluma şifa dağıtacaksınız. İşte o gün geldiğinde lütfen vicdanınızın rehberliğini, etik değerleri, bilginin gücünü unutmayın. 14 Mart Tıp Bayramını kutluyorum ve geleceğin hekimlerine çok güvendiğimizi, onlarla gurur duyduğumuzu ifade etmek istiyorum” dedi. Bir İnsanın “İyiyim” Diyebildiği O Ana Şahit Olabilmek İçin… Hipokrat’tan İbn-i Sina’ya, Hulusi Behçet’ten Gazi Yaşargil’e uzanan büyük mirası omuzlarında onurla taşıdıklarını ifade eden İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut, tıbbın yalnızca bir bilim dalı değil; içinde şefkati, sabrı ve empatiyi barındıran bir insanlık sanatı olduğuna vurgu yaptı. Fakülte olarak bilime bağlı, vicdanı güçlü, etik değerlere sahip ve insan hayatına saygıyı her şeyin üzerinde tutan hekimler yetiştirmeyi en büyük sorumluluk olarak gördüklerinin altını çizen Dekan Prof. Dr. Bulut, “İnsanlık tarihinin en eski, en kutsal ve en zorlu yolculuklarından birine adanmış hayatları, tıbbiyelileri selamlamak için bir araya geldik. Bizler; acıyı dindirmeyi, umudu yeşertmeyi ve yaşamı savunmayı seçmiş bir ordunun neferleriyiz. Uykusuz geçen geceler, polikliniklerdeki yoğun mesailer ve ameliyathanelerin o sessiz ama derin gerginliği; aslında tek bir gaye içindir: Bir insanın “iyiyim” diyebildiği o ana şahit olabilmek. Hekimlik, bir meslek olmanın çok ötesinde; bir yaşam biçimi, bir adanmışlık hikâyesidir. Öğrencilerimiz, bu fakültede yalnızca bir meslek öğrenmiyor, insan hayatını koruma sorumluluğunu taşıyan köklü bir geleneğin yeni temsilcileri olmaya hazırlanıyor. Unutmayın bugün amfilerde öğrendiğiniz her bilgi, yarın bir insanın hayatına dokunacak. Belki de bir gün bir ameliyathanede, bir acil serviste ya da bir poliklinikte vereceğiniz bir karar, bir insanın kaderini değiştirecek. Bu anlamlı gün vesilesiyle başta değerli öğretim üyelerimiz olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızın ve geleceğin hekimleri olan öğrencilerimizin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, insan hayatına dokunmanın sorumluluğunu ve onurunu hep birlikte taşımaya devam edeceğimize yürekten inanıyorum” şeklinde konuştu. Yalnızca Bilgiyi Değil, Mesleğin Sorumluluğunu da Öğreniyoruz Genç hekimler adına konuşan İKÇÜ Tıp Fakültesi Öğrenci Temsilcisi İnt. Dr. Emre Maslak, onurla mensubu oldukları hekimliğin arkasında yoğun bir emek ve özveri olduğuna değinerek; eğitim süreçlerinde sadece bilgiyi değil soğukkanlı olmayı, yorulurken sorumluluk duygusu ile devam etmeyi de öğrendiklerini söyledi. İnt. Dr. Maslak, “Komite öncesi bir sayfa daha diyerek ertelenen uykular, anlamaya çalıştıkça daha da anlamsız hale gelen mekanizmalar, bir sınavdan çıkıp acaba yeterli miydi diye defalarca düşünmek… Ama aslında o sınavlar sadece bilgimizi değil sabrımızı da ölçüyor. Her komite haftası bize disiplin, dayanıklılık ve vazgeçmemeyi öğretiyor. Sınav dönemlerinde kazandığımız bu direnç yarın bir acil serviste, bir ameliyat tanıda, bir yoğun bakımda en çok ihtiyacımız olan şey olacak. Çünkü hekimlik sadece doğru bilgiyi bilmek değildir. Baskı altında doğru kalabilmektir. Yorgunken bile dikkatli olabilmektir. Endişeliyken bile güven verebilmektir. Bir sınav sonucu sizi tanımlamaz, tanımlayan düştüğünüzde tekrar masaya oturmanızdır. Yorulduğunuzda devam etmenizdir. Zorlandığınızda vazgeçmemenizdir. Bu fakülte elbette zor ve yorucu. Saygıdeğer hocalarım, bizler sizlerden yalnızca bilgiyi değil, mesleğin vakarını ve sorumluluğunu öğreniyoruz, bizlere hep güvendiğiniz için teşekkür ederiz. Zor bir yol seçtik ama anlamlı bir yol seçtik. Biz yalnızca bir meslek için değil bir insan hayatına dokunabilmek için çalışıyoruz. 14 Mart sadece tıp bayramı değil aynı zamanda onurun ve cesaretin de simgesidir. Bizler bugün bu geleneğin devamıyız” diye konuştu. Programda, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse tarafından sağlık bilimleri alanına yaptıkları katkıları için Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta ile İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul’a plaket takdim edildi. Ayrıca, İKÇÜ Tıp Fakültesinin akreditasyon sürecindeki özverili çalışmalarından dolayı Dekan Prof. Dr. Tuğrul Bulut’a, kuruluştan bu yana fakültenin başarısında söz sahibi olan dekanlar Mehmet Ali Malas, Prof. Dr. Mehmet Tokaç, Prof. Dr. Gökhan Köylüoğlu, Prof. Dr. Barış Önder Pamuk ile Prof. Dr. Fatih Esad Topal’a törene katılan protokol tarafından teşekkür plaketi takdim edildi. Profesörlük ve doçentlik kadrolarına yükselen öğretim üyelerine fakülte tarafından tebrik belgesinin verildiği tören, “Hatıralar ve Kahramanlarıyla Geçmişten Günümüze Tıp Bayramları” bölümüyle devam etti. Prof. Dr. Ozan Turamanlar “Manşetlerle Tıp Bayramı”, Prof. Dr. Hüseyin Can “Tıbbiyeli Hikmet ve Cumhuriyete Damga Vuran Hekimler” Dr. Öğr. Üyesi Seçil Özçiftçi “14 Mart Tıp Bayramının Türk Tıp Tarihindeki Önemi” başlıklı sunumları ile günün anlam önemine katkıda bulundu. Hafta boyunca devam eden, yalnızca bilim değil sanatta ve sporda da gösterilen başarılı performansları simgeleyen turnuva ve yarışmalarda dereceye giren hekimler ise madalya ve kurumsal hediyeler ile ödüllendirildi. -
13.03.2026YeniİKÇÜ Cambridge Linguaskill Sınav Merkezi Oldu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Yabancı Diller Yüksekokulu, ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen Cambridge Linguaskill sınavının resmi test merkezlerinden biri oldu. Resmiyete kavuşan protokol ile ilgili Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’yi ziyaret eden Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, YDS Academy Cambridge Assessment Direktörü Metin Önder, Ege Bölge Müdürü İsmail Gök, Kurumsal İlişkiler Direktörü Mürsel Sabancı ve İstanbul Cambridge Bölge Satış Müdürü Haluk Ümit Ekici kurulan iş birliğinden duydukları memnuniyeti paylaştı. Cambridge Linguaskill sınavının uygulanmasına yönelik iş birliği detaylarının ele alındığı görüşmede değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. Köse, uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda yabancı dil yeterlilik ölçme ve değerlendirme süreçlerinin geliştirilmesi adına önemli bir adım olduğunu dile getirdi. Yabancı dil eğitimini güçlendirmekte ve eğitim-öğretim süreçlerini küresel standartlara taşımakta gösterdikleri çabaya değinen Prof. Dr. Köse, “Yükseköğretim kurumlarında uluslararasılaşma politikalarının bir parçası olarak İngilizce öğretiminin geliştirilmesi ve dışa dönük olarak kurumsal ilişkilerin hayata geçirilmesi önemli rol oynamaktadır. Üniversitelerin kurumsal iş bölümlerinin, ulusal hedeflerle de uyumlu olarak ele alınması gerekmektedir. Bu noktada İKÇÜ YDY’de yürütülen çalışmaların, paydaşlarla kurulan verimli ilişkilerin, kurulan bağların güzel ve verimli şekilde hayata geçirilmesi bizleri mutlu etmektedir. Tüm iç ve dış paydaşlarımızın kolaylıkla faydalanabileceği bu sınav sistemine olanak sağlayan, üniversitemizin uluslararasılaşma vizyonuna katkı sağlayan bu iş birliğinin hayırlı olması diliyorum” dedi. Uluslararasılaşma Vizyonuna Katkı İKÇÜ YDY olarak İngilizce seviyelerini resmi ve dünya çapında kabul gören bir belgeyle kanıtlamak isteyen herkese kapılarının açık olduğunu belirten İKÇÜ YDY Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, Cambridge Linguaskill sınav merkezinin üniversite için önemli bir kazanım olduğunu belirterek; “Cambridge Linguaskill gibi uluslararası geçerliliğe sahip bir sınavın üniversitemizde uygulanacak olması hem öğrencilerimiz hem de bölgemizde İngilizce yeterliliğini belgelemek isteyen adaylar için önemli bir fırsat sunacaktır. Bu iş birliğinin, üniversitemizin uluslararasılaşma vizyonuna ve yabancı dil eğitimine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu. YDS Academy Cambridge Assessment Direktörü Metin Önder de uluslararası sertifikaya sahip olmak isteyen herkesin İKÇÜ’de bu sınava başvurabileceğini aktararak İngilizce dil yeterliliklerini hızlı, güvenilir ve geçerli bir şekilde belgeleyebileceklerini kaydetti. Linguaskill Sınavı Nedir? Cambridge Linguaskill sınavı, yapay zekâ destekli, hızlı sonuç veren (48 saat) ve ÖSYM tarafından tanınan çevrim içi bir İngilizce dil yeterlilik sınavıdır. Sınav; okuma, dinleme, yazma ve konuşma olmak üzere dört temel dil becerisini ölçmektedir. Linguaskill sınavı Avrupa Ortak Dil Referans Çerçevesi (CEFR) ile uyumlu olarak bilgisayar tabanlı olarak dinleme, okuma, yazma ve konuşma becerilerini A1’den C1 seviyesine kadar dil yeterliliğini ölçmektedir. Cambridge Linguaskill sınavı, Türkiye’de ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen İngilizce yeterlilik sınavları arasında yer almaktadır. Bu sayede sınav sonuçları birçok üniversitede hazırlık sınıfı muafiyeti ve farklı akademik süreçlerde kullanılabilmektedir. Aynı zamanda uluslararası geçerliliğe sahip olan Linguaskill sertifikası, akademik ve profesyonel kariyer hedefleri doğrultusunda İngilizce yeterliliğini belgelemek isteyen adaylar için önemli fırsatlar sunmaktadır. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin Cambridge Linguaskill sınav merkezi olmasıyla birlikte hem üniversite öğrencileri hem de bölgedeki adaylar uluslararası standartlarda bir İngilizce yeterlilik sınavına erişim imkânı elde etmiş olacaktır. -
11.03.2026Yeni
Ön Mali Kontrol İşlemleri Bilgilendirme Toplantısı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı koordinatörlüğünde ‘Ön Mali Kontrol İşlemleri Bilgilendirme Toplantısı’ düzenlendi. Hekim Hacı Paşa Konferans Salonunda Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut başkanlığında, harcama birimleri gerçekleştirme görevlileri ve mali karar ile ilgili işlemlerde görevli yöneticilere ve personele yönelik düzenlenen toplantıda, ön mali kontrol yönergesi ve ön mali kontrol süreçleri hakkında detaylı bilgiler aktarıldı. En Önemli Yenilik Ön Mali Kontrol Listeleri Toplantının mali süreçlerin daha etkin ve verimli yürütülmesi amacıyla düzenlendiğini aktaran Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut, ön mali kontrol süreçlerinde yenilenen mevzuat kapsamında yeni düzenlemelerin ve bu düzenlemeler çerçevesinde hazırlanan ön mali kontrol listelerinin bilinirliğinin artmasının oldukça önemli olduğunu söyledi. Kaynakların etkili, ekonomik ve verimli kullanılması, harcama işlemlerinin mevzuata uygunluğunun sağlanması, Strateji Geliştirme Daire Başkanlığınca yürütülecek işlemlerde uygulama bütünlüğünün oluşturulabilmesinin sürecin ana unsurlarından olduğunu dile getiren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Akbulut, “Toplantımızın amacı, 05 Mart 2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ‘Kamu Ön Mali Kontrol Yönetmeliği’ ile ön mali kontrol mevzuatında meydana gelen önemli değişiklikler, güncel düzenlemeler, dikkat edilmesi gereken hususlar ile harcama süreçleri hakkında sizleri bilgilendirmektir. Ön mali kontrol süreçlerinde en önemli değişiklik yenilenen mevzuat kapsamında hayatımıza giren ön mali kontrol listeleridir. Söz konusu yeni düzenlemelerin ve bu düzenlemeler çerçevesinde hazırlanan ön mali kontrol listelerinin üniversitemizde harcama yetkilileri, gerçekleştirme görevlileri, maaş mutemetleri ve taşınır kayıt ve kontrol yetkilileri başta olmak üzere harcama veya ön mali kontrol süreçlerinde görev alan tüm personel ile birlikte iş birliği içerisinde amacına uygun, etkin olarak kullanılması ve kullanımda birlikteliğin sağlanmasını hedefliyoruz. Verimli bir toplantı olmasını diliyor katılımınız için teşekkür ediyorum” diye konuştu. Amaç Mevzuata Uyum ve Uygulama Birliğinin Sağlanması Ön mali kontrolüne tabi mali karar ve işlemler, ön mali kontrol listeleri hakkında bir sunum yapan Strateji Geliştirme Daire Başkanı Erkan Küçükkılınç, cari harcamaların yapılmasında birimlerin, gerekli tedbirleri almaları, harcamalarını bu yönde yapmaları gerektiğini söyledi. Başkan Küçükkılınç “ Harcama birimlerinin, ihale kanunlarına tabi olsun veya olmasın, harcamayı gerektirecek taahhüt evrakı ve sözleşme tasarılarından, tutarı mal ve hizmet alımları için (12.549.000), yapım işleri için (37.647.000) aşanlar ön malî kontrole tabidir. İdare belirlenen tutarlar içinde kalmak ve üst yöneticiden onay almak kaydıyla harcama birimleri bazında risk analizleri çerçevesinde farklı tutarlar belirlemeye yetkilidir. Bu tutarlara katma değer vergisi dahil değildir. Yeni düzenleme ile işlem dosyası onay öncesi (onay belgesi imzalanmadan önce) ve sözleşme öncesi (sözleşme imzalanmadan önce) olmak üzere (2) kez ön mali kontrole gönderilecektir. Sürecin tek bir harcama talimatı ile tamamlanması amacıyla ilk aşamada gönderim yalnızca EBYS üzerinden gerçekleştirilir. İşlem dosyasının ikinci gönderimi, sözleşme imzalanmadan önce hem HYS’den onaya eklenecek belgeler kapsamında hem de EBYS’den üst yazı ekinde ön mali kontrole gönderilir. Sürecin başlangıcından sözleşme imzalamasına gelene kadar tüm sürece ilişkin dokümanlar eklenir. Yönetmelikle gelen diğer yenilikler ise kamu ön mali kontrol yönetmeliği kapsamında, yönetmelikte yer alan parasal tutarların her yıl yeniden değerleme oranında güncellenmesidir. Yönergemizde yer alan tek istisnai durum harcama ön izin belgesine ilişkindir. Harcama ön izin belgesine ait parasal tutarlar, yeniden değerleme oranına tabi olmaksızın rektörlük makam oluru ile belirlenmektedir. Kamu Ön Malî Kontrol Yönetmeliğinin “Elektronik ortamda gerçekleştirilen iş ve işlemler” başlıklı 27’nci maddesine göre Yönetmelik kapsamında yer alan iş ve işlemler elektronik ortamda da gerçekleştirilebilecektir. Özetle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Kamu Ön Mali Kontrol Yönetmeliği ve ilgili kurumsal düzenlemeler çerçevesinde üniversitemizde ön mali kontrol kapsamında yürütülen iş ve işlemlerde mevzuata uyum ve uygulama birliği sağlamak adına hep birlikte çalışmaktayız” ifadelerini kullandı. Başkan Küçükkılınç sunumunda, ön mali kontrol listeleri, harcama birimlerinde ön mali süreç kontrolü, yönetmenlikle birlikte gelen yenilikler gibi başlıklarda katılımcıları bilgilendirdi. -
11.03.2026Yeni
STK Temsilcileri İle İKÇÜ Yöneticileri İftarda Buluştu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) düzenlenen geleneksel iftar yemeği programında sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ile İKÇÜ üst düzey yöneticileri bir araya geldi. Rektör Yardımcıları Prof.Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, dekanlar, senato üyeleri, üst düzey akademik ve idari yöneticilerin aileleri ile katıldığı iftarda, kentin farklı alanlarında emek veren, sorumluluk üstlenen temsilcilerle buluşmaktan duyduğu memnuniyeti paylaşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, sivil toplum kuruluşlarının şehirlerin gelişiminde önemli katkısına dikkat çekti. Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve yardımlaşma unsurlarına vurgu yapan Prof. Dr. Köse, “Ramazan ayı; yalnızca aynı sofrada buluştuğumuz yemek sofraları değil, aynı zamanda kalplerimizin birbirine daha çok yaklaştığı, anlayışın hoşgörünün büyüdüğü, müstesna bir zaman dilimidir. Öte yandan üniversite olarak kurum dışı paydaşlarımızla da her zaman birlik içinde ülkemiz için birlikte düşünüyoruz, emek veriyoruz ve üretiyoruz. Bu özel günlerde de onlarla bir araya gelmek bizler için ayrıca mutluluk verici. İKÇÜ yöneticileri olarak biliyoruz ki; bir şehri geliştiren kalkınmasını üst noktalara taşıyan şey yalnızca yapılan işler değil, birlikte atılan adımlar, kurulan etkileşimler ve güçlü bağlardır. Farklı fikirler bir araya geldiğinde, özel-kamu sinerjisi katkısı, emeği ile gelişim hızlanır. Ortak akılla, birlikte üreterek toplumsal dayanışmayı güçlendirmek, sürdürülebilir ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkı sağlamak yerelden ulusala uzanacak güçlü adımlara vesile olmak için İKÇÜ her zaman üstlendiği sorumlulukları yerine getirmenin çabasındadır. Bu nedenle kentimizin tüm ögelerine kapımız da gönlümüz de her zaman açıktır. Siz değerli temsilcilerle aynı sofrada buluşmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum" diye konuştu. -
11.03.2026Yeni
İKÇÜ’de ‘Geleceğin İnşasında Kadın’ Semineri
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İKÇÜKAM), İzmir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü iş birliğiyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında ‘Geleceğin İnşasında Kadın’ temalı seminer düzenlendi. Akademik, idari personel ile öğrencilerin takip ettiği, kadının toplumdaki belirleyici rolü ve önemine değinilen seminerin açış konuşmasını yapan İKÇÜKAM Müdürü Prof.Dr. Fatma Akkuş Yiğit, inanç ve medeniyet değerlerimize göre kadının, ailenin ve toplumun omurgası olduğunu vurgulayarak binlerce yıllık devlet geleneğinin de ana unsuru olduğunu aktardı. Prof.Dr. Yiğit, “Kadının bizatihi kendi, kız çocuk, eş ve anne olarak konumu, erkek karşısındaki statüsü, bireysel ve sosyal hayattaki hak ve yükümlülükleri; toplumsal yapıyla olduğu kadar inanç ve kültür ile yakından bağlantılı bir konudur. Zira dilimizde yer alan “kadın” sözcüğünün kökeni, Eski Türkçe’de “hükümdarın eşi, soylu kadın” anlamına gelen “katun” yani “hatun” dan gelmektedir. Türk hükümdarlarının çıkardıkları emirlerin başında “Hakan ve Hatun buyurdu ki…” ifadesi ile kadının iradesi vurgulanmaktadır. Tarihimizin dönüm noktalarında kadınları muhakkak görürüz. Tomris Hatun’dan, Terken Hatun’a, Hayme Ana’dan, Nene Hatun’a, Millî Mücadelede destan yazan Kara Fatma ve Şerife Bacı’dan Halide Edip’e uzanan nice kahraman ve lider ruhlu kadınlarımız, sahip olduğumuz özgürlüğümüzün ve birliğimizin teminatı olmuşlar, geleceğimizi inşa etmişlerdir” dedi. Kadınların Ve Çocukların Katledilmediği Bir Dünya Günümüz dünyasında yaşanan savaş ve çatışmalardan en çok kadınların ve çocukların etkilendiğini belirten Prof.Dr. Fatma Akkuş Yiğit, 8 Mart’ın kutlamadan ziyade barış çağrılarının hayata geçmesi için bir vesile olması gerektiğini söyledi. İKÇÜKAM Müdürü Prof.Dr. Yiğit, “Dün olduğu gibi bugün de ardı kesilmeyen savaşlara, çatışmalara, şiddete şahit oluyoruz. Ülkemiz ve coğrafyamız kritik günlerden geçmekte. Bu kapsamda 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü sadece bir kutlama değil, savaşın mağdur ettiği bütün kadınlar için adalet ve barış çağrısının yapılması gereken bir zemin olarak görüyorum. Bu kapsamda savaşın en büyük mağduru olan kadınları anmadan geçemeyeceğim. Ailesiyle güvenli bir yer ararken İsrail güçleri tarafından Gazze’de kurşunlarla öldürülen altı yaşındaki Hind Recep adlı kız çocuğu ile sembolleşen Gazzeli kadınlar ve çocuklar; geçtiğimiz hafta füzelerle yaşamına son verilen ilkokul çağındaki 165 İranlı kız öğrenci ve onların kadın öğretmenleri olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun, kimliğinde ne yazarsa yazsın savunmasız kadınların ve çocukların ve elbette sivillerin katledilmediği, “hakkın ve hukukun dilde değil, özde var olduğu” bir dünya temenni ediyorum. Bir eğitimci olarak mesleğini icra ederken katledilen Fatma Nur öğretmenimizin ve kendisini, çocuklarını ve en temel haklarını hayatı pahasına korumaya çalışırken öldürülen tüm kadınların acısını da yüreğimde taşıdığımı ifade etmek istiyorum. Sözlerime son verirken başta şehitlerimiz olmak üzere şehitlerimizin kahraman annelerini, eşlerini ve gazilerimizi hürmetle yad ediyor, saygılarımı sunuyorum” diye konuştu. Hala ‘Cam Tavanlara’ Tabi Kalıyorlar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) Müdürü ve Sosyal Hizmet Uzmanı Güliz Kuli de yaptığı sunumda, geleceğin inşasında kadınların üstlendiği önemli rollere değinerek her dönemde bu toprakların mayasını çalmış kahramanların yer aldığını belirtti. ŞÖNİM Müdürü Kuli, “Türk kadını her dönemde bu toprakların mayasını çalmış ve ilmek ilmek işlemiştir. Türk kadını aynı zamanda nezaketin olduğu kadar dayanıklılığın da sembolüdür. Geleceğin inşası derken sadece teknoloji ve bilimle sınırlandırılabilecek durumlardan bahsetmiyoruz. Gelecek ruhla ve estetikle de inşa ediliyor. Kadın dediğimizde de zaten bu iki faktör hemen karşımıza çıkıyor. Kadın, kültürün taşıyıcısı, sanatın ilhamı ve bizzat anlatıcısı olarak karşımıza çıkıyor. Burada bu ifadeleri kullanırken toplumda yer alan bir bireyi yüceltip diğer bireyleri yok saymak vesaire üzerine bir konuşma gerçekleştirmiyoruz. İki tarafın birbirlerini tamamlayıcı olduğu ve toplumda iki tarafın da eşit düzeyde sosyal, ekonomik ve hukuksal anlamda haklara erişimin eşit olması gerektiğini vurgulayarak bu ifadeleri kullanıyorum. Her ne kadar günümüzde yasalar mekanizmalar yapılan çalışmalar, akademik anlamdaki çalışmalar, kadının güçlendirilmesi yönelik çok ciddi çalışmalar olduğunu gösterse de verilere baktığımızda hala daha özellikle akademik yaşamda, toplumsal yaşamda kadınların belli cam tavanlara tabi kalabildiklerini, cam tavanlar sebebiyle kendilerini geliştiremediklerini ve ne yazık ki cinsiyete dayalı şiddetin ağırlıklı olarak kadın cinsiyeti üzerinden ilerlediğini görebiliyoruz. O yüzden buralarda bulunmamız bizler için çok önemli. Çünkü kadınların güçlenmesini sağlamak sadece yasalarla ya da mevzuatla yapılabilecek şeyler değil. Bu anlamda toplumsal olarak bir arada olup bu bilgilerin yaygınlaştırılması, öncelikle kendi bireysel yaşamlarımızda, sonra sosyal yaşamlarımızda ‘bu eşitliği ne kadar uyguluyoruz?’u cevaplamamız gerekir” şeklinde konuştu. Toplumu Dönüştüren Bir Özne Olarak Ele Alıyoruz Ülkelerin ekonomik gelişmesini hızlandıran üretim süreçlerine kadınların aktif katılımlarının önemine değinen Kuli, toplumların geleceğe emin adımlarla yürümesinin temel kaidesinin bundan geçtiğini kaydetti. ŞÖNİM Müdürü Kuli, “Ekonomik olarak kadınların iş gücüne katılımının artması ekonomiyi büyümeyi destekleyen önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Kadınların üretim süreçlerine katılması, girişimcilik faaliyetlerinde yer alması ve ekonomik kaynaklara erişilebilmesi, ülkelerin ekonomik gelişmesini hızlandırmaktadır. Dünya genelinde yapılan araştırmalar kadınların iş gücüne katılımının artmasının ekonomik büyümeyi hızlandırdığını göstermektedir. İkinci olarak kadınların güçlenmesi sosyal refah açısından da önemli katkılar sağlamaktadır. Araştırmalar kadınların ekonomik ve sosyal açıdan güçlenmesini, ailelerin yaşam kalitesini arttırdığını göstermektedir. Üçüncü olarak kadınların güçlenmesi demokratik süreçler açısından da önemlidir. Kadınların para alma mekanizmalarına daha fazla temsil edilmesi, farklı deneyimlerin ve perspektiflerin politika süreçlerine dahil edilmesini sağlamaktadır. Bu durum daha kapsayıcı ve dengeli politikaların gelişmesine, bakış açısının zenginleştirilmesine katkı sağlamaktadır. Kadını sadece korunması gereken bir varlık olarak görmemeliyiz. Bu sebeple de bakanlığımız kadına yönelik şiddetle ilgili süreçleri yürütürken sadece korunması gereken bir birey olarak değil hak sahibi, üreten, karar süreçlerine katılan, toplumu dönüştüren bir özne olarak ele almaktadır. Bakanlığımız kadınların eğitimli, özgür ve toplumsal hayatta daha aktif bireyler olarak var olması, çocukların daha bilinçli olarak yetiştirilmesi, aile yapısının güçlenmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla bunları yaparken sadece yaptığı çalışmaları bir bireysel kazanım olarak değil aynı zamanda toplumsal gelişim açısından da stratejik bir öneme sahip olduğunu her zaman vurgulamaktadır. Bu kapsamda yürütülen politikalar kadınların eğitim seviyelerinin arttırılması, ekonomik hayata katılımlarının desteklenmesi, sosyal hayatta görünürlüğünün güçlendirilmesi, hak ve fırsat eşitliğinin sağlanması temel hedefleri arasında şekillenmektedir” dedi. Konuşmaların ardından İzmir Valiliği ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında "Ege’de En İyi Başarı Ödülü “ne layık görülen Müge Ekizoğlu, Nuran Erdem ve Kadriye Yakar’ın başarılarının konu edildiği sinevizyon, katılımcılara sunuldu. -
02.03.2026İKÇÜ-Karşıyaka Cihat Kora Anadolu Lisesi Arasında İş Birliği Protokolü
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ile Karşıyaka Cihat Kora Anadolu Lisesi Müdürlüğü arasında sosyal ve bilimsel iş birliğini içeren bir protokol imzalandı. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse ile Karşıyaka İlçe Milli Eğitim Müdürü Arzu Günaydın arasında imzalanan protokol töreninde, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Cihat Kora Anadolu Lisesi Müdürü Ersin Sağdıç hazır bulundu. Yarının Üreten Nesli İçin İki kurum arasında bilimsel iş birliğini teşvik edecek ulusal veya uluslararası ortak projelerin yürütülmesi, üniversite ve lise arasındaki bilim eğitimi alanında faaliyetlere imkân sağlayacak protokole ilişkin memnuniyetini paylaşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, eğitimin her düzeyde güç birliğini gerektirdiğini söyledi. İKÇÜ’nün öncelikleri arasında; topluma bilim yoluyla katkı sağlamak olduğunu aktaran Rektör Prof. Dr. Köse, “İKÇÜ olarak toplumla güçlü bağlar kurarak sosyal fayda üretmek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Üniversitemizin bütün kapılarını paydaşlarımıza açtık, şehri ile bütünleşen bir üniversite modeli ortaya koymaya devam ediyoruz. Bugün imzaladığımız protokol ile eğitim-öğretim programlarının geliştirilmesi, üniversite tarafından uzmanlık desteği sağlanacaktır öğretmenlerin hizmet içi eğitimleri, seminer ve projelerin nitelik yönünden geliştirilmesi, öğretim üyeleri tarafından teorik ve uygulama desteği sağlanması gibi hususlarda iş birliklerine olanak sağlanacaktır. Yarının üreten nesli için eğitimin tüm katmanları olarak güçlerimizi bugünden birleştirmek zorundayız. Protokolün herkese hayırlı olmasını diliyorum. İş birliğine destek olan sayın İlçe Milli Eğitim Müdürümüze, değerli okul müdürümüze, tüm hocalarımıza, proje genel koordinatörlüğünde emeği geçen arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum” dedi. Öğrencilerin Bilim Eğitimine Katkı Karşıyaka İlçe Milli Eğitim Müdürü Arzu Günaydın da İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ile bu önemli iş birliğini yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek protokol sayesinde öğrencilere akademik ve bilimsel destek sağlanacak olmasının tüm paydaşlar adına bir kazanım olduğunu belirtti. İlçe Milli Eğitim Müdürü Günaydın, “Üniversite ve lise arasında bilim eğitimi alanında iş birliğini geliştirmek amacıyla mühendislik ve uygulamalı bilim eğitiminin geliştirilmesi (STEM), lise öğretim programlarının uluslararası akreditasyonu gibi çalışmaların yanı sıra bu konulara katkıda bulunabilecek insan kaynağının yetiştirilebilmesi için Karşıyaka Cihat Kora Anadolu Lisesi mezunlarının da katkılarıyla iş birlikleri yapılacaktır. Lisede bilim eğitimini geliştirmek, öğrencilerde bilimsel konulara ilişkin olumlu tutum geliştirilmesi, yenilikçi yöntem ve tekniklerin karşılıklı etkileşimli olarak paylaşılması adına çok anlamlı bir iş birliği örneğine imza atmaktan çok mutluyuz. İş birlikleri ve destekleri için İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesine teşekkür ediyorum” ifadesinde bulundu. -
01.03.2026
İKÇÜ Seismic Team’den Rektör Köse’ye Ziyaret
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) adına ülkemizi dünya çapında deprem mühendisliği alanında en prestijli organizasyonlardan biri kabul edilen Earthquake Engineering Research Institute (EERI) "2026 Undergraduate Seismic Design Competition" da (Lisans Düzeyi Sismik Tasarım Yarışması) temsil etmeye hazırlanan İnşaat Mühendisliği Bölümü öğrencilerinden oluşan İKÇÜ Seismic Team, final heyecanını Rektör Prof. Dr. Saffet Köse ile paylaştı. 13–17 Temmuz 2026 tarihleri arasında Amerika Birleşik Devletleri’nin Portland, Oregon kentinde yapılacak 13th U.S. National Conference on Earthquake Engineering (13NCEE) ile aynı dönemde düzenlenecek final için hazırladıkları teklif dosyasıyla, dünyanın farklı ülkelerinden 49 üniversite arasında ilk 10 takım içerisinde yer alarak bu başarıyı üst üste iki yıl elde eden ekip üyeleri, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’yi ziyaret ederek yarışma hakkında bilgi verdi. Ziyarete, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar, Dr. Öğr. Üyesi İnci Ertam, İnşaat Mühendisliği Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Hasan Emre Demirci danışmanlığındaki EERI İKÇÜ; takım kaptanı ve yapısal tasarım sorumlusu Muhammed Haktan Korkmaz, Fevzi Zeybek, Metin Ömer Yıldız, Ayça Dervişoğlu, Bengisu Ateş, Cennet Taşçı, Elif Meriç Ergün, Selin Çınar ile Sudenaz Mete katıldı. Biz İyi Bir Üniversiteyiz Elde edilen başarıdan duyduğu memnuniyeti dile getirerek öğrencileri ve danışman öğretim üyesini tebrik eden Rektör Prof. Dr. Köse, son 4 yıldır yarışmada yer alan, üst üste iki yıl finale kalma başarısını gösteren İKÇÜ Seismic Team üyelerinin yakaladıkları başarı ivmesinin takdire şayan olduğunu söyledi. Prof. Dr. Köse, “Yeni kurulan bir üniversite olarak bu tür başarıların geliyor olması özellikle köklü üniversiteler ve bu alanda da adı olan üniversiteler içerisinde böyle bir başarı elde etmeniz çok değerli. Bunun farkında olun. 2010 yılında kurulan üniversiteler içerisinde biz hep ilk ilk 3'ün içinde yer aldık. Türkiye'deki 209 üniversite arasında 35’inci sıradayız. Biz iyi bir üniversiteyiz. Bir kere bunu kabul etmemiz lazım. Bizim işimiz tabii öncelikle size uygun bir çalışma ortamının altyapısını oluşturmak. Elimizden geldiğince de onu yapıyoruz. İKÇÜ TTO A.Ş. ve Technocity İzmir Teknoloji A.Ş. koordinasyonunda çok önemli projeler çıktı ve çıkmaya devam ediyor. O yüzden bu tür şeylere değer veriyoruz, önem veriyoruz. Bu sürecin arkasında belki uykusuzluklar var, yorgunluklar var, ama başarı ile taçlanınca bunların hepsi unutuluyor, değil mi? Hepinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Biz de elimizden gelen ne olursa yapmaya, destek olmaya devam edeceğiz” dedi. Bu Milleti Sevin, Hizmet Edin Gençliğin Türkiye'nin en büyük gücü olduğunu vurgulayan Rektör Prof. Dr. Köse, dünyanın bilim, teknoloji alanında lider ülkelerinin hızla yaşlandığını hatırlatarak gençlikten beklentilerinin oldukça yüksek olduğunu söyledi. Prof. Dr. Köse, “Dünyanın bize ihtiyacı var. O yüzden başarılı olun. Başaracaksınız da… Bu zekâ, bu çalışmanız, bu gayretiniz bunu gösteriyor. İlahiyatçı Prof. Dr. Cevat Akşit Hocanın oğluna ABD'den doktora sonrası yurda dönmek istemesi üzerine ‘ülkeni bırak gel’ diyerek açık çek veriliyor ama oğlu kabul etmiyor. Türkiye'nin ilk yerli uçak motorunu üreten TEİ Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit’ten bahsediyorum. Yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra, çalışmaları esnasında göstermiş olduğu üstün başarılardan dolayı MIT’te(Massachusetts Institute of Technology) Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümünden ikinci yüksek lisans diplomasını alan, millî ve özgün insansız hava aracı teknolojileri geliştirme faaliyetlerine destek olmak maksadıyla doktora çalışmalarını yarım bırakarak ülkesine dönen Selçuk Bayraktar örneğini unutmayın. O yüzden size söylemek istediğim şey bu güzel ülkeyi sevin. Bizim bu güzel topraklara vefa borcumuz var. Dünyada böyle güzel başka bir ülke yok. Bunun da bilincinde olmak lazım. O yüzden dürüst olun, işinizi yapın. Bu milleti sevin, hizmet edin. Başarı zaten hep sizlerle olacaktır” ifadelerini kullandı. Önemli Bir Uluslararası Görünürlük Seismic Team olarak İKÇÜ’yü ve ülkemizi bu tür dünyaca önemli organizasyonlarda başarıyla temsil etmenin gururunu yaşadıklarını ifade eden İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Dekan Prof. Dr. Gökçen Bombar, öğrencilerinden gelen başarıların nitelikli eğitim anlayışının somut bir göstergesi olduğunu vurguladı. Dekan Prof. Dr. Bombar, “EERI Seismic Design Competition, dünya genelindeki üniversite öğrencileri için düzenlenen prestijli bir mühendislik yarışması. Earthquake Engineering Research Institute (EERI) tarafından her yıl organize edilen bu etkinlik, depreme dayanıklı bina tasarımı konusunda yenilikçi ve üretici çözümleri teşvik etmeyi amaçlıyor. Takımımız, Stanford University ve University of California, Berkeley gibi deprem mühendisliği alanında dünyaca tanınmış üniversitelerin de yer aldığı bir yarışmada üst üste iki yıl ilk 10 içerisinde bulunarak üniversitemiz adına önemli bir uluslararası görünürlük sağlamıştır. Gençlerimizin donanımlı mezunlar olmaları için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Lisans eğitimlerinde yakaladıkları bu başarılı sonuçlar bizleri ayrı şekilde gururlandırmaktadır” diye konuştu. Ziyarette söz alan Takım Kaptanı Muhammed Haktan Korkmaz da çalışmaları ve sundukları proje hakkında bilgi verdi. -
26.02.2026İç Kontrol İzleme ve Yönlendirme Kurulu Toplantısı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Strateji Geliştirme Daire Başkanlığınca düzenlenen ‘İç Kontrol İzleme ve Yönlendirme Kurulu’ toplantısı Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin başkanlığında yapıldı. Toplantıda, Rektör Yardımcıları Prof.Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Genel Sekreter Nuretdin Memur, Genel Sekreter Yardımcısı Enes Uzun, Strateji Geliştirme Daire Başkanı Erkan Küçükkılınç, İç Kontrol Birim Sorumlusu Mali Hizmetler Uzmanı Mine Göner, akademik ve idari birimlerin üst düzey yöneticileri katıldı. İç Kontrol Sisteminin Ve Kalite Güvencesini Kurumsallığa Katkısı Yılın ilk kurul toplantısında değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, iç kontrol sistemleri ve iç denetim uygulamalarının kurumların gelişimi açısından önemli unsurlar olduğunu dile getirdi. Kalite Güvence Sistemi ile iç kontrol sistemi faaliyetlerinin karşılıklı etkileşim içinde yürütülmesine vurgu yapan Prof. Dr. Köse, “İç kontrol sistemi sadece mali disiplinin sağlanmasını değil; aynı zamanda verimlilik, etkililik ve sürdürülebilirlik ilkelerinin hayata geçirilmesinde ana unsurdur. İç Kontrol Sistemi ve Kalite Güvencesi karşılıklı etkileşim içinde olan ve birbirinin gelişimine katkı sağlayan sistemlerdir. Kalite yönetimi ve iç kontrol sistemlerinin yalnızca mevzuata uyum aracı olarak görülmemesi, aynı zamanda üniversitelerin sürdürülebilir rekabet gücünü artırmaya yönelik stratejik yönetim araçları olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Kurumların sürdürülebilir başarıları, etkili kalite yönetimi ve sağlam iç kontrol sistemleriyle doğrudan ilişkilidir. İç denetim, nesnel güvence sağlamanın yanında, özellikle risk yönetimi, kontrol ve yönetim süreçlerini geliştirmede idarelere yardımcı olmak üzere bağımsız ve tarafsız bir danışmanlık hizmeti sağlar. Yönetsel faaliyetlere yadsınamayacak bir destek sağlayan standartlar ve raporlar, kurum kültürünün oluşmasına ve korunmasına da katkı sunmaktadır. Kurumsal destek ve kültür unsurları, risk tabanlı denetimin başarısı için belirleyici rol oynamaktadır. Özetle Kalite Güvence Sistemi sahip olduğu temel felsefeleri ile iç kontrol sistemi faaliyetlerinin kamuda yönetişim kalitesini, dijital dönüşümü ve stratejik yönetimi destekleyen çok katmanlı bir yapı olarak değerlendirmesi gerekmektedir. Bu süreç kurumumuzun stratejik hedeflerine ulaşmasında güçlü bir yönetim aracı haline gelmektedir” dedi. Mevzuatın Yerine Getirilmesi Gereken Bir Unsuru Yükseköğretim kurumlarının, eğitim-öğretim faaliyetlerinin yanı sıra topluma hizmet misyonunun hayata geçirilmesinde etkili kalite yönetimi ve iç kontrol sistemlerinin uygulanmasının rolüne değinen Prof. Dr. Köse, sistemin hesap verilebilirlik ilkesi çerçevesinde Sayıştay ve Bakanlığa sunulması gereken raporlamaların da mevzuatın yerine getirilmesi gereken bir unsuru olduğunu hatırlattı. Rektör Prof. Dr. Köse, “2025 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programına bakıldığında; 12. Kalkınma Planının “943 numaralı- Kamu idarelerinde iç kontrol sistemleri ve iç denetim uygulamalarının etkinliği güçlendirilecektir.” hedefine yer verilmiştir. Kamu İç Kontrol Yönetmeliği ile iç kontrol ve risk yönetimi çalışmalarının yürütülmesi sorumluluğu harcama yetkililerine verilmiştir. Yönetmelik öncesi idare düzeyinde hazırlanan çalışmaların yeni Yönetmelik ile birlikte birim düzeyinde yürütülmesi hükme bağlanmıştır. Böylece çalışmaların asıl yürütücüsü/sorumlusu harcama birimleri ve harcama yetkilileri olmuştur. Bu çalışmalara ilişkin özellikle vurgulamak istediğim husus şudur ki İç Kontrol ve Risk Yönetimi’nin kamu kurumlarında etkin bir şekilde yürütülmesinin bir mevzuat gereği olması, Sayıştay denetimine tabi olması ve Sayıştay denetim raporlarında yer verilmesi yanında son yayımlanan Kamu İç Kontrol Yönetmeliği kapsamında çalışmalarımızın çıktılarının düzenli olarak Hazine ve Maliye Bakanlığına sunulacak olması ve ayrıca Bakanlıkça belirli bir plan çerçevesinde yerinde izleme ve değerlendiremeye tabi tutulacak olmamızdır. Bunun dışında iyi uygulama örneklerinin kurum içinde yaygınlaştırılması için iç denetim birimlerince düzenli olarak eğitim ve paylaşım oturumları düzenlenmelidir. Kurulumuz, komisyonumuz ve ekiplerimiz ile birlikte Strateji Geliştirme Daire Başkanlığının danışmanlığı sayesinde özveri ve iş birliği içerisinde ve yönetim sorumluluğuyla hareket ettiğimiz sürece iç kontrol ve risk yönetimine ilişkin güzel ilerlemeler elde edeceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı. İç Kontrol Yönetmeliğinde Yapılan Son Değişiklikler Rektör Prof. Dr. Köse’nin ardından kurul üyelerine ‘İç Kontrol ve Risk Yönetimi (İKRY) Çalışmaları’ başlığında bilgilendirme sunumu yapan Strateji Geliştirme Daire Başkanı Erkan Küçükkılınç, 5 Mart 2025 tarihli Resmî Gazete ’de yayımlanan İç Kontrol Yönetmeliğinde yapılan son değişiklikleri aktaran Başkan Küçükkılınç, değişikliğin kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerinin daha etkin bir şekilde denetlenmesi ve iyileştirilmesini hedeflediğini söyledi. Strateji Geliştirme Daire Başkanı Küçükkılınç, “Bu yönetmelik, iç kontrol güvence beyanlarının içeriklerini, harcama birimlerinin yükümlülüklerini, risk kontrol eylem planlarını ve bu süreçlerin izlenmesine yönelik detaylı düzenlemeler getirmektedir. Ayrıca, belirli bir takvime bağlanarak kademeli bir uyum süreci öngörülmüş, tüm harcama birimlerinin iç kontrol standartlarına uyum sağlaması için gerekli adımlar net bir şekilde belirlenmiştir. İdare Kamu İç Kontrol Standartlarına uyum eylem planı en fazla iki yıllık dönemler itibarıyla hazırlanmalıdır. Bu plan, en geç kapsadığı dönemin ilk yılının Ocak ayının ilk haftası itibarıyla yürürlüğe girmeli ve üst yönetici onayını izleyen on iş günü içinde Bakanlığa gönderilmelidir” dedi. Yenilenen Mevzuat, Kamu İç Kontrol Yönetmeliğinin getirdiği önemli değişiklikler, iç kontrol ve risk değerlendirme raporunun önemi, kamu iç kontrol standartlarına uyum eylem planı, risk yönetimi, risk kontrol eylem planı gibi başlıklara değinen Başkan Küçükkılınç, kurum iç kontrol işleyişi açısından da yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu ifade etti. Başkan Küçükkılınç, “Bu dönem iç kontrol sisteminin bayrağını dalgalandırmak, daha öne geçmek istiyoruz. Çünkü mevzuat ve denetim süreçleri bunu gerektiriyor. Bu süreçler yönetim araçları ile birbiriyle etkileşimli ve birbirinin gelişimi ve iyileştirilmesine katkı sunan faaliyetlerdir. Yaptığımız tüm çalışmalar diğer kalite güvence, kalite yönetim sistemi çalışmalarımıza da katkı sunacaktır” diye konuştu. Toplantı mevzuata dair görüş alışverişinin ardından sona erdi. -
26.02.2026Engelsiz Üniversite Koordinatörlüğünden Başvuru Kaynağı Eser
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Engelsiz Üniversite Koordinatörlüğü tarafından yayımlanan “Engellilikte Multidisipliner Yaklaşım ve Uygulamalar” kitabının ilk baskısı Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’ye takdim edildi. Prof. Dr. Köse’nin önsöz sunuşuyla başlayan , sosyal hizmetten sağlığa, hukuktan sosyal politikaya kadar pek çok farklı disiplini tek bir çatıda buluşturan eserin takdimi ve Engelsiz Üniversite Ofisinin tanıtım toplantısı Rektörlük makamında yapıldı. Toplantıda Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Bilimsel Yayınlar Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Agah Tekindal, kitabın editörlük görevini üstlenen Engelsiz Üniversite Koordinatörü Prof. Dr. Melike Tekindal, Koordinatör Yardımcıları Doç. Dr. Ahmet Ege, Öğr. Gör. Dr. Tuğçe Şık ile Genel Sekreter Nuretdin Memur, Genel Sekreter Yardımcısı Enes Uzun hazır bulundu. Özgün Bir Bilimsel Çalışma Koordinatörlük tarafından kamuoyu ile paylaşılan bu alana sağladığı çok yönlü bakış açısı ile öne çıkan “Engellilikte Multidisipliner Yaklaşım ve Uygulamalar” kitabı ile ilgili memnuniyetini paylaşan Rektör Prof. Dr. Köse, üniversitelerin üstlendiği toplumsal katkı misyonu açısından da özgün bir eser olduğunu söyledi. Prof. Dr. Köse, “İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak bu bilinçle doğuştan ya da sonradan ortaya çıkmış bir engeli olan aramızdaki insanlara özel bir önem verdiğimizi belirtmek isterim. Yerleşkemizdeki imkanları onların hayatını daha da kolaylaştıracak şekilde genişletmeye gayret gösteriyoruz. Baskısı yapılan örnek çalışmada olduğu gibi üretilen bilginin somut adımlarla hem akademik hem de toplumsal katkı hedeflerini daha ileri taşımasına imkân sağlanmaktadır. Bu bağlamda üniversitemizin Engelsiz Üniversite Koordinatörlüğü öncülüğünde yine üniversitemiz öğretim elemanlarınca hazırlanan ‘Engellilikte Multidisipliner Yaklaşım ve Uygulamalar’ adlı kıymetli eserin özgün bir bilimsel çalışma olarak bu alanda bir bilinç oluşturmaya ve bu yöndeki politikalara katkı sağlayacağına olan inancımı ifade etmek isterim. Böylesine muhalled bir eseri literatüre kazandırdıkları için emeği geçen hocalarımızı tebrik ediyorum” dedi. Allah ve Peygamberinin Engellilere Gösterdiği Özel İlgi Toplumun ayrılmaz parçası olan engelli fertlere özel bir parantez açılması gerektiğine işaret eden Rektör Prof. Dr. Köse, İslam dini açısından da Müslümanların inanç değerlerinde sınıfsal bir yapıdan söz etmenin mümkün olmadığını vurguladı. Prof. Dr. Köse, “Allah Te'âlâ Kur’an’daki ayetleriyle insanın yaratılışına gösterdiği özene ve onun şerefine işaret eder. Daha açık olarak da "Âdemoğlunu şerefli / onurlu bir varlık kıldık" ayetinde (İsrâ‘, 17/70) insan onuruna açıkça vurgu yapar. Bu gerçeklik, İslâmî değerler dizisinde bütün insanları aynı ontolojik düzlemde buluşturan ve bütün ontolojik farklılıkları kaldıran bir zihniyetin ifadesidir. Halife ile sade vatandaş, amir ile memur, işveren ile çalışanı, sağlıklı ile engelli önce kardeştir. Eğer mü'min ise din kardeşi, değilse insan kardeşidir. Hz. Peygamber'in, “Bütün insanlar Allah'ın ailesidir. Allah katında en sevimli olanlar insanlara en güzel davranandır/ en faydalı olandır”hadisi bu kardeşliğe vurguda bulunması ve işlevselliğini de iyiliği merkeze alan ilişkiler şeklinde göstermesi önemlidir. Kur'ân-ı Kerîm ve Hz. Peygamber engellilere, sağlıklı insanlara göre birtakım muafiyetler getirmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.), insanın, güneşin doğduğu her gün bir şükür ifadesi olarak eklemleri sayısınca iyilikte bulunmasının kendisine yakışan bir tutum olduğunu bildirmiş ve örnek olarak engelli insanların yardımına koşmayı da zikretmiş, engelli birisinin bu güçsüzlüğünü kullanarak ona eziyet edene beddua etmiştir. Hz. Peygamber bizzat engellilerle ilgilenmiş ve onlara değer vermiştir, kamu görevlerine tayin etmiş, çeşitli vesilelerle Medine dışına çıktığı zaman görme engelli olan İbn Ümmi Mektûm'u yerine vekil bırakmıştır. Allah ve peygamberinin engellilere gösterdiği ilginin bir ifadesi olan bu tür örnekler toplumsal bilincin pekişmesi açısından önemlidir” ifadelerini kullandı. Bilgi Üretimini Toplumsal Faydaya Dönüştüren Başvuru Kaynağı Editörlüğünü üstlendikleri ‘Engellilikte Multidisipliner Yaklaşım ve Uygulamalar’ kitabının İKÇÜ’nün insan odaklı, topluma duyarlı ve kapsayıcı üniversite anlayışının somut bir yansıması olduğunu dile getiren Engelsiz Üniversite Koordinatörü Prof. Dr. Melike Tekindal da sosyal hizmet, sağlık bilimleri, eğitim, hukuk ve sosyal politika başta olmak üzere farklı disiplinlerin bir araya geldiğini aktardı. Prof. Dr. Melike Tekindal, “Koordinatörlükten sorumlu Muhsin Hocamızın destekleriyle beraber üniversitemiz akademisyenlerinden oluşan 20 bölümlük kitabımızı çıkarttık. Birçok disiplinden hocamız destek oldular. Kitap; engellilik alanına ilişkin güncel kuramsal çerçeveleri ve uygulama örneklerini bütüncül bir bakış açısıyla ele almaktadır. Bu yönüyle eser, üniversitenin vizyon ve misyonu doğrultusunda bilgi üretimini toplumsal faydaya dönüştüren nitelikli bir akademik çıktı niteliği taşımaktadır. Yalnızca bir akademik başvuru kaynağı olmanın ötesinde; üniversitelerde multidisipliner yaklaşım ile erişilebilirlik süreçlerinin nasıl kurumsallaştırılabileceğine ilişkin iyi örnek uygulaması niteliği taşımaktadır. Bu kitabın; yükseköğretim kurumlarında erişilebilirlik ve kapsayıcılık alanında çalışan akademisyenlere, yöneticilere, uygulayıcılara ve öğrencilere yol gösterici olması, engellilik alanında multidisipliner bakış açısını güçlendirmesi ve okuyucular için kalıcı bir başvuru kaynağı niteliği taşımasını temenni ediyoruz. Koordinatörlük olarak öncelikli olarak öğrencilerimizin eğitim kalitesini arttırmak için çok çalışıyoruz. Komisyonlarımızı kurduk. Üniversite komisyonumuz var, öğrenci komisyonumuz var. Fiziki anlamda yine yönetimimizin verdiği destekle Merkezi Ofisler-2 giriş kattaki ofisimizi açarak aktif hale getirdik. Geçtiğimiz yılın da projesi olarak bir uluslararası kitap çalışması gerçekleştirelim ve üniversitemizin himayesinde çıkaralım istedik ve hayata geçti. Bunların hepsi sizin desteklerinizin sayesinde en nihayetinde. Kitabın basım sürecinde verdikleri kıymetli destekler için Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse’ye; Engelsiz Üniversite çalışmalarından sorumlu Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Muhsin Akbaş başta olmak üzere Rektör Yardımcılarımız Prof. Dr. Süleyman Akbulut’a, Prof. Dr. Yasin Bulduklu’ya, İKÇÜPRESS ekibine ve katkılarıyla bize güç veren bölüm yazarlarımıza teşekkürlerimizi iletiyoruz” şeklinde konuştu. Görüş alışverişinin ardından Rektör Prof. Dr. Köse koordinatörlük kütüphanesi için hatıra olarak kitabı imzaladı. -
21.02.2026
İKÇÜ Geleneksel İftar Sofrasında Bir Araya Geldi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörlüğü tarafından geleneksel olarak düzenlenen iftar yemeği akademik ve idari personeli buluşturdu. Her yıl Ramazan Ayının ilk gününde gelenek haline gelen, üniversite personeli ve ailelerinin davetli olarak katıldığı iftar buluşması personel yemekhanesinde yapıldı. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin ev sahipliğinde Ramazan ayının ilk iftarında bir araya gelen İKÇÜ Ailesi ilk oruçlarını birlikte açtı. İlahiyat Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi İhsan Sütşurup’un iftar duası ile başlayan yemekte konuşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, bu buluşmaların geleneksel hale gelmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi. İKÇÜ ailesinin Ramazanını kutlayan Prof. Dr. Köse, “Öğrenci sayımızla, akademik ve idari personelimizle her geçen gün büyüyen bir aileyiz. Aramızdaki dayanışmaya ve birlikteliğe katkı sunan bu gibi manevi buluşmalar, Ramazan’ın birlik, dayanışma ve kardeşlik ayı ruhu ile de bir bütün olmaktadır. Manevi atmosferi yüksek bu bereketli günlerin tüm insanlık için barışa, huzura ve refaha vesile olmasını diliyorum. Allah herkesin tuttuğu oruçları kabul etsin. Bu ayın sizlere, ailelerinize, memleketimize ve üniversitemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. İftar yemeğine katılan tüm akademik ve idari personelimize teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. -
19.02.2026“Formasyona Yönelik Eğiticilerin Eğitimi” Sertifika Töreni
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) “Formasyona Yönelik Eğiticilerin Eğitimi” programı kapsamında eğitimlerini başarıyla tamamlayan öğretim elemanları için sertifika töreni düzenlendi. Bologna Eşgüdüm Koordinatörlüğü Eğiticilerin Gelişimi Birimi ve Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü tarafından ortaklaşa düzenlenen sertifika takdimi törenine Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Dekanlar, Enstitü ve Yüksekokul Müdürleri ile akademik ve idari personel katıldı. Eğitim Anlayışında Gelişimin Temel Unsuru İse Eğiticilerin Nitelikli Olması Törende günümüzde rekabetin esas unsuru olan insan kaynağının sürekli eğitim anlayışı ile harmanlanmasının önemine değinen Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Yükseköğretimde eğitim kalitesinin yükseltilmesi ve bunun sürdürülebilir olması adına akademik insan kaynağının üstlendiği sorumluluğa dikkat çekti. Rektör Prof. Dr. Köse, “Üniversitelerin teknoloji yatırımları, fiziksel donatıları, sosyal imkânları elbette çok önemli kaynaklarıdır. Bunlar, kurumlar ve ülkeler arası rekabette çok önemli olsalar da gerekli koşullar oluştuğunda her bir istek sahibi tarafından kolaylıkla kopyalanabilir ve uyarlanabilir. Ancak iş gücü ve nitelikli insanların kopyalanması ya da birebir sisteminin aktarılması imkânlı değildir. İşte bu nedenle rekabetin esas unsuru yüksek niteliklere sahip ve ahlaki açıdan iyi donanmış insan kaynağıdır. Böyle bir yapıdaki insan kaynağının kalbinde ise hiç şüphesiz eğitim ve sürekli eğitim anlayışı vardır. Eğitim yuvaları olarak üniversitelerin eğiticileri de eğitmesi gibi bir durum zorunluluktur ve bunu sürekli gelişen dünyada güncellenen bir bakışla yapmak gerekir. Hızlıca daha fazla odaklanan bir eğitim anlayışında gelişimin temel unsuru ise eğiticilerin nitelikli olmasıdır. Bu çerçevede maddenin giderek daha fazla kıymet gördüğü bir konjonktürde manayı ihmal etmeyen bir bakış, niteliğe daha çok odaklanan bir yaklaşım benimsenmelidir. Teknik ve maddi kısma dayalı yetiştirmeyi hedefleyen bir anlayış yerine manayı önceleyen eğitimin felsefesi yükseköğretim kurumlarının önceliği olmalıdır. Buna göre eğitim sisteminin her kademesinde sadece ders anlatan değil; öğrenmeyi tasarlayan, teknik detaylarla bilgi aktaran bir sistemden vazgeçilmelidir. Zira gelişen teknoloji ile birlikte zaten bunu bilişim sistemleri kusursuz yapabilir hale gelmiştir. Bu noktada akademiyi öne çıkaran unsurlar bireye dokunan, rol model olan, gelişimi düstur edinen, nitelik kaygısı taşıyan bir eğitim yaklaşımıdır” dedi. Eğitimcilerin En Büyük Rakibi Teknoloji ve Yeni Medyadır “Eğiticinin Eğitimi” programının yalnızca bir hizmet içi eğitim değil; kurumsal gelişimin de stratejik bir parçası olduğunu belirten Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, salt,doğru bilgiye ulaşılmasını zorlaştıran yeni iletişim kaynaklarının eğitimcilerin en tehlikeli rakibi haline geldiğini kaydetti. Prof. Dr. Köse, “Küresel sistem düşünüldüğünde bilgiye erişimin kolaylığı ötesinde bilgiyi anlamlı, kalıcı ve dönüştürücü şekilde aktarabilmek başlı başına bir sorun olarak öne çıkmıştır ve dijitalleşmenin hızlandığı, yapay zekânın eğitim süreçlerini yeniden şekillendirdiği sistemde yanlış bilgi daha hızlı yayılmaktadır. Bunun eğitime yansıması ise elbette dünya genelinde yıkıcı akım, sapkın ideoloji ya da kampanyalara yol açmaktadır. Günümüzde bu türden ideolojilerin yayılımı ise oldukça hızlı olabilmektedir. Tüm değişimler çerçevesinde esasen öğrenme ve eğitme biçimlerinin yeniden sorgulanmasının gerekliliği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bu yeni dönemde eğitimcilerin bilgiyi aktaran kişi olmanın ötesine geçerek yeni teknolojilere uyum sağlayan ama uyarlanmayan, modernliğe karşı seçici ama geleneksel ile bağını koparmayan, evrensel ilkeler ve yeni değerlerin farkında ama iyiye, ahlaka ve erdeme odaklanan bir yaklaşımdır. Zira gelecek nesillerin mimarı daima eğitimciler olmalıdır. Dikkat edin lütfen bu cümle kendi içinde çelişiyor gibi görünse de esasen küresel bir soruna dikkat çekmek için böyle söylüyorum. Zira bugün eğitimcilerin en büyük rakibi teknoloji ve yeni medyadır. Ebeveynlerin yerini yakın geçmişte alan ve onların rollerini üstlenen bu araçlar özellikle etkileşim özelliği sayesinde bilginin, öğrenmenin ve kritik olarak eğitimin de ana mecrası olmuştur. Diğer bir deyişle yeni sistemde eğitimciler olarak fenomenlerin ya da robotların görülür hale gelmesi tam da “robotlaşmış bireylerin” inşa edilmesine neden olacaktır. Bu açıdan son dönemde yapay zekâ destekli öğrenci mentorlüğü uygulamasının ülkemiz ve insan gücümüz hatta gelecek nesillerimiz için çok büyük bir tehlike olarak gördüğümü özellikle ifade etmek istiyorum. Zaten 12 yıl kesintisiz eğitim ile geleneği ve geleneksel eğitimi devre dışı bırakan bir sistemde eğitimcinin veya ebeveynin makine ile rekabete sokulması ya da sistemdeki etkilerinin azaltılmasının sonuçları ülkemiz açısından telafi edilemez nitelikte olacaktır” ifadelerini kullandı. Öğrenci Merkezli ve Etkileşimli Eğitim Anlayışını Güçlendirdiniz İKÇÜ’nün eğitim vizyonuna yaptıkları katkı için tüm akademisyenlere teşekkürlerini ileten Rektör Prof. Dr. Köse, Ramazan ayının ilk günü olması sebebiyle tüm İKÇÜ Ailesi ile iyi dileklerini paylaştı. Prof. Dr. Köse, “Sizler öğrenme-öğretme yaklaşımlarını güncel pedagojik bakış açısıyla yeniden değerlendirdiniz. Ölçme ve değerlendirme yöntemlerini geliştirdiniz, Dijital araçların eğitimde etkin kullanımına yönelik önemli kazanımlar elde ettiniz, Öğrenci merkezli ve etkileşimli eğitim anlayışını güçlendirdiniz ve sertifika almaya hak kazandınız. Bugün takdim edilecek sertifikalar, yalnızca tamamlanan bir programın değil; aynı zamanda üniversitemizin eğitim vizyonuna yapılan güçlü bir katkının sembolüdür. Sertifika almaya hak kazanan tüm arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Bu programın hazırlanmasında emeği geçen tüm birimlerimize, eğitmenlerimize ve katılım sağlayan siz değerli akademisyenlerimize teşekkür ediyorum. Ramazan ayının sizlere, üniversitemize, ülkemize ve tüm insanlığa hayır ve bereket getirmesini temenni ediyorum” şeklinde konuştu. Tören, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin sertifika alan akademisyenlere belge takdimiyle sona erdi. -
19.02.2026
Emeğiyle Değer Katan Gençlerimiz Yarınlarımızın Teminatıdır
TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BİDEB) tarafından yürütülen 2209-A - Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı ile 2209-B - Üniversite Öğrencileri Sanayiye Yönelik Araştırma Projeleri Desteği Programına başvuru ve destek sayılarındaki başarılarıyla gurur kaynağı olan öğrenciler ile YÖKAK Kalite Güvencesi Sistemi ve TS EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi çalışmaları kapsamında 2025-2026 Yılları Birim Geri Bildirim Saha Ziyaretlerine katkıda bulunan değerlendirici öğrencilere Belge Takdim Töreni düzenlendi. Proje Genel Koordinatörlüğü, Kalite Koordinatörlüğü ve Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü iş birliği ile düzenlenen törene, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Proje Genel Koordinatorü Doç. Dr. Levent Aydın, Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz, Dekanlar, Enstitü ve Yüksekokul Müdürleri, kalite koordinatörlüğü ve komisyonu üyeleri, akademik ve idari personel katıldı. Proje Yazma Kültürüne Katılımları Oldukça Önemli Törende proje yürütücüsü öğrencileri ve akademik danışmanları tebrik eden Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, öğrenci projelerinin yalnızca bireysel başarıyı değil bilimsel üretkenlik, takım çalışması ve proje kültürünün üniversite genelinde yaygınlaşmasını da temsil ettiğini vurguladı. Rektör Prof. Dr. Köse, “Öğrencilerimizin sadece ders çalışan bireyler olmaktan çıkarak bilgiyi somut bir modelde ortaya koymaları, yaratıcı, eleştirel ve analitik düşünebilmekten geçmektedir. Öğrencilerimizin henüz lisans eğitimleri sırasında araştırmaya teşvik edilmesi, yalnızca bireysel başarı için değil; ülkemizin bilimsel geleceği için de stratejik bir önem taşımaktadır. Araştırmacı yönlerini geliştirmeleri açısından proje yazma kültürüne katılımları oldukça önemlidir İKÇÜ olarak gençlerimizin üniversiteden bu kültür ile mezun olmaları için geleceğin Türkiye’sinin vizyonuna yeni fikirleriyle harç koymaları, yarınları inşa eden projelere imza atmaları için gereken desteği veriyoruz vermeye devam edeceğiz. Şuna yürekten inanıyoruz: Gençlerimiz güçlü olursa Türkiye güçlü olur. Bilgisiyle yön veren, emeğiyle değer katan gençlerimiz yarınlarımızın teminatıdır” diye konuştu. Gençlik, Türkiye’nin En Büyük Gücüdür Öğrencilerin sadece akademik başarı değil kendisinden sonra aynı sıraları paylaşacak yeni nesillerin başarısı için mezun oldukları kurumların gelişimlerine verecekleri katkının önemli bir rol oynadığını aktaran Rektör Prof. Dr. Köse, öğrencilerin hata yapmaktan korkmaması gerektiğini ve bu tür projelerle elde edilen deneyimin girişimci ruh oluşturma üzerinde etkili olduğunu vurguladı. Rektör Köse, "Girişimcilikle elde edilen deneyim, sizleri sadece iyi birer meslek insanı değil; aynı zamanda eleştirel düşünen, çözüm üreten ve toplumsal sorumluluk taşıyan bireyler haline getirir. TÜBİTAK 2209-A ve 2209-B programları, bu bakımdan gençlerimizin bilimle erken buluşmasını sağlayan çok değerli bir fırsattır. Bu programlar sayesinde öğrencilerimiz, bir fikri projeye dönüştürmenin heyecanını yaşamış, bilimsel yöntemle tanışmış ve araştırma disiplinini deneyimlemişlerdir. Bugün alacakları belgeler, tamamlanan projelerin olduğu kadar; gösterilen cesaretin, emeğin ve kararlılığın da bir göstergesidir. Tüm öğrencilerimizi emekleri için tebrik ediyorum. Gençlik, Türkiye’nin en büyük gücüdür; bu gücü en iyi şekilde geleceğe hazırlamak da bizlerin sorumluluğudur. Ben hem öğlencilerimizi hem de danışmanlarını kutluyorum" dedi. Öğrencilerin sadece akademik başarı değil kendisinden sonra aynı sıraları paylaşacak yeni nesillerin başarısı için mezun oldukları kurumların gelişimlerine verecekleri katkının önemli bir rol oynadığını aktaran Rektör Prof. Dr. Köse, bu açıdan kalite çalışmalarının olmazsa olmaz aktörlerinin öğrenciler olduğuna işaret etti. YÖKAK Kalite Güvencesi Sistemi ve TS EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi çalışmalarında etkin rol alan gençleri tebrik eden Prof. Dr. Köse, “Öğrencilerimizin yükseköğretimdeki kalite güvencesi süreçlerinde aktif katılımlarını artırmak adına görev almalarını oldukça önemsemekteyiz. Yükseköğretimde kalite kültürünün öğrenciler tarafından içselleştirilmesi ve yaygınlaştırılmasını sağlamaya yönelik çalışmalarda öğrencilerimizin hepsi birer kalite elçisi olmaları bizleri gururlandırmaktadır. Gelişimimiz için kalite güvencesi çalışmalarında kalite komisyonu ve birimleri ile iş birliği yapan ve eğitimin niteliğinin artmasında söz sahibi olan tüm öğrencilerimizi emekleri için tebrik ediyorum" dedi. Tören, projesi geçen 191 öğrenci ile kalite çalışmalarına eğitim aldıkları programlar adına katılan 18 öğrenciye Rektör Prof. Dr. Köse tarafından teşekkür belgelerinin takdimi ile son buldu. -
13.02.2026
YGG Kurumun Aynasıdır
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) 2025 Yılı Yönetimin Gözden Geçirme Toplantısı (YGG) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş’ın başkanlığında yapıldı. Kalite yönetim sisteminin önemli bileşeni olarak her yıl düzenli şekilde Kalite Koordinatörlüğünce düzenlenen toplantıya, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz, Senato Üyeleri, Dekanlar, Enstitü ve Yüksekokul Müdürleri, Genel Sekreter Yardımcısı Enes Uzun, daire başkanları, kalite koordinatörlüğü ve komisyonu üyeleri, akademik ve idari birimlerin kalite çalışmalarından sorumlu yöneticileri katıldı. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin YÖK’ün uygulamalı eğitim ile ilgili düzenlediği programına katılması nedeniyle iştirak edemediği toplantıda, Koordinatörlükçe hazırlanan 2025 yılı faaliyet sunumu ve kalite yönetim süreçlerinin güçlendirilmesine yönelik öneriler ele alındı. Hedefimiz Öğrencilerimizin Daha Nitelikli Eğitim Alması Toplantıda konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, YGG toplantılarının Kurumsal Akreditasyon Programı (KAP) açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek kalite kültürünün kurumsal düzeyde yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti. Kaliteyi bir takım bürokratik yapılanmalar olarak değil de gönüllülük esası ile yapılan, hayatı değiştiren dönüştüren dinamikler olarak çalışma hayatının vazgeçilmezi gibi değerlendirmenin gerekliliğini ifade eden Prof. Dr. Muhsin Akbaş, tek amaçlarının İKÇÜ öğrencilerine daha nitelikli eğitim vermek olduğunu aktardı. YGG’yi “kurumun aynası” olarak değerlendirdiklerini belirten Prof. Dr. Akbaş, “Bütün bu çabaların amacı aslında sizlerin bildiği gibi öğrencilerimizin nitelikli eğitim alması ve mezun olduklarında da alanlarında ulusal ve uluslararası düzeyde etkin yerlere gelmeleri ve aldıkları bu eğitimin karşılığını, en verimli şekilde ortaya koymalarını sağlamak. Tek gayemiz bu. Kalite yönetim sisteminin üst yönetim yöneticisi Rektör Prof. Dr. Saffet Köse hocamızın bu süreçlere en başından beri gösterdiği ehemmiyet ve özen sayesinde bugüne kadar çalışmalarımızı gerçekten el verdiği ölçüde heyecanla götürmeye çalıştık. Çünkü kendisi yaptığımız çalışmaları çok yakından takip ediyor. Bu bağlamda da üst yönetim mevzuat gereği en az yılda bir kez kalite yönetim sisteminin sürekliliği, uygunluğu, yetkinliği, kalite politikaları, kalite hedefleri ve iyileştirme faaliyetlerinin gözden geçirilmesi ve gerekli kararların alınması için yönetimin gözden geçirme toplantısını yapıyoruz. Bugüne kadar ne gibi faaliyetlerde bulunmuşuz, hangi alanlarda ilerleme kat etmişiz, hangi alanlarda beklediğimiz gibi değiliz, bunun sizlerle paylaşılması, iyileştirilmesi için daha da ne yapılması gerekiyorsa o yönde adımlar atılmasını sağlamak toplantımızın stratejik bir özetidir” diye konuştu. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş’ın ardından söz alan Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz ise İKÇÜ’nün kurumsal gelişimini destekleyen kalite güvencesi sisteminin etkinliğinin pekiştirildiği bir yıl geçirildiğini aktardı. YÖKAK’tan alınan 2 yıllık akreditasyonun 2026 yılında ara değerlendirmeye gireceğini hatırlatan Doç. Dr. Tengiz, akreditasyonun 5 yıllık akreditasyon mu yoksa geriye yönelik hazırlık sürecine mi döneceği kararının ele alınması sebebiyle önemli bir yıl olduğunu belirtti. Doç. Dr. Tengiz, “TSE'den gelecek kesin tarihe göre birinci gözetim tetkikini yürüteceğiz. Yine geçen yıl ve önceki yıl yapılan planlı çalışmalarla 2025-29 stratejik planımız yürürlüğe girmiş durumda. Bunlara istinaden iç kontrol sistemimiz, iç tetikler, saha ziyaretlerimiz ve birimlerimizin çalışmalarının daha iyiye, daha güzele gelişmesi için yaptığımız sürekli şekilde devam etmektedir. Bunların bütünü iyi yönetişimden geçiyor. Bu yönetişimin ögesi olan tüm akademik ve idari kadromuza ve öğrencilerimize teşekkür ederiz” dedi. Doç. Dr. Tengiz sunumunda, yürütülen izleme ve ölçme faaliyetleri, süreç bazlı performans göstergeleri ve bu göstergeler üzerinden elde edilen sonuçları detaylı şekilde katılımcılarla paylaştı. -
06.02.2026Moğolistan Milli Üniversitesi Heyeti İKÇÜ'yü Ziyaret Etti
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), uluslararası akademik iş birliklerini güçlendirmeye yönelik önemli bir ziyarete ev sahipliği yaptı. Moğolistan Milli Üniversitesi (MUIS) Rektörü Prof. Dr. Ochirkhuyag Bayanjargal ve beraberindeki heyet, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu'yu ziyaret etti. Görüşmeye MUIS Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zayabaatar Dalai, İKÇÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan ve tarihçi yazar Batbayar Bat-Erdene katıldı. Görüşmede iki üniversite arasında akademik iş birlikleri, öğrenci ve akademisyen değişim programları ile ortak araştırma projeleri ele alındı. Ayrıca Türkiye ile Moğolistan arasındaki tarihî ve kültürel bağların akademik iş birlikleri aracılığıyla daha da güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Ortak Tarihimiz Güçlü Bir Zemin Sunuyor Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, iki ülke arasındaki köklü ilişkilere dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye ile Moğolistan arasında tarihî ve kültürel açıdan derin bağlar bulunuyor. Bu ortak geçmiş, akademik iş birlikleri için güçlü bir zemin oluşturuyor. İKÇÜ olarak uluslararasılaşma vizyonumuz doğrultusunda Moğolistan Milli Üniversitesi ile eğitim, araştırma ve kültürel alanlarda somut projeler geliştirmeyi önemsiyoruz. Öğrenci ve akademisyen hareketliliğini artıracak adımların iki kurum için de önemli kazanımlar sağlayacağına inanıyoruz. Yakın iş birliği için Sayın Rektörümüze çok teşekkür ediyorum. Ayrıca ortak projelerin lisansüstü ortak eğitim ile taçlanmasında ve ikili ilişkilerin bu aşamaya gelmesindeki emekleri için Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Şaban Doğan'a şükranlarımı sunuyorum. Umuyorum ki bu adımlar iki ülke arasındaki ilişkilere de olumlu katkıda bulunacaktır.” İş birliğimizi Araştırma Alanında da Güçlendirmeliyiz MUIS Rektörü ise Türkiye ile Moğolistan’ın tarih boyunca güçlü bağlara sahip iki dost ülke olduğunu belirterek, üniversiteler arası iş birliğinin bu ilişkileri geleceğe taşıyacağını ifade etti. Prof. Dr. Bayanjargal: “Ortak tarih ve kültür mirasımız, bilimsel ve akademik iş birlikleri için büyük bir potansiyel barındırıyor. İKÇÜ’nün akademik birikimi ve araştırma kapasitesiyle ortak projeler geliştirmekten memnuniyet duyuyırum. Birlikte yürüttüğümüz öğrenci değişimi ve ortak arkeolojik çalılmalar yanında daha fazla ortak araştırma yapma boyutunda da adımlar atmamız lazım. İki üniversite arasında iki ülkede yürütülen çalışmalar ortak kültüel mirasımız açısından son derece önemli ve ortak çalışmalarımızın istikrarlı biçimde sürdürülmesi için biz de elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" dedi Ziyaret, karşılıklı hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Görüşmenin, Türkiye ile Moğolistan arasındaki akademik ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesine katkı sunması bekleniyor. -
04.02.2026AI4PURPOSE Uluslararası Hackathonu’nun Türkiye Ayağı İzmir’de Başarıyla Tamamlandı
Avrupa Birliği destekli MEDAIGENCY Projesi kapsamında düzenlenen AI4PURPOSE Hackathonu’nun Türkiye ayağı, İzmir’de gerçekleştirilen iki günlük yoğun programın ardından tamamlandı. 30 öğrenci ve 8 profesyonel takımın katıldığı etkinlikte, profesyonel ve öğrenci kategorilerinde dereceye giren ekipler açıklandı. İZMİR – 30–31 Ocak 2026 tarihlerinde İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi koordinatörlüğünde ve AFAD İzmir İl Müdürlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirilen, uluslararası katılımlı AI4PURPOSE Hackathonu’nun Türkiye ayağı başarıyla tamamlandı. Etkinlik, Avrupa Birliği destekli Interreg NEXT MED Programme kapsamında yürütülen MEDAIGENCY – Mediterranean Health in Crisis: Harnessing AI for Resilience çerçevesinde düzenlendi.Hackathonun açılış konuşması, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu tarafından yapıldı. AI4PURPOSE Hackathonu’nun kriz yönetimi için kurumlara yeni öneriler sunacağına inandığını ifade eden Bulduklu, yapay zekâ teknolojilerinin yalnızca teknik bir gelişme alanı değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluk bilinciyle ele alınması gereken stratejik bir dönüşüm başlığı olduğunu vurguladı. Bulduklu, “Kriz anlarında sağlık sistemlerinin dayanıklılığını artırmaya yönelik bu tür uluslararası iş birlikleri, üniversitelerin yalnızca bilgi üreten değil, çözüm geliştiren ve sahaya dokunan kurumlar olduğunu bir kez daha göstermektedir. AI4PURPOSE Hackathonu, öğrencilerimizin ve profesyonellerin etik ilkelere bağlı, insan odaklı ve kamu yararını önceleyen dijital çözümler üretme kapasitesini ortaya koyması açısından son derece kıymetlidir. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak, sorumlu yapay zekâ yaklaşımını merkeze alan bu tür projelerde aktif rol almaya ve uluslararası ağlar içinde katkı sunmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.Program kapsamında AB temsilcilerinin de katılım sağladığı uluslararası oturumda Filistin, Lübnan, Türkiye ve İtalya’ya ait yazılım odaklı ihtiyaç analizi sonuçları paylaşıldı; geliştirilecek dijital çözümlerin etik tasarımı, veri gizliliği ve sorumlu yapay zekâ ilkeleri ele alındı. Hackathon sürecinde; AFAD, AKUT ve UMKE temsilcileri ile akademisyenlerden oluşan jüri tarafından yürütülen değerlendirmeler; şeffaflık, bilimsel yeterlilik, yenilikçilik ve afetlere dayanıklı sağlık sistemlerine katkı potansiyeli kriterleri temel alınarak gerçekleştirildi. Değerlendirmeler sonucunda: Profesyonel Kategori – İlk 3 Takım 1. İbniSinaVerse 2. Afetlink 3. Venüs Yazılım Öğrenci Kategorisi – İlk 5 Takım 1. Delicephalonlar 2. Threem 3. Aegis 4. HEMX 5. Team Pisidia Uluslararası Hackathon’un ikinci aşaması, 21 Şubat 2026 tarihinde Lübnan, Filistin, İtalya, İspanya ve Türkiye’den kurum ve ekiplerin katılımıyla gerçekleştirilecek. Sürece ilişkin ayrıntılı bilgiler önümüzdeki günlerde üniversitenin resmî web sayfası üzerinden paylaşılacak. -
04.02.2026
‘Türk ve Moğol Kültürel Miras Araştırmaları Sempozyumu’
T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), Moğolistan Devlet Üniversitesi, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü paydaşlığında düzenlenen ‘Türk ve Moğol Kültürel Miras Araştırmaları Sempozyumu’ resmi törenle başladı. “Dil, Tarih, Arkeoloji ve Türk Dünyası” temasıyla Moğolistan’ın yanı sıra Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan gelen uluslararası araştırmacıların da konuk olduğu sempozyumun açılışına, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Moğolistan Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ochirkhuyag Bayanjargal, Moğolistan Ankara Büyükelçisi Gombosuren Munkhbayar, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Başkanı ve Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Ceritoğlu, Genel Sekreter Nuretdin Memur, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Moğolistan İle Akademik İlişkilerimiz Üst Seviyelerde İki gün boyunca farklı oturumlar ile Türkiye, Moğolistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan gelen bilim insanı ve araştırmacıların Türk ve Moğol kültürel mirasına ilişkin değerlendirmelerde bulunacağı sempozyumun açılışında İKÇÜ’ye misafir olan tüm katılımcılara seslenen Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Türkiye ve Moğolistan ilişkilerinin 2004 yılında kapsamlı ortaklık seviyesine çıkarıldığını hatırlattı. Prof. Dr. Köse, “Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Moğolistan Cumhurbaşkanı Sayın Khurelsukh Ukhnaa ile 55’inci yıla özel; Bakanlıklarımız ve kurumlarımız arasında eğitim, çevre, gençlik ve spor, enerji, ulaştırma gibi muhtelif alanlarda iş birliklerine imza atıldı. Bu ortaklığın ülkelerimize, ata yurdumuz olan Orta Asya'ya ve dünyaya hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu kapsamda İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak, Moğolistan Milli Üniversitesi ile kurduğumuz bağ ile çok önemli misyonlar üstlendiğimizi düşünüyorum. Moğolistan Devlet Üniversitesi ile 2018 yılında imzalanan ilk iş birliği protokolü ile başlayan yolculuğumuzda üniversite olarak Moğolistan ile akademik ilişkilerin mümkün olduğu kadar üst seviyelere çıkarılması için önemli adımlar attık. Ortak Türkoloji Araştırmaları Enstitüsü kurarak akademik alt yapısını oluşturduğumuz ilişkilerimiz Türk ve Moğol dil, tarih ve kültürleri üzerine gerçekleştirilen ortak bilimsel araştırmalara, etkinliklere ve her türlü akademik iş birliğine zemin hazırladı. Bu önemli çalışmalara bugün de şahit olduğumuz ve iştirak ettiğimiz sempozyumumuzla devam etmekteyiz. Moğolistan Milli Üniversitesi ile Eski Türkçe ve Mongolistik; Moğolistan Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Modern Türkiye Tarihi alanlarında ortak diplomalı yüksek lisans programlarımıza 2026-2027 öğretim yılında öğrenci alarak aktif hale getireceğimizin de müjdesini vermek istiyorum. Bu programlarla akademik iş birliklerimizi en üst seviyeye çıkarmış olacağız” diye konuştu. Kültür Değerlerimizin İzini Aramaya Devam Edeceğiz Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkıları ve TİKA ortaklığında, İKÇÜ’nün bölgede çok sayıda çalışma yaptığını ve iki ülke arasındaki ortak kültürel mirasa önemli katkılarda bulunduğunu söyleyen Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Türk tarihinin en eski yazıtlarının bulunduğu Orhun bölgesinden dünya mirasına önemli eserleri kazandırıldığını söyledi. Rektör Prof. Dr. Köse, “Huzurlarınızda Sayın Bakanımıza en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Zira bizim orada çalışmalarımız başlamadan önce emin olunuz Bilge Kağan ve Tonyukuk anıt külliyelerindeki kazılar dışında ülkemiz adına yürütülen başka bir çalışma yoktu. Halen de bölgeye yönelik en etkili ve verimli çalışmaları biz yürütüyoruz. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin bundan sonraki hedefi mevcut ilişkileri daha ilerilere taşımak, dost ve kardeş ülke Moğolistan ile her alanda çalışmalar yapmaya devam etmektir. Burada ismini gururla zikredeceğim Moğolistan Cumhurbaşkanlığı tarafından ilk kez bir Türk akademisyene verilen "Dostluk Madalyası” sahibi ikili ilişkilerin geliştirilmesine katkıda bulunan Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Şaban Doğan Hocamız ve çok değerli bölüm hocalarımıza özel bir teşekkürümü ifade etmek isterim. Çünkü akademi dünyasının sağlam ilişkiler kurması, ortak çalışmalar içinde yer alması ülkelerin stratejik yakınlaşmalarında, diplomatik, tarihî, kültürel ve sosyal bağları güçlendirecek, gelecekte daha güçlü dostluk ilişkisi bu sayede kurulmuş olacaktır. Moğolistan halkı için ihtiyaç duyulan her alanda ülkemizin Bakanlığımız ve dolayısıyla TİKA aracılığıyla gerçekleştirdiği kalkınma iş birliği faaliyetleri de bu sürece önemli katkılar sağlamaya devam etmektedir. Bu sempozyumun sonuçlarının iki ülke dostluğuna ve bilim dünyasına önemli katkılar sağlamasını temenni ediyorum” Bu çalışmalarda paydaşımız olan Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsüne, Moğolistan Milli Üniversitesine ve TİKA’ya kalbi şükranlarımı sunuyorum. Emek veren tüm hocalarımızı yürekten tebrik ediyorum. Uzun ve köklü bir geçmişe dayanan, kültürlerin beşiği Moğol tarihi ve Orhun Bölgesi kadim Türk toplumunun kültürel değerlerinin izlerini birlikte aramaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Bağımız Akademik İş Birlikleriyle Daha da Güçleniyor Moğolistan Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ochirkhuyag Bayanjargal da Türk ve Moğol halkları arasındaki tarihsel ve kültürel bağların akademik iş birlikleriyle daha da güçlendiğine dikkat çekti. Sempozyumun bu ortak mirasın bilimsel zeminde ele alınması açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Rektör Prof. Dr. Ochirkhuyag Bayanjargal, “Moğolistan Devlet Üniversitesi olarak öğrenci değişimi, ortak araştırma projeleri ve akademik iş birliklerine büyük önem veriyoruz. Bu süreçte Ortak Türkoloji Araştırmaları Enstitüsü’nün kurulması ve Prof. Dr. Şaban Doğan’ın katkıları bizler için son derece kıymetlidir” dedi. Moğol araştırmalarının yalnızca dil, tarih ve kültürle sınırlı kalmadığını, son yıllarda toplum, ekonomi, siyaset ve hukuk gibi çağdaş alanları da kapsayacak şekilde genişlediğini belirten Prof. Dr. Ochirkhuyag Bayanjargal, bu alanda merkezler arası iş birliğinin arttığını ve nitelikli bilimsel çalışmalar için uygun bir ortam oluştuğunu söyledi. 2026 yılında yapılacak 13. Uluslararası Moğol Araştırmaları Kongresine dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Bayanjargal, “Dünya çapında Moğol araştırmaları buluşturacak, alanındaki en kapsamlı bilimsel toplantılardan biri olacak bu kongreye siz değerli araştırmacıları bildirileriyle katılmaya davet etmekten onur duyuyorum. İKÇÜ’deki organizasyonda emeği geçen tüm ekibe teşekkür ediyorum ve sempozyumun ve akademik çalışmaların verimli geçmesini temenni ediyorum” diye konuştu. 2026 Dönüm Noktası Olacak Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsünün yurt dışı odaklı çalışmalarına ve Türk–Moğol kültürel mirasına yönelik iş birliklerine dikkat çeken Enstitü Başkanı ve Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, 2026 yılının ortak çalışmalar açısından önemli bir dönüm noktası olacağını vurguladı. Genç bir ekip olarak ilk etkinliklerini Türk ve Moğol Kültürel Miras Araştırmaları Sempozyumu ile gerçekleştirdiklerini belirten Prof. Dr. Doğan, bu organizasyonun kendileri için özel bir anlam taşıdığını ifade etti. Enstitünün kuruluş amacı ve devam eden çalışmaları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Doğan, “Enstitü olarak özellikle yurt dışında arkeolojik çalışmalar yapmak üzere kurulmuş bir teşkilatız. Çalışmalarımız bu yönde devam ediyor. Son yaptığımız temaslarla birlikte beş ülkede 2026 yılı için görüşmeler yürütüyoruz” dedi. Yurt dışındaki arkeolojik faaliyetlerin somut adımlarla ilerlediğini aktaran Boğan, “Beş ülkede 12 farklı arkeolojik çalışmamızın temelleri atıldı. 2026 yılı içerisinde arkeoloji çalışmalarımız yurt dışı odaklı olarak devam edecek” ifadelerini kullandı. Yurt içindeki faaliyetlere de değinen Prof. Dr. Boğan, “Yurt içinde özellikle arkeoloji ve kültürel miras alanlarında bilimsel etkinlikler ve yayın faaliyetleri ile kendimizi göstermeye, bu alanlarda görünür olmaya çalışıyoruz” diye konuştu. Sempozyumun kurumsal iş birlikleri açısından taşıdığı öneme vurgu yapan Boğan, etkinliğin enstitünün son dönemdeki çalışmalarının bir parçası olduğunu belirterek, “Bu etkinlik, enstitümüzün son evrişim çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz ve paydaşı olduğumuz bir etkinliktir” dedi. Dünyanın farklı bölgelerinden, Türk dünyasından ve Moğolistan’dan gelen akademisyenlere teşekkür eden Doğan, sempozyumun başarılı geçmesi temennisinde bulundu. Ortak Bir Kültürel Hafızaya Sahibiz Düzenleme Kurulu adına konuşan İKÇÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Ceritoğlu ise Türk ve Moğol halkları arasındaki tarihî ve kültürel ilişkilerin köklü geçmişine dikkat çekerek bu ortak mirası bilimsel olarak ele almaktan memnuniyet duyduklarını aktardı. İki toplumun tarih boyunca iç içe yaşadığını belirten Prof. Dr. Ceritoğlu, bu birlikteliğin ortak bir kültürel hafıza oluşturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Ceritoğlu, “Tarih bilimi bizlere Türkler ile Moğolların birbiriyle ilişkilerini tarihin en eski milletlerinin iki unsuru olarak öğretmiştir. Tarihî süreçte Türklerin kurduğu devletlerde Moğollar, Moğolların kurduğu devletlerde ise Türkler; devletin çeşitli makamlarında yönetici olarak görev yapmış, halkı olarak, vatandaşı olarak yaşamıştır” dedi. Ortak yaşam kültürünün bilgi birikiminde benzerlikler oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Ceritoğlu, “Bu birlikte yaşama sürecinde Türk, Moğol’un bildiklerini; Moğol da Türk’ün bildiklerini öğrenmiştir. Böylece millet olarak sahip olunan bilgilerin adlandırılmalarında ortaklıklar oluşmuştur” ifadelerini kullandı. Kültür kavramına da değinen Prof. Dr. Ceritoğlu, ortak bilgi birikiminin millet olma sürecindeki rolüne işaret ederek, “Toplumu millete dönüştüren ve millet olarak var olmasını sağlayan, soyut veya somut varlıklar ve durumlarla ilgili ortak bilgi birikimi, esasen kültür teriminin basitçe bir tanımıdır” diye konuştu. Sempozyumun kapsamı hakkında bilgi veren Ceritoğlu, “Bu sempozyumda Türk’ün Türk, Moğol’un da Moğol kimliği olarak geçmişten günümüze var olmasını sağlayan ortak bilgi birikimleri; Türkiye, Moğolistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan gelen, farklı disiplinlere mensup 36 katılımcının sunacağı bildirilerle ele alınacaktır” dedi. Konuşmasının sonunda sempozyumun amacını özetleyen Prof. Dr. Ceritoğlu, “Türkler ile Moğolların millî kimliklerinin var olmasını sağlayan ortak kültürel bilgileri tespit edip değerlendirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullanarak, sempozyumun verimli geçmesi temennisinde bulundu. Açılış konuşmalarının ardından bilimsel oturumlara geçildi. -
04.02.2026
İKÇÜ Danışma Kurulu Toplandı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Danışma Kurulu toplantısı, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin ev sahipliğinde yapıldı. Toplantıya, Danışma kurulu üyeleri, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Nuretdin Memur, İzmir İl Müftüsü Şakir Kırgız, İzmir Kültür ve Turizm İl Müdürü Sadık Doğruer, İzmir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Abdullah Kömürcüoğlu, Anadolu Ajansı Bölge Müdürü Ahmet Caner Baysal, Nimeks Organics Kurucusu Niyazi Memur, Gediz ve Aydem Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, KUTLUSAN Holding Genel Müdürü Hasan Büyükkutlu, Volkan İtfaiye Ar-Ge Birim Yöneticisi Oya Koralay, Safkar Ege Soğutmacılık’ın Kurucusu İş Adamı Atilla Üner, mezun öğrenci Selin Uçar ile Kalite Komisyonu üyeleri katıldı. Önce Kalite Komisyon üyeleriyle bir araya gelen danışma kurulu üyeleri, ardından değerlendirme toplantısına katıldı. Değerlendirme toplantısı Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz tarafından gündeme ilişkin konuların özetlenmesi ile başladı. Ardından Danışma Kurulu üyelerini İKÇÜ’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti paylaşan Rektör Prof. Dr. Köse, İKÇÜ’nün başarılarıyla tescillenen bir üniversite olarak anılmasında, iç ve dış paydaşların verdiği destek ve katkının yer aldığını söyledi. İKÇÜ’nün gelecek vizyonunu belirleyen temel unsurlardan birinin hem iç hem de dış paydaşların katkı ve geri bildirimlerinin karar süreçlerine dahil edilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Köse, “Yeni kamu yönetimi anlayışı, paydaş yapılanmalarını doğrudan yönetişim organizasyonuna dahil eder. Yönetişimde katılımcı ve iş birlikçi yaklaşımlar vasıtasıyla paydaşların uzmanlıkları, deneyimleri bizlere özellikle üniversite gibi toplumsal katkıya direk faydası beklenen kurumlara yön gösterici olmaktadır. İKÇÜ olarak bu anlamda çok şanslı olduğumuzu düşünüyoruz. Kentimizle, bölgemizle, kamu ve özel sektör ile kurduğumuz organik bağ sayesinde hem akademiye hem öğrencilerimize nihayetinde topluma değer katmaktayız. Sayın Valimizin teşrifleri ile ki kendisi bir programı nedeniyle bugün katılamadılar; her yıl gerçekleştirilen bu toplantılar sayesinde yeni projelerin geliştirilmesi ve iş birliğinin artırılması manasında oldukça önemli bir sinerji oluşturuyoruz” dedi. Günümüzde tüm dünyada topluma hizmet ve teknoloji transferi gibi tek yönlü aktarımların ötesinde karşılıklı-etkileşimi önceleyen “paydaş üniversitesi” modelinin ön plana çıktığını belirten Rektör Köse, paydaş katılımının kalite güvencesi sistemlerinde de önemli bir unsur olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Köse, “Dünya genelinde, üniversitenin topluma, toplumun üniversiteye katkısı noktasından hareketle daha fazla paydaş katılımı için çaba sarf edilmektedir. Bu yapının katkılarının farkında olarak, iş dünyası ve sanayi, il müdürlükleri, meslek odaları STK’lar ile olan yenilikçi iş birlikleri oluşturma gayretindeyiz. Üniversite olarak topluma karşı sorumluluklarımızın arttığının bilinciyle ülkemizin yarınlarına daha fazla değer katmanın peşindeyiz. Bu yolda bizlere destek veren tüm paydaşlarımıza en kalbi şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. Danışma kurulu üyelerinin söz aldığı toplantıda, yeni projelerin geliştirilmesi, iş birliğinin artırılması, üniversitenin güncel durumu, kalite çalışmaları, gelecekteki planlamalara ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. -
04.02.2026Eczacılık Fakültesine Tam Akreditasyon
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Eczacılık Fakültesi, Ocak 2025 döneminde başvuru sürecini başlattığı sürecin sonunda Eczacılık Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (ECZAKDER) tarafından 6 yıllık tam akreditasyon almaya hak kazandı. İKÇÜ Eczacılık Fakültesi, tescillenen bu başarısıyla ulusal ve uluslararası düzeyde nitelikli eczacılık eğitimi sunma hedefini güvence altına alırken; eğitim kalitesini sürekli geliştirmeye yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürmeyi hedefliyor. Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından Kalite Değerlendirme Tescil Belgesi sahibi ECZAKDER’in değerlendirmeleri neticesinde fakültenin ‘ilk’ akreditesini almasından duyduğu heyecanı paylaşan Dekan Prof. Dr. Zeynep Şenyiğit, İKÇÜ Eczaclık Fakültesinin 30 Ocak 2032 tarihine kadar “Tam Akreditasyon’’ belgesine sahip olduğunu aktardı. ‘İlk Başvurusunda Tam Akreditasyon Alan En Genç Devlet Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ olduklarının altını çizen Prof. Dr. Şenyiğit, başarıyla sonlanan süreci özetleyerek; “2018 yılında ilk öğrencilerini kabul eden İKÇÜ Eczacılık Fakültesi, akreditasyon süreci için ECZAKDER’in öngördüğü "en az 2 yıl mezun verme" şartını tamamlanmasının hemen ardından eğitim-öğretim kalitemiz, donanımımız ve altyapımızdan aldığımız güçle Ocak 2025’te başvurumuzu yapmıştık. Nitekim Aralık ayında ECZAKDER bünyesinde oluşturulan Değerlendirme ve İzleme Ziyaret Ekibini (DİZE) fakültemizde ağırlamıştık. DİZE Başkanı Prof. Dr. Nilgün L. Karalı ile DİZE üyeleri Prof. Dr. Ayşe Eken, Doç. Dr. Songül Tezcan, Ecz. Dilek Durmaz Göleli ve öğrenci üyeler Buse Yaman ile Sena Usta, üç gün süren ziyaret kapsamında kapsamlı incelemelerde bulunmuşlardı. Değerlendirme ekibi tarafından yerinde ziyaretlerin ardından karar sürecinin başarıyla sonlanması bizler ve öğrencilerimiz için mutluluk verici. Elde edilen sonuç, bireysel değil, kolektif bir çabanın, güçlü bir ekip çalışmasının çıktısıdır” ifadelerini kullandı. İlk Değerlendirmede Tam Akreditasyon Alan En Genç Devlet Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Kurulduğu günden itibaren kalite güvencesi ve akreditasyon süreçlerini geçici bir hedef olarak değil, ‘kurumsal kültür’ olarak ele aldıklarını vurgulayan Dekan Prof. Dr. Şenyiğit, ilk değerlendirmede tam akreditasyon almalarının da bunun bir göstergesi olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Şenyiğit, “Bizleri bu başarılı sona ulaştıran, süreci koordineli ve motive şekilde yürütmemize vesile olan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse Hocamız nezdinde Rektörlüğümüze, fakültemizi kuruluşundan itibaren kalite ve sürekli iyileştirme odaklı bir anlayışla yapılandıran, bu günlere gelmesine emek veren dekanlarımıza, akademik ve idari kadromuza, öğrencilerimize ve tüm iç ve dış paydaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Ilk değerlendirmede tam akreditasyon alan "Türkiye’deki en genç devlet üniversitesi eczacılık fakültesi" olma heyecanı hep birlikte paylaşıyoruz” diye konuştu. -
04.02.2026
İKÇÜ Türkiye’nin Köklü Üniversiteleri İle İlk Yirmide
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yayımlanan Türk üniversitelerinin araştırma ekosisteminin gelişimine işaret eden ‘Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu 2025’ kapsamında açıklanan veriler doğrultusunda çeşitli performans göstergelerinde Türkiye genelinde üst sıralarda yer aldı. Altı farklı kategoride Türkiye’nin köklü üniversiteleri ile ilk yirmide yer alan İKÇÜ’nün başarısıyla ön plana çıktığı alanlardan, Önlisans mezunlarının yurt içi ilk 6 ayda istihdama katılma oranının en yüksek olduğu üniversiteler arasında üçüncü sırada, mezunların yurt içi ilk 6 ayda istihdama katılma oranının en yüksek olduğu üniversiteler arasında 11’nci sırada, kütüphanelerde sesli kitap ve engelli dostu kaynak sayısının en yüksek olduğu ilk yirmi üniversite arasında 7’nci sırada, TEKNOFEST, TÜBİTAK, TÜBA vb. tarafından organize edilen yarışmalarda açılan stant sayısının en yüksek olduğu üniversiteler arasında 11’nci sırada yer aldı. Ayrıca Uluslararası değişim programlan kapsamında en fazla öğretim elemanı gönderen ilk yirmi üniversite arasında 13’üncü sırada, BİDEB destekleri toplam sayısının en yüksek olduğu ilk 20 üniversite arasında İKÇÜ’nün 19’uncu olduğu açıklandı. Topluma Değer Katan Üniversite İKÇÜ’nün vizyonunu somut çıktılarla güçlendirdiği, dikey-niteliksel gelişmeyi ana hedef olarak benimsediğinin göstergesi olan performans göstergelerinde başarıyı paylaşan tüm akademik ve idari personele teşekkür eden Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Türkiye’nin ve dünyanın en iyi üniversitelerinden biri hâline getirmek için büyük çaba gösterdiklerini ifade etti. Tüm kategorilerde en üst sıralarda yer almak için ilgili planlama ve çalışmaları kararlılıkla sürdüreceklerini aktaran Prof. Dr. Köse, “Üniversitemiz bundan sonra da eğitim kalitesini her geçen gün artırarak, toplumsal sorumluluğunun bilinciyle bilime katkısını sürdürecek ve daha nice başarıların sahibi olacaktır. Üniversitemizin, yakaladığı başarı çıtasını tüm paydaşlarıyla birlikte daha da ileri seviyelere taşıyacağından kuşku duymuyoruz. Uluslararası değişim programları, eğitim, araştırma, erişilebilirlik ve dezavantajlı gruplara yönelik çalışmalar, toplumsal katkı, öğrenci toplulukları ve öğrenci katılımı ve istihdam alanlarında YÖK tarafından izlenen ve raporlanan verilerin ışığında bilgiyi insanlık ve toplum yararına paylaşma misyonuyla başarılarımızın önümüzdeki yıllarda da artarak gerçekleşmesi ve kalıcı başarılar haline dönüşmesi inancıyla emeği olan tüm çalışma arkadaşlarıma ve öğrencilerimize şükranlarımı sunuyorum. Topluma değer katan üniversite anlayışımızla ‘Farkındayız, Farklıyız’ mottomuzla Türkiye Yüzyılı’na katkılar sunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. -
12.01.2026
Rektör Köse’den Final Desteği
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Saffet Köse, Merkez Kütüphaneyi ziyaret etti. Final haftası nedeniyle kütüphanede ders çalışan öğrencilere başarılar dileyen Prof. Dr. Köse, öğrencilerden gelen geri bildirimler doğrultusunda kütüphanecilik hizmetlerinin her geçen yıl daha da güçlendiğini ifade etti. Yeni eklenen salonla birlikte 882 kişilik oturma kapasitesine ulaşan kütüphanede incelemelerde bulunan Rektör Prof.Dr. Saffet Köse’ye Rektör Yardımcıları Prof.Dr.Muhsin Akbaş, Prof.Dr.Süleyman Akbulut ile Prof.Dr. Yasin Bulduklu eşlik etti. Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Serhat Dikmen’den bilgi alan Prof. Dr. Köse, dijital kütüphanecilik anlayışıyla elektronik ve basılı eserlerden oluşan arşiv yelpazesinin her geçen yıl genişletildiğini söyledi. 2013 yılında 52 bin ziyaretçisi olan İKÇÜ Merkez Kütüphanesinin, 2024 verilerine göre 773 bin kişiye ulaştığını aktaran Prof. Dr. Köse, dünyanın sayılı üniversitelerinin kütüphanelerinin zenginliği ile öne çıktığını vurgulayarak; “Teknoloji çağında, kitap okumak belki de eski bir alışkanlık olarak görülüyor. Öğrencilerimiz kitabı ders çalışmak için önceliklendirseler de aslında okumak yersiz ve zamansız bir eylem olarak alışkanlıklarımız arasında yer almalı. Çünkü yaşam boyu öğrenmenin en eşsiz hazinesi kitaplardır. İKÇÜ olarak bu hazinelerimizin geniş kitlelere ulaşması için, ziyaretçilerimizin değişen okuma kültürlerine göre arşivlerimizi günümüz bilgi teknolojileri ile buluşturup; toplumun hizmetine sunmaya gayret ediyoruz. Kütüphanecilik hizmetlerini kullanıcı odaklı, teknolojik hizmet kalitesini benimseyerek, e-bilgi kaynakları yönünde daha da geliştirmekteyiz” diye konuştu. Engelli Dostu Kaynak Sayısı YÖK tarafından yayınlanan ‘Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu 2025’ sonuçlarına göre İKÇÜ’nün 6 farklı alanda üst sıralarda yer aldığını hatırlatan Rektör Prof. Dr. Köse, “Kütüphanedeki engelli dostu kaynak sayısının en yüksek olduğu üniversiteler” arasında üst sıralarda yer almaktan ayrıca mutluluk duyduklarını kaydetti. Rektör Prof. Dr. Köse, “Günümüzde kitap okuma formatlar değişti, dijital kitaplar, sesli kitaplar, podcast’ler gündemimize girdi. Tüm bunlar arasında engelli bireylerimizi de es geçmemenin bilinciyle gençlerimizin istekleri doğrultusunda engelli dostu kaynak sayısını arttırmaya devam ediyoruz. Engelli öğrenci birimlerinin fiziksel ile dijital erişilebilirlik düzeylerine yönelik çalışmalarına ağırlık vermelerini bekliyoruz” dedi. Okuma Arşiviniz Vizyonunuzu Anlatır Dünyada kitap okumanın kültürün ötesinde İK tercihlerinde de belirleyici bir rol oynadığına işaret eden Rektör Prof. Dr. Köse, insan kaynakları yöneticisinin "Neler okuyorsunuz?" sorusunun kişinin tüm vizyonunu özetleyebildiğini belirtti. Rektör Prof. Dr. Köse, “Öğrencilerimizin üniversite hayatını sadece ders çalışmak olarak görmenin ötesinde bilinçlilik düzeyi yüksek mezunlar olmaları bizler için çok önemli. Mezunlarımızın istihdama katılma oranını arttırmaya yönelik eğitim-öğretim faaliyetlerimizi güçlendirmek için çalışıyoruz. YÖK tarafından yayınlanan rapora göre özellikle sağlık alanında uzmanlaşmış üniversitelerin öne çıktığı “Mezunların yurt içinde ilk altı ayda istihdama katılma oranının en yüksek olduğu üniversiteler” listesinde İKÇÜ üst sıralarda yer aldı. Mezunlarımızın istihdam edilebilirlik gücünün yüksek olması bizim için memnun edici bir geri bildirim. Lisans hayatını İKÇÜ ile şekillendiren bilgi ve donanıma sahip bilinç düzeyi yüksek gençler yetiştirdiğimiz kanaatindeyim. Bu güzel verileri paylaşmayı vesile eden tüm öğrencilerimize şükranlarımı iletiyorum. Tüm sınav süreçlerinin başarılı sonuçlarla geçmesini temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
Toplam 351







