Haberler :::
-
29.04.2026Eczacılık Eğitiminde İKÇÜ Zirvede
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Eczacılık Fakültesi 4’üncü sınıf öğrencisi Buse Tunalı, Ankara Eczacı Odası Gençlik Komisyonu tarafından düzenlenen 22. Ulusal Hasta Bilgilendirme Yarışması’nda (UHBY) Türkiye birincisi oldu. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki eczacılık fakültelerinden seçilen temsilci öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen yarışmada, mesleki bilgi ve iletişim becerisini başarıyla sergileyen Tunalı, fakültesini zirveye taşıdı. Buse Tunalı, sevincini paylaşmak üzere İKÇÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Şenyiğit’i makamında ziyaret etti. Dekan Prof. Dr. Şenyiğit, elde ettiği dereceden dolayı öğrencisini tebrik ederek başarılarının devamını diledi.Eczacılık Camiasının Prestijli Buluşması Ankara Eczacı Odası Gençlik Komisyonu tarafından bu yıl 22’ncisi gerçekleştirilen ve eczacılık camiasının prestijli organizasyonları arasında yer alan Ulusal Hasta Bilgilendirme Yarışması (UHBY) ve Eczacılık Zirvesi, yoğun bir katılımla gerçekleşti. “Eskimeyen Değerler, Eksilmeyen İzler” temasıyla düzenlenen etkinliğin açılış programı; önceki dönem Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, Ankara İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ali Niyazi Kurtcebe, Türk Eczacıları Birliği Başkanı Ecz. M. İrfan Demirci, Tüm Kamu Eczacıları Derneği (TÜKED) Başkanı Ecz. Mustafa Gönen, Eczacılık Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği Başkanı Prof. Dr. M. Seçkin Özden ile çok sayıda fakülte dekanı, sektör temsilcisi, akademisyen ve eczacı odası yöneticisini bir araya getirdi. Eczacılık Bilgiyle Başlar, Sevgiyle Şifaya Dönüşür Yarışma sürecini değerlendiren Buse Tunalı, İKÇÜ Eczacılık Fakültesinde aldığı nitelikli eğitimle elde ettiği donanımı sahaya yansıttığını kaydetti. Tunalı, “Yarışma, ‘Eczacılık = Bilim + Sanat + Sevgi’ mottosuyla düzenlenen ve bir eczacının sahip olması gereken tüm yetkinliklerin sınandığı 4 aşamada kurgulanmıştı. Bu üç bileşenin mesleğimizin temel taşı olduğuna inanıyorum. Sadece teorik bilgiye sahip olmak yetmiyor; bu bilgiyi bir sanatçı inceliğiyle hastaya aktarabilmek ve bunu insana duyduğumuz sevgiyle harmanlamak gerekiyor. Zorlu maratonda, fakültemizde aldığım nitelikli eğitimin bana kazandırdığı özgüveni her an hissettim. 33 fakülte arasından seçilerek üniversitemi bu platformda temsil etmek ve İzmir’e birincilikle dönmek benim için anlatılamaz bir gurur kaynağı” dedi. Yarışmada İKÇÜ İmzası İKÇÜ Eczacılık Fakültesi’nde uygulanan eğitim modelinin saha başarısındaki etkisine değinen Tunalı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu başarı aslında bir ekip işi ve uzun soluklu bir hazırlığın meyvesi. Fakültemizde 2022 yılından bu yana düzenlenen ‘Mini Hasta Bilgilendirme Yarışmaları’ sayesinde, gerçek bir hasta ile iletişim kurma noktasında gerekli donanımı henüz öğrencilik yıllarımızda kazanıyoruz. Yarışma sırasında jüri karşısında sergilediğim performans, hocalarımızın bizlere aşıladığı ‘hasta odaklı’ yaklaşımın bir yansımasıdır. Üzerimde emeği olan tüm akademisyenlerimize ve her zaman yanımda olan fakülte yönetimimize teşekkürlerimi sunuyorum. Bir İKÇÜ öğrencisi olarak, eczacılık mesleğinin saygınlığını ulusal düzeyde bir kez daha kanıtlamış olmaktan dolayı çok mutluyum.” Eczacılık Eğitiminde İKÇÜ Markası: Sürdürülebilir Başarı Tunalı’yı makamında ağırlayan Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Şenyiğit, sürecin akademik bir titizlikle yürütüldüğünü belirtti. Tunalı’nın, 33 fakülte arasından seçilen 16 finalistten biri olarak Ankara’da yarışmaya hak kazandığını ifade eden Prof. Dr. Şenyiğit, “Öğrencimiz Buse Tunalı, Ankara’da gösterdiği üstün performansla en yüksek puanı alarak fakültemizi zirveye taşımıştır. Bu birincilik, fakültemizin sürdürülebilir başarısının ve güçlü akademik altyapısının en somut göstergelerinden biridir. Nitelikli eczacılık eğitimi ve hasta odaklı yaklaşımımızla ulusal platformlarda adımızdan söz ettirmeye kararlılıkla devam edeceğiz” şeklinde konuştu. Bu Başarı Kurumsal Bir Gelenektir Bu başarının tesadüf olmadığını, kurumsal bir gelenek haline geldiğini vurgulayan Dekan Prof. Dr. Şenyiğit, “Fakültemiz, bu prestijli organizasyonda eğitim kalitesini her yıl ortaya koymaktadır. Nitekim yarışmaya ilk kez katıldığımız 18. UHBY’de de birincilik elde ederek bu alandaki iddiamızı daha ilk yıldan güçlü bir şekilde göstermiştik. 2022 yılından bu yana kendi bünyemizde düzenlediğimiz ‘Mini Hasta Bilgilendirme Yarışması’ ile öğrencilerimizi bu atmosfere hazırlıyor, üniversitemizi en iyi şekilde temsil etmelerini sağlıyoruz. Öğrencimizi yürekten tebrik ediyor; kendisinin yetişmesinde büyük emeği olan tüm akademik kadromuza teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Ziyaretin sonunda Dekan Prof. Dr. Şenyiğit, öğrencisini tekrar tebrik ederek başarılarının devamını diledi. -
22.04.2026
İzmir’in Yeni Sanat Rotasında Ödüller Sahiplerini Buldu
"Kültürel Miras" temasıyla dijitalleşen dünyanın yeni anlatım biçimlerini harmanlayan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Film Festivali'nde, toplam 32 yapımın finale kaldığı yarışma bölümünde kazanan isimler ödüllerine kavuştu. Mutlu Ulusoy’un sunuculuğunu üstlendiği, başarılı yapımlar için düzenlenen ödül törenine; Festival Başkanı ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş ve Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Festival Sanat Yönetmeni ve Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cenk Demirkıran, jüri üyeleri, oyuncular, sponsor temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Törenin açılış konuşmaları, İKÇÜ Rektör Yardımcısı ve Festival Başkanı Prof. Dr. Yasin Bulduklu ile Medya ve İletişim Bölüm Başkanı ve Festival Sanat Yönetmeni Prof. Dr. Cenk Demirkıran tarafından yapıldı. İzmir’in Kültür Sanat Rotası Yeniden Çiziliyor Festival Başkanı ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu; festivalin sadece akademik bir etkinlik değil, şehri kucaklayan ve kültürel mirasa sahip çıkan bir vizyonun parçası olduğunu vurguladı. Konuşmasına festivalin çıkış öyküsüne değinerek başlayan Prof. Dr. Bulduklu, İzmir’in köklü tarihine rağmen film festivali konusundaki eksikliğine dikkat çekti. Prof. Dr. Bulduklu, "Geçen yıl yola çıkarken bir idealimiz vardı. İzmir’de daha önce girişimlerde bulunulmuş ama bir türlü süreklilik kazanamamış o festival boşluğunu doldurmak istedik. Ekibimizle birlikte büyük bir özveriyle çalıştık. Yorulacağımızı biliyorduk ama sonuç bizi gururlandırıyor. Geldiğimiz noktada; daha başarılı, daha büyük ve sadece üniversiteyi değil, tüm şehri kucaklayan bir festivalin temellerini atmış durumdayız. Deneyimli bir ekiple zoru başardık. Bu festival, her geçen yıl daha büyük, daha başarılı ve şehrin tüm dinamikleriyle sahiplenildiği gelenekselleşen bir festival olma yolunda ilerliyor" dedi. Yüzlerce Sayfalık Bir Kitap, Bir Kısa Film Bu yılın ana teması olan "Kültürel Miras" vurgusunun tesadüf olmadığını belirten Prof. Dr. Bulduklu, bizi biz yapan değerlerin sanat yoluyla aktarılmasının hayati önem taşıdığını ifade etti. Sinemanın etkileyici gücüne değinen Prof. Dr. Bulduklu; "Bazen yüzlerce sayfalık bir kitap yazmaktansa kısa bir filmle her şeyi anlatmak, sanatın diliyle topluma seslenmek çok daha etkili oluyor. Sinemanın güçlü anlatısı ile seslenmek, toplumsal değerlerimizi dijital dünyanın olanaklarıyla birleştirmek bizim temel amacımızdı. Bu yıl kültürel miras vurgusunu hem içerikte hem de yarışma kategorilerinde en güçlü şekilde hissettirmeye yoğun çaba sarf ederek kadim kültürel mirasımızı geleceğe taşıma borcumuzu ödemeye çalıştık" şeklinde konuştu. Sinemanın Gücü ve "Kamera Gazze" Hassasiyeti Dünya gündemindeki insani dramlara karşı sinemanın bir tanıklık görevi üstlendiğine işaret eden Prof. Dr. Bulduklu, festival kapsamında hayata geçirilen "Kamera Gazze" projesine dikkat çekti. Vicdan kavramının insanı dengeleyen en temel unsur olduğunu ifade eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu; "Vicdan; bizi insan yapan, sadece insana değil tüm canlılara ve bizden sonrakilere merhameti gerektiren yine insani bir olgudur. Bizim geleceğe miras bırakmamız da yine bizim için vicdani bir sorumluluk ve gelecek nesillere güçlü miras bırakma çabasını ekip olarak sergilemeye çalışıyoruz. Yarına barış içinde bir dünya bırakmak için bu türden farkındalık girişimlerini değerli görüyoruz. Maalesef dünyada bu bilincin yok olmaya başladığını ve var olan dengenin kaybolmaya başladığını görüyoruz. Biz de yine 'Kamera Gazze' projesiyle, üzerinden iki yıldan fazla süre geçmesine rağmen acıların dinmediği o coğrafyadaki trajediye yeniden dikkat çekmek istedik. Bir yıl önce başlattığımız duyarlılığı sorumluluğun ötesinde bir bakış açısıyla tekrar gündeme getirdik. Buradan Gazze'ye kadar uzanan bir hassasiyetle, yaşanan acıların unutulmaması için sosyal sorumluluğumuzun ötesinde bir duruş sergiledik. Bilimimizin yettiği yerde bilimimizle, filmimizin yettiği yerde filmimizle konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Gençlere Çağrı: “Zengin Bir Mirasın Üzerinde Oturan Fakirler Olmayalım” Anadolu’nun medeniyetler harmanı olduğunu ve bu mirasın gençlerin omuzlarında yükseleceğini ifade eden Prof. Dr. Bulduklu, bu kadim mirasa sahip çıkılmanın gençlerin en büyük sorumluluklarının başında geldiğini vurguladı. Prof. Dr. Bulduklu, genç sinemacılara şu sözlerle seslendi: "Biz büyük bir mirasın üzerinde oturan bir nesiliz. Anadolu, üzerinde binlerce yılın birikimini taşıyan ortak bir miras. Bizim görevimiz gençlere bu mirası nasıl işleyebileceklerini göstermekti. Ancak bu mirası gün yüzüne çıkarıp dünyaya anlatmak gençlerimizin elinde. Deneyimle gençlik dinamizmini harmanlayarak gelenekten geleceğe seslenmeye gayret ediyoruz. Bu mottoyla yola çıktığımız festivalimizin ikincisini yapabiliyorsak doğru yoldayız demektir; üç, dört ve beşinci festivallerle de bu vurguyu sürdüreceğiz." Festivalin arka planında gece gündüz demeden çalışan tüm ekibe teşekkürlerini sunan Prof. Dr. Bulduklu, "Ödül almaktan ziyade, bu platformda yarışma cesareti gösteren tüm yönetmenlerimizi kutluyorum." diyerek festivalin düzenlenmesinde emeği geçen akademik kadroya, jüri üyelerine ve tüm katılımcılara teşekkür ederek sözlerini noktaladı. "Anadolu, Dünyanın En Büyük Saha Dersliğidir" Festival Sanat Yönetmeni Prof. Dr. Cenk Demirkıran; sinemanın sadece bir görüntü sanatı değil, aynı zamanda zamanın ruhunu kaydeden güçlü bir hafıza aracı olduğunu vurguladı. Bu yılki festivalin ana rotasını "Kültürel Miras" olarak belirlediklerini hatırlatan Prof. Dr. Cenk Demirkıran, Türkiye’nin sahip olduğu zenginliğin öneminden bahsederek adeta "açık hava müzesi" niteliğinde olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Demirkıran; "Sinema, ışıkla görüntüleri perdeye yansıtırken aslında zamanın ruhunu da kaydediyor. Geçmişte yaşananların, seslerin ve kültürel birikimin zaman içinde kaybolup gitmemesi için sinema, hikâyeleştirme gücüyle bu değerleri koruma altına alıyor. Gerek kurmaca gerekse belgesel sinema; zamanın ruhunu anlatarak kültürel mirası geleceğe aktarıyor. Yaşadığımız bu topraklar; insanlık tarihinde uygarlığın yeşerdiği, bin yıllarca kültürlerin birikerek bir harman oluşturduğu muhteşem bir açık hava müzesidir. Uygarlık tarihi sınıflarda ve kitaplarda anlatılsa da saha derslerinin bizzat kendisi kesinlikle Anadolu’dur. Anadolu ve Trakya ile dünyanın kültürel akışını bağlayan bir köprü olan Türkiye, zengin kültürel mirasını korumalı ve insanlığın geleceğine aktarmalıdır düşüncesiyle bu festivaldeki seçkilerimizi belirledik. Bu bağlamda festivalimizde gösterilen filmlerde; süreklilik, tanıklık, geçmiş ve bugüne uzanan kültürel köprüleri izliyoruz" dedi. Festivalin mutfağında görev alan isimlere, destek veren kurumlara ve sponsorlara teşekkürlerini sunan Prof. Dr. Demirkıran; Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Festival Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Halit Kartal ve Festival Direktörü Burak Taylan Yılmaz başta olmak üzere tüm ekibe, jüri üyelerine, TRT İç Yapımlar, TRT Avaz, TRT Belgesel Kanal Koordinatörlükleri ile festivalde görev alan öğrencilere şükranlarını iletti. Program; salonda bulunan jüri üyeleri Oyuncu Ali Düşenkalkar, Yapımcı Halil Kardaş, Oyuncu Rıza Sönmez, Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa, Yönetmen Doç. Dr. Mesut Aytekin, Festival Yönetmeni Vuk Perović, Yapımcı ve Yönetmen Duygu Kepenek, Yapımcı ve Yönetmen Şebnem Tezel Albayrak, Yönetmen Dr. Ahmet Erdal, Görsel Efekt Uzmanı Özbey Doğa Karslıoğlu, Akademisyen Prof. Dr. Sibel Akova ile Sinema Yazarı Doç. Dr. Fırat Sayıcı ile festivale destek veren İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Vakfı İzmir Bölge Müdür Yardımcısı Pınar Çakmakoğlu, Avek Otomotiv İzmir Şube Direktörü Yaşar Özuğur, İzmir Kültür Sanat Fabrikası Cengiz Topal, İstinyepark Renk Sineması yöneticisi Uğur Kuvancı, Fete Lotus Thermal Otel Müdürü Türker Bayram, Can Kardeşler Kuruyemiş yöneticisi Serhat Karadüz, Teknolocis, Artemis Kafe, Bu Bilet, KOHEM Kafe ve İkrambaks; basın destekçileri İKÇÜ Haber Ajansı, Anadolu Ajansı, Sabah, Yeni Asır, Popüler Sinema, sadibey.com ve Ege Telgraf gibi kurum ve kuruluş temsilcilerine teşekkür belgelerinin takdimi ile devam etti. İşte 2. İKÇÜ Film Festivali'nin Kazananları: Kategori Birincilik Ödülü Jüri Özel Ödülü Öğrenci Filmi Mert Kartal (Beyaz Karlar Altında) ----- Belgesel Yalçın Çiftçi (Pirlerin Düğünü) Ali Rıza Avcı (Katran) Animasyon & Yapay Zekâ Erkan Ceylan (Otobüsler) Didem Tütüncü (Zamanın Eşiği) Kurmaca Film Deniz Koloş (Ölüm Bizi Ayırana Dek) Mehmet Oğuz Yıldırım (Kudret) -
22.04.2026
İKÇÜ Film Festivali’nde Belgesel ve Hakikat Vurgusu
Bu yıl ikincisi düzenlenen ve “Kültürel Miras” temasını odağına alan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Film Festivali, belgesel dünyasının önemli isimlerini ağırlamaya devam ediyor. Festival kapsamında düzenlenen “Kültürel Miras ve Belgesel Sinema” başlıklı söyleşinin konuğu, TRT Belgesel Kanal Koordinatörü Ahmet Canbaz oldu. Rektör Yardımcısı ve Festival Başkanı Prof. Dr. Yasin Bulduklu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide, TRT Belgesel Koordinatörü Ahmet Canbaz, kültürel mirasın korunmasında belgesel dilinin önemi, belgesel yayıncılığının kültürel hafızayı korumadaki stratejik önemi ve yapay zekanın sektöre etkileri gibi başlıklarda açıklamalarda bulundu. Kültür, Dünle Bağlantısız İnşa Edilemez Söyleşinin açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, kültürel mirasın somut varlıkların ötesinde, çok boyutlu bir değerler bütünü olduğunu vurgulayarak; sinema ve belgesel yapımların bu mirası korumadaki gücüne dikkat çekti. Bu yılki festivalin ana temasını "kültürel miras" olarak belirlediklerini hatırlatan, medyanın toplumsal hafızayı diri tutma misyonuna değinen Prof. Dr. Bulduklu, "Kültür, aslında dünle bağlantısız inşa edilmesi olanaklı olmayan bir değerler bütününü ifade ediyor. Medyanın kültürü aktarmak, onun toplumsal hafızada yer edinmesini sağlamak ve unutulan değerleri öne çıkarmak gibi önemli bir işlevi olduğuna inanıyorum. Bu yıl, ikincisini düzenlediğimiz İKÇÜ Film Festivali’nin ana konularından birini ‘kültürel miras’ olarak belirledik. Bu anlamda, sadece fiziksel bir ürünün ya da mimari bir eserin, daha genel bir ifadeyle somut bir varlığın aktarılmasının da ötesinde kültürel mirası farklı boyutlarıyla değerlendirme motivasyonuyla hareket ettik. Bildiğiniz gibi pek çok farklı konu başlığı etrafında film festivalleri yapılıyor ama kültürel miras gibi son derece önemli bir konunun altını özellikle çizmek gerektiğine ilişkin kanaatimi paylaşmak istiyorum. Sinemanın ve belgesel yapımların, unutulan değerleri öne çıkarmak gibi hayati bir işlevi var. Özellikle TRT’nin bu unsurları canlandırmaya yönelik çabalarını çok kıymetli buluyorum. Bu alana ciddi katkılar sunan TRT ailesine ve TRT Belgesel Kanal Koordinatörü Sayın Ahmet Canbaz’a teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. TRT Hem Bellektir Hem Gelecek Söyleşinin başında TRT’nin bir kamu yayıncısı olarak misyonuna dikkat çeken TRT Belgesel Kanal Koordinatörü Ahmet Canbaz, kültürel mirası yaşatmanın sadece bir tercih değil, tarihsel bir sorumluluk olduğunu belirtti. TRT’nin güncel mottosuna atıfta bulunan Canbaz, " Kültürel mirasa sahip çıkmak; tarihsel ve medeniyet birikimimizle bugünlere taşınmış tüm unsurları hafızada diri tutmaktır. Bir kamu yayıncısının temel misyonu, bu birikimi sürekli tazeleyerek gelecek nesillere aktarmaktır. TRT kurumunun 'TRT hem bellektir hem gelecektir' mottosu da tam olarak bu bellek vurgusuna hitap ediyor. Kültürel mirası sadece belgeselle değil; animasyonlardan haber bültenlerine, kurmaca filmlerden sinemaya kadar her alanda hafızada diri tutmak ve gelecek nesillere aktarmak bizim temel görevimizdir" dedi. Belgesel, Hakikatle Bağını Koparamaz Belgeselciliği diğer sanatsal türlerden ayıran en keskin çizginin "gerçeklik" olduğunu ifade eden Koordinatör Canbaz, belgeselcinin gerçeklikten kopma lüksü olmadığını hatırlattı. Bu türün izleyici nezdinde bir güven unsuru taşıdığını aktaran Canbaz, "Belgeseli gerçeklikten koparmak gibi bir hakka sahip değilsiniz. Kurmacada hakikati yok sayabilir, tamamen hayal ürünü bir içerikle insanların karşısına çıkabilirsiniz. Ancak belgeseli gerçeklikten koparmak gibi bir imtiyaza sahip değilsiniz. Özellikle kamu yayıncılığında, teyit edilemez bir bilgiyi gerçekmiş gibi yansıtma lüksümüz yok. Belgesel mutlaka teyit edilebilir bir gerçeklikle bağlantılı olmalıdır. Bu hakikate olan sadakat, kültürel mirası taşırken muhatabımıza ciddi bir güven veriyor" diye konuştu. Yapay Zekâ Bir Çığ Gibi Geliyor Sektörün en çok tartışılan konularından biri olan yapay zekaya da değinen TRT Belgesel Kanal Koordinatörü Canbaz, teknolojinin bir "çığ gibi" geldiğini ancak belgeseldeki "doğallığın" yerini tutamayacağını ifade etti. Teknolojinin geleneksel prodüksiyonu tahtından indirecek bir hızla geldiğini ancak belgeselcilikte "doğallığın" hala en büyük değer olduğunu vurgulayan Canbaz, “Yapay zekadan kaçış yok, bir çığ gibi geliyor. Bütçe ve hız açısından büyük pratiklik sağlıyor. Örneğin 20. yüzyıl başındaki bir keşif hikayesi için dev bütçelerle kutup atmosferi yaratmak yerine, yapay zeka ile 30 saniyelik sahneler kurgulayabiliyoruz. Ancak bir kamu yayıncısı olarak hukuki zemin ve telif meseleleri nedeniyle buna ihtiyatlı yaklaşıyoruz. Kanal olarak bu teknolojiye karşı biraz mesafeliyiz çünkü izleyicimiz bizden yapaylıktan uzak bir doğallık bekliyor. Ne kadar teknoloji gelişirse gelişsin, insanın kendi hikayesini asla tamamen yapay zekanın elinden izleyemeyeceğimizi ümit ediyorum. Bizim 'gönül' dediğimiz o bağ, teknolojinin dayattığı hikâyenin her zaman bir adım önünde kalacaktır” şeklinde konuştu. Genç Belgeselcilere Tavsiye: "Mikro Hikayeleri Yakalayın" Günümüz teknolojik imkanlarıyla bir akıllı telefonun bile dev prodüksiyonların önüne geçebileceğine işaret eden Ahmet Canbaz, genç iletişimcilere teknolojiden ziyade vizyona yatırım yapmaları çağrısında bulundu. Canbaz, "Teknolojik imkanlardan ziyade, insanı ve hayatı doğru okuma becerinizi geliştirmeniz lazım. Bizlerin göremediği bir mikro hikayeyi bir cep telefonuyla yakaladığınızda, onlarca kişilik ekiplerin ürettiği işlerin önüne geçebilirsiniz. Burada önemli olan teknoloji değil; insanı ve hayatı doğru okuma becerisidir. Mikro hikayeleri keşfettiğiniz ölçüde fark yaratırsınız. Kendinize yatırım yapın; çünkü bu bayrağı bizden sizler devralacaksınız. Biz TRT olarak parlak fikirlere ve derli toplu dosyalarla gelen genç yeteneklere kapımızı her zaman açık tutuyoruz” dedi. Söyleşi, öğrencilerin yoğun ilgisi ve soru-cevap bölümüyle devam ederken; Prof. Dr. Yasin Bulduklu, kültürel mirasın korunmasına ve belgeselcilik alanına sunduğu katkılardan dolayı Ahmet Canbaz’a teşekkür belgesi takdim etti. İKÇÜ Film Festivali, hafta boyunca çeşitli söyleşi, panel ve film gösterimleriyle kültürel değerleri sinema merceğinden izleyiciyle buluşturmaya devam edecek. -
21.04.2026Rektör Prof. Dr. Köse, "Veriye Hükmedemeyenler Tâbi Olurlar"
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezince düzenlenen ve bu yıl Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEVÜ) ev sahipliğinde gerçekleştirilen, yapay zekâ ve veri bilimi alanındaki akademik birikimi uluslararası boyutta bir araya getiren “6. Uluslararası Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Kongresi (ICADA 2026)” düzenlenen resmî törenle başladı. İKÇÜ Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezince ülkemizin “Milli Teknoloji Hamlesi” ve “Dijital Türkiye” vizyonu kalkınma hedefleri doğrultusunda hazırlanan, disiplinler arası etkileşimi güçlendirmeyi hedefleyen ICADA 2026’nın NEVÜ Vali Şinasi Kuş Kültür ve Kongre Merkezinde yapılan açılış törenine; YÖK Üyesi Prof. Dr. Derviş Karaboğa, Nevşehir Cumhuriyet Başsavcısı Durmuş Ali Karakoca, Nevşehir Adalet Komisyonu Başkanı Ali İhsan Tabak, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, NEVÜ Rektörü Prof. Dr. Semih Aktekin, Nevşehir Baro Başkanı Av. M. Necmi Öncül, Nevşehir Vali Yardımcısı Ramazan Yıldırım, Hakimler ve Savcılar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çetin Arslan, Yargıtay 11. Ceza Dairesi Üyeleri Orhan Balbal ve Lütfi Aksoy, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Berrin Akbulut, Yapay Zeka Ekosistemi Derneği Başkanı Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ayşegül Alaybeyoğlu, NEVÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Ebubekir Kaya ile birlikte çok sayıda akademisyen, öğrenci ve davetli katıldı. "Teknolojide Tebaa Zihniyetine Başkaldırmak Mecburiyetindeyiz" Yapay zekânın geleceğini ve etik sınırlarını mercek altına alan Uluslararası Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Kongresinin açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, "Veriye hükmedemeyenler hâkim olamaz, tâbi olurlar" diyerek yerli teknoloji üretiminin stratejik önemine vurgu yaptı. Teknolojide "öncü" olmanın bir mecburiyet olduğuna, geleceği şekillendiren teknolojilerde "bağımsızlık" ve "etik" kavramlarının öne çıktığına değindiği konuşmasında, teknolojik ilerlemenin ahlaki ve vicdani bir süzgeçten geçmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Köse, "Çağımızın en stratejik kaynağı veridir ve onu anlamlı kılmanın yolu yapay zekâdır. Ekonomiden güvenliğe, eğitimden sağlığa kadar pek çok alanda yapay zekâ temelli dönüşümler yaşanmakta ve bu dönüşüm her geçen gün daha da hızlanmaktadır. Böyle bir çağda hem kişisel hem kurumsal hem de ülke olarak bu gelişmelerin dışında olmak ya da mesafe koymak düşünülemez. Yapay zekâ ve veri bilimi, artık yalnızca salt mühendislik ya da teknik bilimlerin içine de hapsedilemez. Günümüzde yapay zekâ tüm alanlarda sağlıkta, dinde ve yönetimde merkeze konumlanmış durumda. Biz de bu bütüncüllükle konuya yaklaşmak mecburiyetindeyiz. Teknolojiye ayak uyduramayanların yok olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Veriyi toplayamayanlar, tekniği icat edemeyenler hâkim olamazlar; tâbi olurlar. Hükmetmek için öncü olmak ve üretmek mecburiyetindeyiz. Biz büyük bir ülkeyiz ve artık teknolojide tebaa zihniyetine başkaldırmak mecburiyetindeyiz” diye konuştu. Teknoloji ve Etik Uyarısı Teknolojinin "can menfaati" odağından sapmaması gerektiğine değinen, bilimin teknik yönü kadar etik boyutunun da hayati olduğunu hatırlatan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan acı olaylara atıfta bulunarak, teknolojinin cana kıymak yerine canı koruması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Köse, "Veri ne kadar işlenirse işlensin, onu anlamlı ve etik kılanın hala insan olduğunu hatırlatmak isterim. İnsanlık yararına kullanılan her veriyi kıymetli buluyorum. Bu eksenden sapmış bir anlayışın dünyayı felakete sürükleyeceğini son yaşanan gelişmelerde tekraren deneyimlemenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan gelişmeler hepimizi derinden yaraladı ve esasen teknolojinin nasıl insan yararı odağından çıkıp cana kıyabileceğini en net biçimde göstermiş oldu. Bu vesileyle son yaşanan menfur saldırılarda hayatını kaybeden öğrencilerimize ve öğretmenimize rahmet diliyorum. Rabbim bize bir daha böyle acılar yaşatmasın temennisiyle hepinizi saygıyla selamlıyor, bu organizasyona emek veren herkese şükranlarımı sunuyorum" ifadelerini kullandı. Ortak Akıl ve Bilimsel Dayanışma NEVÜ ile kurulan iş birliğinin yalnızca bir organizasyon ortaklığı olmadığını, aynı zamanda güçlü bir bilimsel dayanışma ve ortak akıl kültürünün yansıması olduğunu belirten Prof. Dr. Köse, günümüzde bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ancak disiplinlerarası etkileşim ve kurumsal iş birlikleriyle hız kazanabildiğini, farklı bilgi birikimlerinin bir araya gelmesinin yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler üretmenin temel şartı olduğunu belirtti. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse "Tek bir kurumun ya da disiplinin sınırları içinde çalışmak başarı için yeterli değildir. Farklı bakış açılarının, bilgi birikimlerinin ve tecrübelerin bir araya gelmesiyle başarı ortaya çıkıyor ve bunu yapabildiğimizde ülkemizin stratejik hedeflerine daha değerli katkılarda bulunabiliyoruz. Bu nedenle iki üniversitenin birlikte böyle bir kongreye imza atması, sadece organizasyonel bir iş birliği değil; aynı zamanda güçlü bir bilimsel dayanışma ve ortak akıl iradesinin somut bir göstergesidir. Bu ortak çalışmalar, birlikte iş yapma ve sinerji oluşturma kültürümüze de büyük katkı sağlıyor. Üniversiteler arası iş birlikleri, bilgi üretimini hızlandırdığı gibi, nitelikli insan kaynağının yetişmesine de doğrudan katkı sağlar. Akademik rekabetin yanında akademik dayanışmanın da güçlenmesi, ülkemizin küresel ölçekte daha görünür ve etkili olmasının önünü açacaktır. Bu tür ortaklıklar, farklı uzmanlık alanlarını buluşturarak daha kapsayıcı ve derinlikli çözümler üretilmesine imkân tanımaktadır” dedi. Yapay Zekâ: Tüm Alanları Yeniden Şekillendiren Bir Paradigma NEVÜ Rektörü Prof. Dr. Semih Aktekin ise konuşmasında, üniversitelerin hem geçmişin bilgi birikimini koruyan hem de geleceği inşa eden kurumlar olduğuna dikkat çekti. Üniversitede bu kongreyle eş zamanlı olarak “I. Ulusal Doğal ve Kültürel Miras Turizmi Sempozyumu’nun da düzenlendiğini hatırlatan Aktekin, söz konusu iki etkinliğin; günümüz dünyasında geçmiş ile geleceğin, yerel ile küreselin ve doğal ile dijitalin iç içe geçtiğini gösterdiğini ifade etti. Yapay zekanın günümüzde yalnızca teknik bir araç olmanın ötesine geçerek toplumsal yaşamın tüm alanlarını yeniden şekillendiren bir paradigma haline geldiğini vurgulayan Aktekin, üniversite olarak bu dönüşüme uyum sağlayan ve yön veren bir vizyon benimsediklerini belirtti. Rektör Aktekin bu kapsamda veri temelli yönetim anlayışını güçlendirdiklerini, yapay zekâ odaklı araştırma ve geliştirme faaliyetlerini stratejik öncelikler arasına aldıklarını ifade etti. Kongrenin sadece bilimsel bildirilerin sunulduğu bir platform olmanın ötesinde, üniversitelerdeki yapay zekâ ve veri bilimi çalışmalarının geleceğini şekillendirecek stratejik bir zemin sunduğunu kaydeden Prof. Dr. Aktekin, özellikle Yapay Zekâ Merkez Müdürleri Çalıştayı’nın bu alandaki kurumsal yapılanmalar ve iş birlikleri açısından önemli çıktılar üreteceğini dile getirdi. Yapay zekanın hukuk, etik ve toplumsal boyutlarının ele alınacağı panellerin de multidisipliner yaklaşımı güçlendireceğini belirten Aktekin, üç gün sürecek kongrenin bilimsel üretime, akademik iş birliklerine ve ülkenin yapay zekâ vizyonuna önemli katkılar sağlayacağına inandığını ifade etti. Prof. Dr. Aktekin ayrıca, kongrenin Kapadokya’nın ilham veren atmosferinde gerçekleştirilmesinin bilimsel etkileşimi artıracağına dikkat çekerek, etkinliğe katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti ve üretilen bilginin insanlığa fayda sağlaması temennisinde bulundu. Kendi Teknolojisini Yöneten Ülkeler, Geleceğin Dünyasında Söz Sahibi Olacaklar Kongre Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Alaybeyoğlu ise konuşmasında, Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki ulusal hedeflerine katkı sunmayı amaçladıklarını belirterek, dijital dönüşüm ve milli teknoloji hamlesi doğrultusunda yürütülen bilimsel faaliyetlerin önemine dikkat çekti. Yapay zekanın yalnızca teknik bir alan olarak değil, aynı zamanda hukuki, etik ve toplumsal boyutlarıyla ele alınması gerektiğini vurgulayan Alaybeyoğlu, kongrenin bu çok boyutlu yaklaşımı destekleyen önemli bir platform olduğunu ifade etti. Yerli ve milli yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesinin stratejik bir gereklilik olduğuna işaret eden Alaybeyoğlu, farklı üniversiteler ve kurumlardan geniş katılımla gerçekleştirilen kongrenin bilimsel iş birliklerini güçlendireceğini belirtti. Merkez Müdürü Prof. Dr. Alaybeyoğlu, “İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak her sene düzenlemekte olduğumuz Uluslararası Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Kongresinin akıncısını Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesinin kıymetli ev sahipliğinde gerçekleştiriyor olmanın mutluluğunu yaşamaktayız. Bu süreçte vermiş oldukları desteklerden dolayı Rektörlerimiz; Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü Sayın Prof.Dr. Semih Aktekin Hocamıza ve İKÇÜ Rektörü Sayın Prof.Dr Saffet Köse Hocamıza en derin teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyoruz. İnanıyoruz ki; kendi verisini üreten, kendi algoritmasını geliştiren ve kendi teknolojisini yöneten ülkeler, geleceğin dünyasında söz sahibi olacaklardır. Bu noktada, yerli ve millî yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi, sadece bir bilim politikası değil; aynı zamanda ülkemizin geleceği, bağımsızlığı ve sürdürülebilir kalkınması açısından çok önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle yapay zekâ alanındaki çalışmalarımızı, sadece akademik bir faaliyet olarak değil; aynı zamanda millî bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Sayın YÖK Başkanımızın belirttiği ‘Yapay zekâ, veri bilimi ve dijital teknolojiler yükseköğretimde öncelikli alanlarımız arasındadır. Küresel ölçekte rekabet edebilmek için üniversitelerimizin yenilikçi ve teknoloji odaklı bir yapıya kavuşması gerekmektedir’ sözleriyle çizmiş olduğu yol haritası doğrultusunda kongremizde YÖK Üyemiz Sayın Prof.Dr. Derviş Karaboğa Hocamızın açılış konuşmalarını yapacağı ‘Yapay Zeka Merkez Müdürleri’ Çalıştayında, üniversite ve kamu kurum ve kuruluşlarının yapay zeka merkez müdürleri bir araya gelerek, ülkemizin mevcut durumu, yapay zekâ alanındaki gelecek vizyonu ve yapılabilecek iş birlikleri görüşülecektir. YÖK Üyemiz Sayın Prof.Dr. Derviş Karaboğa’ya ve tüm merkez müdürlerine vermiş oldukları destekten dolayı şükranlarımızı sunarız. Sayın Adalet Bakanımız tarafından vurgulandığı üzere, yapay zekâ teknolojilerinin hukuk sistemine entegrasyonu, adaletin daha hızlı, daha etkin ve daha erişilebilir hale gelmesi açısından büyük bir fırsat sunmaktadır. Yapay zekâ gibi çok boyutlu ve hızla gelişen bir alanda yalnızca teknik bakış açısının yeterli olmadığı, bu alanın hukuki perspektiflerle de desteklenmesi gerektiği artık açık bir gerçektir. Bu doğrultuda, kongremiz kapsamında düzenlenecek olan Yapay Zekâ ve Hukuk Paneli, bu dönüşüm sürecini çok boyutlu olarak ele almayı, güncel uygulamaları, karşılaşılan sorunları ve geleceğe yönelik perspektifleri tartışmayı amaçlamaktadır. Panelde değerli görüş ve katkılarıyla bizleri onurlandıracak olan Hakimler ve Savcılar Kurulu Üyesi, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Sayın Prof.Dr. Çetin Arslan’a, Yargıtay 11. Ceza Dairesi Üyeleri Orhan Balbal ve Lütfi Aksoy’a, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Sayın Prof.Dr. Berrin Akbulut’a, ‘Yapay Zekâ ve Hukuk’ Paneli Moderatörü Sayın Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu’na en içten teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyoruz. Farklı ülkelerden ve üniversitelerden, hem sosyal bilimlerden hem de fen bilimlerinden, özel sektör ve kamu kurumlarından çok sayıda akademik bildirinin sunulacağı ve her geçen yıl daha da büyüyen kongremizin gerçekleştirilmesinde çok büyük emek sarf eden; kongrenin koordinatörü olan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi yönetimine ve kongrenin yerel ev sahipliğini yapan Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesine, destekleriyle kongreye güç katan Erciyes Üniversitesi Ekibine, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi ekibine ayrıca minnetlerimizi sunuyoruz” dedi. NEVÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Ebubekir Kaya, yapay zekanın günümüzde yalnızca bir teknoloji olmanın ötesine geçerek yaşamın tüm alanlarını dönüştüren stratejik bir güç haline geldiğini ifade etti. Kaya; sağlık, eğitim, sanayi ve enerji başta olmak üzere birçok sektörde etkisi giderek artan yapay zekâ çalışmalarının bilimsel etkinlikleri daha da önemli kıldığını vurguladı. Yedi farklı ülkeden 150’nin üzerinde bildirinin sunulacağı kongrenin akademi, kamu ve sanayi iş birliğini güçlendiren nitelikli bir platform sunduğunu belirten Kaya, kongre kapsamında ayrıca Yapay Zekâ Merkez Müdürleri Çalıştayı ile Yapay Zekâ ve Hukuk Paneli gibi önemli oturumların gerçekleştirileceğini ifade etti. Yapılan açılış konuşmaları ve sunumların ardından, NEVÜ ev sahipliğinde 3 gün boyunca devam edecek olan ICADA 2026’nın oturumlarına geçildi. Katılımcılar ayrıca NEVÜ İhtisaslaşma Koordinatörlüğü tarafından “I. Ulusal Doğal ve Kültürel Miras Turizmi Sempozyumu” kapsamında üniversitenin Vali Şinasi Kuş Kültür ve Kongre Merkezi Fuaye Salonlarında açılan sergi ve atölyeleri ziyaret etti. ICADA 2026, önümüzdeki günlerde uzman sunumları ve yapay zekâ ekosistemine dair derinlikli tartışmalarla devam edecek. -
21.04.2026İKÇÜ Film Festivali’nde Perde İkinci Kez Açıldı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) tarafından düzenlenen ve gelenekselleşme yolunda emin adımlarla ilerleyen "İKÇÜ Film Festivali", "İzmir’in Festivali" olma vizyonu ve kültürel miras vurgusuyla başladı.Sanatı toplumun her kesimiyle buluşturma vizyonuyla yola çıkan, kültürel mirası sinemanın evrensel diliyle buluşturan 2. İKÇÜ Film Festivali, Merkez Kampüs şenlik alanında düzenlenen açılış töreniyle kapılarını sinemaseverlere açtı. Açılışa Rektör Yardımcısı ve Festival Başkanı Prof. Dr. Yasin Bulduklu ile Medya ve İletişim Bölüm Başkanı ve Festival Sanat Yönetmeni Prof. Dr. Cenk Demirkıran, Festival Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Halit Kartal, Festival Direktörü Burak Taylan Yılmaz, dekanlar, sponsor firmaların temsilcileri, davetli konuklar, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci katıldı. Törenin açılış konuşmaları, İKÇÜ Rektör Yardımcısı ve Festival Başkanı Prof. Dr. Yasin Bulduklu ile Medya ve İletişim Bölüm Başkanı ve Festival Sanat Yönetmeni Prof. Dr. Cenk Demirkıran tarafından yapıldı. "Geleceği Geçmişin Mirası Üzerine İnşa Ediyoruz" Rektör Yardımcısı ve Festival Başkanı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, sinemanın bir medeniyet taşıyıcısı olduğunu vurgulayarak, kültürel mirası gelecek kuşaklara aktarma amacında olduklarını belirtti. Festivalin hem genç yeteneklere alan açtığını hem de profesyonel sinemacılar için güçlü bir iş birliği zemini oluşturduğunu kaydeden Prof. Dr. Bulduklu, festivalin bu yıl vizyonunu genişleterek sürdürülebilirlik hedefine ulaştığını vurguladı. Prof. Dr. Bulduklu, “Biz geleceğin geçmiş olmadan inşa edilemeyeceğini biliyoruz. Festival ile kadim geçmişimize ve insanlığın ortak mirasına yönelik bir farkındalık yaratmayı hedefliyoruz. Sinema, kültürel mirası görünür kılan, hissettiren ve evrensel bir dile dönüştüren en etkili araçlardan biridir. Festivalimiz, gelenek ile geleceği, yerel ile evrenseli buluşturan bir köprü olma iddiasını taşıyor. Biz geleceğin geçmiş olmadan inşa edilemeyeceğini biliyoruz ve yarına ilişkin başarılı adımlar için en sağlam temelin kültürel miras olduğunun farkındayız” dedi. İzmir’in Kültürel Dinamizmi Beyaz Perdede "Biz İzmir’in festivaliyiz" diyen Prof. Dr. Bulduklu, şehrin sokaklarında ve hafızasında biriken hikâyeleri beyaz perdeye taşıyarak kentsel belleği canlandırmayı önemsediklerini belirtti. Sanatın bir kesimin değil, toplumun her kesiminin hakkı olduğunu ifade eden Bulduklu, festivalin kapsayıcı yapısına ve 23 Nisan Çocuk Bayramı’na özel hazırlanacak çocuk filmleri kuşağına da değindi. Geçen yıl yapılan süreklilik vurgusunun bu yıl meyvelerini verdiğini belirten Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, paydaşlardan alınan güçle daha büyük hedeflere yürüdüklerini dile getirdi. Prof. Dr. Bulduklu, "Biz İzmir’in festivaliyiz ve şehirle daha fazla etkileşim içinde bir gelenek oluşturma vizyonuna sahibiz. Şehrimizin sokaklarında, meydanlarında ve hafızasında biriken hikâyeleri beyaz perdeye taşıyarak kentsel belleği canlandırmayı önemsiyoruz. Sanatı belli bir kesimin değil, toplumun her kesiminin hakkı olarak görüyoruz. Bu nedenle etkinliklerimizi geniş kitlelere ulaştırmayı, sinemayı herkes için erişilebilir kılmayı temel bir sorumluluk olarak görüyoruz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda şehrin çocuklarıyla buluşacağız. 23 Nisan’da çocuk filmleri kuşağıyla hem çocuklarda farkındalık oluşturmak hem de festivali İzmir’in sahiplenmesini sağlamak istiyoruz. İnanıyorum ki, ilerleyen yıllarda bu festival büyüyerek devam edecek. Bu süreçte emeği geçen başta Festival Sanat Yönetmenimiz Prof. Dr. Cenk Demirkıran, Festival Koordinatörümüz Dr. Öğr. Üyesi Halit Kartal ve Festival Yönetmenimiz Burak Taylan Yılmaz olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarıma, jüri üyelerimize ve eserleriyle festivalimize değer katan tüm sinemacılara teşekkürlerimi sunuyorum. Burada en önemli güç elbette paydaşlarımız. Bunların başında ise, geçen yıl çok büyük destek veren, bu yıl da maddi ve manevi olarak yanımızda olan İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Vakfı geliyor. Başta Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace olmak üzere tüm İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi yönetimine teşekkür ediyorum. Bu yıl teknoloji sponsorumuz olan Salttürk Oğulları İnşaat’a, İzmir Kültür ve Sanat Fabrikası’na, yine geçen yıl olduğu gibi bu yıl da ulaşım sponsorluğumuzu üstlenen AVEK’e, Can Kardeşler Kuruyemiş’e, yine bu yıl birlikte çalışmaktan son derece mutlu olduğumuz FT Lotus Termal Otel’e, Renk Sinemaları İstinyepark’a, Urladam’a ve her zaman yanımızda olan Anadolu Ajansı’na ve TRT’ye; ayrıca kamuya açık alanların kullanımı konusunda destek veren ve festivalin 23 Nisan il protokolüne dahil olmasını sağlayan İzmir Valiliği ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne çok teşekkür ediyorum. Keyifli seyirler diliyor, festivalin hayırlı ve devamlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Mühendislikten Sağlığa: Herkes İçin Sinema Festival Sanat Yönetmeni Prof. Dr. Cenk Demirkıran, bu yılki programın sadece iletişim öğrencilerine değil, tüm branşlara hitap edecek şekilde tasarlandığını vurguladı. Festivalin disiplinlerarası yapısına ve mezuniyet sonrası kariyer planlamaları için kritik bir networking fırsatı sunduğuna değinen Prof. Dr. Demirkıran, "Mühendislik öğrencilerimiz yapay zeka ve Unreal Engine atölyeleriyle sinemanın teknolojik geleceğini görecek. Sosyal bilimler öğrencilerimiz arkeolojiden psikolojiye kadar pek çok alanın beyaz perdedeki iz düşümüne tanıklık edecek. Sağlık bilimleri öğrencilerimiz ise insan denen biyolojik mucizenin farklı derinliklerini sinema aracılığıyla keşfedecek. Medya ve iletişim alanında, sanat alanında öğrenim gören öğrencilerimiz de sektör profesyonelleriyle buluşarak hem sinemaya dair profesyonellerin deneyimlerinden faydalanacaklar hem de ileride mezun olduklarında çalışacakları sektörle bağlantı fırsatı yakalayacaklar. Bu festivalin gerçekleştirilmesi için üstlendiği sorumluluk ve ekibimizin hayallerine verdiği destek ve emekleri için Rektör Yardımcısı ve Festival Başkanı Prof. Dr. Yasin Bulduklu’ya çok teşekkür ediyorum. Emekleri için Koordinatörümüz Dr. Öğr. Üyesi Halit Kartal’a, Festival Direktörümüz Burak Taylan Yılmaz’a ve konuk Koordinatörümüz Meryem Yılmaz’a da ayrıca teşekkür ediyorum” diye konuştu. "Nasipse Olur" ile Eğlenceli Başlangıç Açılış konuşmalarının ardından sinemaseverler, “Nasipse Olur” filminin gösterimiyle keyifli anlar yaşadı. Gösterimin hemen ardından düzenlenen söyleşide, filmde rol alan ünlü oyuncu Hakan Bulut, Prof. Dr. Cenk Demirkıran’ın moderatörlüğünde izleyicilerin sorularını yanıtlayarak deneyimlerini paylaştı. İKÇÜ Film Festivali, hafta boyunca panel, atölye çalışması ve film gösterimleriyle İzmirli sanatseverleri ağırlamaya devam edecek. Festival, kentin farklı noktalarında gerçekleşecek gösterim ve etkinliklerle İzmir’in kültürel hayatına zenginlik katmayı hedefliyor. -
16.04.2026İKÇÜ EGEKAF 2026’da Yerini Aldı
Ege Bölgesi'nin önemli kariyer etkinliklerinden biri olan EGEKAF'26, Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) ev sahipliğinde yapıldı. Aydın Büyükşehir Belediyesi Tekstil Park Fuar Alanında düzenlenen fuarın açılışına; Aydın Valisi Yakup Canbolat, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Lutfihak Alpkan, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse diğer paydaş üniversitelerin rektörleri, kamu kurumları ve özel sektör temsilcileri katıldı. Açılışa katılan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut ile birlikte İKÇÜ Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi standının da yer aldığı fuar alanındaki stantları ziyaret etti. İKÇÜ’yü temsilen fuarda görev alan yetkililerle bir süre sohbet eden Prof. Dr. Köse, kariyer planlama süreçlerinde bu gibi büyük organizasyonların önemine dikkat çekerek; “EGEKAF26’da paydaş üniversite İKÇÜ olarak biz de varız. Türkiye yüzyılının en büyük gücü olarak, gençlerimizin girişimciliğini ve kabiliyetlerini iş dünyasına aktarabilmeniz için bu fuarları çok değerli buluyorum. Meslek hayatınıza başlarken size yol göstereceğine inandığım Ege Bölgesi’nin en büyük kariyer buluşmasına öğrenci ve mezunlarımızı davet ediyorum” ifadelerini kullandı. İki gün sürecek fuar boyunca öğrenciler, farklı sektörlerden temsilcilerle bir araya gelerek kariyerlerine dair önemli bilgiler edinme imkânı buldu. -
14.04.2026İKÇÜ FTR’ye 5 Yıllık Tam Akreditasyon
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (FTR) Bölümü, kalite güvencesi alanındaki çalışmalarını başarıyla tamamlayarak 5 yıl süreyle tam akreditasyon aldı. Türkiye'de fizyoterapi ve rehabilitasyon eğitiminin niteliğine katkıda bulunmak amacıyla çalışmalar yürüten Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneğinden (FTR-AD) takım başkanı Prof. Dr. Semin Akel ile değerlendirme üyeleri Doç. Dr. Cevher Demirci, Dr. Öğr. Üyesi Zeynep İrem Bulut ve Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Şinasi Kırmacı’nın yürüttüğü değerlendirme süreci neticesinde yayımlanan akreditasyon kararı fakülteye iletildi.Dekan Prof. Dr. Derya Özer Kaya ise akreditasyon belgesini Rektör Prof. Dr. Saffet Köse'ye sundu. Sağlık Eğitiminde Kaliteyi Öncelik Olarak Görüyoruz Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, FTR bölümünün aldığı tam akreditasyonun üniversitenin kalite odaklı eğitim anlayışının önemli bir göstergesi olduğunu belirtti. Rektör Köse, “Üniversitemiz, sağlık bilimleri alanında nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi ve uluslararası standartlarda eğitim sunmayı temel önceliklerinden biri olarak görmektedir. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümümüzün 5 yıllık tam akreditasyon alması, yürüttüğümüz kalite odaklı çalışmaların ve akademik birimlerimizin özverili gayretlerinin somut bir sonucudur. Sağlık alanında güçlü altyapımız, yetkin akademik kadromuz ve öğrencilerimize sunduğumuz uygulama imkânlarıyla ülkemize ve insanlığa katkı sağlayacak donanımlı mezunlar yetiştirmeye devam edeceğiz. Bu başarıda emeği geçen fakülte yönetimimizi, bölüm başkanlığımızı, akademik ve idari personelimizi ve öğrencilerimizi gönülden tebrik ediyorum” dedi. Eğitim Kalitesinin Tescili Elde edilen başarıya ilişkin büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, FTR bölümünün eğitim kalitesi, akademik kadrosu ve sunduğu imkanlar gibi unsurlarda üst düzeyde olmasının tescilinin gurur verici bir gelişme olduğunu belirtti. Dekan Prof. Dr. Kaya, “FTR-AD tarafından bölümümüze gerçekleştirilen ziyaret ve yapılan incelemelerde, bölümün eğitim programından, araştırma faaliyetlerine, akademik kadrosunun yeterliliği, ders içeriklerinin güncelliği, öğrencilere sunulan staj ve uygulama imkanları, laboratuvar ve kliniklerin donanımı gibi birçok kriterin sağlanması beklenmekteydi. Bu akreditasyon, fakültemizin eğitimde kalite güvencesine verdiği önemin de somut bir göstergesidir. Bu başarının arkasında üniversitemizin sağlık alanındaki güçlü vizyonu ve öğrencilerine verdiği değer yer almaktadır. Üniversitemiz üst yönetiminin sağladığı desteklerin bu başarıda önemli bir payı olduğunu vurgulamak isterim. Bizleri bu başarıya taşıyan, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse Hocamız nezdinde üniversite yönetimimize, sürecimize katkı sağlayan tüm akademik ve idari personelimize teşekkürlerimizi sunuyorum” ifadelerini kullandı. Ekip Çalışmasının ve Sürekli İyileştirmenin Sonucu Bölümün eğitim kalitesinin ulusal standartlarda tescil edilmesinden duydukları memnuniyeti paylaşan Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. İlknur Naz Gürşan da elde edilen başarının ekip çalışmasının ve sürekli iyileştirme anlayışının sonucu olduğunu aktardı. Öz değerlendirme raporları, saha ziyaretleri, değerlendirme takımı gözlemleri aşamalarının sonunda gelen akreditasyonun bölümleri açısından oldukça değerli bir kazanım olduğunu söyleyen Prof. Dr. Gürşan, “Değerlendirme kapsamında program; eğitim amaç ve hedefleri, eğitim programının yapısı, program yeterlilikleri, öğrenciler, program değerlendirme süreçleri, öğretim elemanları, altyapı ve olanaklar, yönetim yapısı, toplumsal katkı, sürekli yenilenme ve gelişim mekanizmaları başlıkları altında ayrıntılı olarak incelendi. İKÇÜ FTR’nin ulusal ve evrensel ölçütlerini ve kalite standartlarını tescillemiş olması bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Bizlere sundukları her türlü olanak ve destekleri için üniversite yönetimimize, bölümümüze kurulduğu günden bu yana çok değerli katkılar sunan, bölüm başkanlığı görevini kendisinden yeni devraldığım Dekanımız Prof. Dr. Derya Özer Kaya’ya, süreci koordineli olarak yöneten, emeği geçen tüm akademik ve idari personelimize, katılım gösteren öğrencilerimize, tüm iç ve dış paydaşlarımıza teşekkürlerimizi sunarız” diye konuştu. -
10.04.2026
ÜBYS Binasında Geri Sayım Başladı
Yapımı tamamlanan ve önümüzdeki günlerde teslim alınması beklenen İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Üniversite Bilgi Yönetim Sistemi Binasındaki (İKÇÜ-ÜBYS) çalışmalar Rektör Prof. Dr. Saffet Köse tarafından yerinde incelendi. Yapımına 2024 yılında başlanan ve geçtiğimiz ay tamamlanan İKÇÜ-ÜBYS binasında montaj çalışmalarını inceleyen Rektör Köse'ye Rektör Yardımcıları Prof. Dr.Yasin Bulduklu, Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ender Akan, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özar Kaya, Genel Sekreter Yardımcısı M. Enes Uzun, Bilgi İşlem Daire Başkanı Fatih Tunçez, Yapı İşleri Daire Başkanı Yasin Yıldız, ilgili birim yöneticileri ile kontrol teşkilatı eşlik etti. İnceleme ziyareti sırasında değerlendirmelerde bulunan Rektör Köse, teknolojinin günümüzde ülkelerin gelişmişlik seviyesini belirleyen en önemli unsurlardan biri hâline geldiğini vurguladı. Özellikle bilişim alanında sürekli değişen ve gelişen teknolojilere uyum sağlamanın akademinin öncelikli görevi olduğunu belirten Rektör Köse, Türkiye’nin son yıllarda teknoloji alanında önemli bir ivme yakaladığını belirterek şunları söyledi: “Teknoloji artık sadece işleri kolaylaştıran bir araç olmanın ötesine geçti ve gelinen noktada ülkelerin bağımsızlığını, rekabet gücünü ve geleceğini belirleyen stratejik bir güç halini aldı. Türkiye, son yıllarda özellikle savunma sanayiinden yazılım teknolojilerine kadar birçok alanda önemli bir yükseliş ivmesi yakaladı ve bunda güçlü devlet iradesi ile kararlı kamu yönetiminin önemli etkisi var. Bizler de akademik anlamda ülkemizin stratejik hedeflerine katkı vermek mecburiyetinde kurumlarız. Kanaatimce üniversitelerin en önemli görevi de bu noktada ortaya çıkıyor. Ar-Ge faaliyetlerinden nitelikli insan gücü yetiştirmeye pek çok boyutta bu katkının verilmesi gerekiyor. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak biz de bu sürecin aktif bir parçası olmaya çabalıyoruz. Bilindiği üzere Strateji ve Bütçe Başkanlığımız ortaklığında Üniversitemizde geliştirilen yerli ve millî yazılım projeleri hem kurum içi dijital altyapımızı güçlendiriyor hem paydaşlarımıza güvenli bir altyapı hizmeti sunuyor hem de ülkemizin teknoloji üretme kapasitesine katkıda bulunuyor. Bu bina ile biz çıtayı daha da yukarı taşımak için güçlü bir motivasyona sahip olduk. Bu noktada başta Strateji ve Bütçe Başkanlığımız olmak üzere bu zor dünya koşullarında binanın bitmesinde emek verenlere, katkıda bulunanlara hususi teşekkürlerimi sunuyorum. Geleceğin dünyasında sadece teknolojiyi kullanan değil, teknolojiyi üreten ülkeler söz sahibi olacak. Biz bu amaç için artık daha güçlüyüz ve bu hedef için durmaksızın çalışmaya devam edeceğiz. Bilgi İşlem altyapımız ile güçlü dijital ekosistemimiz çok yakında yeni binasında yeni bir heyecan ile kapasitesini daha da güçlendirecek. Devletimizin ortaya koyduğu güçlü vizyon ve sağladığı imkânlar sayesinde Türkiye’nin teknoloji alanındaki yükselişinin önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağına inanıyor bunun için sorumluluğa hazır olduğumuzu bu vesileyle tekrar ifade ediyorum. Bu kadar kısa sürede bu binanın hizmete açılmasına emek veren tüm yöneticilerimizi ve çalışanlarımızı kutluyorum” dedi. Ziyarette, Bilgi İşlem biriminde yürütülen dijital altyapı çalışmaları, yazılım projeleri, yeni binanın fiziksel ve teknik kapasitesi ile yeni projeler hakkında Rektör Köse’ye detaylı bilgi verildi. -
09.04.2026
Diş Hekimliği Fakültesinde Taşınma Süreci Başladı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Diş Hekimliği Fakültesinde yeni binaya taşınma süreci başladı. Merkez kampüste hizmete açılacak olan fakülte ve hastane binasında yürütülen montaj çalışmalarını yerinde inceleyen Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, sürece ilişkin yetkililerden bilgi aldı. İncelemede, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ender Akan, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, Genel Sekreter Yardımcısı M. Enes Uzun ve Yapı İşleri Daire Başkanı Yasin Yıldız, ilgili birim yöneticileri ile kontrol teşkilatı hazır bulundu. Binada devam eden taşınma ve hazırlık çalışmalarını değerlendiren heyet, eğitim-öğretim ve sağlık hizmetlerinin en kısa sürede yeni mekânda daha güçlü bir altyapıyla sürdürülebilmesi için yürütülen çalışmalar hakkında Rektör Köse’ye bilgi verdi. Ziyaret sonrası değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Diş Hekimliği Fakültesinin yeni binasında uzunca bir süredir devam eden yoğun çabalardan sonra nihayet taşınma aşamasına gelindiğini belirtti. Rektör Köse: “Diş Hekimliği Fakültemizin yeni binasında taşınma sürecini yerinde incelemek üzere bugün çalışma arkadaşlarımızla birlikte buradayız. Türkiye’de diş hekimliği alanında inşa edilen en büyük yapılardan biri olan bu kompleks, sadece fiziki büyüklüğüyle değil, aynı zamanda sahip olduğu modern altyapı ve modüler sistem mimarisiyle de dikkat çekmektedir. Modüler sistem anlayışı sayesinde fakültemiz, gelişen ihtiyaçlara ve teknolojik yeniliklere kolaylıkla uyum sağlayabilecek bir yapıya kavuştu. Bu durum hem eğitim hem de sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir ve yüksek standartlarda yürütülmesine önemli düzeyde katkı sağlayacak. Amacımız, öğrencilerimize çağın gereklerine uygun, güçlü bir akademik ve klinik eğitim ortamı sunarken; aynı zamanda bireylerin ve dolayısıyla toplumun sağlığına doğrudan katkı sağlamak. Güçlü kadromuzla örnek bir hizmet modeli oluşturmak. Diş Hekimliği Fakültemiz, yalnızca üniversitemizin değil, aynı zamanda bölgemizin de önemli sağlık merkezlerinden biri olacak. Bu modern altyapı sayesinde başta İzmir olmak üzere çevre illerden gelen vatandaşlarımıza daha kapsamlı ve nitelikli ağız ve diş sağlığı hizmeti sunmayı hedefliyoruz. Ben, bu yapının inşa edilmesinde ve hayata geçmesinde emek veren herkese kalbi şükranlarımı sunuyorum” dedi. Taşınma sürecinin kısa süre içinde tamamlanması ve binanın tam kapasiteyle hizmet vermeye başlaması için çalışmalar sürüyor. Diş Hekimliği Fakültesinin yeni binasında hem eğitim hem de klinik hizmet alanlarının daha geniş ve modern imkânlarla donatılması planlanıyor. -
09.04.2026
Başkan Prof. Dr. Erol Özvar, İKÇÜ’yü Ziyaret Etti
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) arasında “Üniversite-Sanayi İş Birliği Protokolü” imzalamak için İzmir’de bulunan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesini (İKÇÜ) ziyaret etti. Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda düzenlenen Üniversite-Sanayi İş Birliği Protokolü imza töreninin ardından, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Ana Yerleşkesine yapılan ziyarette Başkan Prof. Dr. Erol Özvar’ı Rektör Prof. Dr. Saffet Köse karşıladı. Rektörlük makamında yapılan görüşmede üniversitede yürütülmekte olan faaliyetler hakkında Başkan Özvar’a Rektör Prof. Dr. Saffet Köse tarafından kısa bir sunum yapıldı. Ziyarette YÖK Başkan Vekili Prof. Dr. Naci Gündoğan, Yürütme Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Mahmut Ak, Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, İzmir Bakırçay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rasim Akpınar, İKÇÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Prof. Dr. Muhsin Akbaş ve Prof. Süleyman Akbulut ile Genel Sekreter Nurettin Memur da hazır bulundu. Ziyarette sanayi ve üniversite iş birliğine özel vurgu yapan Başkan Prof. Dr. Erol Özvar, yükseköğretimin yapısının; ekonomik, teknolojik gelişmeler ve iş gücü piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda uzun vadeli bir planlamayla yeniden şekillendirildiğini vurguladı. Başkan Özvar: “Üniversite-sanayi iş birlikleri artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk olarak görülmeli. Biz yükseköğretimde yeni bir paradigma değişimini hayata geçirdik. Bu dönüşümün temel eksenini akademi ile sektör arasındaki bağları güçlendirmek oluşturuyor. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitemiz de İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB) ile komşu ve üniversite-sanayi iş birliği kapsamındaki çalışmalarını yakından takip ediyorum. Bu anlamda yaptıkları çalışmalar için başta Rektör Prof. Dr. Saffet Köse olmak üzere emek veren herkese teşekkür ediyorum” dedi. Ziyaretten sonra konuşan Rektör Köse, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ı, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak ağırlamaktan büyük bir onur duyduklarını ifade etti. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse: “Biz bir ekip olarak gerçekten iyi işler yaptık ve bu ekibin başında elbette Sayın YÖK Başkanımız var. Çalıştığımız süre boyunca üniversitede üretilen bilimsel bilginin toplum yararına kullanılmasına önem verdik. İAOSB başta olmak üzere sanayi kuruluşlarımız ve meslek örgütlerimizle çok yakın ve tam koordinasyon içinde çalıştık. Üniversite olarak yerli ve özgün, teknoloji üreten, geliştiren bir Türkiye için çalışıyoruz. Öğrencilerimizin nitelikli biçimde yetişmesini ve başarılarını önceliyoruz. Üretim, gelişme ve istihdam odaklı projelerin içinde hep var olmaya özen gösteriyoruz. Ben tüm bu süreçlerde bize her zaman destek veren YÖK Başkanımız Prof. Dr. Erol Özvar Hocamıza kalbi şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. -
07.04.2026
Hemşirelikte İleri Bakış Sempozyumu’nun Üçüncüsü Düzenlendi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü, Hemşirelik Bilim Kültür ve Sanat Topluluğu ve Öğrenci Hemşireler Derneğinin düzenlediği ‘Hemşirelikte İleri Bakış Sempozyumu’nun üçüncüsü “Bakımın Ötesindeki Güç: Değişen Dünyada Dönüşen Rollerimiz” temasıyla hemşirelik mesleğinin geleceğine odaklandı. İKÇÜ, sağlık sektörünün temel yapı taşlarından olan hemşirelik mesleğinin geleceğine odaklanan dev bir organizasyona daha ev sahipliği yaptı. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden, farklı üniversitelerden gelen öğrencileri, İzmir’deki üniversitelerin sağlık bilimleri fakültelerinin ve hemşirelik bölümlerinin yönetici ve akademisyenlerini ve alanında uzman isimleri bir araya getiren “Hemşirelikte İleri Bakış Sempozyumu”; sağlık hizmetlerinin hızla dönüştüğü ve insan gereksinimlerinin yeniden şekillendiği günümüzde, katılımcılara geniş bir gelecek perspektifi sundu. Hekim Hacı Paşa Konferans Salonunda düzenlenen sempozyumun açılışına Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ayşe Akbıyık, Hemşirelik Fakülteleri Dekanlar Konseyi Başkanı ve Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Dönmez, İzmir Ekonomi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Filiz Öğce Aktaş, İKÇÜ SBF Hemşirelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hatice Yıldırım Sarı, İzmir Ekonomi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tülay Yavan, İzmir Tınaztepe Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gülendam Hakverdioğlu Yönt, İzmir Bakırçay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Kader Mert, İKÇÜ SBF Hemşirelik Bölüm Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Leyla Baysan Arabacı ve Dr. Öğr. Üyesi Esra Ardahan Akgül, İzmir Demokrasi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Vildan Kocatepe, Türk Hemşireler Derneği Başkanı Doç. Dr. Azize Atlı Özbaş, Hemşirelik Eğitimi Derneği Başkanı Doç. Dr. Havva Arslan Yürümezoğlu, İzmir Şehir Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Uzman Hemşire Fatma İncekara Aydın, Öğrenci Hemşireler Derneği Başkanı Ezgi Erdoğan, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. SBF ve Hemşirelik Bölümü Sektörde Oldukça Güçlü Bir Yerde Sempozyumun açılış konuşmasında, öğrencilerin düzenlediği bir organizasyona Türkiye’nin çeşitli yerlerinden, farklı üniversitelerden bu kadar çok öğrencinin katılmasından duyduğu memnuniyeti paylaşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Üniversitemizde, eğitime ilk başlayan fakültelerden olan Sağlık Bilimleri Fakültesinin ve ilk mezun veren bölümlerden olan Hemşirelik Bölümü’nün sektörde oldukça güçlü yerlerde olduğunu görüyoruz. Ben, diğer üniversitelerde tıp fakülteleri ve tıp fakülteleri hastaneleri üzerinden yürütülen hemşirelik eğitimini, afiliasyon kapsamında yürüterek bir avantaja çeviren ve imkansızlıklardan imkan yaratan bölüm hocalarımızı ve Prof. Dr. Hatice Yıldırım Sarı hocamız da dahil, bugüne kadar hizmet etmiş bölüm başkanlarımızı bu başarıdan dolayı kutluyorum. Hocalarımızın ve öğrencilerimizin hem İzmir Şehir Hastanesinde hem İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hem de uygulamaya çıkılabilecek her alanda bulunmasını sağlamak adına önemli çalışmalar yapan Sağlık Bilimleri Fakültesi yönetimine ve Hemşirelik Bölümü yönetimine çok teşekkür ediyorum” diye konuştu. Dönüşüme, İnsanlığımızı Unutmadan Ayak Uyduracağız Başarının günümüzün bilimi ile yarının teknolojisini bileştirmekle ve dönüşüme ayak uydurmakla mümkün olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bulduklu, “Birikimle ortaya çıkan bir olgu olan bilimi teknolojiyle eşleştirmediğinizde ya da teknikle bir araya getirmediğinizde ortaya çıkan sonuç, emin olun ki başarısızlık olacaktır. Dolayısıyla başarı istiyorsanız, teknolojik dönüşüme de ayak uydurmak zorundasınız. Dönüşüme ayak uyduracağız ama bunu, insanlığımızı ve bakım hizmeti verdiğimiz kişilerin de insan olduğunu unutmadan yapacağız. Çünkü hemşirelik; merhametle, insana dokunmakla ve yüksek empati gücüyle yapılması gereken bir meslek. Bu anlamda, günümüzün en önemli teknolojisi ve en çok tartışılan konularından biri olan yapay zekanın sizden alamayacağı tek şeyin kişiliğiniz, karakteriniz ve iletişim beceriniz olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ben, öğrencilerimizin bu yetilere sahip olduğunu net olarak görebiliyorum. Bu anlamda hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu önemli programın öğrenciler tarafından organize edilmiş olmasını son derece kıymetli buluyorum. Başta bölüm hocalarımız olmak üzere düzenleme kuruluna, emek veren tüm öğrencilerimize ve siz katılımcılara çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Her Alanda Fark Yaratan Hemşireler Yetiştiriyoruz Özünde bakım olan hemşireliğin, insanlık tarihi kadar eski ve vazgeçilmez bir meslek olduğunu vurgulayan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Akbıyık, “Hemşirelik mesleği günümüzde yalnızca bakım veren değil; liderlik, eğitim, araştırma ve inovasyon süreçlerinde de ön safta yer alan bir disipline dönüşmüştür. Değişen sağlık sisteminde temel hedefimiz, bu güçlü yönlerimizi teknoloji ve bilimle harmanlayarak, mesleki rollerimizi daha da güçlendirmektir. Bugün burada hemşirelik eğitiminden liderliğe, mesleki dayanışmadan yenilikçi yaklaşımlara kadar pek çok kritik konuyu uzmanlarıyla birlikte ele alacağız.Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak vizyonumuz, sadece bakım süreçlerini yöneten değil, aynı zamanda bilim üreten, öğreten ve her alanda fark yaratan hemşireler yetiştirmektir. Kıymetli katılımcılar, bu sempozyumun hepinize yeni perspektifler kazandıracağına yürekten inanıyorum. Bu kıymetli organizasyonda emeği geçen başta düzenleme kurulu olmak üzere tüm akademik ve idari paydaşlarımıza, değerli konuşmacılarımıza ve katkı sunan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Sevgili öğrenciler, sizler bu mesleğin sadece geleceği değil, aynı zamanda değişim gücüsünüz. Sizin enerjiniz ve vizyonunuz, hemşirelik mesleğine önemli katkılar sunacaktır. Sempozyumun verimli ve ilham verici olmasını diliyor, katılımınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Önceliğimiz: Öğrenmeyi Öğrenmek Hemşirelik mesleğinin çok hızlı bir dönüşüm sürecinden geçtiğini kaydeden Hemşirelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hatice Yıldırım Sarı, “Dünyanın ve toplumun değişmesiyle, mesleğimizde de buna paralel olarak dönüşümler yaşanıyor. Bizler bugün, mesleğimizi nereye konumlandıracağımızı ve yapılandıracağımızı; ileriye dönük hedef ve stratejilerimizi konuşmak için bir araya geldik. Dijitalleşmenin ve teknolojinin bu kadar geliştiği bir dünyada, sağlıkla ilgili sorunlar da farklılaşıyor. Bugün burada, hemşirelik mesleğinde bakımı uygularken teknolojiyi ve dijitalleşmeyi bakıma nasıl yansıtacağımız veya teknolojinin bakımın önüne mi geçeceği yoksa ona eşlik mi edeceği gibi bazı soruların çözümünü arayacağız. Bugün, dünya genelindeki bilginin %30'undan fazlasının sağlık alanında üretildiği söyleniyor ve bilgi değişiminin tarihte hiç olmadığı kadar hızlandığını görüyoruz. Bugün, bu sıralarda öğrendiğiniz bilgiler, belki yarın veya öbür gün farklı bir değişim noktasına gelecek. O nedenle, eğitimde en önceleyeceğimiz konu, öğrenmeyi öğrenmek olmalı diyoruz. Ben, Öğrenci Hemşireler Derneğine ve bölümümüz öğrencilerini bu güzel organizasyonu planladıkları için kutluyorum. Bu etkinliğin gerçekleşmesinde emeği olan üniversitemiz üst yönetimine, dekanlığımıza, üniversitemizin tüm idari birimlerine çok teşekkür ediyorum” dedi. Gücümüzü Hastayla Kurduğumuz İnsani Bağdan Alıyoruz Öğrenci Hemşireler Derneği Başkanı Ezgi Erdoğan ise, “Bugün bu salonda, mesleğimizin dünü, bugünü ve yarını aynı havayı soluyor. Bu muazzam tablo sadece bir sempozyum açılışı değil, aynı zamanda hemşirelik mesleğinin ne kadar büyük, köklü ve birbirine kenetlenmiş bir bütün olduğunun en somut kanıtıdır. İçinde bulunduğumuz yüzyıl sağlık politikalarının, teknolojinin ve toplumsal ihtiyaçların eşi benzeri görülmemiş bir hızda değişme gösterdiği bir çağ. Bu değişim rüzgârında, hemşirelik mesleği de kabuk değiştirmektedir. Hemşirelik, sağlığı planlayan, politikalar üreten, inovasyona liderlik eden ve otonomisi ile sisteme yön veren stratejik bir güce dönüşmüştür. Dönüşen ve çeşitlenen tüm bu yeni rollerimizin, liderliğimizin tam kalbinde ise, mesleğimizin en eşsiz ve en sarsılmaz gücü olan bakım yatmaktadır. Bakım sadece tıbbi bir müdahale veya rutin bir görev değildir. Bakım, insana dokunan, iyileşmeyi başlatan ve Türk sağlık sistemini ayakta tutan en büyük dönüştürücü güçtür. Dijitalleşmeyi konuşurken de, politikalar üretirken de en büyük gücümüzü hastanın yatağının başında, onunla kurduğumuz bilinçli, şefkatli ve insani bağdan alıyoruz. Kıymetli konuklar, sizlerin deneyimi ve bizlerin dinamizmi birleştiğinde, değişen bu yeni dünyada hemşireliğin o eşsiz bakım gücünü yenilikçi rollerimizle harmanlayacak ve mesleğimizin sarsılmaz konumunu hep birlikte inşa edeceğiz. Sempozyumun hayata geçirilmesinde emeği geçen düzenleme kuruluna, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesine ve tüm katılımcılara teşekkür ediyorum. Sizleri mesleki heyecanla, sevgiyle, saygıyla ve ‘biz’ olmanın o harika gururuyla selamlıyorum” diye konuştu. Sempozyum, açılış konuşmalarının ardından panel oturumlarıyla devam etti. -
06.04.2026
İKÇÜ’de 3. Proje Panayırı Coşkusu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi bünyesindeki farklı bölümlerde öğrenim gören genç mühendislerin ortaklaşa geliştirdiği projeler, bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Proje Panayırı’nda sergilendi. Öğrencilerin takımlar halinde çalışarak ortaya koyduğu özgün tasarımlar, fakültede düzenlenen geniş katılımlı bir törenle tanıtıldı. Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi bünyesindeki tüm bölümlerin müfredatında bulunan ENG 401 Disiplinlerarası Mühendislik Projesi Tasarım Dersi kapsamında; yapay zekâdan derin öğrenmeye, yazılım geliştirmeden yenilikçi mühendislik sistemlerine kadar 24 farklı konu başlığı çerçevesinde öğrenciler tarafından hazırlanan projeler 3. Proje Panayırında sergilendi. İKÇÜ’lü genç mühendislerin, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda geliştirdiği projelerin sergilenmesine olanak sağlayan etkinlik, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Konferans Salonundaki açılış programıyla başladı. 3. Proje Panayırı’nın açılışına Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emre Güler, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, Genel Sekreter Yardımcısı M. Enes Uzun, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Aydın Ülker ve Dr. Öğr. Üyesi Sema Demirci Uzun, Fakülte Sekreteri Süleyman Ayer ile proje danışmanı akademisyenler, sektör temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı. ‘Daha İyi’nin Hayalini Kurmaya Devam Edeceğiz Programın açılış konuşmasında, Proje Panayırı’nın üçüncüsünün düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren ve farklı mühendislik disiplinlerinde öğrenim gören gençlerin ekip ruhuyla bir araya gelmesinin önemine dikkat çeken Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Gençlerimizin çağın dinamiklerini yakalayan nitelikli projeler üretmeleri ve henüz öğrencilik yıllarında bu projelerin mutfağında yer almaları son derece kıymetli. Bu birlikteliğin ortaya çıkardığı sinerji, geleceğin mühendislik vizyonuna ışık tutacaktır. 7 bölümü akredite edilen Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nde verilen proje tabanlı eğitimin niteliğini görünür kılması bakımından da bu etkinliği son derece değerli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Başlangıcından bu yana 1500 öğrencimizin bu projelerde görev aldığını düşünürsek, artık geleneksel hale gelen bu etkinlik her yıl daha da gelişecek ve öyle tahmin ediyorum ki daha büyük ölçekli bir hale gelerek üniversitemizin sınırlarını aşacaktır. Ankara’daki bazı görüşmelerde sıklıkla ifade ettiğim için burada dile getirmeyi de önemli buluyorum: Üniversitemizin en başarılı fakültelerinden olan Mühendislik ve Mimarlık Fakültemiz, hem puan sıralamasında hem proje çıktılarında hem de sektörle işbirliklerinde inanılmaz bir ivme yakaladı. Bu anlamda hem mevcut yönetimimizi hem de siz değerli hocalarımı kutluyorum. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Biz her zaman hem sektörün ihtiyaçlarını gözeten hem de iyi insan olma kararlılığını gösteren öğrenciler yetiştirmeye çalışıyoruz. Üniversitemiz sektörle çok yakın temas halinde. Çünkü birlikte hareket ettiğimizde, işbirliği yaptığımızda ve o sinerjiyi oluşturduğumuzda güçlü bir ülke olacağımızın bilincindeyiz. Türkiye, kendine yeten güçlü bir ülke olma yolunda hızla ilerliyor. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak bu vizyona katkı sağlamaktan son derece memnunuz. Tasarım da dâhil aslında her şey bir hayalle başlıyor. Bir şeyi hayal ediyorsunuz ve tasarlıyorsunuz. Bunun çıktısı olan ürünü görmek ise insana inanılmaz bir mutluluk veriyor. Türkiye’nin kendi ihtiyaçlarını, yerli ve milli imkânlarla tasarlama noktasında istenilen düzeye yaklaştığını hep birlikte görüyoruz ama yeterli mi? Değil. Çünkü iyinin her zaman daha iyisi var. Biz hep, hayallerimizin peşinden gitmeye ve daha iyinin hayalini kurmaya devam edeceğiz. Ben tekrar projeye katkı veren tüm hocalarımıza, burada ürün ortaya koyma cesaretini gösteren tüm öğrencilerimize kalbi şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. “Proje Panayırı” Uzun Soluklu Bir Planlamanın Ürünü Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar ise, “Bu bizim 3. proje panayırımız. Temelleri 2019 senesine dayanan bu disiplinlerarası yolculuk, MÜDEK program çıktıları doğrultusunda uzun soluklu bir planlamanın ürünü aslında. Dersin içeriğinden AKTS kurgusuna kadar defalarca yapılan toplantılar sonucunda, 2022-2023 döneminde ilk meyvelerini vermeye başlayan bir süreci ifade ediyor. Bugün geldiğimiz noktada öğrencilerimizin sektörle buluşma şansı yakaladığı çok kıymetli bir ortam oluşturduk” dedi. Başlangıcından beri 207 şubede 1500’e yakın öğrencinin bu süreçte aktif rol aldığını belirten Prof. Dr. Bombar, “Bu yıl 24 farklı ana başlık altında 59 şubemiz bulunuyor. Farklı disiplinlerden gelen öğrencilerimiz, yapay zekadan derin öğrenmeye, yazılım geliştirmeden yenilikçi mühendislik sistemlerine kadar; yapay zekanın biyomedikal uygulamaları gibi hibrit alanlarda sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda birlikte çalışarak çözüm ürettiler. ENG 401 Disiplinlerarası Mühendislik Projesi Tasarım Dersi kapsamında hazırlanan bu projelerde kaliteyi sürekli kılmak adına PUKÖ Döngüsünü (Planla, Uygula, Kontrol Et, Önlem Al) titizlikle uyguladık” ifadelerini kullandı. ENG 401 dersinin proje çıktılarının paylaşılması düşüncesinden yola çıkarak düzenlenen ilk etkinliğe “Proje Panayırı” ismini veren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu’ya teşekkür eden Dekan Prof. Dr. Bombar, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen danışmanlara, proje sahibi öğrencilere ve katılımcılara şükranlarını sundu. Etkinlik, açılış konuşmalarının ardından ENG 401 Dersi kapsamında danışman hocaların deneyim paylaşımıyla devam etti. Ardından Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu tarafından danışman akademisyenlere teşekkür belgesi takdim edildi. Açılış programının tamamlanmasıyla birlikte, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu ile Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökçen Bombar ve katılımcılar Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi fuaye alanında öğrencilerin tasarladıkları projelerin poster sunumlarını tek tek inceledi. -
06.04.2026
İKÇÜ Film Festivali’nin İkincisinde Teknoloji, Vicdan ve Gelecek Vurgusu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) tarafından 20-25 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 2. İKÇÜ Film Festivali’nin açılış toplantısı yapıldı. İKÇÜ Rektör Yardımcısı ve Festival Başkanı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İzmir’in 4 farklı noktasında toplamda 85 film gösteriminin yapılacağı festivali teknoloji, vicdan ve gelecek olmak üzere üç sacayağı üzerine kurguladıklarını belirtti. Sanatı toplumla buluşturma vizyonu doğrultusunda, kentin farklı noktalarında düzenlenecek gösterim ve etkinliklerle izleyiciye ulaşmayı hedefleyen 2. İKÇÜ Film Festivali’nin açılış toplantısı, festival sponsorlarından Menemen’de bulunan FT Lotus Thermal Hotel’de gerçekleşti. Kısa film, belgesel film, öğrenci filmi ile animasyon / yapay zekâ filmi kategorilerinde düzenlenen ve teknoloji, vicdan ve gelecek temalarına odaklanan İKÇÜ Film Festivali’nin açılış toplantısına İKÇÜ Rektör Yardımcısı ve Festival Başkanı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Festival Direktörleri Prof. Dr. Cenk Demirkıran ve Burak Taylan Yılmaz, Festival Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Halit Kartal, İKÇÜ Medya Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ümit Aydoğan ve Anadolu Ajansı İzmir Bölge Müdürü Ahmet Caner Baysal katıldı. 32’si Yarışma Kategorilerinde, 85 Film İzleyiciyle Buluşacak İKÇÜ Film Festivali’nin Kısa Kurmaca’dan Belgesel’e, Öğrenci Filmleri’nden Yapay Zekâ tasarımlarına kadar geniş bir yelpazede İzmir’e tam bir sinema şöleni vaat ettiğini söyleyen Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Geçtiğimiz yıl ilkini büyük bir başarıyla tamamladığımız, bu yıl ise çıtasını daha da yukarı taşıdığımız İKÇÜ Film Festivali’nin resmi seçkisini bugün sizlerle paylaşmaktan gurur duyuyoruz. 20-25 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek olan 2. İKÇÜ Film Festivali, İzmir’in iki yakasındaki farklı merkezlerde bu yıl da yine gösterimlere ve etkinliklere sahne olacak. Bu yıl ki festivalimizin ayırıcı yanı ise 23 Nisan'a özel çocuk filmleri gösteriminin de festival programında yer alması. Bununla birlikte, yüzlerce başvuru arasından büyük bir hassasiyetle çalışarak; 32’si yarışma kategorilerinde olmak üzere 85 filmi izleyiciyle buluşturma kararı aldık. Bu sayı, festivalimizin kısa sürede ne denli büyük bir ilgi odağı haline geldiğinin en somut göstergesidir” dedi. Filistin’de Yaşanan İnsani Drama Karşı Sanatsal Duruş 2. İKÇÜ Film Festivali’ni teknoloji, gelecek ve vicdan olmak üzere üç sacayağı üzerine kurguladıklarını vurgulayan Prof. Dr. Bulduklu, “Bu yıl ikincisini düzenlediğimiz festivalimizde; teknolojinin geldiği seviyeyi de göz önüne alarak, bunun sinemaya yansımalarına, diğer taraftan geleceği nasıl şekillendireceğine ve en önemlisi de günümüzün en çok ihmal edilen ve dünyanın ortak sorunu haline gelen vicdan konularına odaklandık. Bu anlamda, sinemanın dijital dönüşümüne kayıtsız kalmadık ve Türkiye’deki film festivalleri arasında öncü bir adım atarak “Animasyon ve Yapay Zekâ” kategorisini hayata geçirdik. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da “Kamera Gazze” seçkisiyle, Filistin’de yaşanan insani drama karşı sanatsal bir duruş sergilemek istedik. Geçtiğimiz yıl “Bilgi ve Keşif”, “Aile” odağında gerçekleşen festivalimizin bu yılki mottosu olan “Kültürel Miras” kategorimizle kadim değerlerimizi beyaz perdeye taşıyarak toplumsal hafızamızı diri tutma kararlığımızı yine gösterdik. Ayrıca, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda geleceğin mimarı ve sinema profesyonelleri olan çocuklarımız için hazırladığımız özel gösterimlerle, bayram sevincini sinemanın büyüsüyle birleştirmek için önemli bir adım attık” ifadelerini kullandı. Ekibimiz ve Paydaşlarımızla Örnek Olacak Bir Model Ortaya Koyduk İKÇÜ Film Festivali’nin ikincisini düzenlemenin, geleceğe ilişkin umutları arttırdığını belirten ve festivalin bu boyuta gelmesinin bir ekip işi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Bulduklu, “Pek çok üniversiteye örnek olacak bir model ortaya koyan ekibimiz, çok önemli çalışmalar yaptı. Bu süreçte emeği geçen başta Festival Sanat Yönetmenimiz Prof. Dr. Cenk Demirkıran, Festival Koordinatörümüz Dr. Öğr. Üyesi Halit Kartal ve Festival Yönetmenimiz Burak Taylan Yılmaz olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarıma, jüri üyelerimize ve eserleriyle festivalimize değer katan tüm sinemacılara teşekkürlerimi sunuyorum. Burada en önemli güç elbette paydaşlarımız. Bunların başında ise, geçen yıl çok büyük destek veren, bu yıl da maddi ve manevi olarak yanımızda olan İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Vakfı geliyor. Başta Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace olmak üzere tüm İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi yönetimine teşekkür ediyorum. Bu yıl teknoloji sponsorumuz olan SalttürkOğulları İnşaat’a, İzmir Kültür ve Sanat Fabrikası’na, yine geçen yıl olduğu gibi bu yıl da ulaşım sponsorluğumuzu üstlenen AVEK’e, Can Kardeşler Kuruyemiş’e, yine bu yıl birlikte çalışmaktan son derece mutlu olduğumuz FT Lotus Termal Otel’e, Renk Sinemaları İstinyepark’a, Urladam’a ve her zaman yanımızda olan Anadolu Ajansı’na ve TRT’ye; ayrıca kamuya açık alanların kullanımı konusunda destek veren ve festivalin 23 Nisan il protokolüne dahil olmasını sağlayan İzmir Valiliği ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne çok teşekkür ediyorum” dedi. İKÇÜ Film Festivali Kültürel Miras İletişiminin Bir Parçası Sinemanın, belgesel filmler ve kurmaca filmler aracılığıyla kültürel mirası nesilden nesile aktaran bir sanat olduğunu dile getiren Festival Yönetmeni/Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Dr. Cenk Demirkıran, “Çağımız, kültürel mirasın önceki tarihsel dönemlerden daha fazla önem kazandığı bir çağ. Geçmişin birikimini unutmamak, genç nesillere aktarmak ve sürekliliğini sağlamak günümüzde ülkelerin kültür politikalarında odaklandıkları en önde gelen konular arasında gösteriliyor. Kültürel miras iletişimi ise geçmişin hikayelerini, birikimini günümüze taşıyarak toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmeyi ve mirasın gelecek nesillere aktarılmasını sağlıyor. Film festivallerinin bu iletişimin önemli bir parçası olduğunu söyleyebiliriz. Arkeoloji, dilbilim, tarih, coğrafya, belge restorasyonu ve belgesel sinema gibi alanlarda yurt içi ve yurt dışında, kültürel miras alanında birçok çalışma yapan bir üniversite olarak, bu yıl festivalimizin odağına kültürel miras konusunu aldık ve İKÇÜ Film Festivali’ni kültürel miras iletişiminin bir parçası haline getirdik” dedi. 23 Nisan’da Sadece Çocukların İKÇÜ Film Festivali 2. İKÇÜ Film Festivali’nin, İzmir Körfezi’nin her iki yakasını bu yıl da bir araya getireceğini belirten Prof. Dr. Demirkıran, “İKÇÜ Film Festivali, Çiğli’den başlayarak Alsancak’a, Balçova’ya ve Urla’ya uzanan gösterim mekanlarında gerçekleşecek. İKÇÜ Çiğli Yerleşkesi ile birlikte Alsancak Kültür Sanat Fabrikası, Resim ve Heykel Müzesi, İstinye Park Renk Sineması ve UrlaDam’da gösterimlerimiz olacak. Programımızda, İKÇÜ Çiğli Yerleşkesinde geçen yıl olduğu gibi bu yıl da açık hava gösterimlerimiz yer alıyor. 2. İKÇÜ Film Festivali; Kültürel Miras Seçkisi, Kamera Gazze, Yeşilçam Seçkisi, Uzun Metraj Seçkisi, TRT Belgesel Seçkisi, TRT Avaz Seçkisi, Çocuk Filmleri Seçkisi, Sizin İçin Seçtiklerimiz (Animasyon-kurmaca-belgesel), Herkes İçin Perde (Engellileri konu alan filmler), Biz Neler Çektik! İKÇÜ Filmleri bölümlerinde, 32’si yarışma kategorilerinde olmak üzere 85 filmi izleyiciyle buluşturacak. Festival kapsamında 4 kategoride düzenlediğimiz yarışmada ödül kazanan eserler ise 22 Nisan’da üniversitemizde yapılacak olan törende açıklanacak. Yanı sıra, festivalimizde sinema profesyonelleri tarafından atölyeler ve paneller de gerçekleştirilecek. Ayrıca, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, festivalimizi sadece çocuklara ayırmanın ve Alsancak Kültür Sanat Fabrikası’nda büyük ekranda açık hava sinemasında çocuk filmleri gösterecek olmanın mutluluğunu yaşadığımızı da belirtmek isterim. Yine UrlaDam’da ve İstinye Park Renk Sineması’nda da çocuklar için özel gösterimlerimiz olacak” diye konuştu. -
02.04.2026
İKÇÜ’de Gözetim Tetkiki Başarıyla Tamamlandı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), sahip olduğu TS EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi’nin sürekliliğini sağlamak amacıyla gerçekleştirilen 4’üncü dönem ikinci gözetim tetkiki düzenlenen kapanış toplantısı ile sona erdi. Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Ege Bölge Koordinatörlüğü tarafından sonuç raporunun önümüzdeki günlerde paylaşılacağı bildirilirken saha ziyareti Baştetkik görevlisi Ali Kaya, Tetkik Görevlisi Elvan Sayın ile Aday Tetkikçi Levent Bahıtlı tarafından yapıldı. Kapanış toplantısında, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Funda İfakat Tengiz, Dekanlar, Genel Sekreter Yardımcısı Enes Uzun, kalite koordinatörlüğü ile kalite komisyonu üyeleri hazır bulundu. TSE görevlilerini İKÇÜ’de ağırlamaktan duydukları memnuniyeti paylaşan kaliteden sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, 2012'den beri TSE ile kalite yönetim sistemi çalışmaları yürüttüklerini hatırlatarak bu sinerjinin kendilerine çok şey kattığını ifade etti. Prof. Dr. Akbaş, “Gerçekten biz TSE ile çıktığımız yolculuğu çok değerli buluyoruz. Bu süreçte çok şey öğrendik. Bu yolculuğumuza YÖKAK’ı da kattık. Her ikisini de birleştirerek kendimize has bir kalite yönetim sistemi oluşturduk diye düşünüyoruz. Burada da bir hayli mesafe katettik. Strateji daire başkanlığımızın katkılarını da takdirle ifade etmek isterim. 2021'e kadar Strateji Daire Başkanlığımızla sürdürdüğümüz yolculukta geldiğimiz nokta hakikaten çok iyi. Sonrasında kalite koordinatörlüğümüz ve birimlerdeki tüm ekiplerimizle beraber gerçekten verimli birliktelik oluşturuldu. 4 sene önce 2 olan program akreditasyon sayımız, son olarak fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünün 5 yıl tam akreditasyon almasıyla 14'e çıktı. Ben bu vesileyle fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümümüze de teşekkür ediyorum ve tebriklerimi sunuyorum. 75 lisans programımız olduğu düşünülürse alınacak daha çok mesafe var. Bundan sonrasının da çok daha hızlı bir şekilde gelişeceğini, sürekli iyileşme içerisinde hızlı mesafeler alınacağını düşünüyorum. Üniversitemizin kalite gelişimine sundukları katkıları için değerli yöneticilerimiz nezdinde TSE’ye şükranlarımı iletiyorum” diye konuştu. Tetkik ekibini tanıtan Baştetkik görevlisi Ali Kaya ise hazırlayacakları raporun genel merkez tarafından değerlendirilmesinin ardından kuruma resmi olarak iletileceğini aktararak “Umarım katma değeri yüksek bir tetkik olur” ifadelerini kullandı. TSE Baş Tetkikçisi ve beraberindeki heyet tarafından akademik ve idari birimlerini kapsayan incelemelerde, kalite yönetim sisteminin işleyişi, süreçlerin verimliliği ve standartlara uyum düzeyi titizlikle değerlendirildi, yöneticilerce üniversitenin kalite yolculuğundaki kararlılığı vurgulandı. Toplantı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Akbaş tarafından tetkik görevlilerine teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi. -
31.03.2026
Sektörün Devleri Genç Turizmcilerle Buluştu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Turizm Fakültesi tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenen Kariyer Günü etkinliği, Turizm sektörünün önde gelen firmalarını genç turizmcilerle bir araya getirdi. Yükseköğretim Kurulu ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında yükseköğretim ile turizm sektörünü bir araya getirmek amacıyla imzalanan iş birliği protokolü kapsamında 7 pilot üniversiteden biri olarak seçilen İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, geleceğin turizm kurmaylarını yetiştirmek üzere sunmuş olduğu kariyer olanaklarıyla fark yaratıyor. Bu vizyon doğrultusunda çalışmalarını sürdüren İKÇÜ Turizm Fakültesi, öğrencilerinin kariyer gelişimini en etkili şekilde desteklemek üzere geleneksel hale getirdiği Kariyer Günü etkinliklerinin 10’uncusunu düzenledi. Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu fuaye alanında gerçekleşen ve turizm sektöründe yer alan onlarca firmanın stant açtığı 10’uncu Kariyer Günü etkinliğinin açılışına Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emre Güler, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevtap Ünal, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, Genel Sekreter Nurettin Memur, akademisyenler, sektör temsilcileri ile çok sayıda öğrenci katıldı. İKÇÜ, Öncü Üniversiteler Arasında Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Turizm Fakültesinin bu yıl 10’uncusunu düzenlediği kariyer buluşması, aslında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak bizim, sektörle bütünleşmeye ne kadar önem verdiğimizin en güzel örneğini oluşturuyor. Bütün fakültelerimizle bu anlayışa odaklanmış durumdayız. Bunun yanı sıra, iyi insan yetiştirmenin gayreti içerisinde olduğumuzu da net olarak ifade edebilirim. Sektörün ihtiyaçlarını takip eden ve bu ihtiyaçlara odaklı; nitelikli ama aynı zamanda da iyi insan yetiştirme vizyonuyla hareket ediyoruz. Zaman zaman, gittiğimiz yerlerde karşılaştığımız mezunlarımızın olumlu geri dönüşlerinin de bizleri çok mutlu ettiğini belirtmem gerekiyor” dedi. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin YÖK’ün belirlediği birçok projede öncü üniversiteler arasında yer aldığını hatırlatan Prof. Dr. Bulduklu, “YÖK ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında yükseköğretim ile turizm sektörünü bir araya getirmek amacıyla imzalanan iş birliği protokolü kapsamında 7 pilot üniversiteden biri olarak seçildik. İzmir’de kurulan ilk turizm fakültesi olan İKÇÜ Turizm Fakültesinin kalitesini ve kısa zamanda ürettiği değeri gösteren bu başarı, elbette ki bir ekip çalışmasının sonucu. Emekleri için hem geçmiş yöneticilerimize hem de Dekanımız Prof. Dr. Mehmet Emre Güler nezdinde tüm yöneticilere, akademik ve idari personelimize teşekkür ediyorum. Öğrencileri, kariyerlerinin ilk aşamasında sektör profesyoneliyle ortak bir noktada buluşturan bu tarz etkinlikler, onlara vizyon kazandırmakla kalmıyor, bizim sektörün ihtiyaçlarını anlamamıza da vesile oluyor. Organizasyonda emeği geçen herkese kalbi şükranlarımı sunuyorum. Etkinliğin hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Ülkemizin Turizm Elçilerini Yetiştiriyoruz Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emre Güler ise, “Turizm Fakültesi olarak, İKÇÜ’nün misyonu, vizyonu ve temel değerleri kapsamında, üniversite-sektör iş birliği doğrultusunda sektörle birlikte hareket etmeyi kendimize ilke edindik. Bu anlamda, öğrencilerimizi sektörün ihtiyaçlarına göre yetiştirmeyi ve onları sektör temsilcileriyle buluşturmayı son derece önemsiyoruz. Ülkemizin birer elçisi konumunda olan turizm endüstrisindeki personelin genç, nitelikli ve en önemlisi de ‘iyi insan’ olmasının hayati bir öneme sahip olduğunun farkında olarak; öğrencilerimizi bu bilinçle, donanımlı bir şekilde yetiştirmeye gayret ediyoruz. Bugün, öğrencilerimizle sektör temsilcileri buluşacaklar. Staj ve iş olanaklarını değerlendirecekler. 10’uncu Kariyer Günü Turizm Fakültesinin bir etkinliği olsa da, diğer fakültelerden gelen kıymetli öğrencilerimiz de burada, işletmelerin temsilcileriyle görüşme imkanı elde edecekler. Firmaların değerli temsilcilerine bizimle bir arada oldukları için çok teşekkür ediyorum. Bize tüm bu olanakları sağladıkları için başta Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse olmak üzere üniversite üst yönetimine de ayrıca teşekkür ediyorum. Toplantının hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Açılış konuşmalarının ardından Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu ile Genel Sekreter Nurettin Memur ve Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emre Güler 10. Kariyer Günü etkinliğinde yer alan firmaların stantlarını tek tek ziyaret etti. -
31.03.2026
Kütüphaneler ‘İyileştiren’ Gücüyle İKÇÜ’de
62’nci Kütüphane Haftası etkinlikleri kapsamında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Türk Kütüphaneciler Derneği (TKD) İzmir Şubesi iş birliğiyle düzenlenen “İyileştiren Kütüphaneler” programı yoğun katılımla yapıldı. Resmi açılışa, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Yasin Bulduklu, Bakırçay Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Reşat Duman, İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr.Sadık Doğruer, İZKA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Yavuz, Türk Kütüphaneciler Derneği İzmir Şube Başkanı Hatice Gümüş, Dekanlar, İzmir genelinde görev yapan kütüphane daire başkanlıkları yöneticileri, kütüphane müdürleri, alanda çalışan akademik ve idari personel, öğrenciler, araştırmacılar katıldı. Kütüphane Ruhu Dijitalleşmeye Teslim Edilmemeli Programın açılış töreninde konuşan Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Yasin Bulduklu, İKÇÜ olarak bu yılki organizasyona ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti paylaştı. Konuşmasında üniversitelerin toplumsal katkı ve bilgi üretme misyonuna değinen Prof. Dr. Bulduklu, kütüphanelerin sadece birer mekan değil, birer 'düşünce ve üretim merkezi' olduğunun altını çizdi. Dijitalleşmenin bilgiye erişimi hızlandırırken beraberinde ciddi bir yük getirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Bulduklu, bu sürecin kütüphane ruhunu zayıflatma riskine karşı uyarıda bulundu. Prof.Dr. Bulduklu, "Dijitalleşmenin getirdiği bilgi yoğunluğu, ne yazık ki kütüphanelerin o kendine has ruhunu ortadan kaldırmaya başladı. Ancak biz, bu tarz etkinliklerle o ruhun devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kütüphane, oraya girdiğiniz an sizi içine alan, çalışma hacminizi ve üretme motivasyonunuzu artıran bir atmosfere sahiptir. Bu ruhu korumak, akademik düşünme felsefesinin gerilememesi adına hayati bir önem taşımaktadır. Kütüphaneler, gençlerin şikâyet ettiğimiz pek çok alışkanlığının devre dışı kaldığı, 2 saatten 10 saate kadar süren bir zaman diliminde derinlemesine düşünmeye başladığı mekanlardır. Bu mekanlar, bilimsel ve akademik düşünme felsefesinin gelişmesi açısından son derece kritik bir öneme sahip. Kütüphane Haftası'nın sadece bir kutlama değil, bir farkındalık süreci olduğuna, bu tarz etkinliklerle kütüphane ruhunun canlı tutulması ve devam ettirilmesi gerektiğine inanıyorum. Dünle bağlantı kurma ve yarına yönelik proje sunma noktasında bu haftalar büyük bir bilinç oluşturuyor. Özellikle 'İyileştiren Kütüphaneler' başlığı isabetli bir seçim olmuş. Üniversitemiz, sadece eğitim veren bir kurum değil, aynı zamanda bilginin ve tecrübenin paylaşıldığı bir merkezdir. Bu yıl ev sahipliğini üstlendiğimiz bu organizasyon, vizyonumuzun bir yansımasıdır. Bu düşüncelerle 62’nci Kütüphane Haftası’nı kutluyor, bu ruhun gelecekte de güçlenerek devam etmesini diliyorum” ifadelerini kullandı. Rakamlarla İzmir’in Kütüphane Gücü İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Sadık Doğruer, törende yaptığı konuşmada İzmir’deki kütüphanecilik hizmetlerinin devasa boyutlarını rakamlarla paylaştı. İzmir genelinde 43 kütüphane ve 220 kütüphaneciyle hizmet verdiklerini belirten Doğruer, yaklaşık 310 bin aktif okuyucunun kütüphanelerden 1 milyon 100 bin kez yararlandığını açıkladı. Kütüphanelerin artık sadece sessiz okuma salonu olarak görülmediğini vurgulayan Dr. Sadık Doğruer, modern kütüphaneciliğin atölye çalışmalarıyla desteklendiğini belirtti. Doğruer, "Kütüphanelerimizde artık bütüncül bir yaklaşım hakim. Sadece kitap ödünç verilen yerler değil; biyopsikososyal yaklaşımla kurgulanmış, müzeleriyle iç içe, okuyucusuyla yaşayan, atölye çalışmalarıyla da desteklenen yerleşkeler inşa ediyoruz. İzmir Kültür Sanat Fabrikası içerisindeki 22 bin metrekarelik kütüphanemiz, bu yeni nesil anlayışın en somut örneğidir. Eylül ayında Menemen Ulucak mevkiinde 8 bin 200 metrekarelik halk kütüphanesini hizmete açıyoruz. Ulucak’ın ardından bir yıl içerisinde 5 bin metrekarelik kapalı alana sahip bir başka halk kütüphanesi daha İzmirlilerin hizmetine sunulacak” diye konuştu. Konuşmasının sonunda organizasyona ev sahipliği yapan İKÇÜ rektörlüğü ve akademisyenlerine, Türk Kütüphaneciler Derneği İzmir Şubesi’ne, İZKA Genel Sekreterliği’ne ve özveriyle çalışan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü personeline teşekkür eden Dr. Doğruer, "Kütüphane Haftası’nın bir farkındalık oluşturarak okuma kültürünü daha da derinleştirmesini diliyorum" dedi. Dijital Çağın "Güvenli Ekranları" Kütüphaneler Türk Kütüphaneciler Derneği İzmir Şubesi Başkanı Hatice Gümüş ise yaptığı konuşmada, kütüphaneciliğin 77 yıllık köklü bir geçmişe sahip olduğunu hatırlatarak, bu yılın teması olan "İyileştiren Kütüphaneler" kavramına vurgu yaptı. Gümüş, kütüphanelerin artık sadece bilgi sunan yerler değil; bireyin ruhsal ve sosyal gelişimine katkı sağlayan, teknoloji ile insanın merkezine alındığı "yaşam merkezleri" haline geldiğini belirtti. Kütüphanelerin geçirdiği evrimi ve kütüphanecilerin değişen rollerine değinen Gümüş, günümüzde kütüphanecilerin sadece "kitap düzenleyen kişiler" değil, dijital çağın veri okuryazarlığı uzmanları olduğunu vurguladı. Kütüphanelerin mimari ve dijital tasarımıyla artık toplumun en "güvenli ekranları" haline geldiğini belirten Gümüş, Türkiye’deki halk kütüphanesi verilerine dikkat çekti. TÜİK verilerine göre kütüphane sayısı ve ödünç alınan materyal miktarındaki artışın, toplumun kütüphanelere olan güveninin ve ilgisinin bir kanıtı olduğunu ifade etti. Gümüş, " Dijitalleşme kütüphaneyi yok etmiyor; aksine onu elektronik veri tabanlarının ve dijital bilgi hizmetlerinin merkezi haline getiriyor. Bu da kütüphanecilerimizi birer dijital rehber ve bilgi yöneticisi yapıyor. Artık kütüphaneler sessiz okuma salonlarından ibaret olmayıp öğrenmenin, üretmenin, paylaşmanın ve iyileşmenin merkezleridir. Mimari ve dijital tasarımıyla kütüphanelerimiz artık 'en güvenli ekranlar' haline gelmiştir. Bu mekanlar, bireyin zihinsel yükünü hafifleten, toplumsal bağları güçlendiren kamusal alanlardır. İşte tam da bu noktada iyileştiren kütüphaneler teması ile büyük bir anlam kazanıyor. Kütüphaneler bilgiyle bireyi güçlendirirken kütüphaneciler de sürecin görünmeyen kahramanları olarak toplumu iyileştirmektedirler. Maalesef son yıllarda '3-5 raf koyalım, kütüphane açalım' anlayışının yayıldığını görüyoruz. Parklara, kafelere veya sosyal hizmet merkezlerine sıkıştırılan, teknik personeli olmayan yapılar sürdürülebilir değildir. Kütüphanecilerimizin meslek dışı görevlerde kullanılması, kalitesiz hizmetin önünü açmaktadır. Kütüphanecilik bir uzmanlık işidir ve bu anlayıştan vazgeçilmelidir. Bu vesileyle büyük bir özveri ile görev yapan tüm kütüphanecilerimize teşekkür ediyor. Onların çalışma koşullarının ve özlük haklarının daha da iyileştirilmesi gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Birlikte organizasyon düzenlemekten mutluluk duyduğumuz İl Kültür ve Turizm Müdürlüğümüze katılımlarıyla bizleri onurlandıran Rektör Yardımcılarımıza, değerli protokole, İKÇÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü hocalarımıza, Bilgi Bilim Topluluğunun değerli öğrencilerine değerli meslektaşlarıma dernek yönetimimize teşekkür etmek istiyorum. Bilginin ışığında kitapların eşliğinde yolunuzun aydınlanması dileğiyle 62. Kütüphane Haftası kutlu olsun” şeklinde konuştu. Kalkınma Sadece İktisat Değil, Bir Kültür Meselesidir 62’nci Kütüphane Haftası etkinlikleri töreni İZKA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Yavuz’un açılış konferansı ile devam etti. Dr. Mehmet Yavuz, ajansın 20. kuruluş yılında "Hafıza İzmir" markasıyla kentin 8500 yıllık birikimini dijital dünyaya nasıl taşıdıklarını anlattı. Konuşmasına kalkınma kavramının tarihsel dönüşümüne değinerek başlayan Dr. Yavuz, modern kalkınmanın artık sadece kişi başına düşen gelirle değil; eğitim, sağlık ve kültürle ölçüldüğünü vurguladı. İZKA’yı "yarı akademik bir kurum" olarak tanımlayan Yavuz, "Hafıza İzmir" yolculuğunun 2019 yılında yabancı yatırımcılara hediye edilmek üzere hazırlanan bir kitapla başladığını belirterek geldiği noktayı verilerle paylaştı: “Kültür, kalkınma hikayesinin yatayda her alanı kesen en önemli unsurudur. Biz Hafıza İzmir’i, kent kimliğini merkeze alan bir kalkınma pratiği olarak konumlandırdık. Kültür Yayınları: 2026 yılı itibarıyla İzmir’in kültür insanlarını ve tarihini konu alan 20 prestij eser yayınlandı. İzmir Zaman Makinesi: Kentin 8500 yıllık tarihi, üç boyutlu modellemelerle dijital ortama taşındı. Web ve Apple Market'ten sonra yakında Android platformunda da yer alacak. Dijital Arşiv: Şerif Remzi Bey’e ait 30 bini aşkın evrakın dijitalleştirilmesiyle İzmir Kent Kimliği Arşivi araştırmacılara açılacak” İZKA ve İKÇÜ arasındaki güçlü iş birliğine dikkat çeken Dr. Yavuz, Mayıs ayında gerçekleştirilecek "Orta ve Yeni Çağlarda İzmir" sempozyumu ile yıl içinde yapılması planlanan "Öteki İzmir" fotoğraf sergisi ve 20. yıl özel "Hafıza İzmir Resim Sergisi" gibi etkinliklerin müjdesini verdi. Halk Kütüphanesi Atölye Çalışmaları “Satır Arası Renkler: Ahşap, Su ve Minyatür” Sergisinin açılışının gerçekleştirildiği resmi program, İKÇÜ Sosyal Hizmetler Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Melike Tekindal, Yazar Gönül Çatalcalı ile Emekli Kütüphaneci – Yazar Sevin Sezgin’in Bilgi ve Belge Yönetimi Bölüm Başkanı Prof.Dr. Mehmet Ali Akkaya moderatörlüğündeki “Farklı Bakış Açılarından İyileştiren Kütüphaneler” temalı panel konuşmalarıyla devam etti. Sanat ve Tasarım Fakültesi akademisyenleri Prof.Dr. Ömer Özden, Prof.Dr.Serkan Çelik ile Doç.Dr.Cem Çırak’ın Gürkan Öztürk’ün solistliğinde sundukları müzik dinletisi beğeniyle takip edilen programda, yıl boyunca kütüphaneleri en çok kullanan okuyuculara protokol tarafından ödülleri takdim edildi. Etkinlik programı folklor gösterisi ile tamamlandı. İKÇÜ’nün ev sahipliğinde başlayan hafta kapsamında; bibliyoterapiden dijital kültürel mirasa, açık erişimden teknoloji destekli deneyim alanlarına kadar birçok başlıkta atölye çalışmaları ve söyleşiler gerçekleştirilecek. -
24.03.2026İKÇÜ’de Geleneksel Bayramlaşma Töreni
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Ailesi, akademik ve idari personelin katılımıyla geleneksel bayramlaşma töreninde bir araya geldi. Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin ev sahipliğini yaptığı bayramlaşmada, Rektör Yardımcıları Prof.Dr. Muhsin Akbaş, Prof.Dr. Süleyman Akbulut, Prof.Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Nurettin Memur, fakültelerden gelen akademisyenler ile idari personel, bayramın birlik ve beraberlik ruhunu yeniden paylaştı. Tüm çalışma arkadaşlarının geçmiş bayramını tek tek kutlayan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, bir bayramı daha sağlık ve mutlulukla geçirmekten duyduğu memnuniyeti paylaştıklarını ifade ederek; İKÇÜ ailesi olarak Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhuna, ortak değerler etrafında kenetlenmeye vesile olan bu müstesna günlerde bir arada olmaktan her zaman mutluluk duyduklarını ifade etti. Ramazan ayının birleştirici ve kaynaştırıcı yönüne işaret eden Rektör Prof.Dr. Saffet Köse, “Ramazan’ın manevi iklimini geçirdiğimiz günlerin ertesinde gerçekleşen geleneksel buluşmamız akademik ve idari personeli, öğrencileri ve mezunlarıyla İKÇÜ’nün büyük ve güçlü bir aile olduğunu pekiştirmemize vesile olmaktadır. Birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin daim olduğu; nice güzel, huzurlu, mutlu ve bereketli Ramazanlarda yeniden buluşmayı temenni ediyoruz. İKÇÜ olarak milli ve manevi değerlerin gelecek nesillere aktarılmasını ulvi bir görev olarak adlediyor, kültürel değerlerimizi yaşatarak, eğitimin sadece teknik bilgiyi değil, aynı zamanda milli karakter ve değerler eğitimi ile bir bütün olduğunu vurgulamak için gelenekselimize her zaman vurgu yapıyoruz. Atalarımızdan bize miras kalan kadim değerlerimizi yaşatma, gelecek nesillere aktarma sorumluluğumuzun bilinciyle bu mübarek günlerin savaşların son bulmasına ve akan göz yaşının dinmesine de vesile olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu. Üniversite yönetimi, akademik ve idari personel bayram ertesinde gerçekleştirilen buluşmada, birlik ve beraberlik temennisini paylaştı. Program kapsamında katılımcılara geleneksel olarak kolonya ve şeker ikramında bulunuldu. -
13.03.2026İKÇÜ’de Coşkulu Tıp Bayramı Kutlaması
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Tıp Fakültesince düzenlenen program ile 14 Mart Tıp Bayramı coşkuyla kutlandı. Hekim Hacı Paşa Konferans Salonunda düzenlenen programa, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta, İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut, İzmir Bakırçay Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yekta Öncel, İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bülent Çalık, İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yaprak Üstün, İzmir Bakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Adnan Yamanoğlu, Çiğli İlçe Sağlık Müdürü Dr. Sinem Örsçü Kemerli, Bayraklı İlçe Sağlık Müdürü Dr. Neşe Zeren Nohutcu, Karşıyaka İlçe Sağlık Müdürü Dr. Şamil Buğa, İKÇÜ Genel Sekreteri Nuretdin Memur ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Kutlama programı, Sanat ve Tasarım Fakültesinden Prof.Dr. Ömer Özden, Prof. Dr. Serkan Çelik, Doç. Dr. Mücahit Yalçın Öztüfekci ile İKÇÜ Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Arş. Gör. Dr. Merve Çelik, Arş. Gör. Çisil Özyaman Yılmaz, Can Kaya, Ege Eryılmaz’ın icra ettiği konser ile başladı. Tören, beğeni ile takip edilen konserin ardından protokolün 14 Mart’a ilişkin kutlama konuşmalarıyla devam etti. Birlikte Çok Güçlüyüz İKÇÜ’nün ilk açılan fakültesi olan Tıp Fakültesinin yıllar içinde yakaladığı başarı ivmesine dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, insanlık tarihinin en yüksek ahlaki ideallerinden birini simgeleyen hekimlik mesleğine kazandırdıkları genç İKÇÜ’lü hekimleri övünç kaynağı olarak gördüklerini söyledi. Rektör Prof. Dr. Köse, “Bünyesinde hekimler, uzmanlar, değerli bilim insanları yetiştirmeye devam eden fakültemiz, afiliye hastanelerimizden aldığı güçle başarılarına devam etmektedir. Bizim öğrencilerimiz de empati yeteneği güçlü, başkalarının dertleri ile dertlenen ve hastalıklara çareler üreten, sürekli gelişme ve değişmeyi düstur edinmiş iyi bireylerdir. Her zaman en iyi olmanın ve daha iyisini aramanın gayreti içinde insana ve cana hizmeti ibadet görürler. Bilgi kadar vicdanın da gerekli olduğunun farkındadırlar. İnsan hayatına dokunmanın verdiği büyük manevi tatmini bilirler. Tolstoy'un dediği gibi ‘Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın’ Ben buradan tüm öğrencilerimize başarılı bir eğitim hayatı ve mesleki bir yaşam diliyorum. Emek veren tüm hocalarımıza ve İl Sağlık Müdürlüğümüz ile başhekimlerimize kalbî şükranlarımı sunuyorum. Bu başarı hepimizin ve birlikte çok güçlüyüz” dedi. Sağlık Uğrundaki Her Çaba İbadet Değerinde İnsan hayatına yapılan katkıların, sağlık uğrunda gösterilen her çabanın ibadet değerinde olduğunu kaydeden Prof. Dr. Köse, yüksek emek ve sürekli fedakârlık gerektiren mesleğin yüksek derecede canı sevmeye odaklı olduğuna işaret etti. Hazreti Muhammed'in(asm) sağlıkla ilgili hadislerinden örnekler veren Rektör Prof. Dr. Köse, “İnsanın gönlünü alan, onun duasına nail olanlar, ibadetlerin en güzelini icra etmiş oluyorlar. Hz. Peygamber’in “Allah, ölüm ve ihtiyarlık dışında her derdin şifasını vermiştir tedavinin peşinde olunuz” hadis-i şerifinde verilen hedef, sağlık uğrundaki çabanın ibadet değerinde olduğunu göstermektedir. Bu arada yine Hz. Adem'den itibaren başlayan ve Hz. Muhammed Aleyhisselam'la sona eren süreçteki ilahi mesajda şöyle bir ifade vardır. Bugün Tevrat'ta da geçer, Kur'an-ı Kerim'de de ‘Kim bir insanı yaşatırsa bütün insanlığı yaşatmış gibidir. Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir’ buyurulur. Hazreti Peygamber (asm) ‘Âdemoğlu Allah'ın şaheser yapıtıdır. Allah'ın diktiği bu yapıtı yıkan ise mel'ûndur’ buyurur. Yine Kur'an-ı Kerim'de insanlara şöyle bir talimat verilir: ‘İnsanın yaratılışını inceleyin. Orada bir mükemmel varlık vardır ve o Allah'a götüren bir yol vardır’ O sebepten İslam dininde, Hristiyan kiliselerinde olduğu gibi din ile bilim çatışması için diye bir şey yoktur. Bilim Allah'a götüren bir yol olduğu için bütün bilimler ve o uğurda çalışanlar Allah yolundadır. Dolayısıyla yapılan bütün işler ibadet değerinde bir özellik taşır. İşte böyle bir ortam ve anlayışta hem hizmeti sunan hem de hizmeti alan esasen memnun olmaktadır. Bizim de üniversite olarak bilimsel donanım yanında bu melekeleri kazandırmak her zaman en önemli amacımız oldu. Yalnızca bir mesleğin temsilcisi değil, aynı zamanda insanlığın vicdanı olan sağlık çalışanlarımız, yakın geçmişte yaşadığımız küresel salgın sürecinde, fedakârlıklarıyla insan hayatına olan bağlılığını tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir. Geçmişte olduğu gibi gerektiğinde cephede olmaktan gözünü sakınmayan bu kutsal mesleğin mensupları, salgın hastalıklarla mücadelede de en ön safta yer almışlar, önce toplumun sağlığı için çaba sarf etmişlerdir. Bu başarıda pay elbette siz tıp insanlarının ve ben burada her bir tıp mensubumuza teşekkür ediyor, hayatını kaybeden tüm sağlık çalışanlarına Allah’tan rahmet diliyorum. Hepinizin Tıp Bayramını kutluyor, saygı ve sevgiyle selamlıyorum” ifadelerini kullandı. Üreten ve Geliştiren Bir Sağlık Politikası Yürütüyoruz Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta da hekimliğin özveri ve merhamet gerektiren özelliklerine değindiği konuşmasında, merkezi yönetim olarak tüm sağlık çalışanlarının huzuru, mutluluğu ve daha rahat çalışabilmeleri adına yoğun çaba gösterdiklerini vurguladı. Geleceğin hekimlerine de seslenen Genel Müdür Dr. Usta, “İnşallah sizler de bizlerin bu aşamaya getirdiği konuları çok daha ilerilere taşıyacak ve inşallah tıp tarihinde sağlıkla alakalı konularda çok daha başarılı imzalar atar duruma geleceksiniz. Biliyorsunuz ki üreten ve geliştiren bir sağlık politikası yürütüyoruz, bu anlamda sizler de inşallah üreten geliştiren bir yapıya bürünecek ve artı katkılar da sunacaksınız. Sadece hasta bakmaktan öteye bunun daha pratikliğini, daha gelişmişliğini de hedefleyecek insanlar olmuş olacaksınız. Canımızdan daha çok sevdiğimiz annemiz, babamız, çocuklarımız, kardeşlerimize nasıl yaklaşıyorsak her bir hastamıza da aynı şekilde yaklaştığımızın ifadesi ve nişanesidir empati. Özveriyi, merhameti ön planda tutan bir mesleğe sahipsiniz ve eminim aileleriniz sizlerle bu günlerde daha çok gurur duyuyor. Yarın ki tıp bayramının bugün burada açılıyor olması da benim için rastlantı ve güzel oldu. İnşallah yarın Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte tüm camiamız bir araya gelerek bir Tıp Bayramı kutlama programı yapacağız. Sayın Rektörümüze bu ince düşüncesi için, davet ettiği için ve bize bir konuşma fırsatı verdiği için ayrıca teşekkür ediyorum. Bu vesileyle hem 14 Mart'ımızı hem gelecek Ramazan Bayramımızı şimdiden kutluyorum” şeklinde konuştu. Her Koşulda Milletimizin İmdadına Koşan Bir Mesleğin Mensuplarıyız Hayatını başkalarına adayan, insan yaşamını her şeyin üzerinde tutan hekimliğin uzun ve hiç bitmeyen zorlu bir süreci temsil ettiğini belirten İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, bu onurlu mesleğin mensubu olmaktan duyduğu gururu paylaştı. İl Müdürü Doç. Dr. Kul, “Hekimliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğuna her zaman inanmışımdır. Zorlu ve uzun bir eğitim sürecinde başlayan hekimlik fedakarlığı, sabrı ve büyük bir sorumluluk duygusunu içinde barındıran, insanüstü bir gayretle hizmet etmeyi gerektiren bir meslek. Bu nedenle tarih boyunca kutsal, saygın ve onurlu bir meslek olarak kabul görmüştür. Bizler 1919 yılında İstanbul işgal altındayken tıbbi yeli gençlerin yattığı o bağımsızlık meşalesinin ışığında her zaman ve her koşulda milletimizin imdadına koşan bir mesleğin mensuplarıyız. Dün olduğu gibi bugün de insanımızın sağlığı için en ön safta görev yapmaya devam ediyor, yarın da aynı inanç ve kararlılıkla görevlerimizi sürdüreceğiz. Sağlık çalışanlarımızın büyük bir fedakârlık ve özveriyle yürüttükleri bu kutsal görevin hem toplumun nezdinde hem de özlük hakları bakımından hak ettiği değeri görmesini temenni ediyor, hekimlerimizin ve sağlık sistemimizin ayrılmaz bir parçası olan tüm sağlık çalışanlarımızın bayramını en içten dileklerimle kutluyorum” dedi. Sağlık Sistemimizin En Güçlü Temeli ve Toplumumuzun En Büyük Güvenceleri Sağlık hizmetinin yalnızca bilgi, beceriye değil, aynı zamanda vicdan, sabıra dayanan yapısına dikkat çeken İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bülent Çalık da bu alanda çalışanların sağlıklı toplumların en büyük güvenceleri olduğunu söyledi. Başhekim Prof. Dr. Çalık, “Sağlık çalışanları insanların en zor anlarında, yanlarında olan, güven veren ve hayatın devamı için mücadele eden görünmez kahramanlardır. Her gün büyük bir özveri ile görev yapan hekimlerimiz, hemşirelerimiz ve tüm sağlık çalışanlarımız sağlık sistemimizin en güçlü temeli ve toplumumuzun en büyük güvencelerinden biridir. Bizler hastane olarak bilimsel gelişmeleri takip eden etik değerlere bağlı ve nitelikli sağlık hizmetini önceleyen anlayışımızla çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu başarıda en büyük büyük pay büyük bir özveriyle çalışan siz değerli sağlık çalışanlarısınız. Bu vesileyle başta hekimlerimiz olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızı her alanda emek veren tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramını kutluyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum” diye konuştu. Bir Gün Bu Kürsülerden Sizler Konuşacaksınız İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yaprak Üstün, insan hayatına adanmışlığın ifadesi olan 14 Mart’ın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını aktardı. Genç hekimlerin geleceğin yöneticileri olarak başarılı olacaklarına olan inancını paylaşan Başhekim Prof. Dr. Üstün, “14 Mart sadece Tıp Bayramı değil, bilginin, tıp eğitiminin, insan hayatına adanmışlığın adıdır. Sevgili öğrenciler, bir gün bu kürsülerden sizler konuşacaksınız. Hastaneleri sizler yöneteceksiniz, topluma şifa dağıtacaksınız. İşte o gün geldiğinde lütfen vicdanınızın rehberliğini, etik değerleri, bilginin gücünü unutmayın. 14 Mart Tıp Bayramını kutluyorum ve geleceğin hekimlerine çok güvendiğimizi, onlarla gurur duyduğumuzu ifade etmek istiyorum” dedi. Bir İnsanın “İyiyim” Diyebildiği O Ana Şahit Olabilmek İçin… Hipokrat’tan İbn-i Sina’ya, Hulusi Behçet’ten Gazi Yaşargil’e uzanan büyük mirası omuzlarında onurla taşıdıklarını ifade eden İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut, tıbbın yalnızca bir bilim dalı değil; içinde şefkati, sabrı ve empatiyi barındıran bir insanlık sanatı olduğuna vurgu yaptı. Fakülte olarak bilime bağlı, vicdanı güçlü, etik değerlere sahip ve insan hayatına saygıyı her şeyin üzerinde tutan hekimler yetiştirmeyi en büyük sorumluluk olarak gördüklerinin altını çizen Dekan Prof. Dr. Bulut, “İnsanlık tarihinin en eski, en kutsal ve en zorlu yolculuklarından birine adanmış hayatları, tıbbiyelileri selamlamak için bir araya geldik. Bizler; acıyı dindirmeyi, umudu yeşertmeyi ve yaşamı savunmayı seçmiş bir ordunun neferleriyiz. Uykusuz geçen geceler, polikliniklerdeki yoğun mesailer ve ameliyathanelerin o sessiz ama derin gerginliği; aslında tek bir gaye içindir: Bir insanın “iyiyim” diyebildiği o ana şahit olabilmek. Hekimlik, bir meslek olmanın çok ötesinde; bir yaşam biçimi, bir adanmışlık hikâyesidir. Öğrencilerimiz, bu fakültede yalnızca bir meslek öğrenmiyor, insan hayatını koruma sorumluluğunu taşıyan köklü bir geleneğin yeni temsilcileri olmaya hazırlanıyor. Unutmayın bugün amfilerde öğrendiğiniz her bilgi, yarın bir insanın hayatına dokunacak. Belki de bir gün bir ameliyathanede, bir acil serviste ya da bir poliklinikte vereceğiniz bir karar, bir insanın kaderini değiştirecek. Bu anlamlı gün vesilesiyle başta değerli öğretim üyelerimiz olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızın ve geleceğin hekimleri olan öğrencilerimizin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, insan hayatına dokunmanın sorumluluğunu ve onurunu hep birlikte taşımaya devam edeceğimize yürekten inanıyorum” şeklinde konuştu. Yalnızca Bilgiyi Değil, Mesleğin Sorumluluğunu da Öğreniyoruz Genç hekimler adına konuşan İKÇÜ Tıp Fakültesi Öğrenci Temsilcisi İnt. Dr. Emre Maslak, onurla mensubu oldukları hekimliğin arkasında yoğun bir emek ve özveri olduğuna değinerek; eğitim süreçlerinde sadece bilgiyi değil soğukkanlı olmayı, yorulurken sorumluluk duygusu ile devam etmeyi de öğrendiklerini söyledi. İnt. Dr. Maslak, “Komite öncesi bir sayfa daha diyerek ertelenen uykular, anlamaya çalıştıkça daha da anlamsız hale gelen mekanizmalar, bir sınavdan çıkıp acaba yeterli miydi diye defalarca düşünmek… Ama aslında o sınavlar sadece bilgimizi değil sabrımızı da ölçüyor. Her komite haftası bize disiplin, dayanıklılık ve vazgeçmemeyi öğretiyor. Sınav dönemlerinde kazandığımız bu direnç yarın bir acil serviste, bir ameliyat tanıda, bir yoğun bakımda en çok ihtiyacımız olan şey olacak. Çünkü hekimlik sadece doğru bilgiyi bilmek değildir. Baskı altında doğru kalabilmektir. Yorgunken bile dikkatli olabilmektir. Endişeliyken bile güven verebilmektir. Bir sınav sonucu sizi tanımlamaz, tanımlayan düştüğünüzde tekrar masaya oturmanızdır. Yorulduğunuzda devam etmenizdir. Zorlandığınızda vazgeçmemenizdir. Bu fakülte elbette zor ve yorucu. Saygıdeğer hocalarım, bizler sizlerden yalnızca bilgiyi değil, mesleğin vakarını ve sorumluluğunu öğreniyoruz, bizlere hep güvendiğiniz için teşekkür ederiz. Zor bir yol seçtik ama anlamlı bir yol seçtik. Biz yalnızca bir meslek için değil bir insan hayatına dokunabilmek için çalışıyoruz. 14 Mart sadece tıp bayramı değil aynı zamanda onurun ve cesaretin de simgesidir. Bizler bugün bu geleneğin devamıyız” diye konuştu. Programda, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse tarafından sağlık bilimleri alanına yaptıkları katkıları için Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta ile İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul’a plaket takdim edildi. Ayrıca, İKÇÜ Tıp Fakültesinin akreditasyon sürecindeki özverili çalışmalarından dolayı Dekan Prof. Dr. Tuğrul Bulut’a, kuruluştan bu yana fakültenin başarısında söz sahibi olan dekanlar Mehmet Ali Malas, Prof. Dr. Mehmet Tokaç, Prof. Dr. Gökhan Köylüoğlu, Prof. Dr. Barış Önder Pamuk ile Prof. Dr. Fatih Esad Topal’a törene katılan protokol tarafından teşekkür plaketi takdim edildi. Profesörlük ve doçentlik kadrolarına yükselen öğretim üyelerine fakülte tarafından tebrik belgesinin verildiği tören, “Hatıralar ve Kahramanlarıyla Geçmişten Günümüze Tıp Bayramları” bölümüyle devam etti. Prof. Dr. Ozan Turamanlar “Manşetlerle Tıp Bayramı”, Prof. Dr. Hüseyin Can “Tıbbiyeli Hikmet ve Cumhuriyete Damga Vuran Hekimler” Dr. Öğr. Üyesi Seçil Özçiftçi “14 Mart Tıp Bayramının Türk Tıp Tarihindeki Önemi” başlıklı sunumları ile günün anlam önemine katkıda bulundu. Hafta boyunca devam eden, yalnızca bilim değil sanatta ve sporda da gösterilen başarılı performansları simgeleyen turnuva ve yarışmalarda dereceye giren hekimler ise madalya ve kurumsal hediyeler ile ödüllendirildi. -
13.03.2026İKÇÜ Cambridge Linguaskill Sınav Merkezi Oldu
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Yabancı Diller Yüksekokulu, ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen Cambridge Linguaskill sınavının resmi test merkezlerinden biri oldu. Resmiyete kavuşan protokol ile ilgili Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’yi ziyaret eden Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, YDS Academy Cambridge Assessment Direktörü Metin Önder, Ege Bölge Müdürü İsmail Gök, Kurumsal İlişkiler Direktörü Mürsel Sabancı ve İstanbul Cambridge Bölge Satış Müdürü Haluk Ümit Ekici kurulan iş birliğinden duydukları memnuniyeti paylaştı. Cambridge Linguaskill sınavının uygulanmasına yönelik iş birliği detaylarının ele alındığı görüşmede değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. Köse, uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda yabancı dil yeterlilik ölçme ve değerlendirme süreçlerinin geliştirilmesi adına önemli bir adım olduğunu dile getirdi. Yabancı dil eğitimini güçlendirmekte ve eğitim-öğretim süreçlerini küresel standartlara taşımakta gösterdikleri çabaya değinen Prof. Dr. Köse, “Yükseköğretim kurumlarında uluslararasılaşma politikalarının bir parçası olarak İngilizce öğretiminin geliştirilmesi ve dışa dönük olarak kurumsal ilişkilerin hayata geçirilmesi önemli rol oynamaktadır. Üniversitelerin kurumsal iş bölümlerinin, ulusal hedeflerle de uyumlu olarak ele alınması gerekmektedir. Bu noktada İKÇÜ YDY’de yürütülen çalışmaların, paydaşlarla kurulan verimli ilişkilerin, kurulan bağların güzel ve verimli şekilde hayata geçirilmesi bizleri mutlu etmektedir. Tüm iç ve dış paydaşlarımızın kolaylıkla faydalanabileceği bu sınav sistemine olanak sağlayan, üniversitemizin uluslararasılaşma vizyonuna katkı sağlayan bu iş birliğinin hayırlı olması diliyorum” dedi. Uluslararasılaşma Vizyonuna Katkı İKÇÜ YDY olarak İngilizce seviyelerini resmi ve dünya çapında kabul gören bir belgeyle kanıtlamak isteyen herkese kapılarının açık olduğunu belirten İKÇÜ YDY Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, Cambridge Linguaskill sınav merkezinin üniversite için önemli bir kazanım olduğunu belirterek; “Cambridge Linguaskill gibi uluslararası geçerliliğe sahip bir sınavın üniversitemizde uygulanacak olması hem öğrencilerimiz hem de bölgemizde İngilizce yeterliliğini belgelemek isteyen adaylar için önemli bir fırsat sunacaktır. Bu iş birliğinin, üniversitemizin uluslararasılaşma vizyonuna ve yabancı dil eğitimine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu. YDS Academy Cambridge Assessment Direktörü Metin Önder de uluslararası sertifikaya sahip olmak isteyen herkesin İKÇÜ’de bu sınava başvurabileceğini aktararak İngilizce dil yeterliliklerini hızlı, güvenilir ve geçerli bir şekilde belgeleyebileceklerini kaydetti. Linguaskill Sınavı Nedir? Cambridge Linguaskill sınavı, yapay zekâ destekli, hızlı sonuç veren (48 saat) ve ÖSYM tarafından tanınan çevrim içi bir İngilizce dil yeterlilik sınavıdır. Sınav; okuma, dinleme, yazma ve konuşma olmak üzere dört temel dil becerisini ölçmektedir. Linguaskill sınavı Avrupa Ortak Dil Referans Çerçevesi (CEFR) ile uyumlu olarak bilgisayar tabanlı olarak dinleme, okuma, yazma ve konuşma becerilerini A1’den C1 seviyesine kadar dil yeterliliğini ölçmektedir. Cambridge Linguaskill sınavı, Türkiye’de ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen İngilizce yeterlilik sınavları arasında yer almaktadır. Bu sayede sınav sonuçları birçok üniversitede hazırlık sınıfı muafiyeti ve farklı akademik süreçlerde kullanılabilmektedir. Aynı zamanda uluslararası geçerliliğe sahip olan Linguaskill sertifikası, akademik ve profesyonel kariyer hedefleri doğrultusunda İngilizce yeterliliğini belgelemek isteyen adaylar için önemli fırsatlar sunmaktadır. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin Cambridge Linguaskill sınav merkezi olmasıyla birlikte hem üniversite öğrencileri hem de bölgedeki adaylar uluslararası standartlarda bir İngilizce yeterlilik sınavına erişim imkânı elde etmiş olacaktır. -
11.03.2026
Ön Mali Kontrol İşlemleri Bilgilendirme Toplantısı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı koordinatörlüğünde ‘Ön Mali Kontrol İşlemleri Bilgilendirme Toplantısı’ düzenlendi. Hekim Hacı Paşa Konferans Salonunda Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut başkanlığında, harcama birimleri gerçekleştirme görevlileri ve mali karar ile ilgili işlemlerde görevli yöneticilere ve personele yönelik düzenlenen toplantıda, ön mali kontrol yönergesi ve ön mali kontrol süreçleri hakkında detaylı bilgiler aktarıldı. En Önemli Yenilik Ön Mali Kontrol Listeleri Toplantının mali süreçlerin daha etkin ve verimli yürütülmesi amacıyla düzenlendiğini aktaran Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut, ön mali kontrol süreçlerinde yenilenen mevzuat kapsamında yeni düzenlemelerin ve bu düzenlemeler çerçevesinde hazırlanan ön mali kontrol listelerinin bilinirliğinin artmasının oldukça önemli olduğunu söyledi. Kaynakların etkili, ekonomik ve verimli kullanılması, harcama işlemlerinin mevzuata uygunluğunun sağlanması, Strateji Geliştirme Daire Başkanlığınca yürütülecek işlemlerde uygulama bütünlüğünün oluşturulabilmesinin sürecin ana unsurlarından olduğunu dile getiren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Akbulut, “Toplantımızın amacı, 05 Mart 2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ‘Kamu Ön Mali Kontrol Yönetmeliği’ ile ön mali kontrol mevzuatında meydana gelen önemli değişiklikler, güncel düzenlemeler, dikkat edilmesi gereken hususlar ile harcama süreçleri hakkında sizleri bilgilendirmektir. Ön mali kontrol süreçlerinde en önemli değişiklik yenilenen mevzuat kapsamında hayatımıza giren ön mali kontrol listeleridir. Söz konusu yeni düzenlemelerin ve bu düzenlemeler çerçevesinde hazırlanan ön mali kontrol listelerinin üniversitemizde harcama yetkilileri, gerçekleştirme görevlileri, maaş mutemetleri ve taşınır kayıt ve kontrol yetkilileri başta olmak üzere harcama veya ön mali kontrol süreçlerinde görev alan tüm personel ile birlikte iş birliği içerisinde amacına uygun, etkin olarak kullanılması ve kullanımda birlikteliğin sağlanmasını hedefliyoruz. Verimli bir toplantı olmasını diliyor katılımınız için teşekkür ediyorum” diye konuştu. Amaç Mevzuata Uyum ve Uygulama Birliğinin Sağlanması Ön mali kontrolüne tabi mali karar ve işlemler, ön mali kontrol listeleri hakkında bir sunum yapan Strateji Geliştirme Daire Başkanı Erkan Küçükkılınç, cari harcamaların yapılmasında birimlerin, gerekli tedbirleri almaları, harcamalarını bu yönde yapmaları gerektiğini söyledi. Başkan Küçükkılınç “ Harcama birimlerinin, ihale kanunlarına tabi olsun veya olmasın, harcamayı gerektirecek taahhüt evrakı ve sözleşme tasarılarından, tutarı mal ve hizmet alımları için (12.549.000), yapım işleri için (37.647.000) aşanlar ön malî kontrole tabidir. İdare belirlenen tutarlar içinde kalmak ve üst yöneticiden onay almak kaydıyla harcama birimleri bazında risk analizleri çerçevesinde farklı tutarlar belirlemeye yetkilidir. Bu tutarlara katma değer vergisi dahil değildir. Yeni düzenleme ile işlem dosyası onay öncesi (onay belgesi imzalanmadan önce) ve sözleşme öncesi (sözleşme imzalanmadan önce) olmak üzere (2) kez ön mali kontrole gönderilecektir. Sürecin tek bir harcama talimatı ile tamamlanması amacıyla ilk aşamada gönderim yalnızca EBYS üzerinden gerçekleştirilir. İşlem dosyasının ikinci gönderimi, sözleşme imzalanmadan önce hem HYS’den onaya eklenecek belgeler kapsamında hem de EBYS’den üst yazı ekinde ön mali kontrole gönderilir. Sürecin başlangıcından sözleşme imzalamasına gelene kadar tüm sürece ilişkin dokümanlar eklenir. Yönetmelikle gelen diğer yenilikler ise kamu ön mali kontrol yönetmeliği kapsamında, yönetmelikte yer alan parasal tutarların her yıl yeniden değerleme oranında güncellenmesidir. Yönergemizde yer alan tek istisnai durum harcama ön izin belgesine ilişkindir. Harcama ön izin belgesine ait parasal tutarlar, yeniden değerleme oranına tabi olmaksızın rektörlük makam oluru ile belirlenmektedir. Kamu Ön Malî Kontrol Yönetmeliğinin “Elektronik ortamda gerçekleştirilen iş ve işlemler” başlıklı 27’nci maddesine göre Yönetmelik kapsamında yer alan iş ve işlemler elektronik ortamda da gerçekleştirilebilecektir. Özetle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Kamu Ön Mali Kontrol Yönetmeliği ve ilgili kurumsal düzenlemeler çerçevesinde üniversitemizde ön mali kontrol kapsamında yürütülen iş ve işlemlerde mevzuata uyum ve uygulama birliği sağlamak adına hep birlikte çalışmaktayız” ifadelerini kullandı. Başkan Küçükkılınç sunumunda, ön mali kontrol listeleri, harcama birimlerinde ön mali süreç kontrolü, yönetmenlikle birlikte gelen yenilikler gibi başlıklarda katılımcıları bilgilendirdi.
Toplam 366







